6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/319 E. 2013/4212 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu istirdat davası kâr payı dağıtımı hisse senedi ek prim zamanaşımı def'i pay defteri dolandırıcılık def'i komisyon vade kâr dağıtımı istirdat ortaklık ilişkisi kâr payı yetki taahhütname cy/cy kaydı zamanaşımı ibraz kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 31BK 53 · SPK · TMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, ...'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca paranın iadesi talebinin dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, davalı yöneticinin sorumluluğuna yönelik delil olmadığı, davacının ...'nın 309. maddesinde düzenlenen dava açma süresini geçirdiği, yine davacının BK'nın 31. maddesinde düzenlenen iradesinin fesada uğratıldığı iddiasına dayalı 1 yıllık dava açma süresini kaçırdığı, davacının davalı şirketlere ortak olduktan ... yıl geçtikten sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediği, iradesinin fesada uğratıldığı, dolandırıldığı gibi iddialarının TMK'nın ... maddesindeki iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı şirketler vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Dosyada mubrez bilirkişi kurulu raporunda, davacının her iki davalı şirkette ortak olduğu, ... Holding A.Ş.'nin ortaklar pay defterinde toplam 480,00 TL nominal değerde 240 adet hisseye sahip olduğu, ... İnşaat Tarım ve San. İşletmeleri Tic. A.Ş.'nin ortaklar pay defterinde ise davacının toplam 1.440,00 TL nominal değerde 240 adet hisse sahibi olduğu, bu kayıtlara rağmen davacının 05.02.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde toplam 240 adet hisseye karşılık 18.780 DM gerçek değerin yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr dağıtımı yapmadığı, davacının ortaklığının primli pay senedi ihracı sonucu olmadığı, bu hususta Genel Kurul kararı bulunmadığı, bilonçolarda kayıtlı hisse senedi ihraç primleri kaydı bulunduğu, bunun da kuruluşta kurucu ortaklar için bir ihraç prim kaydı olduğu, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış föyler halinde defterlere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, ...'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca paranın iadesi talebinin dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, davalı yöneticinin sorumluluğuna yönelik delil olmadığı, davacının ...'nın 309. maddesinde düzenlenen dava açma süresini geçirdiği, yine davacının BK'nın 31. maddesinde düzenlenen iradesinin fesada uğratıldığı iddiasına dayalı 1 yıllık dava açma süresini kaçırdığı, davacının davalı şirketlere ortak olduktan ... yıl geçtikten sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediği, iradesinin fesada uğratıldığı, dolandırıldığı gibi iddialarının TMK'nın ... maddesindeki iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından defter kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından taahhüt edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından hukuka aykırı faaliyetler konusunda bir takım tespitler var ise de, esasen buna ilişkin sonuçların SPK'nda düzenlendiği ve bu davalar açısından değerlendirilmesinin hukuki mesele olması nedeniyle mahkemeye ait olduğunun belirtildiği görülmüş, mahkemece defter kayıtlarındaki bu durum değerlendirilmemiş, hisselerin kurucu ortaklardan intikal ettiğine dair soyut görüş içeren bilirkişi raporuna göre ve ceza davalarından beraat kararı verildiği gerekçesiyle karar verilmiştir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve ... .... Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. ... .... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise, mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine ... Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, ... Holding A.Ş. ve ... İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic. A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıklarına ilişkin tespitler ile davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere BK'nın 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından 1. ACM kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.

Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketlerin sermayesinde payının bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığa kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir. Davacının ibraz ettiği “ortaklık durum belgesi” başlıklı belgede imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini taahhüt edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.

Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketlerin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun .... maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/539 E. 2012/12204 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6245 E. 2013/6683 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14103 E. 2013/19433 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13767 E. 2013/1957 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8404 E. 2012/15949 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8528 E. 2012/15966 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8523 E. 2012/15964 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8447 E. 2012/15970 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/319 E.  ,  2013/4212 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.07.2011 tarih ve 2010/100-2011/392 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yolu ile davalı şirketler vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine müvekkilinin belge karşılığında davalılara 18.780 DM verdiğini, davalıların aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para topladıklarını, kısa bir süre sonra müvekkilinin parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, ... Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını ve davalı ...’ın yönetim kurulu başkanı olarak diğer davalılarla birlikte zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 20.311,...

TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan şirketler vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davacının davalı şirketlerin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, ...'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca paranın iadesi talebinin dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, davalı yöneticinin sorumluluğuna yönelik delil olmadığı, davacının ...'nın 309. maddesinde düzenlenen dava açma süresini geçirdiği, yine davacının BK'nın 31. maddesinde düzenlenen iradesinin fesada uğratıldığı iddiasına dayalı 1 yıllık dava açma süresini kaçırdığı, davacının davalı şirketlere ortak olduktan ... yıl geçtikten sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediği, iradesinin fesada uğratıldığı, dolandırıldığı gibi iddialarının TMK'nın ... maddesindeki iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle;

davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı şirketler vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Dosyada mubrez bilirkişi kurulu raporunda, davacının her iki davalı şirkette ortak olduğu, ... Holding A.Ş.'nin ortaklar pay defterinde toplam 480,00 TL nominal değerde 240 adet hisseye sahip olduğu, ... İnşaat Tarım ve San. İşletmeleri Tic. A.Ş.'nin ortaklar pay defterinde ise davacının toplam 1.440,00 TL nominal değerde 240 adet hisse sahibi olduğu, bu kayıtlara rağmen davacının 05.02.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde toplam 240 adet hisseye karşılık 18.780 DM gerçek değerin yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin kâr dağıtımı yapmadığı, davacının ortaklığının primli pay senedi ihracı sonucu olmadığı, bu hususta Genel Kurul kararı bulunmadığı, bilonçolarda kayıtlı hisse senedi ihraç primleri kaydı bulunduğu, bunun da kuruluşta kurucu ortaklar için bir ihraç prim kaydı olduğu, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış föyler halinde defterlere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve davacının davalı şirketlerin ortağı olduğu, ...'nın 329.

ve 405. maddeleri uyarınca paranın iadesi talebinin dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, davalı yöneticinin sorumluluğuna yönelik delil olmadığı, davacının ...'nın 309. maddesinde düzenlenen dava açma süresini geçirdiği, yine davacının BK'nın 31. maddesinde düzenlenen iradesinin fesada uğratıldığı iddiasına dayalı 1 yıllık dava açma süresini kaçırdığı, davacının davalı şirketlere ortak olduktan ... yıl geçtikten sonra ortaklık ilişkisinin tesis edilmediği, iradesinin fesada uğratıldığı, dolandırıldığı gibi iddialarının TMK'nın ... maddesindeki iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından defter kayıtlarında 1997, 1998, 1999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından taahhüt edilmiş olduğu, davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından hukuka aykırı faaliyetler konusunda bir takım tespitler var ise de, esasen buna ilişkin sonuçların SPK'nda düzenlendiği ve bu davalar açısından değerlendirilmesinin hukuki mesele olması nedeniyle mahkemeye ait olduğunun belirtildiği görülmüş, mahkemece defter kayıtlarındaki bu durum değerlendirilmemiş, hisselerin kurucu ortaklardan intikal ettiğine dair soyut görüş içeren bilirkişi raporuna göre ve ceza davalarından beraat kararı verildiği gerekçesiyle karar verilmiştir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere; ...

1. Ağır Ceza Mahkemesi ve ... .... Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. ... .... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, ...

1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ise, mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Bu dosyada düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine ... Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda, şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, ...

Holding A.Ş. ve ... İnşaat Tarım ve San. İşlt. Tic. A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarında şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıklarına ilişkin tespitler ile davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyonu raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere BK'nın 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından 1. ACM kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.

Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketlerin sermayesinde payının bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığa kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir. Davacının ibraz ettiği “ortaklık durum belgesi” başlıklı belgede imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini taahhüt edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.

Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53. maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketlerin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ....

maddesindeki “Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.” hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı ve mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı ve katılma yolu ile davalı şirketlere iadesine, 06.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451511700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.