Marka Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4699 E. 2013/4677 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet ücreti takdiri↗ ispat yükü↗ hak düşürücü süre↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 556 s. KHK'nin 7/1-c maddesine göre açılacak hükümsüzlük davalarının beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmasının gerektiği, davaya konu markanın tescil tarihinin 24/09/2001 olduğu, davanın ise beş yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 31/05/2007 tarihinde açıldığı, böylelikle davanın süresinde açılmadığı, diğer taraftan ... ibaresinin marka olmasını engelleyecek mahiyette doğrudan cins, vasıf, kalite veya malların diğer karakteristik özelliklerini belirten tasfiri bir anlamının da bulunmadığı, bu itibarla da hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, markanın kullanılmaması sebebiyle hükümsüzlük talebi ise; beş yıldan fazla bir süredir tescil edilen markanın tescil edilmiş olduğu sınıflarda aktif olarak kullanıldığına dair ve bunun devam ettiğine dair davalı tarafça yeterli delil dosyaya ibraz edilemediği, ispat yükü tescil sahibine yani davalı tarafa ait olduğundan 556 s. KHK'nun 42/1-c maddesinin yollaması ile 14. maddesi anlamında kullanmama sebebiyle hükümsüzlük koşulları oluştuğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne kısmen reddine, davalıya ait 2000/04524 tescil numaralı ... markasının 556 sayılı KHK'nun 42/1-c maddesinin yollaması ile 14'ncü maddesi gereğince beş yıldan fazla bir süre ile kullanılmama nedeni ile hükümsüzlüğüne, davacı tarafın 2000/04524 tescil numaralı ... markasının 556 sayılı KHK'nun 42/1-a maddesinin yollaması ile 7/1-c maddesine göre yapılan talebin ise beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra istenilmesi ve hükümsüzlük koşullarının da oluşmaması nedeni ile reddine, davacı yararına 1.650,00 TL vekalet ücreti takdiri ile vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalı yararına 1.650,00 TL vekalet ücreti takdiri ile vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
...- Davacı vekilinin, davasının dayandığı sebeplerden birinin gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiş olmasına rağmen, yine davacı tarafın dayandığı diğer hükümsüzlük sebebinin yerinde olmadığı yolundaki bu dava sebebine dayalı istemin reddine dair karar verilmesi nedeni ile davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmeyip kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10050 E. 2016/6659 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13538 E. 2013/18289 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturanın tebliği · hükmün kesinleşmesi · bilirkişi ücreti · ihtiyati tedbir · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · fatura · kötüniyet
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2001/26519 sayılı takibinden dolayı davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, takibin haksız olmasına karşın «kötüniyetle» yapıldığı kanıtlanamadığından «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine, 10/01/2002 günlü «ihtiyati tedbir» kararının «hükmün kesinleşmesine» kadar devamına, karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının 8 adet «fatura» içeriği hizmetin davacıya verdiğini ispatlayamadığı, davalının «faturaları tebliğ» ettirdiğini belgeleyemediği, faturaların davacı tarafından kabul edildiği ve daha sonra iptal edildiğini ispatlayan bilgi ve belgelerin bulunmadığı, gerekçesiyle davanın kabülüne, ...
2- Ancak, ek «bilirkişi ücreti» olan 300 TL'yi davalı yatırdığı halde bu tutarın tekrar davalıdan tahsili doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6892 E. 2013/11643 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4699 E. , 2013/4677 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.09.2011 tarih ve 2008/419-2011/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2000/04524 numara ile tescilli “...” markasının tescil tarihinden itibaren tescilin kapsadığı emtiaların tümünde kullanılmadığını, ayrıca anılan ibarenin 556 sayılı KHK’nin 7/1-c maddesi uyarınca marka olarak tescilinin de mümkün olmadığını, ileri sürerek söz konusu markanın 556 s. KHK'nin 14. ve 42/1-c uyarınca kullanılmama nedeni ile hükümsüzlüğüne, 556 s. KHK'nin 7/1-c maddesinde sayılan mutlak red sebepleri ve 42/1-a uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkilin markasının uzun süredir tescilli olup hükümsüzlük talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının davayı ikame etmekte hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilin markayı tescil tarihinden itibaren kullandığını, ... ibaresinin herhangi bir gıda ürünü ya da ürünü oluşturan özellikler, ürün cinsi ya da vasfını belirtmediğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 556 s. KHK'nin 7/1-c maddesine göre açılacak hükümsüzlük davalarının beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmasının gerektiği, davaya konu markanın tescil tarihinin 24/09/2001 olduğu, davanın ise beş yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 31/05/2007 tarihinde açıldığı, böylelikle davanın süresinde açılmadığı, diğer taraftan ... ibaresinin marka olmasını engelleyecek mahiyette doğrudan cins, vasıf, kalite veya malların diğer karakteristik özelliklerini belirten tasfiri bir anlamının da bulunmadığı, bu itibarla da hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, markanın kullanılmaması sebebiyle hükümsüzlük talebi ise; beş yıldan fazla bir süredir tescil edilen markanın tescil edilmiş olduğu sınıflarda aktif olarak kullanıldığına dair ve bunun devam ettiğine dair davalı tarafça yeterli delil dosyaya ibraz edilemediği, ispat yükü tescil sahibine yani davalı tarafa ait olduğundan 556 s.
KHK'nun 42/1-c maddesinin yollaması ile 14. maddesi anlamında kullanmama sebebiyle hükümsüzlük koşulları oluştuğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne kısmen reddine, davalıya ait 2000/04524 tescil numaralı ... markasının 556 sayılı KHK'nun 42/1-c maddesinin yollaması ile 14'ncü maddesi gereğince beş yıldan fazla bir süre ile kullanılmama nedeni ile hükümsüzlüğüne, davacı tarafın 2000/04524 tescil numaralı ... markasının 556 sayılı KHK'nun 42/1-a maddesinin yollaması ile 7/1-c maddesine göre yapılan talebin ise beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra istenilmesi ve hükümsüzlük koşullarının da oluşmaması nedeni ile reddine, davacı yararına 1.650,00 TL vekalet ücreti takdiri ile vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalı yararına 1.650,00 TL vekalet ücreti takdiri ile vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
...- Davacı vekilinin, davasının dayandığı sebeplerden birinin gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiş olmasına rağmen, yine davacı tarafın dayandığı diğer hükümsüzlük sebebinin yerinde olmadığı yolundaki bu dava sebebine dayalı istemin reddine dair karar verilmesi nedeni ile davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmeyip kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ... nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabülü ile, kararın (HÜKÜM) bölümün 6. bendindeki "Davalı yararına 1.650 TL vekalet ücreti takdiri ile vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine" bölümünün hükümden çıkarılarak hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,... TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıya alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/452501900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz