6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yaklaşık ispat ölçüsü sağlanmadan ihtiyati tedbir talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/810 E. 2024/832 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Dava dilekçesiyle birlikte istenen ihtiyati tedbirde, henüz delil toplanmamışsa ve ortaklık/hak iddiası ancak yapılacak tahkikat sonucunda anlaşılabilecek nitelikteyse, HMK 390/3 uyarınca aranan yaklaşık ispat ölçüsü sağlanmamış kabul edilir; ayrıca tedbir talebine konu edilen mal varlığı dava konusu değilse bu husus da tedbirin reddini haklı kılar.

Ele alınan sorunlar

İhtiyati tedbir talebinde yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği → ret

İddia: Davacı vekili; davalı ve dava dışı kardeşleri ile sözlü hissedarlar sözleşmesi bulunduğunu, davalı şirkette %16,6 oranında ortak olduğunu, bu durumun tanık beyanları, senetler ve yapılan araç/taşınmaz devirleriyle desteklendiğini, dolayısıyla haklılığının yaklaşık olarak ispat edildiğini ileri sürerek ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Gerekçe: HMK 389. madde uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkânsız hale geleceği veya ciddi bir zarar doğacağı endişesi halinde ihtiyati tedbire karar verilebilir. HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden, dayandığı sebebi ve türü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında ispat ölçüsünün yaklaşık ispat olması, ispatın hiç aranmayacağı anlamına gelmez; hakim iddianın ağırlıklı ihtimalle doğru olduğunu kabul etmekle birlikte aksinin de mümkün olduğunu göz ardı etmez, bu nedenle genelde tedbir kararı verilirken teminat alınması öngörülmüştür. Somut olayda davacı, kardeşi olan davalı ortak ve dava dışı kardeşleriyle aralarında sözlü hissedarlar sözleşmesi bulunduğunu ileri sürerek şirket hissesinin kendisine ait olduğunun tespiti ve hisse bedelinin tahsilini talep etmiştir. Dava dilekçesiyle birlikte tedbir talep edilmiş olup dosyada henüz deliller toplanmamıştır; davacının ortaklık iddiasının doğruluğu ancak yapılacak tahkikat sonucunda toplanacak delillerin değerlendirilmesiyle anlaşılabilecektir. Bu nedenle, mevcut delil durumu itibariyle iddianın yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlanamadığı, ayrıca davalı ortak ile davalı şirketin mal varlığının da dava konusu olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine yönelik kararında isabetsizlik bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Dava dilekçesiyle eş zamanlı istenen ihtiyati tedbir taleplerinde, henüz delil toplanmadan ve tahkikat yapılmadan sözlü hissedarlar sözleşmesi gibi ispatı güç iddiaların yaklaşık ispat ölçüsünü karşılamadığına ve tedbir talebine konu mal varlığının davanın konusu olması gerektiğine ilişkin değerlendirme bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir yaklaşık ispat geçici hukuki koruma hissedarlar sözleşmesi ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/810

KARAR NO 2024/832

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/03/2024 (Ara Karar)

NUMARASI 2023/627 Esas

TALEP İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/05/2024

İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TALEP

İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili; davalı ... ve dava dışı ... ile müvekkili arasında sözlü olarak yapılmış bir hissedarlar sözleşmesi bulunduğunu, bu hissedarlar sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalı şirkette %16,6 oranında ortak olduğunu, taraflar kardeş olup davalı şirketin aileye ait varlıklarla kurulduğunu, şirketin kurulduğu yıllarda müvekkili henüz reşit olmadığından ağabeylerinin ortaklık haklarının 18 yaşından sonra sağlanacağını belirttiklerini, müvekkilinin 18 yaşını doldurduktan sonra da iş yerinde fiilen çalışmaya devam ettiğini, ancak davalının müvekkilinin ortaklık payını resmi olarak vermekten kaçındığını, davalı tarafla yapılan görüşmelerden de sonuç alınamadığını, davacı ve davalı kardeş olup hisse devrine ilişkin vaad ve taraflar arasındaki hissedarlar sözleşmesinin HMK'nın 203.

maddesi uyarınca tanıkla ispat edilebileceğini belirterek, davalı şirketin %16,6 hissesinin müvekkiline ait olduğunun tespiti ile bu hissenin karşılığının davalılardan tahsiline, davalı şirket ile davalı ...'ın mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, ayrıca devrinin önlenmesi için davalı şirket hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

ARA KARAR

Mahkemece; ihtiyati tedbir talep edenin sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, tüm dosya kapsamı ve dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler değerlendirildiğinde, davacının iddialarını bu aşamada yaklaşık olarak ispatlayamadığı ve ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili; davalı ... ve dava dışı ... ile müvekkili arasında sözlü olarak yapılmış bir hissedarlar sözleşmesi bulunduğunu, bu hissedarlar sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalı şirkette %16,6 oranında ortak olduğunu, taraflar kardeş olup davalı şirketin aileye ait varlıklarla kurulduğunu, şirket kurulduğunda müvekkili henüz reşit olmadığından ağabeylerinin ortaklık haklarının 18 yaşından sonra sağlanacağını belirttiklerini, müvekkilinin 18 yaşını doldurduktan sonra da iş yerinde fiilen çalışmaya devam ettiğini, ancak davalının müvekkilinin ortaklık payını resmi olarak vermekten kaçındığını, bu konuda davalı tarafla yapılan görüşmelerden de sonuç alınamadığını, davacı ve davalı kardeş olup, hisse devrine ilişkin hissedarlar sözleşmesinin HMK'nın 203.

maddesi uyarınca tanıkla ispat edilebileceğini, yine Bakırköy 5. ATM'nin 2021/745 esas sayılı dosyasında beyanı alınan tanıkların da müvekkilinin davalı şirkette hissesinin bulunduğunu ifade ettiklerini, bu durumun da yaklaşık ispatın geçekleştiğini gösterdiğini, davalılar tarafından müvekkiline verilen senetler, müvekkiline yapılan araç ve taşınmaz devrinin de müvekkilinin şirkette fiilen ortak olduğunu kanıtladığını, bu durumda müvekkilinin haklılığının yaklaşık olarak ispat edildiğini belirterek, kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Talep, davacının davalı şirkette ortak olduğunun tespiti ve hisse bedelinin tahsili istemli davada, davalı şirket ve şirket ortağının mal varlığı ile davalı şirket hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulması istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanın 390/3 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.

Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Somut olayda; davacı tarafça, kardeşi olan davalı şirket ortağı ve dava dışı kardeşleri ile aralarında sözlü olarak yapılmış bir hissedarlar sözleşmesi bulunduğu ileri sürülerek, davalı şirketin %16,6 hissesinin kendisine ait olduğunun tespiti ile bu hisse bedelinin davalılardan tahsili talep edilmiştir.

Eldeki davada davacı tarafça dava dilekçesiyle ihtiyati tedbir talep edilmiş olup, dosyada henüz deliller toplanmamıştır. Dosyadaki mevcut delil durumu itibariyle davacının iddialarının doğruluğu ve haklılığı ancak yapılacak tahkikat neticesi delillerin değerlendirilmesi sonucunda anlaşılacaktır. Bu kapsamda davacının davalı şirkette ortak olduğu iddiasının yargılamayı gerektirdiği, mevcut durumda iddianın yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlanamadığı, ayrıca davalı ortak ile davalı şirketin mal varlığının da dava konusu olmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine yönelik ara kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/42174 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.