Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/9444 E. 2018/2798 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tediye makbuzu↗ prim alacağı↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ ek prim↗ ipotek↗ mahsup↗ fatura↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı adına toplam 252.448,08 TL fatura düzenlediği ve davalı tarafından davacının hesabına 31.007,90 TL yatırıldığı, bakiye kısmın davacıya ödendiğinin davalı tarafından ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 221.440,18 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, pazarlama sözleşmesine dayalı prim alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili 03.11.2015 tarihli dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacının hak ettiği prim miktarının 242.319,00 TL olduğunu, davacıya yapılan ödemeler ve sözleşme gereğince ... ...Ltd. Şti.’nin borcu nedeniyle yapılan mahsup neticesinde davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur. Öncelikle mahkemece davalının bu kabulü çerçevesinde taraflar arasında sözleşmenin devam ettiği süre içinde davacının hak ettiği toplam prim miktarının 242.319,00 TL olduğu nazara alınarak, bu miktar üzerinden hesaplama yapılması gerekirken sadece davacı tarafından düzenlenen faturalar esas alınarak alacağın belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan mahkemece davalının dava konusu alacağa ilişkin olarak davacı adına 80.387,30 TL değerinde 45 adet tediye makbuzu düzenlediği, tediye makbuzlarındaki imzaların davacının eli mahsulü olmadığı gerekçesiyle, bu tediye makbuzlarındaki miktarlar prim alacağından düşülmemiş ise de, davalı bu makbuzlardaki imzaların davacının ortağı Gürcan Yaşar’a ait olduğunu savunmuştur. Davacı tarafından düzenlenen ve dosyaya sunulan faturaların dayanağı olan “prim hesap tablosu” isimli belgelerin bir kısmının Gürcan Yaşar adına düzenlendiği, davacının da bu belgelere dayanarak davalı adına fatura kestiği anlaşılmakta olup, davacının Gürcan Yaşar ile birlikte çalıştığı nazara alınarak davalının bu savunmasının değerlendirilmesi gerekirken, tediye makbuzlarındaki imzaların davacıya ait olmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
4-Ayrıca davalı taraf, sözlemeye göre davacının sattığı ürünlerin tahsilatlarından sorumlu olduğunu, dava dışı ... ...Ltd. Şti.’nin borcu nedeniyle yapılan mahsup neticesinde davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur. Davacı ise, davalının ... ...Ltd. Şti.’nden alacağını ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak suretiyle tahsil ettiğini ileri sürmüştür. Ancak bu konuda yeterli inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla, ipotek belgeleri ve takip dosyası da getirtilmek suretiyle davalının defterleri de incelenerek davalının bu şirketten davacının yaptığı satışlar nedeniyle alacağı bulunup bulunmadığı belirlenip, oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5-Kaldı ki, taraflar arasındaki hukuki ilişki bittikten sonra ve dava açılmadan önce davacı, davalıya gönderdiği 24.05.2011 tarihli ihtarnamede, 162.880,62 TL alacaklı olduğunu bildirmiştir. Bu durumda mahkemece hükmedilen miktarın, ihtarnamede açıklanan miktarı aşamayacağı da nazara alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5710 E. 2020/5823 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulü ile, taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının ve kurulan yatırım ilişkisinin «hükümsüzlüğünün tespitine», 28.319,33 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/9444 E. , 2018/2798 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07/04/2016 tarih ve 2015/87-2016/155 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/04/2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile yapılan sözleşme gereği davalıya ait ürünlerin pazarlama ve teslim işlemlerini gerçekleştirdiğini, davalı tarafından müvekkilinin hak ettiği prim bedellerinin talep edilmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak 221.768,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya müvekkilinin her hangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından satılan ürün bedellerinin müşterilerden tahsil edilememesi nedeniyle prime hak kazanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı adına toplam 252.448,08 TL fatura düzenlediği ve davalı tarafından davacının hesabına 31.007,90 TL yatırıldığı, bakiye kısmın davacıya ödendiğinin davalı tarafından ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 221.440,18 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, pazarlama sözleşmesine dayalı prim alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili 03.11.2015 tarihli dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacının hak ettiği prim miktarının 242.319,00 TL olduğunu, davacıya yapılan ödemeler ve sözleşme gereğince ... ...Ltd. Şti.’nin borcu nedeniyle yapılan mahsup neticesinde davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur. Öncelikle mahkemece davalının bu kabulü çerçevesinde taraflar arasında sözleşmenin devam ettiği süre içinde davacının hak ettiği toplam prim miktarının 242.319,00 TL olduğu nazara alınarak, bu miktar üzerinden hesaplama yapılması gerekirken sadece davacı tarafından düzenlenen faturalar esas alınarak alacağın belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan mahkemece davalının dava konusu alacağa ilişkin olarak davacı adına 80.387,30 TL değerinde 45 adet tediye makbuzu düzenlediği, tediye makbuzlarındaki imzaların davacının eli mahsulü olmadığı gerekçesiyle, bu tediye makbuzlarındaki miktarlar prim alacağından düşülmemiş ise de, davalı bu makbuzlardaki imzaların davacının ortağı Gürcan Yaşar’a ait olduğunu savunmuştur. Davacı tarafından düzenlenen ve dosyaya sunulan faturaların dayanağı olan “prim hesap tablosu” isimli belgelerin bir kısmının Gürcan Yaşar adına düzenlendiği, davacının da bu belgelere dayanarak davalı adına fatura kestiği anlaşılmakta olup, davacının Gürcan Yaşar ile birlikte çalıştığı nazara alınarak davalının bu savunmasının değerlendirilmesi gerekirken, tediye makbuzlarındaki imzaların davacıya ait olmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
4-Ayrıca davalı taraf, sözlemeye göre davacının sattığı ürünlerin tahsilatlarından sorumlu olduğunu, dava dışı ... ...Ltd. Şti.’nin borcu nedeniyle yapılan mahsup neticesinde davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur. Davacı ise, davalının ... ...Ltd. Şti.’nden alacağını ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak suretiyle tahsil ettiğini ileri sürmüştür. Ancak bu konuda yeterli inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla, ipotek belgeleri ve takip dosyası da getirtilmek suretiyle davalının defterleri de incelenerek davalının bu şirketten davacının yaptığı satışlar nedeniyle alacağı bulunup bulunmadığı belirlenip, oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5-Kaldı ki, taraflar arasındaki hukuki ilişki bittikten sonra ve dava açılmadan önce davacı, davalıya gönderdiği 24.05.2011 tarihli ihtarnamede, 162.880,62 TL alacaklı olduğunu bildirmiştir. Bu durumda mahkemece hükmedilen miktarın, ihtarnamede açıklanan miktarı aşamayacağı da nazara alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/420584900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz