Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12121 E. 2018/5644 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel işlem şartı↗ satım sözleşmesi↗ vade↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında vadeli döviz alım satımına yönelik sözleşme yapıldığı, bu sözleşmenin banka ile davacı arasında kur farkından etkilenmemek üzere yapılan bir işlem olduğu, her ne kadar davacı şirket yetkilisi forward işlemi için imza atmış ise de çeklerin ödenmemesi üzerine yaptığı işlemden haberdar olduğu, forward işleminin ne olduğunun bilmediğini beyan etmiş ise de, tacir vasfında olan kimsenin işbu beyanına itibar edilmediği, tacirin yaptığı işlemlerin, attığı imzanın sorumluluğunu kavrayabilecek kimse olduğu, yapılan işlemin riskli olduğu aynı şekilde bankanın da zarar edebileceği, kurun vade farkından korunmak için sabitlendiğinin anlaşıldığı, davalı bankanın kendiliğinden böyle bir işlemi yapmasının hayatın akışına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmaması ile forward sözleşmelerinin en önemli özelliğinin tezgahüstü piyasalarda banka ile müşteri arasında karşılıklı görüşme sonucu oluşturulması ve müşterilerin ihtiyacına göre hazırlanan bir sözleşme olması nedeniyle genel işlem şartlarının varlığından söz edilemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sözleşmenin geçersizliği | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3659 E. 2022/8772 K.
Ortak:satım sözleşmesi · vade · tacir
İncelediğiniz kararda… i forward işlemi için imza atmış ise de çeklerin ödenmemesi üzerine yaptığı işlemden haberdar olduğu, forward işleminin ne olduğunun bilmediğini beyan etmiş ise de, «tacir» vasfında olan kimsenin işbu beyanına itibar edilmediği, tacirin yaptığı işlemlerin, attığı imzanın sorumluluğunu kavrayabilecek kimse olduğu, yapılan işlemin riskli olduğu aynı şekilde bankanın da zarar edebileceği, kurun «vade» farkından korunmak için sabitlendiğinin anlaşıldığı, davalı bankanın kendiliğinden böyle bir işlemi yapmasının hayatın akışına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı banka ile davacı arasında «genel kredi sözleşmesi» ile birlikte forward «çerçeve sözleşmesinin» de imzalandığı, sözleşmenin 02.05.2014 tarihinde imzalanmış olmasına rağmen davacının genel kredi sözleşmesi nedeniyle 500.000,00.-TL tutarlı krediyi 23.06.2014 tarihinde kullandığı, davalı banka ile davacı şirket arasındaki e-mail yazışmalarında kredi kullanımına ilişkin görüşmeler sırasında 11.06.2014 tarihinde davalı banka tarafından bir yıl sonraki tarihte geçerli olmak üzere bugünden forward işlemi bağlanırsa 2.24 kur ile bir yılın sonunda satış imkanı verildiği, bu durumda 37.000,00 TL kur kazancı olacağı, kredi maliyeti çıkarılıp, 3.000,00 TL'de avantaj sağlanacağını e-posta yolu ile bildirildiği, bu görüşmelerden sonra 24.06.2014 tarihinde ekinde «risk bildirim formu» olan forward işlemleri çerçeve sözleşmesinin imzalandığı, 24.06.2014 tarihli anlaşma ile davacı şirketin 23.06.2015 tarihinde «teslim» edilmek üzere 250.000 USD dövizini davalı bankaya 2,29 kurla satmayı ve karşılığında 572.500,00 TL almayı kabul ettiği, anlaşma tarihi itibariyle davalı bankanın USD döviz alış kurunun anlaşma metnine yazılmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere o tarihte TCMB döviz alış kurunun 2,1312 TL olup, bir yıl sonraki tarih için 2,29.-USD kuru ön görüldüğü, davacı şirketin yıllık %11,52 TL faiz oranından ödeme yaptığı, dövize yıllık 1,75 faiz alacağı varsayımı ile belirlenecek vadeli kur 2,3386 olacağından davacı şirkete yükümlülük altına sokan vadeli döviz «satım sözleşmesinin» kurulmasına neden oluşturan kredi maliyetini karşılama fonksiyonunun oluşmadığı, tarafların imzaladığı sözleşmenin iki tarafında «tacir» olması nedeniyle geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesi dışında ve sözleşmenin düzenlendiği tarihten sonra düzenlenen forward sözleşmesinin TBK'nın 20. maddesinde düzenlenen «genel işlem koşulu» olarak değerlendirilemeyeceği, ancak vadeli döviz satım anlaşmasının konusunu oluşturan işlemin tüm sonuçları itibariyle davacı tarafından bilinmediği, risk bildirim formunda ve anlaşma «temerrüt» durumunda oluşacak yükümlülüğün davacının değerlendirmesine açık şekilde ortaya konulmadığı, başlangıç ve «sürdürme teminatlarının» temerrüt halinde davacıdan tahsil edileceğinin bildirilmediği, sözleşmenin kurulması için davalı bankanın davacının kredi kullanımı nedeniyle forward işlemi yapılması halinde kredinin maliyetinin karşılanacağı ve üzerine 3.000.- TL civarında avantaj sağlanacağı görüşü nedeniyle forward sözleşmesinin imzalanmış olmasının davalının sözleşmeyi kabulü olarak değerlendirilemeyeceği, banka uygulamasının tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamasının sonucu olmadığı, buna rağmen banka tarafından kredi çerçeve sözleşmesinin eki niteliğinde olduğu 15.06.2015 tarihli yazı ile kabul edilen forward işlemleri çerçeve sözleşmesinin 8 maddesinde atıfta bulunularak müşterinin forward işlemleri nedeniyle bankaca yapılacak her türlü giderin kendisince karşılanacağı, aksi halde doğacak borçların güvencesini oluşturmak üzere banka nezdinde bulunan nakit ve menkul kıymetlerinin üzerinde «hapis hakkının» bulunduğu, menkul kıymetler ve alacakların banka lehine «rehin» edilmiş olduğu, «ihbarda» bulunmaksızın bankaca «takas» ve «mahsup» edilebileceğine ilişkin hüküm nedeniyle davacının davalı bankaya «ciro» ve «temlik» ettiği çeklerin iade edilmeyip, 23.06.2015 tarihinde 75.000,00 TL, 24.06.2015 tarihinde de 9.935,91 USD'nin TL'ye dönüştürülmesi ile 26.587,50 TL'nin davalı bankaca tahsil edildiği, tarafların birbiri ile uyumlu irade açıklamasına dayanmayan sözleşmenin geçerli olarak kabul edilemeyeceği, «geçersiz sözleşme» nedeniyle davacının davalı bankaya borçlandırılamayacağı ancak yargılama sırasında davalının sözleşme nedeniyle hapis hakkı sahibi olduğunu ileri sürerek iade etmediği çekler ve şirkete ait hesaptan 23.06.2015 tarihinde 75.000,00 TL, 24.06.2015 tarihinde de 9.935,91 USD'nin TL'ye dönüştürülmesi ile 26.587,50 TL'nin tahsil edilmiş olması, davacı vekilinin 15.02.2016 tarihli dilekçesi ile davanın «istirdat» olarak görülmesini, «ıslah» dilekçesi ile de sözleşmenin geçersizliğinin tespiti talep edilmiş ise de; davanın ödenen miktara yönelik istirdadı olarak görülüp, istirdat talebinin kabulünün talep edildiği gerekçesi ile, ıslah edilmiş davanın kabulü ile 75.000,00 TL'nin 23.06.2015, 26.587,50 TL'nin 24.06.2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… dayalı olan yapısının doğal ve çok sık karşılaşılan bir sonucu olarak, üstlendikleri riskten kaynaklanan zararlarını bizzat taşımakla yükümlü oldukları, bu nedenle «tacir» vasfında olan davacının işbu beyanına itibar edilmeyeceği, zira tacirin yaptığı işlemlerin, attığı imzanın sorumluluğunu kavrayabilecek kimse olduğu, yapılan işlemin riskli olduğu, aynı şekilde bankanın da zarar edebileceği, kurun «vade» farkından korunmak için sabitlendiği, dolayısıyla davalı bankanın kendiliğinden bu işlemi yapması da olanaksızdır.
Taraflarca, 250.000 USD’nin «vade tarihi» 23.06.2015 tarihinde 2,29 Amerikan Doları kurundan «tesliminin» kararlaştırıldığı, mevzuat gereği bankanın başlangıç «teminatını» %20 ve «sürdürme teminatını» %10 olarak gösterdiği, hesaplamanın sadece vade sonundaki kur üzerinden yapıldığı, vade bitiminde USD'nin TCMB efektif satış kurunun 2,6798 TL olduğu, bu durumda davacının 23.06.2015 vade tarihinde pozisyon zararının 97.450,00 TL olduğu, davalı bankanın davacıdan 23/06/2015 tarihinde forward «taahhüt» yerine getirilmemesi «sebebi» ile 75.000,00 TL, 24.06.2015 tarihinde ise de forward cezalı kapama işlemi için 26.587,50 TL olmak üzere toplam 101.587,50 TL tahsilat yaptığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sürdürme teminatı · risk bildirim formu · hapis hakkı · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · geçersiz sözleşme · vade tarihi · takas
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı banka ile davacı arasında «genel kredi sözleşmesi» ile birlikte forward «çerçeve sözleşmesinin» de imzalandığı, sözleşmenin 02.05.2014 tarihinde imzalanmış olmasına rağmen davacının genel kredi sözleşmesi nedeniyle 500.000,00.-TL tutarlı krediyi 23.06.2014 tarihinde kullandığı, davalı banka ile davacı şirket arasındaki e-mail yazışmalarında kredi kullanımına ilişkin görüşmeler sırasında 11.06.2014 tarihinde davalı banka tarafından bir yıl sonraki tarihte geçerli olmak üzere bugünden forward işlemi bağlanırsa 2.24 kur ile bir yılın sonunda satış imkanı verildiği, bu durumda 37.000,00 TL kur kazancı olacağı, kredi maliyeti çıkarılıp, 3.000,00 TL'de avantaj sağlanacağını e-posta yolu ile bildirildiği, bu görüşmelerden sonra 24.06.2014 tarihinde ekinde «risk bildirim formu» olan forward işlemleri çerçeve sözleşmesinin imzalandığı, 24.06.2014 tarihli anlaşma ile davacı şirketin 23.06.2015 tarihinde «teslim» edilmek üzere 250.000 USD dövizini davalı bankaya 2,29 kurla satmayı ve karşılığında 572.500,00 TL almayı kabul ettiği, anlaşma tarihi itibariyle davalı bankanın USD döviz alış kurunun anlaşma metnine yazılmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere o tarihte TCMB döviz alış kurunun 2,1312 TL olup, bir yıl sonraki tarih için 2,29.-USD kuru ön görüldüğü, davacı şirketin yıllık %11,52 TL faiz oranından ödeme yaptığı, dövize yıllık 1,75 faiz alacağı varsayımı ile belirlenecek vadeli kur 2,3386 olacağından davacı şirkete yükümlülük altına sokan vadeli döviz «satım sözleşmesinin» kurulmasına neden oluşturan kredi maliyetini karşılama fonksiyonunun oluşmadığı, tarafların imzaladığı sözleşmenin iki tarafında «tacir» olması nedeniyle geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesi dışında ve sözleşmenin düzenlendiği tarihten sonra düzenlenen forward sözleşmesinin TBK'nın 20. maddesinde düzenlenen «genel işlem koşulu» olarak değerlendirilemeyeceği, ancak vadeli döviz satım anlaşmasının konusunu oluşturan işlemin tüm sonuçları itibariyle davacı tarafından bilinmediği, risk bildirim formunda ve anlaşma «temerrüt» durumunda oluşacak yükümlülüğün davacının değerlendirmesine açık şekilde ortaya konulmadığı, başlangıç ve «sürdürme teminatlarının» temerrüt halinde davacıdan tahsil edileceğinin bildirilmediği, sözleşmenin kurulması için davalı bankanın davacının kredi kullanımı nedeniyle forward işlemi yapılması halinde kredinin maliyetinin karşılanacağı ve üzerine 3.000.- TL civarında avantaj sağlanacağı görüşü nedeniyle forward sözleşmesinin imzalanmış olmasının davalının sözleşmeyi kabulü olarak değerlendirilemeyeceği, banka uygulamasının tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamasının sonucu olmadığı, buna rağmen banka tarafından kredi çerçeve sözleşmesinin eki niteliğinde olduğu 15.06.2015 tarihli yazı ile kabul edilen forward işlemleri çerçeve sözleşmesinin 8 maddesinde atıfta bulunularak müşterinin forward işlemleri nedeniyle bankaca yapılacak her türlü giderin kendisince karşılanacağı, aksi halde doğacak borçların güvencesini oluşturmak üzere banka nezdinde bulunan nakit ve menkul kıymetlerinin üzerinde «hapis hakkının» bulunduğu, menkul kıymetler ve alacakların banka lehine «rehin» edilmiş olduğu, «ihbarda» bulunmaksızın bankaca «takas» ve «mahsup» edilebileceğine ilişkin hüküm nedeniyle davacının davalı bankaya «ciro» ve «temlik» ettiği çeklerin iade edilmeyip, 23.06.2015 tarihinde 75.000,00 TL, 24.06.2015 tarihinde de 9.935,91 USD'nin TL'ye dönüştürülmesi ile 26.587,50 TL'nin davalı bankaca tahsil edildiği, tarafların birbiri ile uyumlu irade açıklamasına dayanmayan sözleşmenin geçerli olarak kabul edilemeyeceği, «geçersiz sözleşme» nedeniyle davacının davalı bankaya borçlandırılamayacağı ancak yargılama sırasında davalının sözleşme nedeniyle hapis hakkı sahibi olduğunu ileri sürerek iade etmediği çekler ve şirkete ait hesaptan 23.06.2015 tarihinde 75.000,00 TL, 24.06.2015 tarihinde de 9.935,91 USD'nin TL'ye dönüştürülmesi ile 26.587,50 TL'nin tahsil edilmiş olması, davacı vekilinin 15.02.2016 tarihli dilekçesi ile davanın «istirdat» olarak görülmesini, «ıslah» dilekçesi ile de sözleşmenin geçersizliğinin tespiti talep edilmiş ise de; davanın ödenen miktara yönelik istirdadı olarak görülüp, istirdat talebinin kabulünün talep edildiği gerekçesi ile, ıslah edilmiş davanın kabulü ile 75.000,00 TL'nin 23.06.2015, 26.587,50 TL'nin 24.06.2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Taraflarca, 250.000 USD’nin «vade tarihi» 23.06.2015 tarihinde 2,29 Amerikan Doları kurundan «tesliminin» kararlaştırıldığı, mevzuat gereği bankanın başlangıç «teminatını» %20 ve «sürdürme teminatını» %10 olarak gösterdiği, hesaplamanın sadece vade sonundaki kur üzerinden yapıldığı, vade bitiminde USD'nin TCMB efektif satış kurunun 2,6798 TL olduğu, bu durumda davacının 23.06.2015 vade tarihinde pozisyon zararının 97.450,00 TL olduğu, davalı bankanın davacıdan 23/06/2015 tarihinde forward «taahhüt» yerine getirilmemesi «sebebi» ile 75.000,00 TL, 24.06.2015 tarihinde ise de forward cezalı kapama işlemi için 26.587,50 TL olmak üzere toplam 101.587,50 TL tahsilat yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, işlemin ne olduğunun bilinmediği ve bilgi verilmeksizin forward sözleşmesi düzenlendiği beyan edilmiş ise de, «risk bildirim formu» da «dahil» ilgili tüm belgeleri imzalayıp davalı banka ile aralarındaki türev işlemleri sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunu kabul ettikten sonra, zarar ettikleri türev sözleşmenin hukuken «geçersiz» olduğuna ilişkin iddiası hukuken korunamayacaktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12121 E. , 2018/5644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03/05/2016 tarih ve 2015/557-2016/315 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen ....09.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı şirket yetkilisi ... ile davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde vadesiz, 1.943,800 TL nakit hesabı bulunduğunu, davalının hiçbir yetkisi bulunmadığı halde, müvekkilinin bilgi ve rızası dışında hesapta bulunan para ile ne olduğu bilinmeyen bir işlem yaparak müvekkilini zarara uğrattığını, 74.300,00 TL'nin yanı sıra, ....525,00 TL kur farkı adı altında hesaptan kesinti yapıldığını ileri sürerek, 76.800,00 TL'nin 31.07.2013 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında işlem yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında vadeli döviz alım satımına yönelik sözleşme yapıldığı, bu sözleşmenin banka ile davacı arasında kur farkından etkilenmemek üzere yapılan bir işlem olduğu, her ne kadar davacı şirket yetkilisi forward işlemi için imza atmış ise de çeklerin ödenmemesi üzerine yaptığı işlemden haberdar olduğu, forward işleminin ne olduğunun bilmediğini beyan etmiş ise de, tacir vasfında olan kimsenin işbu beyanına itibar edilmediği, tacirin yaptığı işlemlerin, attığı imzanın sorumluluğunu kavrayabilecek kimse olduğu, yapılan işlemin riskli olduğu aynı şekilde bankanın da zarar edebileceği, kurun vade farkından korunmak için sabitlendiğinin anlaşıldığı, davalı bankanın kendiliğinden böyle bir işlemi yapmasının hayatın akışına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmaması ile forward sözleşmelerinin en önemli özelliğinin tezgahüstü piyasalarda banka ile müşteri arasında karşılıklı görüşme sonucu oluşturulması ve müşterilerin ihtiyacına göre hazırlanan bir sözleşme olması nedeniyle genel işlem şartlarının varlığından söz edilemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, .../09/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, vadeli döviz satım işlemi nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini isteminden ibarettir.
Davacı yan vekili, diğer iddiaları yanında, öncelikle, söz konusu işlemin yapılmasına ilişkin çerçeve sözleşmenin müvekkiline hile ile imzalatıldığını, özellikle sözleşmenin .../.... maddesinin sözleşmeye daha sonra eklenmiş bulunduğunu, müvekkilinin anılan maddede yazıldığı şekilde ve yönde herhangi bir sözlü talebi ve beyanı bulunmadığını ileri sürmüştür.
Celbedilen sözleşmenin bir çerçeve sözleşme olmasına karşın, .../.... maddesinin, bu tür matbu sözleşmelerde mutad olmayacak şekilde, davacı şirket yetkilisinin 30.5.2013 tarihinde verdiği sözlü vadeli satım işlemine yönelik tek taraflı bir beyanı olarak kaleme alındığı gözlenmektedir. Maddenin yazılış biçiminden, tek taraflı beyanın, sonuçlanmış bir işleme ilişkin olduğu izlenimi edinilmektedir. Bu yönler de gözetildiğinde, mahkemece, davacı yanın iddiası üzerinde layıkınca durulmadığı, sadece dinlenen tanık beyanları ile yetinilerek, anılan maddenin sözleşmeye sonradan eklenmiş nitelikte olup olmadığı konusunda HMK'nın 207. maddesi çerçevesinde herhangi bir inceleme-araştırma yapılmadığı gözlenmektedir.
Dosyada bulunan bilirkişi raporu davacının bu konudaki iddialarını yanıtlamaktan uzaktır.
Davacı yanın bu yoldaki iddiaları, aynı zamanda TBK'nın 20 vd. maddelerine ilişkin genel işlem koşulları ile de ilişkilendirilmelidir. Mübrez sözleşmenin matbu ve önceden hazırlanmış nitelikte bir çerçeve sözleşme mahiyetinde olması söz konusu yasal gerekliliklerin yerine getirilip getirilmediği konusunda mahkemece bir araştırma yapılmasını elzem kılmaktadır. Mahkemece bu yolda da herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir.
Öte yandan, tüm bunların dışında, sözleşmenin tümüyle geçerli olduğu kabul edilecek olsa dahi, davalı bankaca, sözleşmenin .... maddesine uygun bir işlem gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, bu konuda müşteri tarafından imzalanmış bir teklifname ve dekontun bulunup bulunmadığı da araştırılmamış, alınan bilirkişi raporunda da bu hususlar değerlendirilmemiştir.
Tüm bu nedenlerle, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verilen yerel mahkeme kararının bozulması düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/450643700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz