Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2071 E. 2013/11791 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iskonto↗ kâr kaybı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ kusur↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece asıl davaya ilişkin olarak verilen kararın bozulması sonucu asıl davada bozmaya uyularak yapılan yargılama ile birleşen davalarda yapılan yargılama sonucu iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosyalar kapsamına göre, davacının 27.10.2002 tarihinde banliyö trenine binmek isterken veya binme anında trenin hareketi nedeniyle tren gabarisi ile
peron rıhtımı arasına düştüğü ve ayağından yaralandığı, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden kazanın meydana gelmesinde % 70 oranında, davalının ise inme-binme eylemlerini kontrol edecek yer personeli bulundurmaması, turnike sisteminin olmaması, peron rıhtımı ile tren gabarisi arasında bir insanın geçebileceği kadar boşluk bulunması gibi kusur ve eksiklikler nedeniyle % 30 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza nedeniyle vücut genel çalışma gücünden % 10.3 oranında kaybettiği, 6 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, maluliyetin niteliğine göre kullanmak zorunda olduğu topuk protezinin kullanılan bölgenin sürekli yıpranmaya bağlı bir bölge olması nedeniyle her 6 ayda bir değiştirilmesi gerektiği, davacının çocukluk evresinde geçirdiği bu kaza sonucu maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle asıl davada ıslah edilen davanın kısmen kabulü ile 8.466,50 TL çalışma gücü kaybı zararının, birleşen davalarda ise 5.013,30 TL protez gideri zararı ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, protez gideri için 25.07.2006 tarihinden, diğer davalarda hüküm altına alınan miktarların ise olay tarihi olan 27.10.2002 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin birleşen davalara yönelik tüm, asıl davada ise aşağıda 4 numaralı bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen davalar, davacının davalı Kurum tarafından işletilen trene bindiği sırada düşmesi nedeniyle yaralanması sonucu uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.
Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı asıl davada kaza sonucu meydana gelen sakatlığı nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybından dolayı 7.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini istemiş, asıl davaya ilişkin olarak verilen kararın 09.11.2010 tarihinde bozulması üzerine bozma sonrasındaki yargılama aşamasında asıl davada istenilen miktar 09.10.2012 tarihinde yapılan ıslah ile artırılarak, 24.190,00 TL maddi tazminat istenmiştir.Kural olarak, ıslahın yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de 04.02.1948 günlü, 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslahta bulunulması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, asıl davada verilen kararın bozulması üzerine bozma sonrasındaki yargılama aşamasında ıslah ile artırılan miktarın bu nedenle reddine karar verilerek, dava dilekçesinde istenilen 7.000,00 TL üzerinden karar verilmesi gerekirken, ıslah ile artırılan miktarı da kapsayacak şekilde 8.466,50 TL üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl davada verilen kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Mahkemece, manevi zarar karşılığı olarak 50.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 27.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve moral yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda mahkemece, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu miktar olayın oluş şekli, tarafların olayın oluşumundaki kusur oranları, meydana gelen zarar, olay tarihi, tarafların konumu ile benzer olaylar nedeniyle oluşan daha ağır nitelikteki maluliyetler ve ölümler sonucu hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları da dikkate alındığında yüksek bulunmuştur. Bu itibarla, açıklanan hususlar nazara alınarak daha makul, daha ılımlı, somut olayın özelliklerine daha uygun düşen bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Davacı vekilinin, asıl davada istenilen çalışma gücünün kaybı nedeniyle uğranılan zarara yönelik yapılan tazminat hesabında, hesap tarihinden önceki yıllar için yani geçmiş yıllar için de peşin ödeme indirimi (iskonto) yapılarak tespit edilmesinin yerinde olmadığına ilişkin temyiz itirazının ise bozmadan sonra yapılan ıslah ile artırılan dava miktarının reddi gerektiğinden bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8357 E. 2013/13033 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2071 E. , 2013/11791 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.10.2012 tarih ve 2011/127-2012/451 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.06.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 27.10.2002 günü davalıya ait banliyö trenine yolcu olarak binişi sırasında trenin aniden kapıları açık bir şekilde harekete geçmesi ve kapasitesinden fazla yolcu alması sonucu meydana gelen kazada sakat kalarak çalışma gücünü büyük oranda yitirdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan asıl davada 7.000,00 TL istenilmiş, yargılama sırasında 09.10.2012 tarihinde yapılan ıslah ile söz konusu miktar 24.190,00 TL'ye çıkartılarak bu miktarın davalıdan tahsili talep edilmiş, aynı maddi vakıaya dayalı olarak açılan birleşen davalarda ise müvekkilinin olay nedeniyle uğradığı manevi zarar karşılığı olarak 500.000,00 TL manevi tazminatın ve sakat kalan müvekkilinin ömür boyu sol ayak tabanlık protezi kullanmak zorunda olduğunu ileri sürerek, protez bedeli karşılığı yapılan ıslah sonucu 5.013,30 TL'nin davalıdan tahsilini, hüküm altına alınacak tüm tazminatlara olay tarihi olan 27.10.2002 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının meydana geldiğini iddia ettiği tren kazasını ispatlayamadığını, kazanın meydana geldiği kabul edilse bile kazada davacının tamamen kusurlu olduğunu, müvekkili Kurumun bir kusurunun bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davalar ile davacının ıslah talebinin reddini istemiştir.
Mahkemece asıl davaya ilişkin olarak verilen kararın bozulması sonucu asıl davada bozmaya uyularak yapılan yargılama ile birleşen davalarda yapılan yargılama sonucu iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosyalar kapsamına göre, davacının 27.10.2002 tarihinde banliyö trenine binmek isterken veya binme anında trenin hareketi nedeniyle tren gabarisi ile
peron rıhtımı arasına düştüğü ve ayağından yaralandığı, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden kazanın meydana gelmesinde % 70 oranında, davalının ise inme-binme eylemlerini kontrol edecek yer personeli bulundurmaması, turnike sisteminin olmaması, peron rıhtımı ile tren gabarisi arasında bir insanın geçebileceği kadar boşluk bulunması gibi kusur ve eksiklikler nedeniyle % 30 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza nedeniyle vücut genel çalışma gücünden % 10.3 oranında kaybettiği, 6 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, maluliyetin niteliğine göre kullanmak zorunda olduğu topuk protezinin kullanılan bölgenin sürekli yıpranmaya bağlı bir bölge olması nedeniyle her 6 ayda bir değiştirilmesi gerektiği, davacının çocukluk evresinde geçirdiği bu kaza sonucu maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle asıl davada ıslah edilen davanın kısmen kabulü ile 8.466,50 TL çalışma gücü kaybı zararının, birleşen davalarda ise 5.013,30 TL protez gideri zararı ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, protez gideri için 25.07.2006 tarihinden, diğer davalarda hüküm altına alınan miktarların ise olay tarihi olan 27.10.2002 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin birleşen davalara yönelik tüm, asıl davada ise aşağıda 4 numaralı bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen davalar, davacının davalı Kurum tarafından işletilen trene bindiği sırada düşmesi nedeniyle yaralanması sonucu uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.
Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı asıl davada kaza sonucu meydana gelen sakatlığı nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybından dolayı 7.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini istemiş, asıl davaya ilişkin olarak verilen kararın 09.11.2010 tarihinde bozulması üzerine bozma sonrasındaki yargılama aşamasında asıl davada istenilen miktar 09.10.2012 tarihinde yapılan ıslah ile artırılarak, 24.190,00 TL maddi tazminat istenmiştir.Kural olarak, ıslahın yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de 04.02.1948 günlü, 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslahta bulunulması mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, asıl davada verilen kararın bozulması üzerine bozma sonrasındaki yargılama aşamasında ıslah ile artırılan miktarın bu nedenle reddine karar verilerek, dava dilekçesinde istenilen 7.000,00 TL üzerinden karar verilmesi gerekirken, ıslah ile artırılan miktarı da kapsayacak şekilde 8.466,50 TL üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl davada verilen kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Mahkemece, manevi zarar karşılığı olarak 50.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 27.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve moral yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır.
Somut olayda mahkemece, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu miktar olayın oluş şekli, tarafların olayın oluşumundaki kusur oranları, meydana gelen zarar, olay tarihi, tarafların konumu ile benzer olaylar nedeniyle oluşan daha ağır nitelikteki maluliyetler ve ölümler sonucu hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları da dikkate alındığında yüksek bulunmuştur. Bu itibarla, açıklanan hususlar nazara alınarak daha makul, daha ılımlı, somut olayın özelliklerine daha uygun düşen bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Davacı vekilinin, asıl davada istenilen çalışma gücünün kaybı nedeniyle uğranılan zarara yönelik yapılan tazminat hesabında, hesap tarihinden önceki yıllar için yani geçmiş yıllar için de peşin ödeme indirimi (iskonto) yapılarak tespit edilmesinin yerinde olmadığına ilişkin temyiz itirazının ise bozmadan sonra yapılan ıslah ile artırılan dava miktarının reddi gerektiğinden bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen davalara yönelik tüm, asıl davada ise 4 numaralı bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin açıklanan temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 990, 00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/450761400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz