İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2865 E. 2018/7373 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat külfeti↗ sahtecilik↗ ibra↗ eş rızası↗ tespit davası↗ ispat yükü↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davaya konu ödeme makbuzunu tağyir ederek özel belgede sahtecilik suçuna vücut verdikleri iddiasıyla yargılandıkları, yapılan yargılama sonucunda, suça konu makbuzu davacının rızası hilafına değiştirdiklerinin ispatlanamadığı gerekçesiyle beraat ettikleri, anılan hükmün Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleştiği, davacının dava konusu alacağı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında yapılan iş yeri devir sözleşmesiyle ödenmesi kararlaştırılan taksitlerin vadesinde ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının alacağını ispatlayamadığı ve davalıların davaya konu ödeme makbuzunu tağyir ettikleri iddiasıyla yargılandıkları ceza davasından beraat ettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ispat yükü başlıklı 190. maddesiyle, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Mahkemece, ispat külfetinin kimin üzerinde olduğu hususu yanlış değerlendirilerek, davanın reddine karar verilmişse de, davacı taraf iş yerinin devrine ilişkin düzenlenen 8.000 TL'lik makbuzun peşinat ödemesi ile ilgili olduğunu ve üzerinde yer alan ibranın bilgisi ve rızası dışında davalılarca yazıldığını iddia etmiş, ceza mahkemesindeki yargılamada da iş yerinin devrine ilişkin düzenlenen 8.000 TL'lik ödeme makbuzunun üzerinde yer alan ibraya ilişkin yazının daha sonradan davalı ... tarafından doldurulduğu kesin hükümle tespit edilmiştir. Davacının iddiası, ceza mahkemesi kararında yer alan kesinleşmiş tespitler ve davaya konu makbuz üzerinde yer alan ibraya ilişkin yazının daha sonradan davalılarca eklenmesinin her zaman mümkün olması hususları dikkate alındığında, söz konusu makbuz üzerindeki ibraya ilişkin yazının tarafların iradesine aykırı olarak doldurulmadığını ispat yükü davalılarda olup, mahkemece ispat külfeti hususunda yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2864 E. 2018/7083 K.
Ortak:sahtecilik · ibra · eş rızası · ispat yükü
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davaya konu ödeme makbuzunu tağyir ederek özel belgede «sahtecilik» suçuna vücut verdikleri iddiasıyla yargılandıkları, yapılan yargılama sonucunda, suça konu makbuzu davacının «rızası» hilafına değiştirdiklerinin ispatlanamadığı gerekçesiyle beraat ettikleri, anılan hükmün Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleştiği, davacının dava konusu alacağı i …
Mahkemece, «ispat külfetinin» kimin üzerinde olduğu hususu yanlış değerlendirilerek, davanın reddine karar verilmişse de, davacı taraf iş yerinin devrine ilişkin düzenlenen 8.000 TL'lik makbuzun peşinat ödemesi ile ilgili olduğunu ve üzerinde yer alan «ibranın» bilgisi ve «rızası» dışında davalılarca yazıldığını iddia etmiş, ceza mahkemesindeki yargılamada da iş yerinin devrine ilişkin düzenlenen 8.000 TL'lik ödeme makbuzunun üzerinde yer alan ibraya ilişkin yazının daha sonradan davalı ... tarafından doldurulduğu «kesin» hükümle tespit edilmiştir.
Davacının iddiası, ceza mahkemesi kararında yer alan kesinleşmiş tespitler ve davaya konu makbuz üzerinde yer alan «ibraya» ilişkin yazının daha sonradan davalılarca eklenmesinin her zaman mümkün olması hususları dikkate alındığında, söz konusu makbuz üzerindeki ibraya ilişkin yazının tarafların iradesine aykırı olarak doldurulmadığını «ispat yükü» davalılarda olup, mahkemece «ispat külfeti» hususunda yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, «ispat yükü» yanlış değerlendirilerek davanın reddine karar verilmişse de davacı taraf işyerinin devrine ilişkin düzenlenen 8.000 TL'lik makbuzun peşinat ödemesi ile ilgili olduğunu ve üzerinde yer alan «ibranın» bilgisi ve «rızası» dışında davalılarca yazıldığını iddia etmiş, ceza mahkemesinde de işyerinin devrine ilişkin düzenlenen 8.000 TL'lik ödeme makbuzunun üzerinde yer alan ibraya ilişk …
Mahkemece yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; para makbuzunu «ibraname» haline dönüştürdükleri iddiası ile özel belgede «sahtecilik» suçundan davalılar hakkında ... .
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun «ispat yükü» başlıklı 190. maddesi "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." düzenlemesini içermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali · ibraname · ilamsız icra takibi · yazılı delil · kötü niyet tazminatı · kötü niyet
Benzer bu kararda… yapıştırılarak icraya konulması nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş sayılması gerektiği, davalı tarafın dosyaya sunduğu 20/10/2008 tarihli para makbuzunun geçerli bir «ibraname» niteliğinde olduğu, davacının devir sözleşmesinden dolayı bakiye alacağının bulunmadığı, davalının sunmuş olduğu para makbuzunun belge niteliğinde olduğu, ibranamede davacının 20/10/2008 tarihli işyeri devir «sözleşmesinin iptal» edildiğini, bu sözleşmeden dolayı hiç bir alacağı kalmadığını kabul ettiği, davacının para makbuzu ve ibranamenin aksini «yazılı delil» ve belge ile ispatlayamadığı, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle taraflar lehine icra tazminatına hükmedilmesinin yasal koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının ve davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; para makbuzunu «ibraname» haline dönüştürdükleri iddiası ile özel belgede «sahtecilik» suçundan davalılar hakkında ... .
Dava, taraflar arasında işyeri devri nedeniyle ödenmesi kararlaştırılan taksitlerin tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2865 E. , 2018/7373 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2015 tarih ve 2009/536-2015/1575 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacıya ait iş yerinin 30.000,00 TL bedel karşılığında davalılara devredilmesi hususunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığını, anlaşmayla, sözleşme bedelinin taksitler halinde ödenmesinin öngörüldüğünü ancak davalıların 30/11/2008 ve 21.12.2008 tarihlerine ait taksitlerini ödemediklerini, bunun üzerine davalılar aleyhine girişilen takibin davalıların itirazını üzerine durduğunu, itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve asıl alacağın %40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalıların, davacıya ait iş yerini, davacının belli bir süre iş yerine gelip gitmeye devam ederek kendilerine iş öğretmesi şartıyla devraldıklarını ancak iş yeri sahibinin davacıyla aralarındaki problemlerden dolayı, davacının iş yerine gelmesini istemediğini ve davalılara, davacının iş yerine gelmeye devam etmesi halinde kira sözleşmesini feshedeceğini söylediğini, bunun üzerine davalıların, iş yerini devralmaktan vazgeçerek bu hususu davacıya ilettiklerini, davacının da 8.000,00 TL bedel karşılığında sözleşmenin feshine rıza göstererek davalıları ibra ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların davaya konu ödeme makbuzunu tağyir ederek özel belgede sahtecilik suçuna vücut verdikleri iddiasıyla yargılandıkları, yapılan yargılama sonucunda, suça konu makbuzu davacının rızası hilafına değiştirdiklerinin ispatlanamadığı gerekçesiyle beraat ettikleri, anılan hükmün Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleştiği, davacının dava konusu alacağı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında yapılan iş yeri devir sözleşmesiyle ödenmesi kararlaştırılan taksitlerin vadesinde ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının alacağını ispatlayamadığı ve davalıların davaya konu ödeme makbuzunu tağyir ettikleri iddiasıyla yargılandıkları ceza davasından beraat ettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ispat yükü başlıklı 190. maddesiyle, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Mahkemece, ispat külfetinin kimin üzerinde olduğu hususu yanlış değerlendirilerek, davanın reddine karar verilmişse de, davacı taraf iş yerinin devrine ilişkin düzenlenen 8.000 TL'lik makbuzun peşinat ödemesi ile ilgili olduğunu ve üzerinde yer alan ibranın bilgisi ve rızası dışında davalılarca yazıldığını iddia etmiş, ceza mahkemesindeki yargılamada da iş yerinin devrine ilişkin düzenlenen 8.000 TL'lik ödeme makbuzunun üzerinde yer alan ibraya ilişkin yazının daha sonradan davalı ...
tarafından doldurulduğu kesin hükümle tespit edilmiştir. Davacının iddiası, ceza mahkemesi kararında yer alan kesinleşmiş tespitler ve davaya konu makbuz üzerinde yer alan ibraya ilişkin yazının daha sonradan davalılarca eklenmesinin her zaman mümkün olması hususları dikkate alındığında, söz konusu makbuz üzerindeki ibraya ilişkin yazının tarafların iradesine aykırı olarak doldurulmadığını ispat yükü davalılarda olup, mahkemece ispat külfeti hususunda yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/465049400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz