Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13237 E. 2013/11677 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
makul süre↗ terkin↗ ilan↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dava konusu markayı kullandığını kanıtlayamadığı, tarafların aynı faaliyet alanında çalışması nedeniyle davalı şirkete ait tescilin ilan edildiği tarihten itibaren davacının haberdar olacağı, makul süre içinde ünvan terkini davası açmadığı için hak düşümünün söz konusu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Ancak, davacı, davalı adına tescilli 2006/19511 ve 2007/19499 sayılı markalarındaki "..." ibaresinin aynı zamanda, davacının 1995 yılında tescili olan ticaret ünvanının klavuz sözcüğünü oluşturan "..." ibaresiyle de iltibas ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, markaların hükümsüzlüğü talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesindeki talebin bu niteliği itibariyle uyuşmazlığın aynı zamanda 556 sayılı KHK'nun 8/5 maddesi yollamasıyla aynı KHK'nın 42. maddesi çerçevesinde de değerlendirilerek, davacı şirketi ana sözleşmesi de getirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme nedicesinde yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3422 E. 2019/4689 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda2- Ancak, davacı, davalı adına tescilli 2006/19511 ve 2007/19499 sayılı markalarındaki "..." ibaresinin aynı zamanda, davacının 1995 yılında tescili olan ticaret ünvanının klavuz sözcüğünü oluşturan "..." ibaresiyle de «iltibas» ve «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek, markaların hükümsüzlüğü talebinde bulunmuştur.
Benzer bu kararda… landığı ibareler ile davacı şirketin ''ÖZKİM'' ibaresinden sonra kullandığı ibarelerin birbirinden farklı olduğu, şirketlerin faaliyet konularının da farklı olduğu, «iltibası» engelleyici ibareler bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Bu durumda tarafların «ticaret unvanlarının» ayırt edici klavuz sözcügünün “ÖZKİM” olduğu ve «iltibasa» yol açtığı dikkate alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddi isabetli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · ticaret sicili tescili · ticari işletme · ticaret unvanı · ticaret sicili · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaDava, «ticaret unvanına tecavüzün» men'i, sicilden silinmesi istemine ilişkindir.
Tarafların «ticaret siciline tescilli» unvanlarının klavuz sözcükleri “ÖZKİM” ibaresidir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bu ibare dışında kalan diğer ibareler ise «ticari işletmenin» faaliyet alanını belirten unvanın unsurlarından oluşmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13237 E. , 2013/11677 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.02.2012 tarih ve 2010/165-2012/53 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ticaret ünvanını 1995 yılında tescil ettirdiğini, "..." ibaresini marka olarak kullandığını, bu markasını tescil ettirmek isterken davalının 2006/19511 ve 2007/19499 sayılı "..." markasını öğrendiğini, bu markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, markalarının hükümsüzlüğüne ve ticaret ünvanının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 2004 yılında kurulduğunu, davacının dava konusu markayı hiç kullanmadığını, davacının davasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dava konusu markayı kullandığını kanıtlayamadığı, tarafların aynı faaliyet alanında çalışması nedeniyle davalı şirkete ait tescilin ilan edildiği tarihten itibaren davacının haberdar olacağı, makul süre içinde ünvan terkini davası açmadığı için hak düşümünün söz konusu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Ancak, davacı, davalı adına tescilli 2006/19511 ve 2007/19499 sayılı markalarındaki "..." ibaresinin aynı zamanda, davacının 1995 yılında tescili olan ticaret ünvanının klavuz sözcüğünü oluşturan "..." ibaresiyle de iltibas ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, markaların hükümsüzlüğü talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesindeki talebin bu niteliği itibariyle uyuşmazlığın aynı zamanda 556 sayılı KHK'nun 8/5 maddesi yollamasıyla aynı KHK'nın 42. maddesi çerçevesinde de değerlendirilerek, davacı şirketi ana sözleşmesi de getirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme nedicesinde yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/453102000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz