Şirket fesih davasında taşınmaz satışının ihtiyati tedbirle durdurulması
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/562 E. 2024/673 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbire İtiraz mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Anonim şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi davasında, davanın yasal dayanağı olan tasfiye hükümlerinin uygulanabilmesi ve pay sahiplerinin haklarının korunması, şirket mal varlığının dava sürecinde üçüncü kişilere devrinin önlenmesini gerektirir; bu korunma sağlanmadığı takdirde dava sonunda tasfiyeye konu olacak mal varlığının kalmama riski, HMK 389 kapsamında ciddi bir zarar endişesi oluşturur ve ihtiyati tedbir koşullarını haklı kılar. Şirketin toplu halde taşınmaz satışına yönelik ekonomik gerekçeleri, tek başına tedbirin kaldırılmasını haklı kılmaz; münferit zaruret hali doğması durumunda denetim kayyımı nezaretinde durumun yeniden değerlendirilmesi mümkündür.
Ele alınan sorunlar
İhtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: İtiraz eden davalı vekili, gayrimenkul satış yetkisinin yönetim kurulunun devredilemez yetkisi olduğunu, mahkemenin şirketin yönetimsel yetkisini yasaya aykırı şekilde engellediğini, davacının genel kurul kararının iptali davası açıp oradan tedbir istemesi gerektiğini, verilen kararın görev ve konu dışına çıkılarak hakkaniyete aykırı şekilde verildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: HMK 389'a göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya ciddi bir zararın doğacağı endişesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir; HMK 390/3 uyarınca talep eden taraf, dayandığı sebebi ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Yaklaşık ispat, ispatın aranmayacağı anlamına gelmez; bu nedenle geçici hukuki korumalarda haksız olma ihtimali de dikkate alınarak teminat alınması öngörülmüştür. Davanın yasal dayanağı olan TTK 531 ve devamı maddelerindeki tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi, pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla şirketin envanterindeki mal varlıklarının dava sürecinde muhafazasını ve üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini zorunlu kılar; bu sağlanmadığı takdirde dava sonunda fesih ve tasfiyeye konu olacak mal varlığının kalmama olasılığı bulunmaktadır. Dolayısıyla mevcut durumun korunması gerekliliği HMK 389'a uygundur. Şirketin aktif ticari faaliyeti olmadığı, tadilatın masraflı olduğu gerekçesiyle satış kararı alınmasının davacının haklarının ihlaline sebep olacağı; toplu halde yapılmak istenen satışta ekonomik sebeplerin gerekçe olamayacağı, münferit olarak zaruret hali doğması durumunda denetim kayyımı nezaretinde mahkemece durumun yeniden değerlendirilebileceği gözetilerek ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğuna yönelik ara kararda isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Teminat miktarının yeterliliği → ret
İddia: İtiraz eden davalı vekili, teminat bedelinde ölçüsüzlük bulunduğunu, taşınmazların satılmamasından kaynaklı uğranılan/uğranılacak zararın bu teminattan daha yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davanın niteliği ile mevcut delil durumu dikkate alınarak, karşı tarafın zarara uğrama ihtimali gözetilerek yeterli miktarda teminat alındığı anlaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Anonim şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiye davasında, tasfiye hükümlerinin etkinliğinin korunması amacıyla şirket mal varlığının (taşınmazların) üçüncü kişilere devrinin ihtiyati tedbirle önlenebileceği ve toplu satışa yönelik salt ekonomik gerekçelerin bu tedbirin kaldırılmasını haklı kılmayacağı yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ anonim şirketin haklı sebeple feshi↗ tasfiye↗ teminat↗ ihtiyati tedbire itiraz↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/562
KARAR NO 2024/673
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 01/02/2024 (Ara Karar)
NUMARASI 2016/995 Esas
TALEP İhtiyati Tedbire İtiraz
İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/05/2024
İhtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili; müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirketin, ticari bir faaliyeti olmadığı,çoğunluk tarafından müvekkilinin ortaklık haklarının zayi edildiği belirtilerek şirketin feshi ve tasfiyesi, aksi halde ortaklık payının ödenerek ortaklıktan çıkarılması talep edildiğini, ancak dava devam ederken dahi şirket yöneticilerinin usulsüz işlemleri bir türlü durdurulamadığını, müvekkili Amerika’da iken 12.12.2023 tarihinde olağanüstü toplantı yaparak şirket malvarlığının neredeyse yarısından fazlasını oluşturan taşınmazların satışı için karar alındığını, müvekkiline çağrı gelmediğini şirket malvarlığını göstermelik bedellerle ve yine yok pahasına elden çıkarmalarının an meselesi olduğunu, iş bu satışlar yapıldığı takdirde geri dönüşü mümkün olmayacağını,davanın açıldığı tarihteki mevcut malvarlığının korunması gerektiğini zararların bir an önce önlenmesi için satış kararı alınan ve alınmayan taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir koyulmasını talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR ARA KARARI
Mahkemece; davalı şirketin aldığı kira gelirleri olduğunu, çok sayıda taşınmazı bulunduğu, davanın niteliği gereği kabul olasılığında şirketin tasfiyesine de gidilse mevzuat gereği güncel pay değeri karşılığında davacının şirketten çıkmasına izin verilse de; şirketin mevcut mal varlığının kararın infazına kadar korunması gerekeceğini, davacı vekilinininn 12/12/2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurulunda şirket mallarının satışı konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine dair kararı da sunmak sureti ile ihtiyati tedbir yolu ile şirket mallarının satılmasına engel olunması yönünden karar talep ettiği, daha önce yargılama esnasında davalı şirketin az kira getiren taşınmazların satışı için mahkemeden izin istediğini, ancak 05/06/2023 tarihli kararı ile mahkemenin böyle bir izin vermeye yetkisi olmadığı sebebi ile reddedildiği de nazara alınarak;
yargılamanın devam ettiği, taşınmaz değerlerinin de arttığı, az kira getiren taşınmazların değerlendirilmesi için yasal imkanlar mevcut olduğu, sırf bu amaçla taşınmaz satışının ve üstelik davacı ortak karşıyken yerinde olmayacağı nazara alınarak; öte yandan davalı şirketin Olağanüstü Genel Kurul toplantısında yönetim kuruluna şirket taşınmazlarının satışı yönünden yetki verildiğini, her ne kadar Olağanüstü Genel Kurul Kararının iptali için açılan bir dava yoksada, ancak eldeki davanın açıklanan niteliği gereği mahkemece şirketin ekonomik değerlerinin korunması yönünden tedbir verilebileceği gerekli olduğu nazara alınarak, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin teminat karşılığında kabulüne, 200.000-TL teminat karşılığında şirketin gayrimenkullerinin satışının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ
İtiraz eden davalı vekili, tedbir ara kararının, bir önceki ara kararın gerekçesine aykırılık oluşturduğunu,teminat bedelinde ölçüsüzlük bulunduğunu, bahse konu taşınmazların satılmamasından kaynaklı olarak şirket tarafından uğranılan/uğranılacak zarar bu teminattan daha yüksek olduğunu,taşınmazların kira gelirleri yönünden kira tespit davası/tahliye davaları açılabileceği belirtildiğini ancak öncelikle belirtilen dava şartlarının tümünde 5 yılı veya 10 yılı doldurma gibi zaman şartları bulunduğunu,taşınmazlardan kira geliri elde edilmediğini,çok eski taşınmazların içerisinde tadilat gerektiğini ve enflasyonist ortamda basit bir tadilatın dahi yıllık kira gelirine denk geldiğini,satış bedellerinin denetim altında olan şirket hesaplarına ekleneceğini, daha çok gelir getirecek yerlerde kullanılarak şirkete daha çok kar ettirebileceğini, davacı tarafından, şuana kadar yapılan tüm işlemlere olduğu gibi bu talep üzerine düşünmeksizin yalnızca muhalefet amacı ile itiraz edildiğini ve şirketi kilitlemek adına tedbir kararı talep ettiğini, bahse konu taşınmazlar satılarak bu para ile yalnızca döviz dahi alınsa daha çok kar elde edileceğini, mahkemece usulsüz karara karşı, hem görev ve konu dışına çıkılarak hem de ilk karar ile çelişki oturacak şekilde hakkaniyete aykırı bir tedbir kararı verildiğini ileri sürerek,tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ARA KARAR
Mahkemece, şirketin faaliyetlerinin kira geliri elde etmek şeklinde gerçekleştiği, itiraz edenin şirketçe sadece masraf çıkaran ve eskimiş yapıların satılmak istendiğini; davacının ise bu yolla şirketin içinin boşaltılacağını, taşınmazların satılması ve paranın harcanması halinde tasfiyeye girecek bir malın kalmayacağı, müvekkilinin de bundan dolayı zarar edeceğini bildirdiği; davanın niteliği ve yasal düzenlenme çerçevesinde davacının talebi haklı bulunursa şirketin tasfiyesine veya davacının çıkma akçesi karşılığında şirketten ayrılmasına karar verilebileceğini, her iki halde de taşınmazların satışı halinde tasfiye payı ya da çıkma akçesinin değişebileceğini, bunun davacı tarafından istenmediğini, şayet tedbire itiraz edenin bildirdiği gibi sadece masraf çıkaracak eski taşınmazların satılıp parasının tasfiyeye girme durumunda bu davacının da lehine olacakken davacının buna itiraz etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle davacının buna rağmen itirazının haklı olabileceği kanaatine varılmakla ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İtiraz eden davalı vekili; Gayrimenkul satış yetkisi şirketin yönetim kurulunun ve keza şirketin devredilemez yetkilerinden olduğunu,genel kurul kararı olmadan da satış yapılabilir iken "toplu satış" tartışması olmasın diye mahkemeye yaptıkları müracaat ve mahkemenin de önce genel kurul kararını işaret etmesi üzerine yaşanılan süreçte bu kez aynı mahkemenin satış işlemlerine tedbir koymasının müvekkili şirketin yönetimsel yetkisinin yasaya aykırı şekilde engellenmesi anlamına geldiğini,mahkemece,taşınmazların kira gelirleri yönünden kira tespit davası/tahliye davaları açılabileceği gerekçesi ile,200.000-TL teminat karşılığında tedbir kararı verildiğini, taşınmazlarınçok eski olmalarından kaynaklı olarak taşınmazların içerisinde tadilat gerektiğini ve tadilatın çok masraflı olduğunu, müvekkili şirket adına kayıtlı birçok taşınmaz bulunduğunu, müvekkili adına kayıtlı olan ve Dershane olarak kullanılan ya da bir otel olarak kullanılan taşınmazlardan elde edilen gelirler yanında oldukça cüzi kaldığını ancak bahse konu taşınmazların satılması halinde zaten satış bedelleri denetim altında olan şirket hesaplarına ekleneceğini, daha çok gelir getirecek yerlerde kullanılarak şirkete daha çok kar ettirebileceğini, davacı tarafından yalnızca muhalefet amacı ile itiraz edildiğini, taşınmazlar satılarak bedeli ile döviz dahi alınsa ya da yeni yatırımlar yapılsa daha çok kar elde edileceğini, davacı tarafça yine bahse konu karara karşı genel kurul kararının iptali davası açarak,tedbir talep etmesi gerektiği halde fesih davasıdan tedbir talep ettiğini, mahkemece usulsüz bu karara karşı, hem görev ve konu dışına çıkılarak hem de ilk karar ile çelişki oturacak şekilde hakkaniyete aykırı bir tedbir kararı verildiğini ileri sürerek, 18/12/2023 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep; anonim şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin davada davalıya ait taşınmazların devrinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararına itiraza ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanın 390/3 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak teminat alınması öngörülmüştür. Somut olayda; davacı tarafından davalı şirketin gayrı faal olduğu, ortaklıktan gelen haklarının kullandırılmadığı, şirket taşınmazlarından birinin dava sırasında 2017 yılında satıldığı satış bedelinin halen tahsil edilmediği, olağanüstü genel kurulda şirketin taşınmazlarının neredeyse yarısının satışına karar alındığı iler sürülerek, şirket taşınmazlarının satışının engellenmesi talep edilmiştir.
Fesih davası neticesinde mahkemece alternatif çözümlere de karar verilebilecektir. Davanın yasal dayanağını oluşturan TTK'nın 531 ve devam maddelerinde öngörülen tasfiye işlemlerinin, pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla yapılacak işlemlerin gerçekleştirilebilmesi, şirketin envanterinde kayıtlı mal varlıklarının dava sürecinde muhafazasını, davalı şirketin aktifini oluşturan, envanterine kayıtlı mal varlıklarının 3. şahıslara devrinin önlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu sağlanmadığı takdirde davanın sonunda fesih ve tasfiyeye konu olacak şirket mal varlığının kalmama olasılığı bulunmaktadır. Dolayısıyla mevcut durumun korunması gerekliliği, HMK'nın 389. maddesindeki düzenlemeye de uygundur.
Bu nedenle davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının koşullarının olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır. Mahkemece; davanın niteliği ile mevcut delil durumu dikkate alınarak, mahkemece karşı tarafın zarara uğrama ihtimali gözetilerek yeterli miktarda teminat alındığı anlaşılmakla davalı vekilinin teminatın yetersiz olduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; şirketin aktif ticari faaliyeti olmadığı, tadilat yapılmasının masraflı olduğu gerekçesiyle satış kararı alınması davacının haklarının ihlaline sebeb olacağından,yapılacak satışların engellenmesine yönelik ara kararda isabetsizlik görülmemiştir. Toplu halde yapılmak istenen satış talebinde ekonomik sebeblerin gerekçe olamayacağı, münferit olarak zaruret hali doğması durumunda denetim kayyımı nezaretinde mahkemece durumun yeniden değerlendirilebileceği gözetildiğinde ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 06/05/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/45764 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi