6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Banka-kuyumcu işbirliği kapsamında altın teslimi uyuşmazlığında görevli mahkeme

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/434 E. 2024/398 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Görev (dava şartı) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 18/19/46/57 (tüketici) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Bir tarafı tüketici sıfatını haiz gerçek kişi olan ve bankacılık işlemi niteliğindeki mevduat sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, dava TTK 4(1)f uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olsa da, davanın bir tarafının tüketici olması ve işlemin tüketici işlemi niteliği taşıması nedeniyle davaya bakmakla görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.

Ele alınan sorunlar

Davaya bakmakla görevli mahkemenin tespiti → ret

İddia: Davalı banka vekili, uyuşmazlığın banka ile kuyumcu firma arasındaki işbirliği sözleşmesinden ve davacı ile kuyumcu arasındaki ilişkiden kaynaklandığını, davacının tüketici sıfatıyla değil sözleşmeye dayalı hak iddiasıyla hareket ettiğini, bu nedenle Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Mahkemenin davaya bakmaya görevli olması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında incelenir. İlk derece mahkemesinin davanın mutlak veya nispi ticari dava olmadığı yolundaki gerekçesi yerinde değildir; TTK'nın 4(1)f maddesi uyarınca eldeki dava mutlak ticari dava niteliğindedir, zira mevduat sözleşmesi bir bankacılık işlemidir. Ancak davanın bir tarafı tüketici, mevduat sözleşmesi de tüketici işlemi olduğundan, davaya bakmaya tüketici mahkemeleri görevlidir. Sonuç olarak ilk derece mahkemesinin tüketici mahkemesinin görevli olduğu yönündeki hükmü doğru olmakla birlikte gerekçesi hatalıdır; doğru gerekçe mutlak ticari dava niteliği ile tüketici işlemi niteliğinin birlikte değerlendirilmesidir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Banka ile üçüncü kişi arasındaki işbirliği sözleşmesi çerçevesinde gerçekleştirilen ve bir tarafında tüketici bulunan mevduat işleminden kaynaklanan alacak davalarında, davanın TTK 4(1)f uyarınca mutlak ticari dava niteliği taşımasının, tüketici mahkemesinin görevini ortadan kaldırmayacağı yönünde bölgesel ikna edici bir gerekçe oluşturmaktadır.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Bir tarafı tüketici sıfatını haiz gerçek kişi olan ve mevduat sözleşmesi gibi bankacılık işlemi (tüketici işlemi) niteliğindeki uyuşmazlıklarda, dava TTK 4(1)f uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olsa bile davaya bakmaya görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.
Dava şartı
görev

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
görev (dava şartı) mutlak ticari dava tüketici işlemi tüketici sıfatı mevduat sözleşmesi gerekçenin düzeltilmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun — 6502 sayılı Kanun 3/1-k6502 sayılı Kanun 3/1-l6502 sayılı Kanun 73/1 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 4(1) f

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/434

KARAR NO 2024/398

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/12/2023

NUMARASI 2023/941 Esas 2023/1172 Karar

DAVA

Alacak

Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin kararın davalı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin yastık altı diye tabir edilen elinde bulundurduğu altınları değerlendirmek amacıyla zaten mevcut bir altın hesabının bulunduğu davalı bankanın müşteri hizmetlerini aradığını ve çağrı görevlisinin fiziki altınları anlaşmalı oldukları kuyumculara yönlendirdiklerini ve burada değerlendirme işlemi yapıldıktan sonra altın hesabına geçeceği bilgisi verildiğini, yönlendirme ile davalı kuyumcuya gittiğini ve sahibi olduğunu bildiren ... ile tanıştığını, 20 adet çeyrek altın, 1 adet yarım altın, 5 adet 22 ayar gram altın, 1 adet 24 ayar gram altın, 1 adet 1,25 gram küpe, 5 adet toplam 63,37 gram 22 ayar bilezik, 1 adet 3,62 gram ince bilezik ve toplam 68,77 gram gelen 14 ayar sair altınlarını (takı seti, alyanslar, çocuk küpesi vs..) teslim ettiğini, tüm altınların 139,50 gram has altına tekabül ettiğini, bu altınların 3 gün içerisinde müvekkilinin hesabına geçeceğini belirterek bu bilgileri kartvizitin arkasına yazdığını, ancak müvekkilinin hesabına 39,5 gram geçtiğini, tüm müracaat ve görüşmelere rağmen 100 gr altının iade edilmediğini ya da hesabına aktarılmadığını, davanın kabulüne 100 gram has altının davalılarca aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bedel ile ilgili bir belirleme yapmadan fiili ödeme tarihindeki bedelin davalılardan müteselsilen tahsiline, arabuluculuk son tutanak tarihi olan 17/05/2023 tarihi itibariyle dava konusu alacağın değeri hesap edilerek bu değere uygulanacak yasal faiz alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı banka vekili, müvekkili banka ile ... Kuyumculuk arasındaki 25/11/2013 tarihli İşbirliği Sözleşmesi ile müvekkil bankanın garantör sıfatıyla hareket etmediğini, sözleşmenin yalnızca müşteri ile şirket arasındaki mutabakat doğrultusunda, teslim alınan altının hangi koşullarda ve ne şekilde hesaba yatırılacağı ile ilgili şartları düzenlediğini, müvekkil banka ile davacı arasında altın teslimine ilişkin bir sözleşme olmadığını ve müvekkilinin altınların teslimini garanti ve taahhüt etmediğini, kaşesiz ve imzasız kartvizite dayanan taleplerin müvekkili bankaya yöneltilemeyeceğini, ...'ın ifadesinden borcu üstlendiğinin anlaşıldığını, müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacının yastık altı diye tabir edilen fiziki altınlarını banka hesabına geçirmek istediğini, bu nedenle bankanın bildirdiği kuyumcuya fiziki altınlarını verdiğini fakat altınların hesabına geçirilmediğini beyan etmekle, davacının tüketici sıfatına haiz olduğu ve davalılardan her ikisi ile arasında tüketici işleminden kaynaklı bir hukuki ilişkinin olduğundan, dava TTK’da düzenlenen mutlak ticari davalardan veya dosyanın her iki tarafının da tacir olduğu nispi ticari davalardan da olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine, Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı banka vekili; müvekkili banka ile davalı ... Kuyumculuk firması arasında imzalanan İşbirliği Sözleşmesi kapsamında talepte bulunulduğunu, uyuşmazlığın temelinin davalı kuyumcu ile davacı arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığını, davacının tüketici sıfatıyla değil, iki firma arasında akdedilen sözleşmeye dayalı hak iddiasında bulunduğunu, olayın meydana geliş şekli, davacının talepleri ve tarafların tamamı gözetildiğinde Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, kararın kaldırılarak Bakırköy Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava tarihinde yürürlükte bulunan "6502 sayılı kanunun 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi , aynı Kanun'un 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır." Bir uyuşmazlığın tüketici uyuşmazlığı niteliğinde olması için taraflardan birinin tüketici, taraflardan birinin profesyonel satıcı(sağlayıcı) ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir tüketici işleminden kaynaklanıyor olması gerekmektedir.

Somut olayda uyuşmazlığın yastık altı olarak tabir edilen fiziki altınlarını banka hesabına geçirmek isteyen davacının, davalı bankanın anlaşmalı olduğu davalı kuyumcuya teslim etmesine rağmen bir kısmının hesabına geçirilmediği iddiasıyla açılan alacak davası olduğu; davacının, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, kendisine ait birikimi nedeniyle davaya konu sözleşmeye taraf olan hukuken tüketici niteliğini haiz gerçek kişi olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin davaya bakmaya görevli olması dava şartı olup,yargılamanın her aşamasında incelenecektir. İlk derece mahkemesinin davanın mutlak veya nispi ticari dava olmadığı yolundaki gerekçesi yerinde değildir.TTK nın 4(1) f maddesi uyarınca eldeki dava mutlak ticari dava niteliğindedir.

Mevduat sözleşmesi bir bankacılık işlemidir.Davanın bir tarafı tüketici ,mevduat sözleşmesi de tüketici işlemi olduğundan davaya bakmaya tüketici mahkemeleri görevlidir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/03/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/45337 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.