Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14143 E. 2013/11960 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hizmet alım sözleşmesi↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ yemin↗ ticari defter↗ fatura↗ tacir↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ticari defterlerinin usulune uygun tutulmadığı, davalı defterlerinin ibraz edilmediği, defterlerin TTK.nun 82 ve sonraki maddeleri anlamında davacı yararına delil oluşturmayacağı, bir tacirin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı için lehine delil olarak kabul edilmediği hallerde dahi eğer ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği, dinlenen tanık beyanları ve düzenlenen iade edilen fatura içeriği dikkate alındığında davacının verilen ... hizmetine ilişkin davalıdan alacaklı olduğu, bu nedenle verilen hizmete rağmen filmin künyesine davacı şirket adının konulmaması sonucu manevi haklarının da ihlal edildiği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsiline ilişkin olarak açılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davacı şirketle akdi ilişkisi bulunmadığını belirtmek suretiyle akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Bu durumda davacının davasını HUMK 287 vd maddeleri uyarınca kanıtlaması gerekir. Davacı taraf bu hususta yazılı bir delil ibraz edemediğine ve karşı tarafta tanık dinlenilmesine açıkça muvaffakat etmediğine göre davacı yemin deliline dayandığından mahkemece davacıya yemin hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13774 E. 2012/19874 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı «ticari defterlerinin» usulune uygun tutulmadığı, davalı defterlerinin «ibraz» edilmediği, defterlerin TTK.nun 82 ve sonraki maddeleri anlamında davacı yararına delil oluşturmayacağı, bir «tacirin» ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı için lehine delil olarak kabul edilmediği hallerde dahi eğer ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği, dinlenen tanık beyanları ve düzenlenen iade edilen «fatura» içeriği dikkate alındığında davacının verilen ... hizmetine ilişkin davalıdan alacaklı olduğu, bu nedenle verilen hizmete rağmen filmin künyesine davacı şirket adı …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, uyuşmazlığın «konusunun devrin» Ticaret Sicilinde ilâna ilişkin olduğu, TTK.’nun 520. maddesi gereğince «hisse devrinin» karar alınması ve «pay defterine» yazılması ile neticelenmiş olduğu, devir hukuken gerçekleşmiş olduğundan davacının «ilan» yapılmamasını gerekçe göstererek tazminat istemesinde hukukî yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava konusunun devri · limited şirket hisse devri · pay devri · ortaklar kurulu kararı · hisse devri · pay defteri · limited şirket · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, uyuşmazlığın «konusunun devrin» Ticaret Sicilinde ilâna ilişkin olduğu, TTK.’nun 520. maddesi gereğince «hisse devrinin» karar alınması ve «pay defterine» yazılması ile neticelenmiş olduğu, devir hukuken gerçekleşmiş olduğundan davacının «ilan» yapılmamasını gerekçe göstererek tazminat istemesinde hukukî yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirketteki hisse devrinin» hükümsüzlüğü nedeniyle devir bedelinin iadesine ilişkindir.
Mahkemece TTK'nun 520. maddesi uyarınca ortakların 3/4'ünün muvaffakatının sağlandığı, devrin diğer yasal unsurlarının da gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de dosyada mevcut 05.11.2008 tarih ve 2008/10 sayılı «ortaklar kurulu» kararında davalı ...'ın «pay devrine» ilişkin bir muvaffakat bulunmamaktadır.
Bu itibarla yazılı şekilde «pay devrinin» yasal unsurlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13177 E. 2011/15600 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14143 E. , 2013/11960 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
48. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/03/2012 tarih ve 2011/80-2012/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin sinema filmi ve TV sektöründe ... direktörlüğü hizmeti verdiğini, TV dizi sektöründe tanınan belli başlı birkaç firmadan biri olduğunu, davalı firma ortaklarından ... müvekkili şirket yetkilisi ve ortağı ... ile görüşerek film yapma konusunda ve ücret olarak her bir film için 10.000 TL ve KDVsinin ödenmesi şeklinde şifahi sözleşme yaptıklarını, müvekkili şirketin davalının yaptığı “... isimli film için ön çalışma yaptığını, ancak davalı şirketin ... direktörlüğü için başka bir şirket ile anlaştığını bu nedenle müvekkiline bir ödeme yapmadığını, daha sonra Yönetmenliğini ...’un yapacağı “Kıskanmak„ adlı filmde birlikte çalışmak için anlaşıldığını, müvekkili şirket çalışanı ...’ın bu işe adandığını hatta yönetmen asistanlığı yaptığını, şirket çalışanı ...’ın da aktif görev aldığını, çekim sonrası düzenlenen 14.01.2009 ve 1.4.2009 tarihli faturayı davalı şirketin parası olmadığından ödeyemeyeceğini bildirmesi nedeniyle iptal ettiklerini daha sonra hizmet bedeli ve yapılan harcamalara ilişkin 05.08.2009 tarihli 14.996,27 TL lik fatura kesilerek gönderildiğini, davalının da faturayı iade ettiğini, ...
hizmeti verildiğine ilişkin bilginin filmin künyesine konulmadığını ileri sürerek 15.000,00 TL maddi tazminat ile 1 tl manevi tazinatın davalıdan tahsilene karra verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında mevcut herhangi bir ticari ilişkinin bulumadığını, davacı tarafından müvekkil şirkete gönderilen ticari faturalar ile müvekkil şirket tarafından hiçbir şekilde alınmayan bir hizmet bedeli talep edildiğini, tazminatı gerektirecek herhangi bir sözleşme ve taahhüdün de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ticari defterlerinin usulune uygun tutulmadığı, davalı defterlerinin ibraz edilmediği, defterlerin TTK.nun 82 ve sonraki maddeleri anlamında davacı yararına delil oluşturmayacağı, bir tacirin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı için lehine delil olarak kabul edilmediği hallerde dahi eğer ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği, dinlenen tanık beyanları ve düzenlenen iade edilen fatura içeriği dikkate alındığında davacının verilen ... hizmetine ilişkin davalıdan alacaklı olduğu, bu nedenle verilen hizmete rağmen filmin künyesine davacı şirket adının konulmaması sonucu manevi haklarının da ihlal edildiği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsiline ilişkin olarak açılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davacı şirketle akdi ilişkisi bulunmadığını belirtmek suretiyle akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Bu durumda davacının davasını HUMK 287 vd maddeleri uyarınca kanıtlaması gerekir. Davacı taraf bu hususta yazılı bir delil ibraz edemediğine ve karşı tarafta tanık dinlenilmesine açıkça muvaffakat etmediğine göre davacı yemin deliline dayandığından mahkemece davacıya yemin hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle müterriz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451081600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz