TMSF kayyımı yönetimindeki şirkette genel kurul iptali davasında hukuki yarar yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/490 E. 2024/493 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Bir şirkete ceza soruşturması kapsamında kayyım olarak TMSF atanmış ve TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkileri Fon Kurulu tarafından kullanılıyorsa, Fon Kurulu tarafından alınan iktisadi bütünlük/satış kararına karşı TTK'ya dayalı genel kurul kararının iptali davası açılamaz; bu kararlara karşı idari yargı yolu açık olduğundan, TTK hükümlerine dayanan iptal davası hukuki yarar yokluğundan reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Şirket satışının/iktisadi bütünlük kararının iptali talebi yönünden görev/hukuki yarar → ret
İddia: Davacı, satış kararının hukuka aykırı olduğunu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, kayyım atanma sebebinin kendisine ait olmayan bir ortağın hissesine ilişkin olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Şirketin veya mal varlığının idaresi, yürütülen ceza soruşturması süresince kayyım olarak TMSF'ye devredildiğinden, TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkileri Fon Kurulu tarafından kullanılabilir. Kaynağı suç soruşturması olan ve ceza yargılamasının konusunu oluşturan nedenlerle uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı olarak çözümü mümkün değildir. Davacının pay sahibi olduğu şirkete kayyım atanma sebebi TTK'da düzenlenen hususlardan kaynaklanmadığından, ceza mahkemesince atanan kayyım tarafından belirlenen yöneticilerin işlemleri TTK hükümlerine göre denetlenemez ve kayyım atama kararının hukuka aykırılığına ilişkin iddialar bu davada incelenemez. Fon, TTK hükümlerine bağlı olmaksızın şirketin genel kurulunun yetkilerine sahip olup, iktisadi bütünlük kararı çerçevesinde şirket hisselerinin satışına karar verilmesi Fon'un yetkisi kapsamındadır; TTK'nın genel kurulun yetkilerine ilişkin hükümlerinin eldeki davada uygulanma olanağı yoktur. Şirket ortakları tarafından alınmış bir genel kurul kararına dayanan bir satış söz konusu olmadığından, davacının TMSF'nin satış kararına karşı idari yargı yerinde dava açabileceği gözetilerek davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
TMSF kayyımı yönetiminde bulunan şirketlerde Fon Kurulu tarafından TTK hükümlerine bağlı olmaksızın kullanılan genel kurul yetkilerine dayalı satış/iktisadi bütünlük kararlarına karşı TTK'ya dayalı iptal davası açılamayacağı, bu kararlara karşı idari yargı yolunun açık olduğu yönünde bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayyım↗ TMSF↗ genel kurul kararının iptali↗ iktisadi bütünlük kararı↗ hukuki yarar↗ yargı yolu↗ 674 sayılı KHK↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/490
KARAR NO 2024/493
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/09/2023
NUMARASI 2023/308 Esas - 2023/671 Karar
DAVA
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/03/2024
Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davalı ... A.Ş'nin satılması ile ilgili olarak RGde 14/12/2022 tarihinde yayınlanan kapalı zarf ihale ve 16/12/2022 tarihli usulsüz ihaleye çıkış , usulsüz satış kararın iptali ve genel kurul yapıldıysa genel kurul kararının iptal edilmesi, genel kurul kararının yerine geçmek üzere alınan iktisadi bütünlük kararı işlemlerinin öncelikle ihtiyati tedbiren durdurulmasını dahasında iptalini, şirketin satışının tedbiren durdurulmasını, usulsüz genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, genel kurul kararının yerine geçmek üzere alınan iktisadi bütünlük kararı iptaline, satış kararının usule ve kanuna aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili,müvekkil şirket yönetimine, CMK 133. maddesi uyarınca FETÖ/PDY Terör Örgütü Soruşturması kapsamında kayyım atanmasına karar verildiğini, devamla kayyumların yetkisi sonlandırılarak, tüm yetkilerin TMSFne devrine karar verildiğini, bu nedenle müvekkil şirket yönetimi tamamen TMSF eliyle atanan yönetim kurulu tarafından sürdürüldüğünü belirterek öncelikle davanın İlgili KHK, kanun ve kararlar ile müvekkil firma, tüzel kişiliği devam ettirilerek ancak T.T.K' da öngörülen şirket genel kurul ve denetçilerine tabi olmadan TMSF tarafından atanan Yönetim Kurulu eliyle yönetilmeye başlanmış olması ve ilgili satış ve tasfiye yetkisinin tamamen TMSF'de olması nedeniyle davanın hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davaclı şirketin satış kararının Fon tarafından alındığı, husumetin TMSF’ye vedevralana karşı idari yargıda yöneltilmesi gerektiğinden bu istemin yargı yolu sebebiyle usulden reddine,davacının ikinci talebi genel kurul kararının iptali istemi yönünden de şirketin genel kurul toplantısı yapmadığı, Fon tarafından atanan yönetim kuruluna satış için yetki verildiği, satışın bir genel kurul toplantısına dayanmadığı görülmekle hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu işlemler ile ilgili olarak İstanbul 12. İdare Mahkemesi'nin 2022/2869 Esas, 2023/621 Karar sayılı ve 21.03.2023 tarihli kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, CMK'nin 133/3. maddesi uyarınca kayyımın işlemlerine karşı davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini, 6758 sayılı kanunun 19. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslara ilişkin tebliğin 7.maddesine aykırı olarak mali durum raporu tanzim edildiği, müvekkilinin davalı şirketin %28 oranda büyük hissedarı olduğu "..." isimli hastanenin 02.07.2022 tarihinde satışının ilan edildiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, şirkete kayyım atanma sebebinin ortak ... %21 oranda hissesi olduğunu, müvekkilinin hisselerine kayyım atanmadığını,21.10.2016 tarihinden itibaren şirkette temettü dağıtılmadığı ve yatırım yapılmadığı, CMK'nin 133.
maddesi ancak kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde atanabileceğini, müvekkilinin mal varlığının müsadere edilmediğini sadece tedbiren yönetim kayyımı atandığını, şirket hakkında açılan İstanbul 14. ACM'de müsadere talepli davanın devam ettiğini ve satış işlemlerinin iptaline karar verilmesi gerektiğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Eldeki dava; davacının %28 oranda ortağı olduğu şirkete 674 sayılı KHK'nin 19. maddesi uyarınca TMSF'nin kayyım atandığı, TMSF tarafından oluşturulan YK tarafından yönetilen davalı şirket hakkında Fon Kurulu tarafından oluşturulan iktisadi bütünlük kararı gereği ihale usulü ile satışına karar verilerek ihale günü belirlendiği anlaşılmakla; davacı tarafça kayyım atanmasından itibaren şirketin iyi yönetilmediği, satış kararının mülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülerek şirketin satış işlemlerinin iptali talep edilmektedir.Anlatılan yasal düzenlemelere göre şirketin veya mal varlığının idaresinin yürütülen ceza soruşturma süresince kayyım olarak TMSF'ye devredildiği, TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkilerinin Fon Kurulu tarafından kullanılabileceği, kaynağı suç soruşturması olan ve ceza yargılamasının konusunu teşkil eden nedenler ile uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı olarak çözümünün mümkün olmadığı, davacının pay sahibi olduğu şirketlere kayyım atanma sebebinin 6102 sayılı TTK da düzenlenen hususlardan kaynaklanmadığı, ceza mahkemesince atanan kayyım tarafından belirlenen yöneticilerin işlemlerinin TTK hükümlerine göre denetlenemeyeceği, kayyım atama kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin iddiaların incelenemeyeceği,Fonun TTK hükümlerine bağlı olmaksızın şirketin genel kurulunun yetkilerine haiz olduğu, şirketin hisseleri yetki devri yapılan TMSF tarafından oluşturulan iktisadi bütünlük kararı çerçevesinde satışına karar verilmesinin Fon'un yetkisinde bulunduğu, TTK'nın genel kurulun yetkilerine ilişkin hükümlerin eldeki davada uygulama olanağı olmadığı, davacının TMSF'nin satış kararına karşı idari yargı yerinde dava açılabileceği, şirketin ortakları tarafından alınan bir genel kurul kararı ile satış kararı olmadığı düşünüldüğünde davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/03/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/44126 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi