6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İnançlı işlem iddiasına dayalı ihtiyati tedbir talebinde yaklaşık ispat koşulu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/921 E. 2024/850 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İhtiyati tedbiristinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsalİhtiyati tedbir usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)

Davacının nitelemesi: Hisse Devrinin İptali/Tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İhtiyati tedbir talebi, davanın esasını oluşturan hak veya malvarlığı unsuruna ilişkinse HMK 389/1 kapsamında uyuşmazlık konusuyla ilgisizlik gerekçesiyle reddedilemez; ancak inançlı işlem iddiasına dayanan tedbir taleplerinde, yazılı sözleşme bulunmaması ve iddianın tahkikat gerektiren nitelikte olması halinde HMK 390/3'teki yaklaşık ispat koşulu sağlanmamış sayılır ve tedbir talebi bu nedenle reddedilir.

Ele alınan sorunlar

İhtiyati tedbir talebinin dava konusu ile ilişkisi (HMK 389/1) → kabul

İddia: Davacı vekili, temel talebin şirket paylarının iadesi olduğu davada istenen ihtiyati tedbirin bizzat davanın konusu uyuşmazlığa ilişkin olduğunu, ilk derece mahkemesinin dava konusu olmayan malvarlığı üzerinde tedbir verilemeyeceği yönündeki tespitinin hukuka ve talep içeriğine uygun olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava, inançlı işlem ile emaneten devredildiği ileri sürülen şirket hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti ve tescili istemine ilişkindir; bu nedenle şirket hisseleri davanın konusunu oluşturmaktadır. İlk derece mahkemesinin şirket paylarının davanın konusunu teşkil etmediği gerekçesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Yaklaşık ispat koşulunun (HMK 390/3) oluşup oluşmadığı → ret

Gerekçe: HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davacının inançlı işlem iddialarının ispatı bakımından yazılı bir sözleşme mevcut değildir; şirket paylarının davalının kendisini ikna etmesi nedeniyle devredildiği ve devirden sonra da şirkette çalışmaya devam edildiği ileri sürülmüştür. Bu hususların değerlendirilmesi bir yargılama sürecini ve tahkikatı gerektirmekte olup, şirket hisselerinin bir kısmının gerçekte davacıya ait olduğu hususunda duraksamasız delil değerlendirmesi yapılamamaktadır. Davanın bulunduğu aşama itibariyle davacının iddia ve delillerinin, bunlara karşı davalının savunma ve delillerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle inançlı işlemin varlığının yaklaşık ispat düzeyinde kanıtlandığının kabulü mümkün olmadığından, ihtiyati tedbir koşulları bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İnançlı işlem iddiasına dayanan ihtiyati tedbir taleplerinde, dava konusu malvarlığı üzerine tedbir istenmesinin HMK 389/1 kapsamında uyuşmazlık konusuyla ilgili sayılacağı, ancak yazılı sözleşme bulunmayan inançlı işlem iddialarında yaklaşık ispat koşulunun (HMK 390/3) tahkikat gerektiren nitelikteki iddialar için sağlanamayacağı yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir inançlı işlem yaklaşık ispat uyuşmazlık konusu

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 389/1HMK 390/3HMK 353(1)b-1HMK 362(1)-f

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/921

KARAR NO 2024/850

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/01/2024 (Ara Karar)

NUMARASI 2024/22 Esas

TALEP İhtiyati Tedbir

İhtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin 09/01/2024 tarihli ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği düşünüldü.

DAVA VE TALEP

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, davalı ... ile müvekkilinin davalı şirkette ortak iken, davalıya duyulan güven kapsamında şirkette bulunan %15 hissesi, geri alınmak üzere emaneten ...’a 17/07/2017 tarihinde bedelsiz olarak devrettiğini, emanet olarak verilen hisselerin kendisine iade edilmesini talep ettiğini, bahsi geçen dönemde COVID-19 pandemi süreci başladığını ve bu bahane gösterilerek davalı ... tarafından hisse devrinden kaçınıldığını, müvekkili tarafından bu süreçte davalı ... ile eşit düzeyde şirketten maaş aldığını, ancak bahsi geçen dönemde gerek huzur hakkı, gerek temettü, gerekse kâr payı veya başkaca bir ad altında davacı müvekkiline davalı şirketten maaş dışında herhangi bir kâr payı ödemesi yapılmadığını, davalıya emaneten verilen hisselerin adına iade ve tescili ile yargılama sürecinde bir kısım muhasebe yöntemleri ve mal varlığı değerlerini üçüncü kişilere devretmek suretiyle işbu dava neticesinde ortaya çıkabilecek tazminat ve diğer hususlar yönünden ilamın icrasını imkânsız hale getirmek yoluyla davacı müvekkilini, geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde maddi zarara uğratması olası olduğundan davalı şirket payları, davalıların taşınır ve taşınmaz mal varlığı değerleri ile tüm banka hesapları üzerinde öncelikle teminatsız,mümkün değilse cüzi bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

ARA KARAR

İhtiyati tedbir talep eden davacının dilekçesi incelendiğinde, dilekçe içeriğinin mahkemece davalı şirket payları, davalıların taşınır ve taşınmaz mal varlığı değerleri ile tüm banka hesapları üzerinde öncelikle teminatsız, bu mümkün değilse cüzi bir teminat karşılığında ihtiyaten tedbir talep edildiği, talep içeriğinin davalılara ait menkul ve gayrimenkullere tedbir konulması olduğunun anlaşıldığı, HMK 389/1 md uyarınca sadece uyuşmazlık konusu hakkında tedbire hükmedilebileceğinin düzenlendiği, talep yargılamayı gerektirdiğinden yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı gerekçesiyle, yerinde görülmeyen tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı ihtiyati tedbir isteyen vekili; temel taleplerinin şirket paylarının iadesi olan davada istenilen ihtiyati tedbir talebinin bizzat davanın konusu uyuşmazlığın kendisine ilişkin olduğunu, davalılar tarafından yargılama sürecinde bir kısım muhasebe yöntemleri ve mal varlığı değerlerini üçüncü kişilere devretmek suretiyle dava neticesinde ortaya çıkabilecek tazminat ve diğer hususlar yönünden ilamın icrasını imkânsız hale getirmek yoluyla davacı müvekkilini, geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde maddi zarara uğratmasının olası olduğunu, dava konusu olmayan mal varlığı değeri üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği yönündeki tespitin hukuka ve taraflarına yöneltilen talebin içeriğine uyar yönü bulunmadığını ileri sürerek, itirazları doğrultusunda ara kararın kaldırılmasına, neticede davalı şirket payları, davalıların taşınır ve taşınmaz mal varlığı değerleri ile tüm banka hesapları üzerinde öncelikle teminatsız, bu mümkün değilse cüzi bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; inançlı işlem ile emaneten davalı ...'a devir edildiği ileri sürülen davalı şirketin %15 hisselerinin davacıya ait olduğu ileri sürülerek, hisselerin davacıya ait olduğunun tespiti ile tescili aksi halde şimdilik 5.000-TL belirsiz alacağa hükmedilmesi talepli davada davalıların malvarlığı ile şirket paylarına ihtiyati tedbir konulması talebine ilişkindir.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

"şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, .... davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, davacının inançlı işlem iddialarının ispatı bakımından yazılı bir sözleşme mevcut olmayıp, şirket paylarının davalının kendisini ikna etmesi nedeniyle davalıya devir edildiği, devirden sonra da şirkette çalışmaya devam ettiği ileri sürülerek ihtiyati tedbir talep edilmiştir. Ne var ki tüm bu hususların değerlendirilmesi bir yargılama sürecini, tahkikatı gerektirmektedir. Şirket hisselerinin bir kısmının gerçekte davacıya ait olduğu hususunda duraksamadan delil değerlendirilmesi yapılamamaktadır.

Davanın bulunduğu aşama itibariyle davacının iddiaları ve delillerin ve bu delillere karşılık davalının savunma ve delillerinin de incelenmesini gerektirmektedir. Açıklanan nedenlerle;ilk derece mahkemesince şirket paylarının davanın konusunu teşkil etmediği gerekçesi doğru değildir.Ne var ki; davanın bulunduğu aşama itibariyle inançlı işlemin varlığının yaklaşık ispat düzeyinde kanıtlandığının kabulü mümkün olmadığından yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık ispatın sağlanmadığı, ihtiyati tedbir koşulları bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Sonucu itibariyle doğru bulunan ara karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş,davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/05/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/42186 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.