Ticari Şirket Feshi ve Tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/3967 E. 2013/5342 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tediye makbuzu↗ limited şirket müdürü↗ infazda tereddüt↗ zimmet↗ kayyım↗ aktif dava ehliyeti↗ temerrüt tarihi↗ şirket müdürü↗ şirket zararı↗ infaz↗ uyuşmazlık konusu↗ taraf ehliyeti↗ temerrüt faizi↗ haksız fiil↗ limited şirket↗ ek tasfiye↗ ıslah↗ temerrüt↗ temsil↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının tarafların ortak olduğu şirketin kasasından 19.08.2002 tarihinden başlamak üzere dört adet tediye makbuzuyla 104.950.55 TL para tahsil ettiği, hangi gerekçe ile tahsil edildiğinin belirlenemediği, anılan şirketin mallarının %50 brüt karla satılmasına rağmen ortağı bulunduğu şirkete %35,5 kârla sattığının belirlendiği, satışın kar oranının hangi gerekçeyle düştüğünün de açıklanamadığı, bu nedenle de şirketi zarara uğrattığı, davalının önceden temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle 220.163.55 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın taraflarının dava dışı limited şirketin yarı oranında pay sahibi ve müdür sıfatıyla kişiler olmalarına, işbu davanın somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 340.,336. ve 309. maddeleri uyarınca açılmış olan ve uğranılan dolayı zararın şirkete verilmesi istemine ilişkin bulunmasına, dava dışı limited şirketin tasfiye halinde olmasının ortağın böyle bir dava açmasına engel teşkil etmemesine, ortak sıfatıyla davasını açan davacının aktif dava ehliyetinin varlığının kabulünde isabetsizlik olmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Dava, tarafların ortak olduğu dava dışı limited şirket müdürü olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davanın taraflarının dava dışı limited şirketin yarı oranında pay sahibi oldukları, şirketin başka ortağının bulunmadığı, her ikisinin de şirketin tek başına temsil ve ilzama yetkili oldukları, müdürlük sıfatlarının süre itibariyle sona erdiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, müdürlük süreleri dolması sonrasında davalının şirketi fiilen idare ettiği, şirket mallarının bir kısmını ortağı bulunduğu şirket ile başka firmalara sattığı da dosya kapsamıyla sabittir. Davacı, davalının şirkete ait paraları zimmetine geçirdiğini, demirbaşları ile bir kısım emtiayı ortağı bulunduğu şirkete düşük kârla sattığını ve bir kısım malların da akıbetinin belli olmadığını ileri sürerek, şirkete verdiği zararın tazminini istemiş, ıslah dilekçesiyle de ikinci bilirkişi raporuyla tespit edilen zimmete geçirilen para ile akıbeti belli olmayan 2002 yılından 2003 yılına devir stok ve verilen iş avansları toplamı mal bedelinin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, yazılı şekilde zimmete geçirilen para ile davalının akıbeti belli olmayan malı satmış gibi kabul edilerek bu şekilde şirketin elde edebileceği muhtemel brüt kârın tahsiline karar verilmiştir. Davalı taraf malların davacının bilgisi dahilinde alındığını, tasfiye sürecinin başlaması sonrasında mevcutlarını iade ettiğini, sattığı ve iade edemediği malların bedelini kayıtlarda borç olarak gösterildiğini savunmuştur. Ancak, bu savunma davalı tarafından kanıtlanmamıştır. Ayrıca, dava dışı şirketin defter ve kayıtlarında anılan savunmayı doğrular bilgi ve belgeye de rastlanılmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tarafların ortak olduğu dava dışı limited şirketin mallarına ilişkin olarak davalının 2002 yılında kendisinin ortağı bulunduğu şirket ile beş ayrı şirkete yaptığı satışlar tespit edilmiş, 2002 yılında 2003 yılına devir eden bazı malların akıbetinin belli olmadığı, bunların değerinin toplamının 230.426 TL bulunduğu açıklanmıştır. Mahkemenin kabulünün aksine, akıbeti belli olmayan malların davalı tarafından satışının yapıldığı yönünde bir tespite yer verilmemiştir.
Bu durum karşısında, davacının ıslah dilekçesi çerçevesinde inceleme yapılarak, zimmete geçirilen para dışında davalının idaresindeki dava dışı şirkete ait olan ve akıbetleri belli olmayan malların bedelinin talep edildiği dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
- Davacı ıslah dilekçesiyle meydana gelen zararın dava dışı limited şirketin kayyıma teslim edildiği tarihten itibaren temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir, mahkemece yazılı şekilde dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir. Ancak, davalının eylemi haksız fiil niteliğinde olup, haksız fiil tarihinde temerrütün gerçekleşeceğinin kabulü gerekir. O halde, davalı eyleminin haksız fiil niteliğinde bulunduğu benimsenip, davacı vekilinin talebi de dikkate alınarak temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da yanlış olmuş, bu yönüyle de kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Ayrıca, yukarıda açıklandığı üzere, işbu davanın somut olaya uygulanması gereken ...'nın 556. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 340.,336. ve 309. maddeleri uyarınca açılan dolayı zararın tazmini ile dava dışı şirkete verilmesi istemine ilişkin olmasına ve esasen talebin de bu yönde bulunmasına rağmen infazda tereddüde neden olacak şekilde tahsiline karar verilen tazminatın kime verileceği yönünde açıklama yapılmadan hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/3967 E. , 2013/5342 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.12.201tarih ve 2004/362-2010/731 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.03.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların dava dışı limited şirkette %50 pay sahibi bulunduklarını, her iki ortağın da münferiden şirketi müdür sıfatıyla temsil ve ilzama yetkili olduklarını, bu yetkilerinin 07.12.2001 tarihinde sona erdiğini, yetkisi olmadığı halde davalının şirketin merkezini taşıdığını, şirketin mallarını sonradan kurduğu ve ortağı bulunduğu şirkete cüz'i bir karla aktardığını, diğer mallarını da başka firmalara piyasa değerlerinin çok altında sattığını, satım bedelleri ile KDV'lerini zimmetine geçirdiğini, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemli dava açıldığını, demirbaşlarının da davalı tarafından elden çıkarıldığını, içinin boşaltıldığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 335.376 TL'nin TL'nin 28.03.2003 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, kendisine kayyım atandığını, davacının dava açma hakkının bulunmadığını, talebin belirsiz olduğunu, davacının kötüniyetli davranışları sonucu şirketin tasfiye sürecine girdiğini, müvekkilinin davacının bilgisi dahilinde şirketin tasfiye sürecinde aldığı malları iade ettiğini, satması nedeniyle iade edemediği malların bedelini borç olarak kabul ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının tarafların ortak olduğu şirketin kasasından 19.08.2002 tarihinden başlamak üzere dört adet tediye makbuzuyla 104.950.55 TL para tahsil ettiği, hangi gerekçe ile tahsil edildiğinin belirlenemediği, anılan şirketin mallarının %50 brüt karla satılmasına rağmen ortağı bulunduğu şirkete %35,5 kârla sattığının belirlendiği, satışın kar oranının hangi gerekçeyle düştüğünün de açıklanamadığı, bu nedenle de şirketi zarara uğrattığı, davalının önceden temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle 220.163.55 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın taraflarının dava dışı limited şirketin yarı oranında pay sahibi ve müdür sıfatıyla kişiler olmalarına, işbu davanın somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 340.,336. ve 309. maddeleri uyarınca açılmış olan ve uğranılan dolayı zararın şirkete verilmesi istemine ilişkin bulunmasına, dava dışı limited şirketin tasfiye halinde olmasının ortağın böyle bir dava açmasına engel teşkil etmemesine, ortak sıfatıyla davasını açan davacının aktif dava ehliyetinin varlığının kabulünde isabetsizlik olmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Dava, tarafların ortak olduğu dava dışı limited şirket müdürü olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davanın taraflarının dava dışı limited şirketin yarı oranında pay sahibi oldukları, şirketin başka ortağının bulunmadığı, her ikisinin de şirketin tek başına temsil ve ilzama yetkili oldukları, müdürlük sıfatlarının süre itibariyle sona erdiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, müdürlük süreleri dolması sonrasında davalının şirketi fiilen idare ettiği, şirket mallarının bir kısmını ortağı bulunduğu şirket ile başka firmalara sattığı da dosya kapsamıyla sabittir. Davacı, davalının şirkete ait paraları zimmetine geçirdiğini, demirbaşları ile bir kısım emtiayı ortağı bulunduğu şirkete düşük kârla sattığını ve bir kısım malların da akıbetinin belli olmadığını ileri sürerek, şirkete verdiği zararın tazminini istemiş, ıslah dilekçesiyle de ikinci bilirkişi raporuyla tespit edilen zimmete geçirilen para ile akıbeti belli olmayan 2002 yılından 2003 yılına devir stok ve verilen iş avansları toplamı mal bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, yazılı şekilde zimmete geçirilen para ile davalının akıbeti belli olmayan malı satmış gibi kabul edilerek bu şekilde şirketin elde edebileceği muhtemel brüt kârın tahsiline karar verilmiştir. Davalı taraf malların davacının bilgisi dahilinde alındığını, tasfiye sürecinin başlaması sonrasında mevcutlarını iade ettiğini, sattığı ve iade edemediği malların bedelini kayıtlarda borç olarak gösterildiğini savunmuştur. Ancak, bu savunma davalı tarafından kanıtlanmamıştır. Ayrıca, dava dışı şirketin defter ve kayıtlarında anılan savunmayı doğrular bilgi ve belgeye de rastlanılmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tarafların ortak olduğu dava dışı limited şirketin mallarına ilişkin olarak davalının 2002 yılında kendisinin ortağı bulunduğu şirket ile beş ayrı şirkete yaptığı satışlar tespit edilmiş, 2002 yılında 2003 yılına devir eden bazı malların akıbetinin belli olmadığı, bunların değerinin toplamının 230.426 TL bulunduğu açıklanmıştır.
Mahkemenin kabulünün aksine, akıbeti belli olmayan malların davalı tarafından satışının yapıldığı yönünde bir tespite yer verilmemiştir.
Bu durum karşısında, davacının ıslah dilekçesi çerçevesinde inceleme yapılarak, zimmete geçirilen para dışında davalının idaresindeki dava dışı şirkete ait olan ve akıbetleri belli olmayan malların bedelinin talep edildiği dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
- Davacı ıslah dilekçesiyle meydana gelen zararın dava dışı limited şirketin kayyıma teslim edildiği tarihten itibaren temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir, mahkemece yazılı şekilde dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir. Ancak, davalının eylemi haksız fiil niteliğinde olup, haksız fiil tarihinde temerrütün gerçekleşeceğinin kabulü gerekir. O halde, davalı eyleminin haksız fiil niteliğinde bulunduğu benimsenip, davacı vekilinin talebi de dikkate alınarak temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da yanlış olmuş, bu yönüyle de kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Ayrıca, yukarıda açıklandığı üzere, işbu davanın somut olaya uygulanması gereken ...'nın 556. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 340.,336. ve 309. maddeleri uyarınca açılan dolayı zararın tazmini ile dava dışı şirkete verilmesi istemine ilişkin olmasına ve esasen talebin de bu yönde bulunmasına rağmen infazda tereddüde neden olacak şekilde tahsiline karar verilen tazminatın kime verileceği yönünde açıklama yapılmadan hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (...), (...) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/455689600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz