6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tahsilat makbuzu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/9406 E. 2013/9092 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsilat makbuzu ticari defter incelemesi müteselsil sorumluluk sebepsiz zenginleşme ticari defter taşıyan vekalet ücreti avans faizi temsil teslim e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 438 · SPK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın, davalı şirketin unvanını taşıyan antetli tahsilat makbuzu asıllarını sunduğu, parayı teslim alanın şirket yetkilisi olup hakkında SPK tarafından suç duyurusunda bulunulduğu, bu belgeler ile davacıların, davalı şirkete toplamda 109.800 DM ödediklerini ispat ettikleri, bu aşamadan sonra davalı şirketin, davacının ortak olmak amacını güttüğünü iddia ettiğine göre davacının ortak olduğunu ve hisse verildiğini ispat etmek zorunda olduğu, davalı şirketin bu yönde bir belge sunamadığı, kaldı ki ticari defterlerinin incelenmesinde de davacının hissedar olarak adına rastlanmadığı, bunun sonucu davalı şirketin sebepsiz olarak zenginleştiği ve davacı taraftan aldığı parayı iade etmek zorunda olduğu, davacıların verdiklerin paranın şirket kayıtlarına aktarılmamasında davalı ...’in de davalı şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 108.226,40 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Ancak, dava kısmen kabul, kısmen red ile sonuçlandığı halde mahkemece davanın, reddedilen bölümüne yönelik olarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Rücuen Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2358 E. 2019/1657 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/473 E. 2018/7681 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10393 E. 2012/15551 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/9406 E.  ,  2013/9092 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.02.2012 tarih ve 2008/502-2012/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacılar vekili, davalıların, yatırılan paraların istendiği an geri alınabileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceğini garanti edilerek mevzuata aykırı para topladıklarını, bu durumun Bankacılık Kanununa aykırı olduğunu, SPK mevzuatı ile yanlış ve yanıltıcı bilgiler verilerek TTK hükümlerinin ihlal edildiğini, SPK ve diğer kanunlara aykırı olarak hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, kanuna uygun bir ortaklığın kurulmadığını, davacılara herhangi bir hisse senedi de teslim edilmediğini, davalı ...’in davacının zarara uğramasında TTK’nın 336.

maddesi kapsamında davalı şirketle birlikte sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, geçerli bir hisse senedi devrinin yapılamayacağının, usulüne uygun bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ile davacıların şirkete vermiş oldukları 109.000 DM karşılığı 110.224.98 TL’nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... ve davalı şirket vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın, davalı şirketin unvanını taşıyan antetli tahsilat makbuzu asıllarını sunduğu, parayı teslim alanın şirket yetkilisi olup hakkında SPK tarafından suç duyurusunda bulunulduğu, bu belgeler ile davacıların, davalı şirkete toplamda 109.800 DM ödediklerini ispat ettikleri, bu aşamadan sonra davalı şirketin, davacının ortak olmak amacını güttüğünü iddia ettiğine göre davacının ortak olduğunu ve hisse verildiğini ispat etmek zorunda olduğu, davalı şirketin bu yönde bir belge sunamadığı, kaldı ki ticari defterlerinin incelenmesinde de davacının hissedar olarak adına rastlanmadığı, bunun sonucu davalı şirketin sebepsiz olarak zenginleştiği ve davacı taraftan aldığı parayı iade etmek zorunda olduğu, davacıların verdiklerin paranın şirket kayıtlarına aktarılmamasında davalı ...’in de davalı şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 108.226,40 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Ancak, dava kısmen kabul, kısmen red ile sonuçlandığı halde mahkemece davanın, reddedilen bölümüne yönelik olarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümüne son paragraftan önce gelmek üzere, bir paragraf eklenerek, “Davalılar hakkındaki davanın kısmen reddedilmiş olması nedeniyle, reddedilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ayrı ayrı 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,” paragrafının eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462722300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.