Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/1496 E. 2013/3805 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki menfaat↗ münhasırlık↗ hakkaniyet↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ fatura↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, karşı davada, davalı tarafça ibraz olunan bir kısım gazete küpürleri ile bir adet fatura ve noter evrakının, KHK'nın 14. maddesi anlamında markanın kullanıldığını ispata elverişli olmadığı, ibraz edilen bir adet faturada ''... İNŞAAT LİMİTED ŞİRKETİ – ...'' ibaresi yer almakta ise de, bir adet faturadan ibaret bir kullanımın ciddi ve pazar payı yaratacak biçimde olmadığı, ayrıca faturadaki kullanımın davacı-karşı davalı marka sahibi şirkete ait olmayıp, ... TURİZM adlı 3.bir kişiye ait olduğu, 2001-2004 yıllarına ilişkin gazete yazıları ile 2010 tarihli gazete yazısının ise dava konusu markanın 41 ve 42. sınıflarda markasal biçimde ciddi ve pazar payı yaratacak ölçüde kullanıldığını ispata yeterli olmadığı, 2011 yılında açılan hükümsüzlük davasında, 5 yıldan daha eski tarihli olan gazete küpürlerinin markanın kullanıldığına dair herhangi bir ispat gücünün bulunmadığı, 2010 tarihli gazete köşe yazısında ise ... isimli bir şahsın işlettiği mekanlardan bahsedildiği, magazin konulu bir köşe yazısında yer alan bu tip bir yazının da dava konusu markanın markasal biçimde ciddi ve pazar payı yaratacak derecede kullanıldığını ispata hiçbir şekilde yeterli olmadığı gerekçesiyle, karşı davanın kabulü ile davacı-karşı davalı adına tescilli 2001/23967 nolu ''People+şekil'' markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne ve ... sicilinden terkinine; asıl davada ise, dayanılan markanın karşı davada hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması gerekçesiyle, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davacı adına tescilli 2001/23967 sayılı markanın hükümsüz kılınması nedeniyle, marka hakkına dayalı asıl davanın dayanaksız kaldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece reddedilen asıl davanın açılma tarihi 12.01.2011, hükümsüzlüğe ilişkin karşı davanın açılma tarihi ise 18.02.2011 'dir. Bu durumda, 556 Sayılı KHK'nin 44. maddesi uyarınca karşı davada verilen hükümsüzlük kararının geçmişe etkisinin, daha önceki bir tarihte açılmış olan asıl dava bakımından hangi tarihten itibaren hukuki sonuç doğuracağı hususunun aynı KHK'nin 42.maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
556 Sayılı KHK'nin 44/1. fıkrası uyarınca "bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde kararın sonuçları geçmişe etkilidir". Hükümsüzlük nedenleri bir bütün olarak 556 Sayılı KHK'nin 42. maddesinde gösterilmiştir. Ancak, 556 Sayılı KHK'nin 42/1. fıkrasının "(a) ve (b) bentlerinde, marka hakkının tescili anında mevcut olan mutlak ve nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük halleri'nin düzenlenmesine karşın, aynı fıkranın "(c) ila (f) bentlerinde başlangıçta geçerli olarak tescil edilen bir marka hakkında daha sonra ortaya çıkan nedenlere dayalı hükümsüz halleri" düzenlenmiştir. Sonuç itibariyle 556 Sayılı KHK'nin 42/1. Fıkrasında iki farklı gruptaki hükümsüzlük halleri birlikte düzenlenmiş bulunmaktadır.
556 Sayılı KHK'nin 42/1. fıkrasında düzenlenen mutlak ve nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük halleri, 1993 tarihli mehaz 40/94 Sayılı Avrupa Topluluğu Markası Tüzüğü'nün 51. maddesinde marka tescilinde mutlak ret, 52. maddesinde de nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük halleri olarak ayrı ayrı düzenlenmiş ve 54/2. fıkrasında da bu nedenlere dayalı olarak hükümsüzlük kararı verilmesi halinde kararın, marka korumasının gerçekleştiği tarihten itibaren geçmişe etkili olarak hukuki sonuç doğuracağı kabul edilmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bentlerinde sayılan hükümsüzlük halleri ise, 40/94 Sayılı Tüzüğün 50. maddesinde münhasıran "iptal" sebepleri olarak düzenlenmiştir. Tüzüğün 54/1. fıkrasında da "iptal kararının geçmişe etkili sonuçlarının talep (AB Marka Ofisine "OHIM" yöneltilen) veya karşı davanın açıldığı tarih itibariyle gerçekleşeceği" kabul edilmiştir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde de "iptal nedenlerinin gerçekleşmesi halinde; taraflardan birisinin isteği üzerine, eğer markanın sağladığı korumanın daha önceki bir tarihte sona ermesi gerektiği tespit edilirse, bu tarihten itibaren sonuç doğuracağına karar verilebileceği" de hüküm altına alınmıştır. 40/94 Sayılı Tüzük yerine yürürlüğe konulan 26 Şubat 2009 tarihli ve 207/2009 Sayılı Topluluk Markası Tüzüğü'nde de benzer hükümler mevcuttur.
Doktrinde, 556 Sayılı KHK'nin 44/1. maddesinde yer alan "hükümsüzlük halinde kararın sonuçları geçmişe etkilidir" hükmü, tescille kazanılan hakkın geçmişe etkili olarak tescil tarihinden itibaren ortadan kalkacağı şeklinde kabul edilmektedir (Prof.Dr. Hamdi Yasaman, Marka Hukuku Cilt II, s. 905, ... 2004). Ancak, 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bentlerinde sayılan haller nedeniyle hükümsüzlüğe karar verilmesi durumunda ise, kararın geçmişe etkili sonuçlarının yukarıda yapılan açıklama ve mehaz Tüzük hükümleri de dikkate alınarak değerlendirilmesi gereklidir.
556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c ) ila (f) bendinde sayılan haller, başlangıçta varolmayan ancak sonradan gerçekleşebilecek bir nedenden ötürü markanın hükümsüzlüğüne yol açtığından, bu hallerden birisine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının ilk tescil anından itibaren geçmişe etkili olarak hukuki sonuç doğuracağının kabulü hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Dairemizin kararlarında da aynı görüş benimsenmiştir.
Bu durumda, karşı davada 556 Sayılı KHK'nin 14. ve 42/1-(c) bendine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının "kural olarak" karşı davanın açıldığı tarihe kadar geçmişe etkili sonuç doğuracağının kabulü gerekir. Ancak, mahkemece davacının dayandığı 2001/23967 sayılı markanın karşı davada hükümsüz kılınması nedeniyle dayanaksız kalan asıl davanın da reddine karar verilmiş olup, böylece hükümsüzlük kararının karşı davanın açılma tarihinden de önceki bir tarih itibariyle geçmişe etkili sonuç doğuracağı kabul edilmiştir. O halde, koşullar oluştuğu taktirde yukarıda açıklanan genel kuraldan ayrılmanın mümkün olup olamayacağının, bir başka deyişle somut uyuşmazlıkta olduğu gibi kullanmama nedeniyle hükümsüzlük istemli karşı davada verilen hükümsüzlük kararının karşı dava tarihinden daha da önceki bir tarihe kadar geçmişe etkili sonuç doğurup doğuramayacağının tartışılmasında da yarar bulunmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, mehaz 40/94 Sayılı AT Tüzüğünün 54/1. fıkrasının ikinci cümlesinde (207/2009 Sayılı Tüzük 55. madde) "iptal nedenlerinin gerçekleşmesi halinde eğer markanın sağladığı korumanın daha önceki bir tarihte sona ermesi gerektiği tespit edilmiş ise, taraflardan birisinin isteği üzerine iptal kararının bu tarihten itibaren sonuç doğuracağına karar verilebileceği" düzenlenmiştir. 556 Sayılı KHK'nin 44. maddesinde açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte anılan maddenin birinci fıkrasında; 551, 554 ve 555 Sayılı KHK'lerde açıkça hüküm altına alındığı şekilde "markaya sağlanan korumanın başlangıç tarihinden itibaren doğmamış sayılacağı"na dair bir hüküm de bulunmamaktadır. Doktrinde, 40/94 Sayılı AT Tüzüğü'nün 54. maddesinin Türk Hukukunda da uygulanması gerektiği (Yasaman, age, s.906), veya KHK'nin 44/1. fıkrasının AT Tüzüğündeki düzenlemeye uygun bir şekilde değiştirilmesinin hukuki menfaatler dengesine uygun olacağı görüşü benimsenmektedir (Prof. Dr. Sami Karahan, Marka Hukukunda Hükümsüzlük Davaları, s.150, ... 2002; Prof.Dr.Sabih Arkan, Marka Hukuku, s. 168, ... 1998). Yine, örneğin, kullanmama nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde hükümsüzlük kararının 5 yıllık sürenin bitim anından itibaren hüküm ifade etmesi veya beş yıllık sürenin bitimine kadar geriye etkili (Karahan, age, s. 150), iptale yol açan nedenin daha önceki bir tarihte tamamlanmış olduğunun belirlenmesi durumunda, talep halinde iptal hükmünün etkisinin bu tarihten başlatılmasının da mümkün olduğu (Arkan, age, s. 168) görüşleri de açıklanmıştır.
Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c ) ila (f) bentlerinde sayılan nedenlerle bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, kararın markanın ilk tescil anına kadar geçmişe etkili sonuç doğuracağının kabulü hakkaniyete uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle, söz konusu hallerde "kural olarak" hükümsüzlük kararının davanın açıldığı tarihe kadar geçmişe etkili olacağı kabul edilmelidir. Öte yandan, taraflardan birisinin hukuki yararı bulunması halinde de, iptale yol açan sebebin "daha önceki bir tarihte" gerçekleştiğinin belirlenebilmesi ve bu tarih ile dava tarihi arasında marka sahibinin 556 sayılı KHK'nin 14. maddesine uygun bir kullanımının da bulunmaması durumunda, iptal hükmünün geçmişe yönelik etkisinin tespit olunacak bu tarihten başlatılabilmesi de mümkün olmalıdır. Bu sonuç aynı zamanda 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(a) ila (f) bentlerinde sayılan hükümsüzlük nedenlerinin niteliğine ve 44/1. fıkrasının amacı ile hakkaniyete en uygun yorum şekli olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı-karşı davacı vekili hükümsüzlüğü istenen dava konusu 2001/23967 sayılı markanın 2004 yılından sonra hiç kullanılmadığını ve asıl davanın davacısının kendisine karşı bu marka korumasına dayanamayacağını iddia etmiş ve bu husus mahkemece de benimsenmiş olduğuna göre, karşı davada 556 Sayılı KHK'nin 14 ve 42/l-(c) bendi uyarınca markanın hükümsüzlük nedenini oluşturan 5 yıllık sürenin başlangıcı olan 2004 yılından itibaren; karşı davalının tecavüz oluşturduğu iddia edilen "..." markasının kullanılması eylemine son verilmesi hakkında davalıya gönderilen 19.10.2010 tarihli ihtarname tarihini de kapsayacak şekilde asıl davanın açıldığı 12.01.2011 tarihine kadar 5 yıllık kullanmama süresinin dolduğu ve bu tarihler arasında markanın kullanıldığının kanıtlanmadığı da anlaşıldığından; karşı davada verilen hükümsüzlük kararının geçmişe etkisinin eylem tarihlerini ve asıl dava tarihini de kapsadığının kabulünde bir isabetsizlik olmayacağı gibi, bu durumun belirlenmesinde davalı- karşı davacının hukuki yararı bulunduğu da açıktır. Bu nedenle, mahkeme kararında ulaşılan hüküm açıklanan gerekçe itibariyle sonucu bakımından isabetlidir.
O halde, somut uyuşmazlıkta asıl davanın reddine dair mahkeme kararı yukarıda açıklanan gerekçe itibariyle sonucu bakımından doğru bulunduğundan, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan asıl davaya ilişkin mahkeme kararının oananmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece karşı davanın kabulüne karar verildiği halde, bu davada kendisini bir vekille temsil ettiren karşı davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmediğinden kararın mümeyyiz karşı davacı ... Yat. A.Ş. yararına bozulması gerekmişti
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6633 E. 2015/4600 K.
Ortak:hukuki menfaat · münhasırlık · hakkaniyet · hukuki yarar · dava sebebi · dava şartı
İncelediğiniz karardaÖte yandan, taraflardan birisinin «hukuki yararı» bulunması halinde de, iptale yol açan «sebebin» "daha önceki bir tarihte" gerçekleştiğinin belirlenebilmesi ve bu tarih ile dava tarihi arasında marka sahibinin 556 sayılı KHK'nin 14. maddesine uygun bir kullanımının da bulunmaması durumunda, iptal hükmünün geçmişe yönelik etkisinin tespit olunacak bu tarihten başlatılabilmesi de mümkün olmalıdır.
556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bentlerinde sayılan hükümsüzlük halleri ise, 40/94 Sayılı Tüzüğün 50. maddesinde «münhasıran» "iptal" sebepleri olarak düzenlenmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c ) ila (f) bendinde sayılan haller, başlangıçta varolmayan ancak sonradan gerçekleşebilecek bir nedenden ötürü markanın hükümsüzlüğüne yol açtığından, bu hallerden birisine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının ilk tescil anından itibaren geçmişe etkili olarak hukuki sonuç doğuracağının kabulü «hakkaniyete» aykırıdır.
Benzer bu karardaÖte yandan, taraflardan birisinin «hukuki yararı» bulunması halinde de, iptale yol açan «sebebin» “daha önceki bir tarihte” gerçekleştiğinin belirlenebilmesi ve bu tarih ile dava tarihi arasında marka sahibinin 556 sayılı KHK'nin 14. maddesine uygun bir kullanımının da bulunmaması durumunda, iptal hükmünün geçmişe yönelik etkisinin tespit olunacak bu tarihten başlatılabilmesi de mümkün olmalıdır.
556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bentlerinde sayılan hükümsüzlük halleri ise, 40/94 Sayılı Tüzüğün 50. maddesinde «münhasıran» “iptal” sebepleri olarak düzenlenmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bendinde sayılan haller, başlangıçta var olmayan ancak sonradan gerçekleşebilecek bir nedenden ötürü markanın hükümsüzlüğüne yol açtığından, bu hallerden birisine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının ilk tescil anından itibaren geçmişe etkili olarak hukuki sonuç doğuracağının kabulü «hakkaniyete» aykırıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iptal davası · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, 556 sayılı KHK.'ya dayalı marka hakkına vaki tecavüzün tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminatın» tahsili istemine ilişkindir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2009/50 E.-2010/53 K. sayılı «iptal davası» daha sonraki bir tarihte açılsa dahi, mahkemece iptal kararının hukuki sonuçlarının işbu dava tarihini de kapsayacak şekilde geçmişe etkili hüküm ve sonuç doğurup doğuramayacağı incelenip değerlendirilmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/1496 E. , 2013/3805 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMES ... 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/09/2011 tarih ve 2011/6-2011/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, asıl davada, müvekkilinin ''...'' markasının ... nezdinde tescilli olduğunu, davalı-karşı davacının bu markayı müvekkilinden izinsiz olarak kullandığını, bu eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, müvekkilinin markasına tecavüzün durdurulmasını, müvekkilinin markasının kullanıldığı tabelanın sökülmesini, reklam basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, verilecek kararın gazetede ilanını; karşı davada ise, müvekkili adına tescilli markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl süreyle kullanıldığının sabit olduğunu, hükümsüzlük talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, karşı davanın reddini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davada, müvekkilinin markasının '' ... '' biçiminde olduğunu, markalar arasında benzerliğin ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığını,... sözcüğünün pek çok kişi adına tescilli olduğunu savunarak, asıl davanın reddine karar verilmesini; karşı davada ise, davacının markasının kullanılmadığını, markanın kullanmama nedeniyle hükümsüz sayılması gerektiğini ileri sürerek, karşı davanın kabulünü talep etmiştir.
Mahkemece, karşı davada, davalı tarafça ibraz olunan bir kısım gazete küpürleri ile bir adet fatura ve noter evrakının, KHK'nın 14. maddesi anlamında markanın kullanıldığını ispata elverişli olmadığı, ibraz edilen bir adet faturada ''... İNŞAAT LİMİTED ŞİRKETİ – ...'' ibaresi yer almakta ise de, bir adet faturadan ibaret bir kullanımın ciddi ve pazar payı yaratacak biçimde olmadığı, ayrıca faturadaki kullanımın davacı-karşı davalı marka sahibi şirkete ait olmayıp, ... TURİZM adlı 3.bir kişiye ait olduğu, 2001-2004 yıllarına ilişkin gazete yazıları ile 2010 tarihli gazete yazısının ise dava konusu markanın 41 ve 42. sınıflarda markasal biçimde ciddi ve pazar payı yaratacak ölçüde kullanıldığını ispata yeterli olmadığı, 2011 yılında açılan hükümsüzlük davasında, 5 yıldan daha eski tarihli olan gazete küpürlerinin markanın kullanıldığına dair herhangi bir ispat gücünün bulunmadığı, 2010 tarihli gazete köşe yazısında ise ...
isimli bir şahsın işlettiği mekanlardan bahsedildiği, magazin konulu bir köşe yazısında yer alan bu tip bir yazının da dava konusu markanın markasal biçimde ciddi ve pazar payı yaratacak derecede kullanıldığını ispata hiçbir şekilde yeterli olmadığı gerekçesiyle, karşı davanın kabulü ile davacı-karşı davalı adına tescilli 2001/23967 nolu ''People+şekil'' markasının kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne ve ... sicilinden terkinine; asıl davada ise, dayanılan markanın karşı davada hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması gerekçesiyle, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davacı adına tescilli 2001/23967 sayılı markanın hükümsüz kılınması nedeniyle, marka hakkına dayalı asıl davanın dayanaksız kaldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece reddedilen asıl davanın açılma tarihi 12.01.2011, hükümsüzlüğe ilişkin karşı davanın açılma tarihi ise 18.02.2011 'dir. Bu durumda, 556 Sayılı KHK'nin 44. maddesi uyarınca karşı davada verilen hükümsüzlük kararının geçmişe etkisinin, daha önceki bir tarihte açılmış olan asıl dava bakımından hangi tarihten itibaren hukuki sonuç doğuracağı hususunun aynı KHK'nin 42.maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
556 Sayılı KHK'nin 44/1. fıkrası uyarınca "bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde kararın sonuçları geçmişe etkilidir". Hükümsüzlük nedenleri bir bütün olarak 556 Sayılı KHK'nin 42. maddesinde gösterilmiştir. Ancak, 556 Sayılı KHK'nin 42/1. fıkrasının "(a) ve (b) bentlerinde, marka hakkının tescili anında mevcut olan mutlak ve nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük halleri'nin düzenlenmesine karşın, aynı fıkranın "(c) ila (f) bentlerinde başlangıçta geçerli olarak tescil edilen bir marka hakkında daha sonra ortaya çıkan nedenlere dayalı hükümsüz halleri" düzenlenmiştir. Sonuç itibariyle 556 Sayılı KHK'nin 42/1. Fıkrasında iki farklı gruptaki hükümsüzlük halleri birlikte düzenlenmiş bulunmaktadır.
556 Sayılı KHK'nin 42/1. fıkrasında düzenlenen mutlak ve nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük halleri, 1993 tarihli mehaz 40/94 Sayılı Avrupa Topluluğu Markası Tüzüğü'nün 51. maddesinde marka tescilinde mutlak ret, 52. maddesinde de nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük halleri olarak ayrı ayrı düzenlenmiş ve 54/2. fıkrasında da bu nedenlere dayalı olarak hükümsüzlük kararı verilmesi halinde kararın, marka korumasının gerçekleştiği tarihten itibaren geçmişe etkili olarak hukuki sonuç doğuracağı kabul edilmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bentlerinde sayılan hükümsüzlük halleri ise, 40/94 Sayılı Tüzüğün 50. maddesinde münhasıran "iptal" sebepleri olarak düzenlenmiştir. Tüzüğün 54/1. fıkrasında da "iptal kararının geçmişe etkili sonuçlarının talep (AB Marka Ofisine "OHIM" yöneltilen) veya karşı davanın açıldığı tarih itibariyle gerçekleşeceği" kabul edilmiştir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde de "iptal nedenlerinin gerçekleşmesi halinde; taraflardan birisinin isteği üzerine, eğer markanın sağladığı korumanın daha önceki bir tarihte sona ermesi gerektiği tespit edilirse, bu tarihten itibaren sonuç doğuracağına karar verilebileceği" de hüküm altına alınmıştır. 40/94 Sayılı Tüzük yerine yürürlüğe konulan 26 Şubat 2009 tarihli ve 207/2009 Sayılı Topluluk Markası Tüzüğü'nde de benzer hükümler mevcuttur.
Doktrinde, 556 Sayılı KHK'nin 44/1. maddesinde yer alan "hükümsüzlük halinde kararın sonuçları geçmişe etkilidir" hükmü, tescille kazanılan hakkın geçmişe etkili olarak tescil tarihinden itibaren ortadan kalkacağı şeklinde kabul edilmektedir (Prof.Dr. Hamdi Yasaman, Marka Hukuku Cilt II, s. 905, ... 2004). Ancak, 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c) ila (f) bentlerinde sayılan haller nedeniyle hükümsüzlüğe karar verilmesi durumunda ise, kararın geçmişe etkili sonuçlarının yukarıda yapılan açıklama ve mehaz Tüzük hükümleri de dikkate alınarak değerlendirilmesi gereklidir.
556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c ) ila (f) bendinde sayılan haller, başlangıçta varolmayan ancak sonradan gerçekleşebilecek bir nedenden ötürü markanın hükümsüzlüğüne yol açtığından, bu hallerden birisine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının ilk tescil anından itibaren geçmişe etkili olarak hukuki sonuç doğuracağının kabulü hakkaniyete aykırıdır. Nitekim Dairemizin kararlarında da aynı görüş benimsenmiştir.
Bu durumda, karşı davada 556 Sayılı KHK'nin 14. ve 42/1-(c) bendine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının "kural olarak" karşı davanın açıldığı tarihe kadar geçmişe etkili sonuç doğuracağının kabulü gerekir. Ancak, mahkemece davacının dayandığı 2001/23967 sayılı markanın karşı davada hükümsüz kılınması nedeniyle dayanaksız kalan asıl davanın da reddine karar verilmiş olup, böylece hükümsüzlük kararının karşı davanın açılma tarihinden de önceki bir tarih itibariyle geçmişe etkili sonuç doğuracağı kabul edilmiştir. O halde, koşullar oluştuğu taktirde yukarıda açıklanan genel kuraldan ayrılmanın mümkün olup olamayacağının, bir başka deyişle somut uyuşmazlıkta olduğu gibi kullanmama nedeniyle hükümsüzlük istemli karşı davada verilen hükümsüzlük kararının karşı dava tarihinden daha da önceki bir tarihe kadar geçmişe etkili sonuç doğurup doğuramayacağının tartışılmasında da yarar bulunmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, mehaz 40/94 Sayılı AT Tüzüğünün 54/1. fıkrasının ikinci cümlesinde (207/2009 Sayılı Tüzük 55. madde) "iptal nedenlerinin gerçekleşmesi halinde eğer markanın sağladığı korumanın daha önceki bir tarihte sona ermesi gerektiği tespit edilmiş ise, taraflardan birisinin isteği üzerine iptal kararının bu tarihten itibaren sonuç doğuracağına karar verilebileceği" düzenlenmiştir. 556 Sayılı KHK'nin 44. maddesinde açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte anılan maddenin birinci fıkrasında; 551, 554 ve 555 Sayılı KHK'lerde açıkça hüküm altına alındığı şekilde "markaya sağlanan korumanın başlangıç tarihinden itibaren doğmamış sayılacağı"na dair bir hüküm de bulunmamaktadır.
Doktrinde, 40/94 Sayılı AT Tüzüğü'nün 54. maddesinin Türk Hukukunda da uygulanması gerektiği (Yasaman, age, s.906), veya KHK'nin 44/1. fıkrasının AT Tüzüğündeki düzenlemeye uygun bir şekilde değiştirilmesinin hukuki menfaatler dengesine uygun olacağı görüşü benimsenmektedir (Prof. Dr. Sami Karahan, Marka Hukukunda Hükümsüzlük Davaları, s.150, ... 2002; Prof.Dr.Sabih Arkan, Marka Hukuku, s. 168, ... 1998). Yine, örneğin, kullanmama nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde hükümsüzlük kararının 5 yıllık sürenin bitim anından itibaren hüküm ifade etmesi veya beş yıllık sürenin bitimine kadar geriye etkili (Karahan, age, s. 150), iptale yol açan nedenin daha önceki bir tarihte tamamlanmış olduğunun belirlenmesi durumunda, talep halinde iptal hükmünün etkisinin bu tarihten başlatılmasının da mümkün olduğu (Arkan, age, s.
168) görüşleri de açıklanmıştır.
Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(c ) ila (f) bentlerinde sayılan nedenlerle bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, kararın markanın ilk tescil anına kadar geçmişe etkili sonuç doğuracağının kabulü hakkaniyete uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle, söz konusu hallerde "kural olarak" hükümsüzlük kararının davanın açıldığı tarihe kadar geçmişe etkili olacağı kabul edilmelidir. Öte yandan, taraflardan birisinin hukuki yararı bulunması halinde de, iptale yol açan sebebin "daha önceki bir tarihte" gerçekleştiğinin belirlenebilmesi ve bu tarih ile dava tarihi arasında marka sahibinin 556 sayılı KHK'nin 14. maddesine uygun bir kullanımının da bulunmaması durumunda, iptal hükmünün geçmişe yönelik etkisinin tespit olunacak bu tarihten başlatılabilmesi de mümkün olmalıdır.
Bu sonuç aynı zamanda 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(a) ila (f) bentlerinde sayılan hükümsüzlük nedenlerinin niteliğine ve 44/1. fıkrasının amacı ile hakkaniyete en uygun yorum şekli olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı-karşı davacı vekili hükümsüzlüğü istenen dava konusu 2001/23967 sayılı markanın 2004 yılından sonra hiç kullanılmadığını ve asıl davanın davacısının kendisine karşı bu marka korumasına dayanamayacağını iddia etmiş ve bu husus mahkemece de benimsenmiş olduğuna göre, karşı davada 556 Sayılı KHK'nin 14 ve 42/l-(c) bendi uyarınca markanın hükümsüzlük nedenini oluşturan 5 yıllık sürenin başlangıcı olan 2004 yılından itibaren; karşı davalının tecavüz oluşturduğu iddia edilen "..." markasının kullanılması eylemine son verilmesi hakkında davalıya gönderilen 19.10.2010 tarihli ihtarname tarihini de kapsayacak şekilde asıl davanın açıldığı 12.01.2011 tarihine kadar 5 yıllık kullanmama süresinin dolduğu ve bu tarihler arasında markanın kullanıldığının kanıtlanmadığı da anlaşıldığından;
karşı davada verilen hükümsüzlük kararının geçmişe etkisinin eylem tarihlerini ve asıl dava tarihini de kapsadığının kabulünde bir isabetsizlik olmayacağı gibi, bu durumun belirlenmesinde davalı- karşı davacının hukuki yararı bulunduğu da açıktır. Bu nedenle, mahkeme kararında ulaşılan hüküm açıklanan gerekçe itibariyle sonucu bakımından isabetlidir.
O halde, somut uyuşmazlıkta asıl davanın reddine dair mahkeme kararı yukarıda açıklanan gerekçe itibariyle sonucu bakımından doğru bulunduğundan, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan asıl davaya ilişkin mahkeme kararının oananmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece karşı davanın kabulüne karar verildiği halde, bu davada kendisini bir vekille temsil ettiren karşı davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmediğinden kararın mümeyyiz karşı davacı ... Yat. A.Ş. yararına bozulması gerekmişti
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan asıl davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının ONANMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile karşı davanın vekalet ücretine yönelik olarak davalı-karşı davacı ... Yat. A.Ş. yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 01.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/448415000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz