İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/14596 E. 2018/7088 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hile↗ hisse senedi↗ zamanaşımı def'i↗ dürüstlük kuralı↗ dolandırıcılık↗ def'i↗ anonim şirket↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davalı şirketlerde geçerli bir ortaklığının olduğu ve ... hükümlerine göre payını
şirketten talep edemeyecekleri, davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu, davalılar hakkında hile ve desise teşkil edecek dolandırıcılık eyleminden yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, şirket yetkililerinin kendilerini istedikleri zaman yatırdıkları parayı alabilecekleri yönünde beyanları ile kandırdıkları iddia edilmiş ise de davacıların ortak olduklarını bilmeleri gerektiği ve şirket yetkililerinin bu basit yalanlarının hile ve desise niteliğinde olmadığı, bu nedenle dolandırıcılık eyleminin de davacılar tarafından yasal delil ile ispatlanamadığı,davacı ...'nin hissedar olmak için verdiği 15.000 DM bedelin primli bedel ile hisse senedi nominal bedel arasındaki farkını alabileceği gerekçesiyle, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının sübut bulmaması nedeniyle reddine, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının kısmen kabulüne, 21.694,62 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacıların davalı şirket temsilcilerinin paralarını istedikleri an geri alabilecekleri ve yüksek oranda kar verileceği vaadi nedeniyle ödeme yaptıklarını, davalıların yasalara aykırı şekilde davacılardan para tahsil ettiklerini, geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığını ileri sürmüştür.
Davalılar vekili, davacı ...’nin davalı şirketlerin, diğer davacının ise davalı ...nin ortağı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davacıların davalı şirketlerde geçerli bir ortaklığının olduğu gerekçesiyle davacı ...'nin davasının reddine, davacı ...'nin davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere ... Grubu şirketlerinin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece, tüm davalıların hukuki durumunun bu esaslara göre değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi de doğru değildir. Zira, 6762 sayılı ...'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, ...'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından adı geçen davalının da davalı şirketlerin yönetim kurulu üyesi olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de ...'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Yine mahkemece “...davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin
de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu....” gerekçesine yer verilmiş ise de davalı taraf davada bir yandan davacıların davalı şirketlerin ortağı olduklarını bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırıp, güven telkin edilen ve ... dışında yatırdıkları paralarını alamayacaklarının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacılara karşı, paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmasının ve bu şekilde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır (Dairemizin emsal 15/05/2017 2016/8035 E. 2017/2870K. Sayılı ilamı). Bu itibarla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9030 E. 2018/2444 K.
Ortak:hile · hisse senedi · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · dolandırıcılık · def'i · anonim şirket · istirdat · zamanaşımı var · İstirdat
İncelediğiniz kararda… çerli bir ortaklığının olduğu ve ... hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyecekleri, davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu, davalılar hakkında «hile» ve desise teşkil edecek «dolandırıcılık» eyleminden yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, şirket yetkililerinin kendilerini istedikleri zaman yatırdıkları parayı alabilecekleri yönünde beyanları ile kandırdıkları iddia edilmiş ise de davacıların ortak olduklarını bilmeleri gerektiği ve şirket yetkililerinin bu basit yalanlarının hile ve desise niteliğinde olmadığı, bu nedenle dolandırıcılık eyleminin de davacılar tarafından yasal delil ile ispatlanamadığı,davacı ...'nin hissedar olmak için verdiği 15.000 DM bedelin primli bedel ile «hisse senedi» nominal bedel arasındaki farkını alabileceği gerekçesiyle, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının sübut bulmaması nedeniyle reddine, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının kısmen kabulüne, 21.694,62 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Yine mahkemece “...davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu....” gerekçesine yer verilmiş ise de davalı taraf davada bir yandan davacıların davalı şirketlerin ortağı olduklarını bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırıp, güven telkin edilen ve ... dışında yatırdıkları paralarını alamayacaklarının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacılara karşı, paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmasının ve bu şekilde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır (Dairemizin emsal 15/05/2017 2016/8035 E.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı, paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu savunmasının, bu şekilde «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı...” aykırıdır.
… r ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı düşünülse dahi bu kez eylem «haksız fiil» niteliğinde olup, davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 18/05/2000 tarihinde hissedar olduğu, davalılar vekilinin cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı» «ilk itirazında» bulunduğu, davalılar hakkında «hile» ve desise teşkil edecek «dolandırıcılık» eyleminden dolayı yürürülen bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, davalılara isnat edilen dolandırıcılık eyleminin davacı tarafından yasal delille isp …
İhtiyaç Maddeleri Pazarlama ve Ticaret A.Ş'ye hissedar olmak için verdiği bedelin primli bedel ile «hisse senedi» nominal bedel arasındaki farkı alabileceği, davacının davalı şirketten almış olduğu hisse senetleri karşılığında fazladan bir bedel ödediği, bunun iadesinin gerektiği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 47.837,54 TL'nin faizi ile birlikte davacıya verilmesi gerektiği, davacının dava dilekçesinde Euro üzerinden alacağının tahsilini talep ettiği, bu nedenle dava tarihindeki kur üzerinden Euro'ya çevrildiğinde 20.443 Euro alacağının olduğu anlaşıldığından ve «sebepsiz zenginleşmenin» paranın tahsil edildiği 02/06/2000 tarihinde gerçekleştiğinden sebepsiz zenginleşme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği, davacının davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · ilk itiraz · bedel iadesi · haksız fiil sorumluluğu · pay defteri · garantörlük · sebepsiz zenginleşme · husumet yokluğu
Benzer bu karardaİhtiyaç Maddeleri Pazarlama Ticaret A.Ş'ye ortak olduğu ve «ortaklık sıfatını» kazandığı, A.Ş'ye ortak olan davacının sermaye olarak vermiş olduğu «bedeli iade» alamayacağı, davacının ...
Yine mahkemece “...davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı, ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse dahi bu kez eylem «haksız fiil» niteliğinde olup; «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 18/05/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı» «ilk itirazında» bulunduğu....” gerekçesine yer verildikten sonra davacının davalı ... ...
İhtiyaç Maddeleri Pazarlama ve Ticaret A.Ş'ye hissedar olmak için verdiği bedelin primli bedel ile «hisse senedi» nominal bedel arasındaki farkı alabileceği, davacının davalı şirketten almış olduğu hisse senetleri karşılığında fazladan bir bedel ödediği, bunun iadesinin gerektiği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 47.837,54 TL'nin faizi ile birlikte davacıya verilmesi gerektiği, davacının dava dilekçesinde Euro üzerinden alacağının tahsilini talep ettiği, bu nedenle dava tarihindeki kur üzerinden Euro'ya çevrildiğinde 20.443 Euro alacağının olduğu anlaşıldığından ve «sebepsiz zenginleşmenin» paranın tahsil edildiği 02/06/2000 tarihinde gerçekleştiğinden sebepsiz zenginleşme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği, davacının davalı ...
… r ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı düşünülse dahi bu kez eylem «haksız fiil» niteliğinde olup, davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 18/05/2000 tarihinde hissedar olduğu, davalılar vekilinin cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı» «ilk itirazında» bulunduğu, davalılar hakkında «hile» ve desise teşkil edecek «dolandırıcılık» eyleminden dolayı yürürülen bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, davalılara isnat edilen dolandırıcılık eyleminin davacı tarafından yasal delille isp …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13808 E. 2018/7111 K.
Ortak:hisse senedi · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · dolandırıcılık · def'i · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var · İstirdat
İncelediğiniz kararda… çerli bir ortaklığının olduğu ve ... hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyecekleri, davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu, davalılar hakkında «hile» ve desise teşkil edecek «dolandırıcılık» eyleminden yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, şirket yetkililerinin kendilerini istedikleri zaman yatırdıkları parayı alabilecekleri yönünde beyanları ile kandırdıkları iddia edilmiş ise de davacıların ortak olduklarını bilmeleri gerektiği ve şirket yetkililerinin bu basit yalanlarının hile ve desise niteliğinde olmadığı, bu nedenle dolandırıcılık eyleminin de davacılar tarafından yasal delil ile ispatlanamadığı,davacı ...'nin hissedar olmak için verdiği 15.000 DM bedelin primli bedel ile «hisse senedi» nominal bedel arasındaki farkını alabileceği gerekçesiyle, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının sübut bulmaması nedeniyle reddine, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının kısmen kabulüne, 21.694,62 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Yine mahkemece “...davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu....” gerekçesine yer verilmiş ise de davalı taraf davada bir yandan davacıların davalı şirketlerin ortağı olduklarını bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırıp, güven telkin edilen ve ... dışında yatırdıkları paralarını alamayacaklarının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacılara karşı, paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmasının ve bu şekilde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır (Dairemizin emsal 15/05/2017 2016/8035 E.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaYine mahkemece “...davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylem «haksız fiil» niteliğinde olup, davalılar vekilinin cevap dilekçesinde «zamanaşımı» «ilk itirazında» bulunduğu....” gerekçesine yer verilmiş ise de davalı taraf davada bir yandan davacının davalı Şirket'in ortağı olduğunu bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırılıp, güven telkin edilen ve ... dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı, paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmasının, bu şekilde «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır (Dairemizin emsal 15.05.2017 2016/8035 E.
Holding A.Ş'de 218 pay verildiği ancak devir senedinde 234 paya karşılık 90.090 DM alındığı dolayısıyla 79 pay karşılığına denk gelen «hisse senedinin» davacıya verilmediği, bu hisselerin davacı tarafından devredildiğine dair bir delilinde bulunmadığı, bu nedenle davacıdan 79x385 DM =30.415 DM fazla para alındığı ve 30.415 DM'ye denk gelen 5.921,07 TL'nin ödeme tarihi olan 26/01/1999 tarihi itibariyle işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davacıya iadesi gerektiği, davacı dava dilekçesinde döviz cinsinden talepte bulunmuş ise de «ıslah» dilekçesiyle TL talep ettiğinden davacının TL karşılığı alacağına hükmetmek gerektiği, davacının davlı şirkette geçerli ortaklığı bulunduğundan ... hükümleri uyarınca payını şirketten talep edemeyeceği, davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylem «haksız fiil» niteliğinde olup, davalılar vekilinin cevap dilekçesinde «zamanaşımı» «ilk itirazında» bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan «haksız fiil sorumluluğundan» dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, davalı ... yönünden «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ...'a yönelik davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı ...Ş.'ye yönelik açılan davanın kısmen kabulü ile 5.921,07 TL'nin 26/01/1999 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikt …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · ilk itiraz · ortaklık sözleşmesi · haksız fiil sorumluluğu · şahsi sorumluluk · ticari faiz · pay defteri · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaHolding A.Ş'de 218 pay verildiği ancak devir senedinde 234 paya karşılık 90.090 DM alındığı dolayısıyla 79 pay karşılığına denk gelen «hisse senedinin» davacıya verilmediği, bu hisselerin davacı tarafından devredildiğine dair bir delilinde bulunmadığı, bu nedenle davacıdan 79x385 DM =30.415 DM fazla para alındığı ve 30.415 DM'ye denk gelen 5.921,07 TL'nin ödeme tarihi olan 26/01/1999 tarihi itibariyle işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davacıya iadesi gerektiği, davacı dava dilekçesinde döviz cinsinden talepte bulunmuş ise de «ıslah» dilekçesiyle TL talep ettiğinden davacının TL karşılığı alacağına hükmetmek gerektiği, davacının davlı şirkette geçerli ortaklığı bulunduğundan ... hükümleri uyarınca payını şirketten talep edemeyeceği, davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylem «haksız fiil» niteliğinde olup, davalılar vekilinin cevap dilekçesinde «zamanaşımı» «ilk itirazında» bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan «haksız fiil sorumluluğundan» dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, davalı ... yönünden «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ...'a yönelik davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı ...Ş.'ye yönelik açılan davanın kısmen kabulü ile 5.921,07 TL'nin 26/01/1999 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikt …
Holding A.Ş'de «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının davalı ...Ş'de 1.00 TL'den 155 hissesinin olduğu ve şirket «pay defterinin» 29318 sırasında «kaydının» bulunduğu, «hisse devir sözleşmesine» göre davacıya ...
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davacının davalı ...Ş.'de «ortaklık sıfatını» kazandığı gerekçesiyle davalı ...Ş.'ye yönelik davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere ...
Yine mahkemece “...davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylem «haksız fiil» niteliğinde olup, davalılar vekilinin cevap dilekçesinde «zamanaşımı» «ilk itirazında» bulunduğu....” gerekçesine yer verilmiş ise de davalı taraf davada bir yandan davacının davalı Şirket'in ortağı olduğunu bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırılıp, güven telkin edilen ve ... dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı, paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmasının, bu şekilde «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır (Dairemizin emsal 15.05.2017 2016/8035 E.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5505 E. 2017/7561 K.
Ortak:hile · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · dolandırıcılık · def'i · anonim şirket · istirdat · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı var · İstirdat
İncelediğiniz kararda… çerli bir ortaklığının olduğu ve ... hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyecekleri, davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu, davalılar hakkında «hile» ve desise teşkil edecek «dolandırıcılık» eyleminden yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, şirket yetkililerinin kendilerini istedikleri zaman yatırdıkları parayı alabilecekleri yönünde beyanları ile kandırdıkları iddia edilmiş ise de davacıların ortak olduklarını bilmeleri gerektiği ve şirket yetkililerinin bu basit yalanlarının hile ve desise niteliğinde olmadığı, bu nedenle dolandırıcılık eyleminin de davacılar tarafından yasal delil ile ispatlanamadığı,davacı ...'nin hissedar olmak için verdiği 15.000 DM bedelin primli bedel ile «hisse senedi» nominal bedel arasındaki farkını alabileceği gerekçesiyle, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının sübut bulmaması nedeniyle reddine, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının kısmen kabulüne, 21.694,62 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Yine mahkemece “...davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu....” gerekçesine yer verilmiş ise de davalı taraf davada bir yandan davacıların davalı şirketlerin ortağı olduklarını bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırıp, güven telkin edilen ve ... dışında yatırdıkları paralarını alamayacaklarının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacılara karşı, paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmasının ve bu şekilde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır (Dairemizin emsal 15/05/2017 2016/8035 E.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaGroup A.G'ye ilişkin olduğu ve buradaki eylemin de «hile» ve desise teşkil etmediği, «ortaklık ilişkisinden» kaynaklandığı, iddia edildiği gibi bir kısım dosyalardan tanıkların ve mağdurların şirket yetkililerinin kendilerini istedikleri zaman yatırdıkları parayı alabilecekleri yönünde beyanları ile kandırdıklarını iddia etmiş iseler de davacının A.Ş'ye ortak olduklarını bilmeleri gerektiği, şirket yetkililerinin bu basit yalanlarının hile ve desise niteliğinde olmadığı, bu nedenle «dolandırıcılık» eyleminin de davacı tarafından yasal delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ayrıca, mahkemece, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir «haksız fiil sorumluluğundan» dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, davalıların eylemi haksız fiil olarak değerlendirilse dahi davacının davalı şirkete ortak edildiği tarihin haksız fiil tarihi olacağı ve davalıların «zamanaşımı def»’inde bulunduğu ve zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle de davanın reddine karar verilmiştir.
Bu noktada üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · dürüstlük kuralına aykırılık · güveni kötüye kullanma · ilk itiraz · sözleşmenin iptali · haksız fiil sorumluluğu · pay sahipliği
Benzer bu kararda… ını şirketten talep edemeyeceği, bir an için davacının davalı şirketten usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 1998 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı» «ilk itirazında» bulunduğu, davalılar hakkında «hile» ve desise teşkile edecek «dolandırıcılık» eyleminden yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, davalılar hakkında açılan diğer davaların ise SPK'ya muhalefet, «güveni kötüye kullanmak» ve TTK'ya muhalefet olduğu, bunların da şirket işleyişinden kaynaklanan mevzuata aykırılıklar teşkil ettiği, güveni kötüye kullanma suçunun ...
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Bkz.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Bu nedenle «sözleşmeyi iptal» etme hakkına sahiptir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8123 E. 2018/1667 K.
Ortak:hile · zamanaşımı def'i · dolandırıcılık · def'i · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… çerli bir ortaklığının olduğu ve ... hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyecekleri, davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu, davalılar hakkında «hile» ve desise teşkil edecek «dolandırıcılık» eyleminden yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, şirket yetkililerinin kendilerini istedikleri zaman yatırdıkları parayı alabilecekleri yönünde beyanları ile kandırdıkları iddia edilmiş ise de davacıların ortak olduklarını bilmeleri gerektiği ve şirket yetkililerinin bu basit yalanlarının hile ve desise niteliğinde olmadığı, bu nedenle dolandırıcılık eyleminin de davacılar tarafından yasal delil ile ispatlanamadığı,davacı ...'nin hissedar olmak için verdiği 15.000 DM bedelin primli bedel ile «hisse senedi» nominal bedel arasındaki farkını alabileceği gerekçesiyle, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının sübut bulmaması nedeniyle reddine, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının kısmen kabulüne, 21.694,62 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Yine mahkemece “...davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde «zamanaşımı def»’inde bulunduğu....” gerekçesine yer verilmiş ise de davalı taraf davada bir yandan davacıların davalı şirketlerin ortağı olduklarını bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırıp, güven telkin edilen ve ... dışında yatırdıkları paralarını alamayacaklarının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacılara karşı, paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmasının ve bu şekilde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır (Dairemizin emsal 15/05/2017 2016/8035 E.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaGrubu şirketlere para akışı sağlandığı sabit olduğuna göre, artık bu aşamadan sonra davacıların zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, haksız fiil, «hile» ve aldatma olgusunun tespiti yapılırken SPK, TBMM, MASAK raporları, davalı şirketin yöneticileri hakkındaki ceza dosyaları, bu dosyalardaki tanık beyanları da nazara alınarak, her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi d …
… olduğu, ... hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an için davacının davalı şirketten usulünce hissedar yapılmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğunun düşünülebileceği ancak hisse devir ve kabul sözleşmesinin 1998 tarihinde yapıldığı, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar hakkında «hile» ve desise teşkile edecek «dolandırıcılık» eyleminden yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, davalılar hakkında açılan diğer davaların ise SPK'ya muhalefet, «güveni kötüye kullanmak» ve ...'ya muhalefet olduğu, güveni kötüye kullanma suçunun ... ...
A.G'ye ilişkin olduğu ve buradaki eylemin de «hile» ve desise teşkil etmediği, «ortaklık ilişkisinden» kaynaklandığı, iddia edildiği gibi bir kısım dosyalardan tanıkların ve mağdurların şirket yetkililerinin kendilerini istedikleri zaman yatırdıkları parayı alabilecekleri yönünde beyanları ile kandırdıklarını iddia etmiş iseler de davacıların A.Ş'ye ortak olduklarını bilmeleri gerektiği, şirket yetkililerinin bu basit yalanlarının hile ve desise niteliğinde olmadığı, bu nedenle «dolandırıcılık» eyleminin de davacı tarafından yasal delil ile ispatlanamadığı, yabancı şirket ile davalı şirketler arasında herhangi bir hukuki irtibat ve bağın ispat edilemediği …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar dağıtımı · güveni kötüye kullanma · istirdat davası · takas · tüzel kişilik · hak düşürücü süre · kâr dağıtımı · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaGrubu şirketlerinin hisselerini devralarak tahsil etmesinin ve Türkiye'de kurulu şirketlere iştirak etmesinin tek başına «tüzel kişilik» perdesinin bulunduğu ve davacının davalılar ile alacak ilişkisinin tespiti için yeterli olmadığı, «hileye» ilişkin iddiaların ise «hak düşürücü süre» nedeniyle dikkate alınamayacağı bildirilmiş, mahkemece de bu bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, söz konusu bilirkişi raporunda, bu açıklamalar dışında aynı zamanda, yabancı devlet kurumu raporlarında Avrupa ülkelerinde toplanan fonların doğrudan Türkiye'ye aktarıldığı, kayıt dışı sermayenin Türkiye'deki ... hisseleri ile değiştirildiği, ... ... ...'nin yatırım stratejisi bulunmadığı, şirket ortaklarının mali yatırımlar ile ilgili bilgi ve deneyimleri bulunmadığı, «kar dağıtımı» yapılmadığı, ... ... ... varlığının Türk ... grubuna kredi vererek bilinçli olarak azaltıldığı, kredi ve iştiraklerin muhasebe «defterine» usulüne uygun kaydedilmediği açıklanmış olup, Dairemizden geçen emsal dosyalardaki bilirkişi raporlarında bir başka yabancı şirket olan ... ... ... ile ikraz sözle …
Bu durumda, davalıların ... dışında kurulu şirket adına para toplayarak bu paraları Türkiye'deki ... grubu şirketlere aktardıkları iddia olunup dava, organize bir haksız fiilerinden kaynaklanan alacak(«istirdat) davası» olduğuna ve gerek yabancı devlet kurumları raporları gerekse Dairemizden emsal geçen dosyalardaki «bilirkişi incelemesiyle» yurtdışında kurulu ... ... ... ve ... ... ... adlı şirketler ile Türkiye'de muhkim ...
… olduğu, ... hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an için davacının davalı şirketten usulünce hissedar yapılmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olduğunun düşünülebileceği ancak hisse devir ve kabul sözleşmesinin 1998 tarihinde yapıldığı, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar hakkında «hile» ve desise teşkile edecek «dolandırıcılık» eyleminden yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, davalılar hakkında açılan diğer davaların ise SPK'ya muhalefet, «güveni kötüye kullanmak» ve ...'ya muhalefet olduğu, güveni kötüye kullanma suçunun ... ...
Grubu şirketlerin yüklendikleri borçları için herhangi bir geri ödemede bulunmadıkları, borçlarını hisse senetleri ile «takas» etmek suretiyle kapattıkları tespit edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/14596 E. , 2018/7088 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/03/2016 tarih ve 2014/1349-2016/320 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 13.11.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle para topladıklarını, bu kapsamda davacılardan da hisse senedi talep formu ile hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belgeler karşılığında para alındığını, ancak davacılar tarafından istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, ..., Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca davacıların şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, ...'nın 336.
maddesi uyarınca davalı ...'ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalı şirketlerle geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 65.000,00 DM karşılığı 93.374,16 TL alacağın avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ...’nin davalı şirketlerin, diğer davacının ise davalı ...nin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, ...'nın 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, hak düşürücü sürenin ve zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı ...’a husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davalı şirketlerde geçerli bir ortaklığının olduğu ve ... hükümlerine göre payını
şirketten talep edemeyecekleri, davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu, davalılar hakkında hile ve desise teşkil edecek dolandırıcılık eyleminden yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı, şirket yetkililerinin kendilerini istedikleri zaman yatırdıkları parayı alabilecekleri yönünde beyanları ile kandırdıkları iddia edilmiş ise de davacıların ortak olduklarını bilmeleri gerektiği ve şirket yetkililerinin bu basit yalanlarının hile ve desise niteliğinde olmadığı, bu nedenle dolandırıcılık eyleminin de davacılar tarafından yasal delil ile ispatlanamadığı,davacı ...'nin hissedar olmak için verdiği 15.000 DM bedelin primli bedel ile hisse senedi nominal bedel arasındaki farkını alabileceği gerekçesiyle, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının sübut bulmaması nedeniyle reddine, davacı ...'nin davalılara yönelik açmış olduğu davasının kısmen kabulüne, 21.694,62 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacıların davalı şirket temsilcilerinin paralarını istedikleri an geri alabilecekleri ve yüksek oranda kar verileceği vaadi nedeniyle ödeme yaptıklarını, davalıların yasalara aykırı şekilde davacılardan para tahsil ettiklerini, geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığını ileri sürmüştür.
Davalılar vekili, davacı ...’nin davalı şirketlerin, diğer davacının ise davalı ...nin ortağı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davacıların davalı şirketlerde geçerli bir ortaklığının olduğu gerekçesiyle davacı ...'nin davasının reddine, davacı ...'nin davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere ... Grubu şirketlerinin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, tüm davalıların hukuki durumunun bu esaslara göre değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi de doğru değildir. Zira, 6762 sayılı ...'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, ...'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından adı geçen davalının da davalı şirketlerin yönetim kurulu üyesi olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de ...'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Yine mahkemece “...davacıların ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu, 2000 tarihinde hissedar olunduğu, haksız fiil tarihinin
de bu tarih olacağı, davalılar vekilinin süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu....” gerekçesine yer verilmiş ise de davalı taraf davada bir yandan davacıların davalı şirketlerin ortağı olduklarını bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırıp, güven telkin edilen ve ... dışında yatırdıkları paralarını alamayacaklarının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacılara karşı, paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmasının ve bu şekilde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır (Dairemizin emsal 15/05/2017 2016/8035 E. 2017/2870K. Sayılı ilamı). Bu itibarla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.111,96 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müştereken ve müteselsilenden alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 15/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/464616300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz