İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11037 E. 2018/3321 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız şart↗ tüketici işlemi↗ tanıma↗ ispat yükü↗ tüzel kişilik↗ istirdat↗ görevsizlik kararı↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; bankanın kredi açılırken yapılması zorunlu, makul ve belgelendirilmiş olan masrafları tüketiciden isteyebileceği, kredi verilmesi için gereken zorunlu masrafların neler olduğu konusunda ispat yükünün davalı bankaya düştüğü, bunun dışında sebebi ve dayanağı açıklanmayan, içeriği somutlaştırılmayan, sözleşmede “ücret ve masraflar” başlığı altında maktuen belirlenen bir miktarın tüketiciden alınacağına dair hükmün haksız şart niteliğinde bulunduğu, bu hükmün geçersiz olduğu, dava konusu giderin, kredinin verilmesinde zorunlu olduğu hususunu davalı bankanın ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kredi sözleşmesine istinaden yapılan kesintilerin istirdadı istemine ilişkindir.
Görev dava şartlarından olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurulmak zorundadır. 27.11.2013 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesine göre bu Kanun'un kapsamını "her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamalar" oluşturmakta olup, anılan Kanun'un, 3/1-k maddesinde tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş, ayrıca 83/2. maddesinde "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." denilmek suretiyle görev hususunda ortaya çıkması muhtemel ihtilafların önüne geçilmiştir.
Somut olayda, davacı sendika olup, sendikalar, Sendikalar Kanunu’na göre tüzel kişiliğe sahip meslek örgütleridir. Bu bakımdan sendikaların kural olarak mesleki amaçlarla hareket ettikleri varsayılmalıdır. Taraflar arasındaki sözleşmede bu amaç dışında başka bir amaçla hareket edildiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, iddianın öne sürülüş biçimi de gözetildiğinde, sendika lokali olarak kullanılmak üzere taşınmaz alımı için kredi kullanılmasının mesleki faaliyet kapsamında olduğu açık olup 6502 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yer alan tüketici tanımına girmeyen sendika ile davalı taraf arasındaki işlem de tüketici işlemi olarak kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hakkına tecavüzün tespiti | Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1330 E. 2024/4635 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… GENEL HİZMET İŞÇİLERİ) SENDİKASI” markasının müvekkilleri sendika adına tescil ettirildiğini, müvekkilleri adına tescil edilen markayla benzer isim kullanılmasının «marka hakkına tecavüz» niteliğinde olduğunu, davalı sendika da müvekkilleri sendika ile aynı işkolunda “Genel İşler” işkolunda faaliyet gösterdiğini, davalı sendikanın kurucu ve yöneticileri tarafından müvekkilleri sendikanın ulusal ve uluslararası kamuoyu ile işçiler nezdindeki tanınırlığından faydalanmak için müvekkilleri sendikanın tescilli markası olan “HİZMET İŞ” ismini taklit edilerek yeni sendika kurduklarını, müvekkilleri sendikanın 1979 yılından bu yana kullandığı ve aynı zamanda marka olarak tescil ettirdiği isimle benzer isim kullanılmasının aynı zamanda «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabete iliş …
… met işçileri sendikası hizmet-iş sendikası 1979” ibareli, 2014 08603 tescil numaralı “hizmet-iş” ibareli markalarından kaynaklı olarak, 6769 sayılı Kanun kapsamında «marka hakkına tecavüz» oluşturmadığı, davalının kullanımın 6102 sayılı Kanun kapsamında «haksız rekabete» konu eylemler içinde sayılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… sendikaların ticari faaliyette bulunamayacağından hareketle davalı sendika tarafından müvekkili sendikanın marka/isim hakkının kullanımının marka hakkının ihlali ve «haksız rekabet» sayılmayacağı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, “hizmet iş (tüm belediye ve genel hizmet işçileri) sendikası” markasının müvekkili sendika adına tescil ettirildiğini, davalı sendika kurucu ve yöneticileri tarafından müvekkili sendikanın ulusal ve uluslararası kamuoyu ile işçiler nezdindeki tanınırlığından faydalanmak «iltibas» oluşturma amacıyla kullanıldığını, 41 yıldan bu yana kullandığı ve tanınır hale getirdiğini “hizmet iş” isminin kullanılarak aynı iş kolunda sendika kurulduğunu, d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11037 E. , 2018/3321 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tüketici Mahkemesi’nce verilen 24/02/2016 tarih ve 2014/2655-2016/291 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullandığını, davalı ... tarafından masraf adı altında kesintiler yapıldığını, yapılan kesintilerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 4.589,25 TL’nin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra talep sonucunu ıslah ederek 6.058,75 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, kredi kullandırılmadan önce alınması zorunlu masraflar hakkında davacıya bilgi verildiğini, karşılıklı mutabakat ile sözleşmenin imzalandığını, alınan masrafların usul ve yasaya aykırı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; bankanın kredi açılırken yapılması zorunlu, makul ve belgelendirilmiş olan masrafları tüketiciden isteyebileceği, kredi verilmesi için gereken zorunlu masrafların neler olduğu konusunda ispat yükünün davalı bankaya düştüğü, bunun dışında sebebi ve dayanağı açıklanmayan, içeriği somutlaştırılmayan, sözleşmede “ücret ve masraflar” başlığı altında maktuen belirlenen bir miktarın tüketiciden alınacağına dair hükmün haksız şart niteliğinde bulunduğu, bu hükmün geçersiz olduğu, dava konusu giderin, kredinin verilmesinde zorunlu olduğu hususunu davalı bankanın ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kredi sözleşmesine istinaden yapılan kesintilerin istirdadı istemine ilişkindir.
Görev dava şartlarından olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurulmak zorundadır.
27. 11.2013 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesine göre bu Kanun'un kapsamını "her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamalar" oluşturmakta olup, anılan Kanun'un, 3/1-k maddesinde tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş, ayrıca 83/2. maddesinde "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." denilmek suretiyle görev hususunda ortaya çıkması muhtemel ihtilafların önüne geçilmiştir.
Somut olayda, davacı sendika olup, sendikalar, Sendikalar Kanunu’na göre tüzel kişiliğe sahip meslek örgütleridir. Bu bakımdan sendikaların kural olarak mesleki amaçlarla hareket ettikleri varsayılmalıdır. Taraflar arasındaki sözleşmede bu amaç dışında başka bir amaçla hareket edildiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, iddianın öne sürülüş biçimi de gözetildiğinde, sendika lokali olarak kullanılmak üzere taşınmaz alımı için kredi kullanılmasının mesleki faaliyet kapsamında olduğu açık olup 6502 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yer alan tüketici tanımına girmeyen sendika ile davalı taraf arasındaki işlem de tüketici işlemi olarak kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün res'en BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/422773800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz