Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/8854 E. 2013/11649 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
meslek kuruluşu↗ ziya↗ cezai şart↗ fesih↗ ihbar↗ kâr payı↗ ihtarname↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu filmin eser olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, 05.09.2005 tarihli sözleşmeyle davacı ile davalı ... firmasının filmi ortaklaşa tamamladığı, işletme belgesi için birlikte başvurduğu, ortak işletme belgesi alındığı, filmin ortak yapımcısı oldukları, birlikte bağlantılı hak sahibi bulundukları, filmin yayının üzerinde davacının, davalı ... firması ile birlikte söz sahibi oldukları, filmin televizyonda yayınlanması için davacının da izninin gerektiği, bu iznin alınmaması nedeniyle davacının FSEK'in 80/9. maddesi uyarınca eser sahipleri için öngörülen 3 kat bedel talep dahil olmak üzere tecavüzün ref'i, tecavüzün men'i ve tazminat talep edebileceği, davalı ... firmasının yapılan harcamaları zamanında bildirmek, reklam ve diğer harcamalar için onay almak ve ödemeleri zamanında yapmak yükümlülüklerini yerine getirmediği, çektiği 04.07.2006 tarihli ihtarnamede borcun ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğini değil, icra takibi yapılacağını bildirdiği, ihbarın fesih ihbarı niteliğinde olmadığı, davalı akit firmanın davacı onayını almadan filmin tek başına televizyon yayın hakkını diğer davalıya lisans yoluyla devrinin FSEK'in 80. maddesindeki bağlantılı haklarının ihlali anlamına geldiği, davalı ... firmasının da aynı Kanunun 54. maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu, filmin televizyonda ilk yayın oluşu, davalılar arasındaki sözleşme kapsamı ve dosya içeriğinden ilk yayın için alınması gerekli bedelin 300.000 USD olduğu sonucuna varıldığı, davacının %60 olan payına düşen kısmın üç katını talep edebileceği, farazi sözleşme ilişkisi kurulduğundan ve ilk yayına yönelik olduğundan yeniden yayınlama durumuna karşı yeniden yayınlamanın men'ine de karar verilmesi gerektiği, birleşen davada davacının talep edebileceği gelir payının belirlendiği, talebin üzerinde tespit yapıldığı, taleple bağlı kalınacağı, sözleşmenin ayakta olduğu, davacının da bazı edimlerini yerine getirmediği, cezai şart isteminin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada 540.00 USD'nin tahsili ile yeniden yayının men'ine, birleşen davada 100.000 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl davanın davalısı ... Tel. A.Ş vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, davalı ... Tel. A.Ş vekilinin yerinde görülmeyen ve (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl dava, 5846 sayılı Kanunun 80/2. maddesi uyarınca hak sahibi film yapımcısının aynı Kanunun 68. maddesine dayalı tazminat alacağının tahsili ile filmin tekrar izinsiz şekilde yayınlanmasının önlenmesine karar verilmesi, birleşen dava ise, ortak film yapımı ve elde edilecek gelirin paylaşımına dair sözleşmenin ihlalinden doğan cezai şart ile elde edilen gelirin pay oranında tahsili istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonucunda uyuşmazlığa konu 'Keloğlan Kara Prense Karşı' filminin yapımı ve bu filmden elde edilecek gelirin paylaşımı konusunda asıl davanın davalıları arasında yer alan ve birleşen davanın davalısı bulunan Energy Prod. Ltd. Şti. ile davacının 05.09.2005 tarihli sözleşme imzalandığı, bu sözleşme kapsamında filmin tamamlanarak % 60'ı davacı ve % 40'ı ise davalı Energy Prod. Ltd. Şti. olmak üzere eser işletme belgesi alındığı, anılan sözleşme ile bu filmin televizyon yayın haklarının 01.11.2006 tarihinden itibaren 4 yıl süre ile sayı ve yer sınırlaması olmaksızın davacıya bırakıldığı, televizyonda gösterim lisans bedeli olarak 300.000 USD + KDV olarak ücret takdir edildiği, davacının karşı tarafın % 40 olan payı karşılığı 120.000 USD'yi ödemeyi yükümlendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, sözleşme devam ederken eser yapımcısı sıfatıyla film üzerinde % 40 pay sahibi olan davalı ... Prod. Ltd. Şti'nin 26.10.2006 tarihli sözleşmeyle filmin televizyonda yayınlanması hakkını % 60 pay sahibi olan davacının iznini almadan 2 yıl içinde 5 gösterim olmak üzere 500.000 USD+KDV karşılığında asıl davanın diğer davalısı ... Tel. A.Ş'ye devir ettiği, bu davalının da 27.10.2006 tarihinde kendine ait televizyonda filmi yayınladığı ve işbu asıl davanın 31.10.2006 tarihinde açıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Mahkemece, filmin ilk yayın bedelinin 300.000 USD olarak kabulüyle davacı payına düşen bedel FSEK'in 68. maddesi de dikkate alınarak hüküm altına alınmış, ayrıca davacının hala izin verme ve yasaklama yetkisi bulunduğundan tekrar yayının men'ine de hükmedilmiştir. Ancak, filmin ilk yayın bedelinin nasıl tespit edildiği hususu denetlenebilir değildir. Oysa, mesleki kuruluş Sesam tarafından 23.07.2007 tarihli yazıda açıklandığı üzere televizyon kuruluşları ile yapılan emsal sözleşmelerde filmin tek gösterim olarak haklarının devir edilmediği, 2 yıl içinde 3-5 yayın hakkı şeklinde tek bir ücret olarak devrinin yapıldığı ve ortalama ücretin 300.000 USD olarak tespit edildiği açıklanmıştır. Esasen, davacı ile davalı ... Prod. Ltd. Şti. ile yapılan sözleşme ile asıl davanın davalıları arasında yapılan 26.10.2006 tarihli sözleşmede de televizyon yayın hakkının devri 2 yıl süreli ve birden ziyade yayın olarak belirlenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da filmin televizyonda ilk yayın bedeli konusunda tam bir tespit yapılmamıştır. Bu durum karşısında, asıl dava bakımından uyuşmazlığa konu filmin davalı ... Tel. A.Ş'ye ait televizyonda ilk olarak yayınlandığı, tekrar yayın hakkının men edildiği ve filmlerin televizyon yayın hakkının devrine ilişkin uygulamalar da dikkate alınarak, uyuşmazlığa konu filmin televizyonda ilk yayın bedelinin tutarının ne olacağı yönünde bilirkişi kurulundan denetime uygun ek rapor alınmadan veya bu yönde yeniden inceleme yaptırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; HUMK’nun 433/2 nci maddesi uyarınca süresinde temyiz talebinde bulunmayan tarafa temyiz hakkı tanınmış ise de bu hakkın, ancak temyizi cevaplanan kişiye karşı kullanılabilmesi olanaklı olduğundan, birleşen davanın davalısı vekilinin temyizi bulunmamasına göre, davacı vekilinin bu davaya yönelik katılma yoluyla temyiz isteminin geçerli bir temyiz olarak kabulü mümkün olmadığından, temyiz isteminin HUMK’nun 432/4 ncü maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13177 E. 2011/15600 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/8854 E. , 2013/11649 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/03/2011 tarih ve 2006/644-2011/52 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davanın davalısı ... Tel. Rek. ve Film San. Tic. A.Ş. vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.06.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... Tel. Rek. ve Film San. Tic. A.Ş. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davasında müvekkilinin davalı ... firmasıyla 'Keloğlan Kara Prense Karşı' filminin yapımı ve elde edilecek gelirlerin paylaşılmasını konu edinen 05.09.2005 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, işletme belgesinde de açıklandığı üzere, bu sözleşmenin 3.01. maddesinde filmin FSEK'ten kaynaklanan her türlü hakkının % 60'nın müvekkiline, %40'ının ise davalı ... firmasına ait olacağının kararlaştırıldığını, FSEK'in 80. maddesi kapsamında müvekkilinin yapımcı sıfatıyla filme ilişkin her türlü hakkına anılan davalıyla birlikte sahip olduğunu, ayrıca sözleşme ile filmin ilk gösterim dahil televizyon yayın haklarının 01.11.2006 tarihinden itibaren 4 yıl süre ile yer ve sayı sınırlaması olmaksızın müvekkiline bırakıldığını, akit davalının müşterek yapımcı sıfatını haiz müvekkilinin onayını almadan filmi diğer davalıya pazarladığını, uyarılara rağmen bu davalının filmi 27.10.2006 tarihinde ilk defa televizyonunda yayınladığını, davalıların yapımcı ve televizyon yayın haklarının münhasır sahibi sıfatıyla müvekkiline uygun bir bedel ödemeleri gerektiği gibi, uğradığı tazminatı da karşılamak zorunda olduklarını ileri sürerek, FSEK'in 80/2.
maddesi uyarınca 400.000 USD yayın bedeli ile aynı Kanunun 68/1. maddesi uyarınca sözleşme yapılmış olsaydı üç katı olan 1.200.000 USD kanuni cezasının faiziyle tahsiline ve tecavüz oluşturan eylemin tekrarının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Prod. Paz. Ltd. Şti. vekili, eser niteliğindeki filmi çeken ve üretenin tamamen müvekkili olduğunu, film bittikten sonra davacıyla 05.09.2005 kar ortaklığı sözleşmesi imzalandığını, davacının yapımcı olmadığını, anılan sözleşmenin iptali için müvekkilinin açtığı davanın derdest bulunduğunu, edimlerini yerine getirmemesi sonrası 06.10.2006 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, haklı fesih sonrası müvekkilinin 26.10.2006 tarihli sözleşmeyle filmin gösterim haklarını diğer davalıya sattığını, davacının bir hakkının kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkiline husumet düşmeyeceğini, davalı ... firmasının davacıyla yaptığı sözleşmeyi haklı olarak feshettikten sonra yapılan sözleşmeyle film üzerindeki haklarını müvekkiline devir ettiğini, davacının kötüniyetli olarak müvekkilinin yayından önce aynı gün filmi yayınladığını, talep hakkının bulunmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davasında ise, davalının filmin yapımı ve elde edilecek gelirin paylaşımı sözleşmesine aykırı davrandığını, cezai şart alacağı ile elde edilen gelirden payının bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 50.000 USD cezai şart ile gelir payından 100.000 YTL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, iddiaların yerinde olmadığını açıklayarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu filmin eser olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, 05.09.2005 tarihli sözleşmeyle davacı ile davalı ... firmasının filmi ortaklaşa tamamladığı, işletme belgesi için birlikte başvurduğu, ortak işletme belgesi alındığı, filmin ortak yapımcısı oldukları, birlikte bağlantılı hak sahibi bulundukları, filmin yayının üzerinde davacının, davalı ... firması ile birlikte söz sahibi oldukları, filmin televizyonda yayınlanması için davacının da izninin gerektiği, bu iznin alınmaması nedeniyle davacının FSEK'in 80/9. maddesi uyarınca eser sahipleri için öngörülen 3 kat bedel talep dahil olmak üzere tecavüzün ref'i, tecavüzün men'i ve tazminat talep edebileceği, davalı ...
firmasının yapılan harcamaları zamanında bildirmek, reklam ve diğer harcamalar için onay almak ve ödemeleri zamanında yapmak yükümlülüklerini yerine getirmediği, çektiği 04.07.2006 tarihli ihtarnamede borcun ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğini değil, icra takibi yapılacağını bildirdiği, ihbarın fesih ihbarı niteliğinde olmadığı, davalı akit firmanın davacı onayını almadan filmin tek başına televizyon yayın hakkını diğer davalıya lisans yoluyla devrinin FSEK'in 80. maddesindeki bağlantılı haklarının ihlali anlamına geldiği, davalı ... firmasının da aynı Kanunun 54. maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu, filmin televizyonda ilk yayın oluşu, davalılar arasındaki sözleşme kapsamı ve dosya içeriğinden ilk yayın için alınması gerekli bedelin 300.000 USD olduğu sonucuna varıldığı, davacının %60 olan payına düşen kısmın üç katını talep edebileceği, farazi sözleşme ilişkisi kurulduğundan ve ilk yayına yönelik olduğundan yeniden yayınlama durumuna karşı yeniden yayınlamanın men'ine de karar verilmesi gerektiği, birleşen davada davacının talep edebileceği gelir payının belirlendiği, talebin üzerinde tespit yapıldığı, taleple bağlı kalınacağı, sözleşmenin ayakta olduğu, davacının da bazı edimlerini yerine getirmediği, cezai şart isteminin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada 540.00 USD'nin tahsili ile yeniden yayının men'ine, birleşen davada 100.000 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl davanın davalısı ... Tel. A.Ş vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, davalı ... Tel. A.Ş vekilinin yerinde görülmeyen ve (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl dava, 5846 sayılı Kanunun 80/2. maddesi uyarınca hak sahibi film yapımcısının aynı Kanunun 68. maddesine dayalı tazminat alacağının tahsili ile filmin tekrar izinsiz şekilde yayınlanmasının önlenmesine karar verilmesi, birleşen dava ise, ortak film yapımı ve elde edilecek gelirin paylaşımına dair sözleşmenin ihlalinden doğan cezai şart ile elde edilen gelirin pay oranında tahsili istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonucunda uyuşmazlığa konu 'Keloğlan Kara Prense Karşı' filminin yapımı ve bu filmden elde edilecek gelirin paylaşımı konusunda asıl davanın davalıları arasında yer alan ve birleşen davanın davalısı bulunan Energy Prod. Ltd. Şti. ile davacının 05.09.2005 tarihli sözleşme imzalandığı, bu sözleşme kapsamında filmin tamamlanarak % 60'ı davacı ve % 40'ı ise davalı Energy Prod. Ltd. Şti. olmak üzere eser işletme belgesi alındığı, anılan sözleşme ile bu filmin televizyon yayın haklarının 01.11.2006 tarihinden itibaren 4 yıl süre ile sayı ve yer sınırlaması olmaksızın davacıya bırakıldığı, televizyonda gösterim lisans bedeli olarak 300.000 USD + KDV olarak ücret takdir edildiği, davacının karşı tarafın % 40 olan payı karşılığı 120.000 USD'yi ödemeyi yükümlendiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, sözleşme devam ederken eser yapımcısı sıfatıyla film üzerinde % 40 pay sahibi olan davalı ... Prod. Ltd. Şti'nin 26.10.2006 tarihli sözleşmeyle filmin televizyonda yayınlanması hakkını % 60 pay sahibi olan davacının iznini almadan 2 yıl içinde 5 gösterim olmak üzere 500.000 USD+KDV karşılığında asıl davanın diğer davalısı ... Tel. A.Ş'ye devir ettiği, bu davalının da 27.10.2006 tarihinde kendine ait televizyonda filmi yayınladığı ve işbu asıl davanın 31.10.2006 tarihinde açıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Mahkemece, filmin ilk yayın bedelinin 300.000 USD olarak kabulüyle davacı payına düşen bedel FSEK'in 68. maddesi de dikkate alınarak hüküm altına alınmış, ayrıca davacının hala izin verme ve yasaklama yetkisi bulunduğundan tekrar yayının men'ine de hükmedilmiştir.
Ancak, filmin ilk yayın bedelinin nasıl tespit edildiği hususu denetlenebilir değildir. Oysa, mesleki kuruluş Sesam tarafından 23.07.2007 tarihli yazıda açıklandığı üzere televizyon kuruluşları ile yapılan emsal sözleşmelerde filmin tek gösterim olarak haklarının devir edilmediği, 2 yıl içinde 3-5 yayın hakkı şeklinde tek bir ücret olarak devrinin yapıldığı ve ortalama ücretin 300.000 USD olarak tespit edildiği açıklanmıştır. Esasen, davacı ile davalı ... Prod. Ltd. Şti. ile yapılan sözleşme ile asıl davanın davalıları arasında yapılan 26.10.2006 tarihli sözleşmede de televizyon yayın hakkının devri 2 yıl süreli ve birden ziyade yayın olarak belirlenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da filmin televizyonda ilk yayın bedeli konusunda tam bir tespit yapılmamıştır.
Bu durum karşısında, asıl dava bakımından uyuşmazlığa konu filmin davalı ... Tel. A.Ş'ye ait televizyonda ilk olarak yayınlandığı, tekrar yayın hakkının men edildiği ve filmlerin televizyon yayın hakkının devrine ilişkin uygulamalar da dikkate alınarak, uyuşmazlığa konu filmin televizyonda ilk yayın bedelinin tutarının ne olacağı yönünde bilirkişi kurulundan denetime uygun ek rapor alınmadan veya bu yönde yeniden inceleme yaptırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; HUMK’nun 433/2 nci maddesi uyarınca süresinde temyiz talebinde bulunmayan tarafa temyiz hakkı tanınmış ise de bu hakkın, ancak temyizi cevaplanan kişiye karşı kullanılabilmesi olanaklı olduğundan, birleşen davanın davalısı vekilinin temyizi bulunmamasına göre, davacı vekilinin bu davaya yönelik katılma yoluyla temyiz isteminin geçerli bir temyiz olarak kabulü mümkün olmadığından, temyiz isteminin HUMK’nun 432/4 ncü maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, davalı ... Tel. A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Tel. A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden bu davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz isteminin reddine, taktir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak davalı ... Tel. Rek. ve Film San. Tic. A.Ş.'ye verilmesine aşağıda yazılı bakiye 11,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı ...
Tel. Rek. ve Film San. Tic. A.Ş.'ye iadesine, 04.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Mahkemece asıl davada, dava konusu sinema eseri üzerinde bağlantılı hak sahibi davacının 5846 sayılı kanundan doğan haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi aynı kanunun 68.maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de; kanunun 68.maddesinin 1. Fıkrasında eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı kanunun 66/3 fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünü, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirlemek yetkisinin mahkeme hâkimine ait olduğu, BK’nun 43/1 maddesinin de bu yetkiyi desteklediği ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesinin isabetsiz olduğu ve hükmün bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne bu nedenlerle katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/452975700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz