Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1772 E. 2018/7440 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 150↗ takipsizlik kararı↗ açılmamış sayılma↗ yenileme↗ hak düşürücü süre↗ kötüniyet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı kurum tarafından açılan diğer davanın HMK 150. madde çerçevesinde, ilk yenilemeden sonra iki kez daha takipsiz bırakıldığından, açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın karar düzeltme talebi de reddedilmekle, kesinleştiği, kesinleşen karar nedeniyle, hükümsüzlük davasının hiç açılmamış gibi değerlendirmeye tabi olduğu, davalının tescilli markasının tescilinden iş bu davanın açıldığı 29/04/2015 tarihine kadar süre işlemeye devam ettiği, markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın tescil tarihinden başlayan 5 yıllık süre içinde açılması gerektiği, dava konusu markanın daha önce aynı sınıfta, aynı sözcükle başkasına tescilli olmasına rağmen, 23/12/2004 tarihinde davalı adına sicile tescillendiği, bu tarihten itibaren işleyen 5 yıllık sürenin dolduğu, daha önce açılan davada verilen 2012/97-112 tarihli karar ise, açılmamış sayılma sonuçlarını doğurduğundan, hak düşüm süresine etkili olmadığı gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğü davasının hak düşüm süresi dolmakla reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü süre de açılması gerekli ise de, kötüniyet halinde bu süre uygulanmaz. Somut olayda, 10.09.2015 tarihli oturumda davacı tarafça davalının tescilde kötüniyetli olduğunun ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece bu husus araştırılmaksızın davanın hak düşürücü süreden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1365 E. 2017/1963 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · ticari defter kayıtları · ticari defter · menfi tespit · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaAncak, bilirkişi raporunda, davacının iddialarının aksine taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının takip konusu yaptığı faturaların davacının «ticari defterlerine kayıtlı» olduğu, kayıtlarda ... ile davalı ... arasında ilişkilendirme yapılarak...hesabına «virman» açıklaması ile borç bakiyeden düşüm yapıldığı, ... hesabına hiçbir ödeme yapılmadığı tespit edilmiştir.
… acağı gözetilip, bilirkişi raporunda tespit edilen hususlar değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, icra takibine konu faturaların davacının «defterlerine» kayıtlı olmasına rağmen faturalar altındaki imzaların davalıya ait olmadığı ve bir kısmında da imzaların bulunmadığı gerekçesiyle «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca açılmış «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1772 E. , 2018/7440 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/11/2015 tarih ve 2015/57-2015/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sehven 43. sınıfta başkası adına kayıtlı markayı MarkKHK 7/1-b maddeye aykırı olarak, davalı şirkete de tescillemiş olduğunu, bu konuda açtıkları davanın 2012/97-112 sayılı kararla HMK. 150. madde uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilerek, kararın kesinleştiğini ileri sürerek yasaya aykırı 2004/42800 nolu 43. sınıfta kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen davaya cevap sunmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı kurum tarafından açılan diğer davanın HMK 150. madde çerçevesinde, ilk yenilemeden sonra iki kez daha takipsiz bırakıldığından, açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın karar düzeltme talebi de reddedilmekle, kesinleştiği, kesinleşen karar nedeniyle, hükümsüzlük davasının hiç açılmamış gibi değerlendirmeye tabi olduğu, davalının tescilli markasının tescilinden iş bu davanın açıldığı 29/04/2015 tarihine kadar süre işlemeye devam ettiği, markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın tescil tarihinden başlayan 5 yıllık süre içinde açılması gerektiği, dava konusu markanın daha önce aynı sınıfta, aynı sözcükle başkasına tescilli olmasına rağmen, 23/12/2004 tarihinde davalı adına sicile tescillendiği, bu tarihten itibaren işleyen 5 yıllık sürenin dolduğu, daha önce açılan davada verilen 2012/97-112 tarihli karar ise, açılmamış sayılma sonuçlarını doğurduğundan, hak düşüm süresine etkili olmadığı gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğü davasının hak düşüm süresi dolmakla reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü süre de açılması gerekli ise de, kötüniyet halinde bu süre uygulanmaz. Somut olayda, 10.09.2015 tarihli oturumda davacı tarafça davalının tescilde kötüniyetli olduğunun ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece bu husus araştırılmaksızın davanın hak düşürücü süreden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/465295100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz