İnançlı işlemle şirket hissesi iddiasında yaklaşık ispat şartı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/494 E. 2024/633 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
İnançlı işlem iddiasına dayanılarak talep edilen ihtiyati tedbirde, iddiayı destekleyen yazılı sözleşme bulunmayıp ileri sürülen delillerin (kefalet, şirket işlerinin yürütülmesi, vekaletname) yazılı delil başlangıcı niteliği taşıyıp taşımadığının tahkikat gerektirmesi halinde, davanın bulunduğu aşamada yaklaşık ispat ölçüsü sağlanmış sayılamaz. Ayrıca, davanın esası itibarıyla konusu para alacağı olan bir davada, koşulları oluşmadıkça ihtiyati tedbir yerine ancak ihtiyati haciz talep edilebilir.
Ele alınan sorunlar
İnançlı işlem iddiasında yaklaşık ispat şartının gerçekleşip gerçekleşmediği → ret
İddia: Davacı vekili, davalı ...'nın inanılan şartlar gerçekleşmesine rağmen hisseleri devretmediğini, banka kredilerine kefil olma, şirket işlerini yürütme ve geniş yetkili vekaletname gibi hususların yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, bu nedenle yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının inançlı işlem iddialarının ispatı bakımından yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Şirket işlerinin davacı tarafından yürütüldüğü, yüksek miktarlı banka kredilerine kefil olunduğu ve geniş yetkili vekaletname verildiği yönündeki hususların yazılı delil başlangıcı sayılıp sayılamayacağının değerlendirilmesi bir yargılama sürecini ve tahkikatı gerektirmektedir. Şirket hisselerinin bir kısmının gerçekte davacıya ait olduğu hususunda duraksamadan delil değerlendirmesi yapılamamakta olup davanın bulunduğu aşama itibariyle davacının iddia ve delilleri ile davalının savunma ve delillerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle davanın bulunduğu aşamada inançlı işlemin varlığının yaklaşık ispat düzeyinde kabulü mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Konusu para alacağı olan davada ihtiyati tedbir yerine ihtiyati haciz yolunun gerekliliği → ret
Gerekçe: Belirsiz alacak davası açılmış olmakla birlikte, istinaf başvuru dilekçesinden davanın hisselerin bedeline ilişkin bir para alacağı davası olduğu anlaşılmaktadır. Konusu para alacağı olan davalarda ancak koşulları varsa ihtiyati haciz talep edilebileceği gözetilerek ihtiyati tedbir koşullarının bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İnançlı işlem iddiasının yazılı sözleşmeye dayanmadığı ve iddia edilen delillerin (kefalet, vekaletname, işlerin yürütülmesi) yaklaşık ispat düzeyinde değerlendirilmesinin tahkikat gerektirdiği durumlarda ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi gerektiğine; ayrıca konusu para alacağı olan davalarda tedbir yerine ihtiyati haciz yolunun aranması gerektiğine ilişkin bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
inançlı işlem↗ yaklaşık ispat↗ ihtiyati tedbir↗ ihtiyati haciz↗ yazılı delil başlangıcı↗ belirsiz alacak davası↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/494
KARAR NO 2024/633
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/02/2024 (Ara Karar)
NUMARASI 2024/144 Esas
İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN
TALEP İhtiyati Tedbir
İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 14/02/2024 tarihli ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ..., davalı şirketin kuruluşu aşamasında bir inançlı akit yaptıklarını, bu akde göre müvekkilinin davalı şirketin resmi ortağı olabilmesi için gerekli şartlar oluşup müvekkile ait şirket hisseleri davalı ... tarafından kendisine devredilinceye kadar davalı ...'nın resmiyette kurucu ortak olarak yer alacağını, müvekkilinin ise şirketin gizli ortağı olarak işleri takip edeceğini ve aynı resmi ortak gibi şirketin karına ortak olacağını, davalı ...'nın, davalı şirketin resmi olarak kurucu ortağı olarak görünse de aslında tüm ticari iş ilişkileri, şirketin gizli ortağı olan müvekkili tarafından sağlandığını, davalı şirketin şu anda ... ve ... markasının Türkiye'deki en büyük dağıtıcısı olarak 300'den fazla araç ile distribütörlük hizmeti verdiğini, müvekkilinin davalı şirketin kullandığı 100 milyon -TL yi aşkın banka kredilerine kefil olduğunu, ortağı olmadığı bir şirket için bu kadar yüksek meblağlı kredilere kefil olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işbu vekaletname ile, öncelikle ...
Ticari Şubesi'nde 2016 - 2019 yılları arasında davalı şirket adına işlemler gerçekleştirdiğini, davalı şirketin ticari faaliyetlerinin gerçekleşmesini sağladığını, inanç sözleşmesinin ispatında delil başlangıcının var olması durumunda tanık da dahil olmak üzere her türlü delilin ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün olduğunu, banka kredi kefaletleri ve müvekkilinin şirketi temsilen hareket ettiği işlemlere ilişkin belge ve dekontların, Watsapp yazışmalarının yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olduğunu ileri sürerek davalı şirketin malvarlıkları üzerinde tasarrufun (şirketin rutin ve zorunlu işleri hariç olmak üzere) ve devrin engellenmesi ve davalının davalı şirket paylarını devrinin engellenmesi ile davalı ...'nın mal varlıklarının devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME ARA KARARI
Mahkemece, ihtiyati tedbir kararı verebilmek için talep edenin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil sunması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı gibi davanın niteliği gereği konunun yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, davalı ...'nın, inanılan şartlar gerçekleşmesine rağmen müvekkiline karşı hakkı iade etme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve müvekkilinin hisselerini devretmediği gibi bedelini de müvekkiline vermediğini, dava tarihi itibarı ile davalı şirketin resmiyette tek ortağı davalı ... olarak gözüktüğünü, davalının aynı zamanda şirketi münferiden temsile yetkili kişi olarak da tescil edildiğini, bu nedenle davacı müvekkile ait olan davalı şirketin %50 ortaklık payına tekabül eden kısmının değeri, hak etmiş olduğu kar payları ve diğer ortaklık alacakları işbu dava ile talep edildiğini, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; inançlı işlem ile emaneten davalı ... adına kurulduğu ileri sürülen davalı şirketin %50 hisselerinin davacıya ait olduğu ileri sürülerek şirketin %50 hissesinin davacıya ait olduğunun tesbiti ile belirsiz alacaklarına hükmedilmesi talepli davada davalı ...'nın malvarlığı ile şirket hisselerinin devrinin engellenmesi bakımından ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. HMK'nın 389.maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
"şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, .... davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, davacının inançlı işlem iddialarının ispatı bakımından yazılı bir sözleşme mevcut olmayıp, şirketin yaptığı işleri temin edenin davacı olduğu, 100.000.00-TL'yi aşan miktarda banka kredilerine kefil olduğu, şirket işlerinin müvekkili tarafından yürütüldüğü, şirket tarafından verilen vekaletname ile çok geniş yetkiler verildiği tüm bunların yazılı delil başlangıcı olduğunu ileri sürerek buna dair delillerin incelendiğinde yaklaşık ispatın sağlandığının ileri sürülmüştür. Ne var ki tüm bu hususların değerlendirilmesi bir yargılama sürecini, tahkikatı gerektirmektedir.
Şirket hisselerinin bir kısmının gerçekte davacıya ait olduğu hususunda duraksamadan delil değerlendirilmesi yapılamamaktadır. Davanın bulunduğu aşama itibariyle davacının iddiaları ve delillerin ve bu delillere karşılık davalının savunma ve delillerinin de incelenmesini gerektirmektedir. Açıklanan nedenlerle; davanın bulunduğu aşama itibariyle inançlı işlemin varlığının yaklaşık ispat düzeyinde kabulü mümkün olmadığı, ayrıca belirsiz alacak davası açılmakla birlikte,istinaf başvuru dilekçesinden anlaşıldığı üzere, davanın hisselerin bedeline ilişkin para alacağına ilişkin bir dava olduğu anlaşılmakla konusu para alacağı olan davalarda ancak koşulları var ise ihtiyati haciz talep edilebileceği gözetilerek ihtiyati tedbir koşulları bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Ara karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/05/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/43962 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi