6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklık ilişkisinden doğan bonoda 5 yıllık zamanaşımı uygulanır

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/405 E. 2024/966 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalZamanaşımı

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Gerekçe özeti

Bir bono, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinden (ortaklık sözleşmesinden doğan ya da ortaklık/ortaklar ile müdür/temsilci arasındaki alacaklardan) kaynaklanan bir borca dayanarak verilmişse, bu temel ilişkiden doğan alacak TBK 147/4 uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir; bononun kambiyo senedi niteliği taşıması bu süreyi değiştirmez. Zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bono, temel ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı sayılır ve temel ilişkideki alacak diğer delillerle ispat edilebilir. Zamanaşımı süresi, senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ayrıca, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi usulden değil esastan bir ret kararı olduğundan, davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygundur.

Ele alınan sorunlar

Bonoya uygulanacak zamanaşımı süresinin belirlenmesi → ret

İddia: Davacı vekili, takip konusu bononun alt ilişkisinin ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığını, hisse devri sonrası yapılan mutabakata ilişkin masraflardan kaynaklandığını, bu nedenle 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 147/4 uyarınca bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bono, temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğindedir; tanık dahil her türlü delille temel ilişkideki alacağın ispatlanması yoluna gidilebilir. Davalı süresinde zamanaşımı definde bulunduğundan, zamanaşımı süresi temel ilişkiye göre belirlenir. Davacı ile davalı birlikte şirket ortağı olmasa da, temel ilişkinin davacının eşi ile davalının şirket ortaklığı nedeniyle doğan alacaklara ilişkin olduğu ileri sürülmüştür. Alacak gerek hisse devrinden gerek ortaklıktan doğan alacak olarak kabul edilse de, temel ilişkideki alacak 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Şirket alacakları için senet verildiği anlaşıldığından zamanaşımı, senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar. 31.12.2012 vade tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2020 yılında icra takibi başlatıldığından, zamanaşımı definin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zamanaşımı nedeniyle reddedilen davada nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olup olmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin karar usulden değil esastan red kararı olduğundan, davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ortaklık ilişkisinden kaynaklanan alacaklar için verilen bononun, kambiyo senedi vasfına bakılmaksızın TBK 147/4'teki 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımına uğramış bononun temel ilişki için yazılı delil başlangıcı sayılacağı yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir. Ayrıca zamanaşımı nedeniyle ret kararının esastan ret sayılıp nispi vekalet ücretine hükmedilebileceği hususunda da yol göstericidir.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar TBK 147/4 uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir; bu süre, alacağa dayalı olarak verilen senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zamanaşımı defi yazılı delil başlangıcı temel ilişki kambiyo senedi itirazın iptali nispi vekalet ücreti ortaklık ilişkisinden doğan alacak

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 147/4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/405

KARAR NO 2024/966

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/01/2024

NUMARASI 2023/801 Esas - 2024/9 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; davalının müvekkiline olan borcuna karşılık 28/09/2012 tarihinde 31/12/2012 vade tarihli, 17.200-Euro bedelli bonoyu verdiğini, bu bononun vadesinde ödenmediğini,davalı yan ile müvekkilin eşi ...'ın 08/02/2012 tarihinde ...Ürünleri Gıda Paz San ve Tic ltd ştini kurdukları ve ve şirketi münferiden temsile yetkili olarak müvekkil ...'ı atadıklarını ,18/09/2012 tarihinde davacı ile davalının şirketin kuruluşundan itibaren ,müvekkili davacı tarafından şirket için yapılan masrafları ortaya çıkarmışlar ve mutabık kaldıklarını ,davalının şirketin diğer hissedarı olan ...'a ait olan hisse devri ve mutabık kalınan masraflar için dava konusu 28/09/2012 düzenleme tarihli, 17.200-euro bedelli 31/12/2012 vade tarihli bonoyu verdiğini ,daha sonra müvekkil davacının, davalıya ...

'a ait olan hisseleri 02/10/2012 tarihinde vekaleten devir ettiğini ,davalının bonodan dolayı Borçlu olmadığı beyan etmiş ,ancak nasıl borçlu olmadığını izah etmediğini ,davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; zamanaşımı definde bulunduklarını, takibe konu edilen bono vade tarihinden 8 yıl sonra takibe konu edildiğini ve zamanaşımına uğradığını, TTK'da bonoda zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, dolayısıyla davacının davaya konu bono üzerinden alacak talebinde bulunma hakkının olmadığını, davacının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını, davacının takibe konu ettiği dayanak belgenin kambiyo sıfatının bulunmadığını, müvekkilinin davacıdan bir mal almadığını, davacı tarafça da bu yönde bir belge, evrak ve delil ibraz edilmediğini, alacağın talep edilmesi için 8-10 yıl beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki temel ilişkinin şirket ortakları arasındaki alacaktan kaynaklandığı, bononun bu borca yönelik olarak düzenlendiği, TBK'nın 147/4.maddesi ile ortaklar arasındaki alacaktan doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, borcun doğumu ve ileri sürülüş tarihlerine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, mahkemece 07/04/2023 tarihli dilekçelerinin hatalı olarak değerlendirildiğini, takip konusu bononun alt ilişkisinin ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığını, takip konusu bono alacağının alt ilişkisinin ...'a ait hisse devrinden sonra ... ile ...un karşılıklı mutabakat yaptıkları masraflara ilişkin olduğunu, şirket müdürü sıfatıyla yapılan masraflara ilişkin 07/04/2023 tarihli dilekçe ekinde sunulan hesap mutabakatında anlaşılan tutar için senedin verildiğini, mahkemece eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesine rağmen nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 147/4.maddesi uyarınca "Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.''5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bono temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğindedir.Tanık dahil her türlü delile başvurularak temel ilişkideki alacağın ispatlanması yoluyla talep edilebilecektir. Davalı süresinde zamanaşımı defii ileri sürdüğünden ,zamanaşımı defiinin temel ilişkiye göre belirlenmesi gerekir.

Her ne kadar davacı ile davalı birlikte şirket ortağı değiller ise de ,temel ilişkinin davacının eşi Hatice ile davalının şirket ortaklığı nedeniyle davalıdan doğan alacakları için davacıya bono verildiği ileri sürülmüştür.Bu kapsamda alacak ,gerek hisse devrinden gerekse ortaklıkdan doğan alacakları olarak kabul edilse de ,temel ilişkide alacak 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.Şirket alacakları için senet verildiği anlaşıldığından zamanaşımı senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar.Buna göre 31.12.2012 tarihinden itibaren 5 yıl zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2020 yılında icra takibi başlatıldığından zamanaşımı defiinin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Davacı vekili ,dava zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesine rağmen nispi vekalet ücreti verilmesini de istinaf nedeni yapmış ise de ,zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin karar usulden değil esastan red kararı olduğundan davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/42388 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

1. inceleme

Temyiz istemi usulden reddedildi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4845 E. 2024/6397 K. · Temyiz istemi usulden reddedildi

Kesinlik sınırı altındaki miktarda temyiz dilekçesinin reddi

Gerekçe özeti

Temyize konu edilen miktar, bölge adliye mahkemesinin karar tarihindeki temyiz kesinlik sınırının altında kalıyorsa nihai karar temyiz edilemez ve temyiz dilekçesi miktardan reddedilir; temyiz incelemesi ancak kanunun miktar veya değere bakılmaksızın duruşmalı incelenmesini öngördüğü dava ve işlerde duruşmalı yapılır.

Emsal değeri

Kesinlik sınırının altında kalan miktarda temyiz dilekçesinin doğrudan Yargıtay'ca reddedileceğini ve duruşma isteminin hangi ölçüte göre değerlendirileceğini gösteren temyiz edilebilirlik uygulamasıdır.

Kavramlar: temyiz kesinlik sınırı temyiz dilekçesinin miktardan reddi duruşmalı temyiz incelemesi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/4845 E.  ,  2024/6397 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/405 Esas,2024/966 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/801 E., 2024/9 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşmalı olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 17.200,00 euro (dava tarihindeki harca esas değer 185.936,80 TL) olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

2. inceleme

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6026 E. 2025/4223 K. · Onandı

Zamanaşımına uğramış bonoda zamanaşımı temel ilişkiye göre belirlenir

Gerekçe özeti

Bono zamanaşımına uğradıktan sonra temel ilişkiye dayanılıyorsa, imzası inkâr edilmeyen senet temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı sayılır ve alacak her türlü delille ispatlanabilir; süresinde ileri sürülen zamanaşımı defi ise senede göre değil temel ilişkiye göre değerlendirilir. Temel ilişki ortaklık sözleşmesinden veya ortakların birbirleriyle ya da ortaklıkla ilişkisinden doğuyorsa TBK 147/4 uyarınca beş yıllık zamanaşımı uygulanır ve şirket alacağı için senet verilmişse süre senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Emsal değeri

Zamanaşımına uğramış bonoya dayalı itirazın iptali davasında zamanaşımının temel ilişkiye göre belirlenmesi ve ortaklık/ortaklar arası alacaklarda TBK 147/4'ün uygulanması yönünden emsal değer taşır.

Kavramlar: zamanaşımı defi yazılı delil başlangıcı temel ilişki bono ortaklar arası alacak hisse devri itirazın iptali

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/6026 E.  ,  2025/4223 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/405 Esas, 2024/966 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.06.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline olan borcuna karşılık 28.09.2012 tarihinde 31.12.2012 vade tarihli, 17.200,00 euro bedelli bono verdiğini, bu bononun vadesinde ödenmediğini, davalı ile müvekkilin eşi ...'ın 08.02.2012 tarihinde ...ve Hayvansal Sağlık Ürünleri Gıda Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'yi kurduklarını ve şirketi münferiden temsile yetkili olarak müvekkili ...'ı atadıklarını, müvekkili tarafından şirket için yapılan masraflar konusundan mutabık kalındığını, davalının şirketin diğer hissedarı olan ...'a ait olan hisse devri ve mutabık kalınan masraflar için dava konusu bonoyu verdiğini, daha sonra müvekkilinin davalıya ...'a ait olan hisseleri 02.10.2012 tarihinde vekâleten devir ettiğini, davalının bonodan dolayı borçlu olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunarak, takibe konu bononun vade tarihinden 8 yıl sonra takibe konu edildiğini ve zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak

davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki temel ilişkinin şirket ortakları arasındaki alacaktan kaynaklandığı, bononun bu borca yönelik olarak düzenlendiği, ortaklar arasındaki alacaktan doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, borcun doğumu ve ileri sürülüş tarihlerine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zamanaşımına uğrayan ve imzası inkâr edilmeyen bono temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, tanık dahil her türlü delile başvurularak temel ilişkideki alacağın ispatlanması gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147/4 hükmü uyarınca, bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalı tarafça süresinde zamanaşımı defii ileri sürdüğünden zamanaşımı defiinin temel ilişkiye göre belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda gerek hisse devrinden gerekse ortaklıktan doğan alacak olarak kabul edilsin temel ilişkide alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, şirket alacakları için senet verildiği anlaşıldığından zamanaşımı senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, 31.12.2012 tarihinden itibaren 5 yıl zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2020 yılında icra takibi başlatıldığından zamanaşımı defiinin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

İnceleme seyri: Temyiz istemi usulden reddedildi → Onandı

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.