Tespit | Tapu tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/13123 E. 2018/2441 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yasal ilan↗ hissedarlığın tespiti↗ inançlı işlem↗ infazda tereddüt↗ sermaye artırımı↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ infaz↗ anonim şirket↗ protokol↗ ihbar↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ ilan↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davaya konu şirket hisselerinin davalı tarafından tek elden yönetilmesi ve temsil edilmesi için, dış ilişki açısından geçerli olmakla birlikte taraflar arasındaki iç ilişkide inanç esasına dayanan bir devir işlemi yapıldığı, davacının davalı şirketteki hissesini davalı ...’e devrettiği, bu devir işleminin şirket kayıtlarına işlediği ve ilan edildiği, inançlı işlem protokolünden sonra davalı ...’in uhdesinde topladığı kimi hisseleri iade ettiği, ancak davacının hisselerinin uhdesinde kaldığı, bu hisselerin 29.11.2010 tarihli sermaye artırımı ile % 5.2’ye düştüğü ve davalı ...’in bu durumu inançlı işleme istinaden davacıya noter marifetiyle ihbar ettiği, dava devam eder iken veya 29.11.2010 tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir sermaye artırımı olup olmadığı bilinmediğinden 09.04.2002 tarihli inançlı işlemi içeren protokole sadık kalındığı, bununla birlikte protokolde belirtilen % 11 hissenin davalı şirketin sermaye durumuna nazaran tekabül ettiği oranın davacı adına tespit ve ad defterine işlenmesine karar vermek gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirketin %11 oranında hissesine sahip olan hissedarlığının tespiti ile davacının hissedarlığının ad defterine işlenmesine, (dava tarihi itibariyle yapılan sermaye artırımına nazaran %11'lik hissenin karşılığının davacı adına ad defterine işlenmesine), yasal ilan ve tescillerin yapılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, anonim şirket ortaklığının tespiti ve tecili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %11 hissedarı iken 09.04.2002 tarihli inançlı işlem protokolü ile davalı ...’e devredilen hisselerin müvekkiline ait olduğunun tespiti ve müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından inançlı işlem protokolü ile davalı ...’e devredilen %11 hissenin 29.11.2010 tarihli sermaye artırımı ile % 5.2’ye düştüğü, davalı ...’in bu durumu davacıya noter marifetiyle ihbar ettiği, dava devam eder iken veya 29.11.2010 tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir sermaye artırımı olup olmadığı bilinmediğinden 09.04.2002 tarihli inançlı işlemi içeren protokole sadık kalındığı, bununla birlikte protokolde belirtilen % 11 hissenin davalı şirketin sermaye durumuna nazaran tekabül ettiği oranın davacı adına tespit ve ad defterine işlenmesine karar vermek gerektiği belirtilerek “...Davanın kabulüne, davalı ... Hiz. A.Ş’nin %11 oranında hissesine sahip olan hissedarlığının tespiti ile davacının hissedarlığının ad defterine işlenmesine, (dava tarihi itibariyle yapılan sermaye artırımına nazaran %11'lik hissenin karşılığının davacı adına ad defterine işlenmesine)...” karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nin 294 ve devamı (Mülga HUMK 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır ve infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlık bakımından mahkemece kurulan hüküm infaza elverişli bir hüküm değildir. Bu itibarla mahkemece, davalı şirketin anasözleşmesi, dava tarihine kadar yapılan sermaye artışlarına dair genel kurul kararları ve diğer şirket kayıtlarının şirketten ve ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden celbi ile davacının payının dava tarihi itibariyle ulaştığı miktar belirlenip tarafların iddia ve savunmaları nazara alınmak suretiyle infaza elverişli bir hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklığın tespiti | Tecili | Tespit | Tapu tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3062 E. 2023/3210 K.
Ortak:inançlı işlem · infazda tereddüt · sermaye artırımı · infaz · anonim şirket · protokol · ihbar · kâr payı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davaya konu şirket hisselerinin davalı tarafından tek elden yönetilmesi ve «temsil» edilmesi için, dış ilişki açısından geçerli olmakla birlikte taraflar arasındaki iç ilişkide inanç esasına dayanan bir devir işlemi yapıldığı, davacının davalı şirketteki hissesini davalı ...’e devrettiği, bu devir işleminin şirket kayıtlarına işlediği ve «ilan» edildiği, «inançlı işlem» «protokolünden» sonra davalı ...’in uhdesinde topladığı kimi hisseleri iade ettiği, ancak davacının hisselerinin uhdesinde kaldığı, bu hisselerin 29.11.2010 tarihli «sermaye artırımı» ile % 5.2’ye düştüğü ve davalı ...’in bu durumu inançlı işleme istinaden davacıya noter marifetiyle «ihbar» ettiği, dava devam eder iken veya 29.11.2010 tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir sermaye artırımı olup olmadığı bilinmediğinden 09.04.2002 tarihli inançlı işlemi içeren protokole sadık kalındığı, bununla birlikte protokolde belirtilen % 11 hissenin davalı şirketin sermaye durumuna nazaran tekabül ettiği oranın davacı adına tespit ve ad «defterine» işlenmesine karar vermek gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirketin %11 oranında hissesine sahip olan «hissedarlığının tespiti» ile davacının hissedarlığının ad defterine işlenmesine, (dava tarihi itibariyle yapılan sermaye artırımına nazaran %11'lik hissenin karşılığının davacı adına ad defterine işlenmesine), «yasal ilan» ve tescillerin yapılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından «inançlı işlem» «protokolü» ile davalı ...’e devredilen %11 hissenin 29.11.2010 tarihli «sermaye artırımı» ile % 5.2’ye düştüğü, davalı ...’in bu durumu davacıya noter marifetiyle «ihbar» ettiği, dava devam eder iken veya 29.11.2010 tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir sermaye artırımı olup olmadığı bilinmediğinden 09.04.2002 tarihli inançlı işlemi içeren protokole sadık kalındığı, bununla birlikte protokolde belirtilen % 11 hissenin davalı şirketin sermaye durumuna nazaran tekabül ettiği oranın davacı adına tespit ve ad «defterine» işlenmesine karar vermek gerektiği belirtilerek “...Davanın kabulüne, davalı ...
… rihine kadar yapılan sermaye artışlarına dair genel kurul kararları ve diğer şirket kayıtlarının şirketten ve ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden celbi ile davacının «payının» dava tarihi itibariyle ulaştığı miktar belirlenip tarafların iddia ve savunmaları nazara alınmak suretiyle «infaza» elverişli bir hüküm kurulması gerekirken «infazda tereddüt» uyandıracak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 27.01.2016 tarih, 2015/147 E. ve 2016/153 K. sayılı karar ile davaya konu şirket hisselerinin davalı tarafından tek elden yönetilmesi ve «temsil» edilmesi için, dış ilişki açısından geçerli olmakla birlikte taraflar arasındaki iç ilişkide inanç esasına dayanan bir devir işlemi yapıldığı, davacının davalı şirketteki hissesini davalı ...’e devrettiği, bu devir işleminin şirket kayıtlarına işlendiği ve «ilan» edildiği, «inançlı işlem» «protokolünden» sonra davalı ...’in uhdesinde topladığı kimi hisseleri iade ettiği, ancak davacının hisselerinin uhdesinde kaldığı, bu hisselerin 29.11.2010 tarihli «sermaye artırımı» ile %5.2’ye düştüğü ve davalı ...’in bu durumu inançlı işleme istinaden davacıya noter marifetiyle «ihbar» ettiği, dava devam ederken veya 29.11.2010 tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir sermaye artırımı olup olmadığı bilinmediğinden 09.04.2002 tarihli inançlı işlemi içeren protokole sadık kalındığı, bununla birlikte protokolde belirtilen %11 hissenin davalı şirketin sermaye durumuna nazaran tekabül ettiği oranın davacı adına tespit ve ad «defterine» işlenmesine karar vermek gerektiğinden davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
… rihine kadar yapılan sermaye artışlarına dair genel kurul kararları ve diğer şirket kayıtlarının şirketten ve ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden celbi ile davacının «payının» dava tarihi itibariyle ulaştığı miktar belirlenip tarafların iddia ve savunmaları nazara alınmak suretiyle «infaza» elverişli bir hüküm kurulması gerekirken «infazda tereddüt» uyandıracak şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar davalılar yararına bozulmuştur.
… Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu şirket hisselerinin davalı tarafından tek elden yönetilmesi ve «temsil» edilmesi için, dış ilişki açısından geçerli olmakla birlikte taraflar arasındaki iç ilişkide inanç esasına dayanan bir devir işlemi yapıldığı, davacının davalı şirketteki hissesini davalı ...’e devrettiği, bu devir işleminin şirket kayıtlarına işlendiği ve «ilan» edildiği, «inançlı işlem» «protokolünden» sonra davalı ...’in uhdesinde topladığı kimi hisseleri iade ettiği, ancak davacının hisselerinin uhdesinde kaldığı, «sermaye artırımına» iştirak etmediği için davacının bu hissesinin mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle ulaştığı miktarın %5,«258» olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Gaziantep Ticaret Sicil Müdürlüğünün 20080 numarasında kayıtlı bulunan Gama Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ndeki %5,258 hissenin (5.258 adet) davacıya ait olduğunun tespitine, davalı ...'in vefatı sebebiyle «mirasçılarına» intikal eden bu hisselerin Gaziantep 4.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · yapılandırma protokolü · i̇i̇k 258 · husumet itirazı · mirasçılık · pay defteri · zamanaşımı · husumet
Benzer bu karardaNoterliğinin 14.09.2018 tarih 35839 yevmiye numaralı «mirasçılık belgesi» oranında mirasçılardan alınarak davacıya verilmesi ile «pay defterine» işlenmesine karar verilmiştir.
… vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketteki hisselerini kendi rızasıyla diğer davalıya devrederek şirket ortaklığından ayrıldığından dava konusu «protokolün» tarafı olmayan davalı şirketin bu protokol ile ilgili bir hususta yargılamanın da tarafı olamayacağını, yargılama aşamasında ileri sürdükleri «husumet itirazları» dikkate alınmaksızın kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının hakkına dayanak kıldığı protokol tarihi olan 09.04.2002 tarihi dikkate alındığında dava tarihi itibarıyla 5 yıllık dava «zamanaşımı» süresinin dolduğunu, davacı ile diğer davalı muris arasında akdedilen protokolde "ruhsat alınmasını müteakip" hisselerin iadesinin sağlanabileceği ifadelerinin yer aldığı, ruhsatın 21.06.2002 tarihinde alındığı, söz konusu protokol «inançlı işlem» olarak nitelendirilecek olursa davanın ruhsatın alındığı 21.06.2002 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde en geç 21.06.2012 tarihine kadar açılması gerektiğinden 14.01.2015 tarihinde açılan işbu davanın zamanaşımına uğradığı, mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, «sermaye artırımlarına» katılmadığı için daha düşük oranda hissenin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu şirket hisselerinin davalı tarafından tek elden yönetilmesi ve «temsil» edilmesi için, dış ilişki açısından geçerli olmakla birlikte taraflar arasındaki iç ilişkide inanç esasına dayanan bir devir işlemi yapıldığı, davacının davalı şirketteki hissesini davalı ...’e devrettiği, bu devir işleminin şirket kayıtlarına işlendiği ve «ilan» edildiği, «inançlı işlem» «protokolünden» sonra davalı ...’in uhdesinde topladığı kimi hisseleri iade ettiği, ancak davacının hisselerinin uhdesinde kaldığı, «sermaye artırımına» iştirak etmediği için davacının bu hissesinin mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle ulaştığı miktarın %5,«258» olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Gaziantep Ticaret Sicil Müdürlüğünün 20080 numarasında kayıtlı bulunan Gama Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ndeki %5,258 hissenin (5.258 adet) davacıya ait olduğunun tespitine, davalı ...'in vefatı sebebiyle «mirasçılarına» intikal eden bu hisselerin Gaziantep 4.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «sermaye artırımlarının» taraflar arasında «yapılan protokole» aykırı olduğunu, müvekkilin dava konusu şirketteki hissesinin %11 olarak tesbit ve tesciline karar verilmesi gerekirken eksik hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/13123 E. , 2018/2441 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/01/2016 tarih ve 2015/147-2016/153 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.04.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... Özel Sağlık Hiz. A.Ş. vekili Av....ile diğer davalı ... vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... AŞ'nin % 11 hissedarı olduğunu, ortaklar arasında imzalanan 09.04.2002 tarihli protokol ile müvekkiline ait %11 hissenin davalı ... adına kayıtlı olması, ancak gerçekte tüm hakların müvekkiline ait olduğunun hükme bağlandığını, şirketin kuruluşundan beri müvekkiline kâr payı ödenmediğini, davalı şirketin sermaye artırımına gitmesi nedeniyle davalı ...’in 14.03.2012 tarihinde müvekkile gönderdiği ihtarnamede müvekkilinin hisse oranının kabul edildiğini, sermaye artırımının müvekkilce kabul edilmediğini, müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadan gerçekleştirilen sermaye artırımlarının müvekkili yönünden geçersiz olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketin % 11 hissesine sahip olduğunu tespiti ve hissedarlığın hükmen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, BK’nin 126 (TBK’nin 147) maddesi gereği zamanaşımı süresinin dolduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının 29.03.2002 ve 01.04.2002 tarihli yönetim kurulu kararlarına istinaden hissesini kendi rızasıyla devredip ortaklıktan ayrıldığını ve bu durumun ticaret siciline işlendiğini, dava konusu protokolün tarafı olan gerçek kişileri bağlayacağını, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, sermaye artımlarının usulüne uygun yapılıp sicile tescil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, işbu davada müvekkiline husumet düşmeyeceğinden davanın Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davaya konu şirket hisselerinin davalı tarafından tek elden yönetilmesi ve temsil edilmesi için, dış ilişki açısından geçerli olmakla birlikte taraflar arasındaki iç ilişkide inanç esasına dayanan bir devir işlemi yapıldığı, davacının davalı şirketteki hissesini davalı ...’e devrettiği, bu devir işleminin şirket kayıtlarına işlediği ve ilan edildiği, inançlı işlem protokolünden sonra davalı ...’in uhdesinde topladığı kimi hisseleri iade ettiği, ancak davacının hisselerinin uhdesinde kaldığı, bu hisselerin 29.11.2010 tarihli sermaye artırımı ile % 5.2’ye düştüğü ve davalı ...’in bu durumu inançlı işleme istinaden davacıya noter marifetiyle ihbar ettiği, dava devam eder iken veya 29.11.2010 tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir sermaye artırımı olup olmadığı bilinmediğinden 09.04.2002 tarihli inançlı işlemi içeren protokole sadık kalındığı, bununla birlikte protokolde belirtilen % 11 hissenin davalı şirketin sermaye durumuna nazaran tekabül ettiği oranın davacı adına tespit ve ad defterine işlenmesine karar vermek gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirketin %11 oranında hissesine sahip olan hissedarlığının tespiti ile davacının hissedarlığının ad defterine işlenmesine, (dava tarihi itibariyle yapılan sermaye artırımına nazaran %11'lik hissenin karşılığının davacı adına ad defterine işlenmesine), yasal ilan ve tescillerin yapılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, anonim şirket ortaklığının tespiti ve tecili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %11 hissedarı iken 09.04.2002 tarihli inançlı işlem protokolü ile davalı ...’e devredilen hisselerin müvekkiline ait olduğunun tespiti ve müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından inançlı işlem protokolü ile davalı ...’e devredilen %11 hissenin 29.11.2010 tarihli sermaye artırımı ile % 5.2’ye düştüğü, davalı ...’in bu durumu davacıya noter marifetiyle ihbar ettiği, dava devam eder iken veya 29.11.2010 tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir sermaye artırımı olup olmadığı bilinmediğinden 09.04.2002 tarihli inançlı işlemi içeren protokole sadık kalındığı, bununla birlikte protokolde belirtilen % 11 hissenin davalı şirketin sermaye durumuna nazaran tekabül ettiği oranın davacı adına tespit ve ad defterine işlenmesine karar vermek gerektiği belirtilerek “...Davanın kabulüne, davalı ... Hiz. A.Ş’nin %11 oranında hissesine sahip olan hissedarlığının tespiti ile davacının hissedarlığının ad defterine işlenmesine, (dava tarihi itibariyle yapılan sermaye artırımına nazaran %11'lik hissenin karşılığının davacı adına ad defterine işlenmesine)...” karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nin 294 ve devamı (Mülga HUMK 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır ve infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlık bakımından mahkemece kurulan hüküm infaza elverişli bir hüküm değildir. Bu itibarla mahkemece, davalı şirketin anasözleşmesi, dava tarihine kadar yapılan sermaye artışlarına dair genel kurul kararları ve diğer şirket kayıtlarının şirketten ve ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden celbi ile davacının payının dava tarihi itibariyle ulaştığı miktar belirlenip tarafların iddia ve savunmaları nazara alınmak suretiyle infaza elverişli bir hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/420427300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz