6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2417 E. 2018/2734 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinleşme şartı eda davası nispi vekalet ücreti vekalet ücreti takdiri möhuk 47 tespit davası dava şartı yokluğu tenfiz usulden reddi vekalet ücreti kesin hüküm

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; tenfizi istenen kararın gıyabi karar olduğu, MÖHUK 38. maddesi şartları bulunmadığı, gerekçesiyle ispatlanamayan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen yazılı şekilde, asıl ve birleşen davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece bozma öncesi verilen kararda, davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesi için öncelikle kararın usulünce kesinleşmiş olması gerektiği, dava konusu yabancı mahkeme kararının dava tarihi itibariyle usulünce kesinleşmediği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bu durumda, mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre, dava konusu yabancı mahkeme kararının dava tarihi itibariyle kesinleşmediği, tenfiz davalarında kararın kesinleşmesinin dava şartı olduğu gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın kesin hüküm oluşturacak şekilde esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

3-Kabule göre; yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin davalarının eda davası değil, tespit davası niteliğinde olması nedeniyle, mahkemece yargılama harcı ile takdir edilen vekalet ücretinin, maktu olarak belirlenmesi gereklidir. Bu durumda, mahkemece, anılan husus gözetilmeksizin davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8468 E. 2013/7905 K.

    Ortak: · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2017/2417 E.  ,  2018/2734 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28/01/2016 tarih ve 2015/485-2016/20 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili; davalıların müvekkillerinden para tahsil edip geriye ödemediklerini, bunun üzerine davalılar aleyhine... Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açıldığını, 19.01.2005 tarihinde davanın müvekkilleri lehine sonuçlandığını, kararın 21.07.2005 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, asıl ve birleşen davada yabancı mahkeme kararı ile masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili; tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararında MÖHUK’un 34 ve 38. maddelerdeki usuli şartların oluşmamış olduğunu, müvekkillerine dava dilekçesinin ve kararın usulüne uygun tebliğ edilmediğini, ayrıca kararın kamu düzenine de aykırı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; tenfizi istenen kararın gıyabi karar olduğu, MÖHUK 38. maddesi şartları bulunmadığı, gerekçesiyle ispatlanamayan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen yazılı şekilde, asıl ve birleşen davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece bozma öncesi verilen kararda, davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesi için öncelikle kararın usulünce kesinleşmiş olması gerektiği, dava konusu yabancı mahkeme kararının dava tarihi itibariyle usulünce kesinleşmediği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bu durumda, mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre, dava konusu yabancı mahkeme kararının dava tarihi itibariyle kesinleşmediği, tenfiz davalarında kararın kesinleşmesinin dava şartı olduğu gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın kesin hüküm oluşturacak şekilde esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

3-Kabule göre; yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin davalarının eda davası değil, tespit davası niteliğinde olması nedeniyle, mahkemece yargılama harcı ile takdir edilen vekalet ücretinin, maktu olarak belirlenmesi gereklidir. Bu durumda, mahkemece, anılan husus gözetilmeksizin davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davada verilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/420611000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.