Rücuen alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/198 E. 2018/2700 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücu alacağı↗ rücu davası↗ zapta karşı tekeffül↗ ihbar yükümlülüğü↗ rücuen alacak↗ sorumluluk davası↗ rücu hakkı↗ satış sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ yargılama giderleri↗ hisse devir sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ rücu↗ ispat yükü↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ asıl alacak↗ harç↗ tacir↗ dosya masrafı↗ kusur↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın İHDS’den önce meydana gelen olay nedeniyle oluştuğu, davacının İHDS gereğince davayı davalıya ihbar etmediği, bu nedenle ilamda yazılı asıl alacak miktarını, karar tarihine kadar olan işlemiş avans faizini, vekalet ücretini ve yargılama giderleri olmak üzere toplamı 32.158,13 TL ile toplam 982,80 TL temyiz harç ve masraflarını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 33.100,93 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak tarafın, davayı üçüncü kişiye ihbar etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan rücu hakkının düşmesini gerektirmez. Yalnız, kendisine karşı rücu davası açılan üçüncü kişi (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani kusuru nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir. Yani, davayı ihbar etmemiş olan taraf, her türlü kusurundan sorumludur. Davayı ihbar etmeyen tarafın kusuru nedeniyle davayı kaybettiğini ispat yükü (külfeti), üçüncü kişiye düşer. (Bkz. Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. Baki Kuru, 2001, s.3541-3542) Somut olayda, davalı tarafça davayı ihbar etmeyen davacının kusuru ileri sürülüp ispatlanmamasına ve rücuya konu davanın taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi kapsamında kalmasına ve anılan sözleşmenin 7.2 maddesinin uygulama yeri bulunmamasına göre, davanın ihbar edilmemesi nedeniyle icra harç masrafları ve faiz yönünden rücu alacağından indirim yapılması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.695,62 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 28/05/2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı .... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri devredilerek 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında ...tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ...'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ...'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28/05/2013 tarihi öncesi yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28/05/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13020 E. 2018/2699 K.
Ortak:rücu alacağı · rücu davası · zapta karşı tekeffül · ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · Rücuen alacak
İncelediğiniz kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Yalnız, kendisine karşı «rücu davası» açılan «üçüncü kişi» (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani «kusuru» nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir.
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, ancak davacı tarafından İHDS’nin 7.2 maddesinde düzenlenen «ihbar yükümlülüğü» yerine getirilmediğinden «rücuya» dayanak karar tarihinden sonra ortaya çıkan alacaktan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.135.47 TL alacak ile 100,00 TL temyiz «harç» ve gideri toplamı 4.235,47 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · kâr kaybı
Benzer bu karardaYine, «rücu hakkı», başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7725 E. 2017/2879 K.
Ortak:rücu alacağı · rücu davası · zapta karşı tekeffül · ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · Rücuen alacak
İncelediğiniz kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Yalnız, kendisine karşı «rücu davası» açılan «üçüncü kişi» (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani «kusuru» nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir.
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu uyuşmazlıkta davalıya ait trafoda meydana gelen yangın neticesinde «üçüncü kişinin» işyerinin «hasara» uğradığı, bu nedenle açılan davada tazminata karar verildiği, olay tarihi itibariyle İHDS öncesi dönemin sorumluluğunun davalıya ait olduğu, ancak davacının «ihbar yükümlülüğü» yerine getirilmediğinden davalının rücuya dayanak karar tarihinden sonra ortaya çıkan alacaktan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.381,44 TL'nin dava tarihinden «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · kâr kaybı · hasar
Benzer bu karardaYine, «rücu hakkı», başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu uyuşmazlıkta davalıya ait trafoda meydana gelen yangın neticesinde «üçüncü kişinin» işyerinin «hasara» uğradığı, bu nedenle açılan davada tazminata karar verildiği, olay tarihi itibariyle İHDS öncesi dönemin sorumluluğunun davalıya ait olduğu, ancak davacının «ihbar yükümlülüğü» yerine getirilmediğinden davalının rücuya dayanak karar tarihinden sonra ortaya çıkan alacaktan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.381,44 TL'nin dava tarihinden «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7224 E. 2017/2885 K.
Ortak:rücu alacağı · rücu davası · zapta karşı tekeffül · ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · Rücuen alacak
İncelediğiniz kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Yalnız, kendisine karşı «rücu davası» açılan «üçüncü kişi» (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani «kusuru» nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir.
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davacının «ihbar yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Yalnız, kendisine karşı «rücu davası» açılan «üçüncü kişi» (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani «kusuru» nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · fesih · kâr kaybı
Benzer bu karardaYine, «rücu hakkı», başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı «üçüncü kişinin» 03/09/2001 tarihli sayaç mühürleme sözleşmesinin 07/02/2002 tarihinde davalı tarafından haksız olarak «fesih» edilmesinden kaynaklanan dava sonucu üçüncü kişinin zararın davacı tarafından tazmin edildiği, bu hali ile taraflar arasında düzenlenen İHDS’nin 7. maddesi kapsamında İHDS öncesi dönemin sorumluluğunun davalıya bırakıldığı, ancak açılan davanın davalıya «ihbar» edilmediği için davalının «rücuya» dayanak karar tarihinden sonra ortaya çıkan alacaktan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 176.458,79 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7245 E. 2017/2882 K.
Ortak:rücu alacağı · rücu davası · zapta karşı tekeffül · ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · Rücuen alacak
İncelediğiniz kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Yalnız, kendisine karşı «rücu davası» açılan «üçüncü kişi» (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani «kusuru» nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir.
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davacının «ihbar yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
A.Ş.’nin zararının davacı tarafından tazmin edildiği, İHDS'nin 7. maddesi kapsamında «dağıtım» faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığı ve İHDS öncesi dönemin sorumluluğunun davalıya bırakıldığı, ancak davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediğinden davalının «rücuya» dayanak karar tarihinden sonra ortaya çıkan alacaktan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 9.049,78 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · kâr kaybı
Benzer bu karardaYine, «rücu hakkı», başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2382 E. 2019/1313 K.
Ortak:rücu alacağı · rücu davası · zapta karşı tekeffül · ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · Rücuen alacak
İncelediğiniz kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Yalnız, kendisine karşı «rücu davası» açılan «üçüncü kişi» (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani «kusuru» nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir.
Benzer bu kararda… myiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. ...- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davacının «ihbar yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Elektrik A.Ş. vekillerince takip edilip sonuçlandırıldığı, başlangıçta da davanın ...'a «ihbar» edilmediği, davanın kabulü yönünde verilen hükmün icraya konularak davacıdan tahsil edildiği, davaya konu olayın dayanağı İHDS öncesi dönem olduğundan davacı ödemelerini ...'a «rücu» edilebileceği, açılan davanın davalıya ihbar edilmediği, bu hali ile İHDS kapsamında «dağıtım» faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığı ve İHDS öncesi dönemin sorumluluğunun davalıya bırakıldığı, «ihbar yükümlülüğü» yerine getirilmediğinden davalının rücuya dayanak karar tarihinden sonra ortaya çıkan alacaktan sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle icra fer'ileri ve karar tarihind …
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaBaki Kuru, 2001, s.3541-3542) Somut olayda, davalı tarafça davayı «ihbar» etmeyen davacının «kusuru» ileri sürülüp ispatlanmamasına, «rücuya» konu davanın taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi kapsamında kalmasına ve anılan sözleşmenin 7.... maddesinin uygulama yeri bulunmamasına göre, davanın ihbar edilmemesi nedeniyle icra ve karar tarihinden sonraki fer'ilerinden davalının sorumlu tutulamayacağından bahisle «rücu alacağından» indirim yapılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. ...- Ayrıca, davacı tarafça işbu davaya dayanak yapılan davada ödendiği iddia edilen karar düzeltme «masraflarının», bilirkişi raporunda karar düzeltme talebinin haksız olduğu ve davacı aleyhine para cezasına hükmedildiği belirtilerek rücu alacağı kapsamına alınmadığı ve mahkemece de bu rapor hükme esas alınarak karar verildiği oysa, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde 27,00 TL karar düzeltme harcının .../05/2007, 160,00 TL para cezasının .../05/2008 tarihinde yatırıldığına ilişkin makbuzların «ibraz» edildiği de anlaşılmakla, yanılgılı değerlendirme içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak karar düzeltme masraflarına ilişkin istemin reddi de doğru görülmemiş, bo …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13510 E. 2016/3219 K.
Ortak:rücu alacağı · rücu davası · zapta karşı tekeffül · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · Rücuen alacak
İncelediğiniz karardaAncak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Yalnız, kendisine karşı «rücu davası» açılan «üçüncü kişi» (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani «kusuru» nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Yalnız, kendisine karşı «rücu davası» açılan «üçüncü kişi» (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani «kusuru» nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · malvarlığına ilişkin dava · kâr kaybı
Benzer bu karardaYine, «rücu hakkı» başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de yerinde görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 579,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7723 E. 2017/2880 K.
Ortak:rücu alacağı · rücu davası · zapta karşı tekeffül · ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · Rücuen alacak
İncelediğiniz kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Yalnız, kendisine karşı «rücu davası» açılan «üçüncü kişi» (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani «kusuru» nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir.
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davacının «ihbar yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu uyuşmazlıkta zarar doğurucu işleminin 24/07/2006 tarihinden önce olduğu, davanın açılmasına ...'ın yaptığı işlem ile sebebiyet verildiği ve dolayısıyla davacının davalıya rücu olanağının mevcut olduğu, ancak davacının İHDS gereğince «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediğinden davalının rücuya dayanak karar tarihinden sonra ortaya çıkan alacaktan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.190,61 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · kâr kaybı
Benzer bu karardaYine, «rücu hakkı», başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13747 E. 2018/2703 K.
Ortak:rücu alacağı · rücu davası · zapta karşı tekeffül · ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · yargılama giderleri · Rücuen alacak
İncelediğiniz kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın İHDS’den önce meydana gelen olay nedeniyle oluştuğu, davacının İHDS gereğince davayı davalıya «ihbar» etmediği, bu nedenle ilamda yazılı «asıl alacak» miktarını, karar tarihine kadar olan işlemiş «avans faizini», «vekalet ücretini» ve «yargılama giderleri» olmak üzere toplamı 32.158,13 TL ile toplam 982,80 TL temyiz «harç» ve «masraflarını» talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 33.100,93 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar ve …
Ancak tarafın, davayı «üçüncü kişiye» «ihbar» etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan «rücu hakkının» düşmesini gerektirmez.
Benzer bu kararda2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği, ayrıca «rücuya» konu davada «zamanaşımı» itirazında bulunmayarak fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacının davayı «ihbar yükümlülüğünün» bulunmadığı, İHDS’nin imzalanmasından önceki döneme ait «ecrimisil» tazminatından ve bu tazminata oranlanarak bulunacak «harç» ve «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan hesaplamada talep aşılır şekilde 01/01/2002'de «ecrimisil» hesabına başlanıldığı, davacının sadece İHDS’nin yapıldığı 24/07/2006 tarihine kadar dönemi isteyebileceği, ayrıca davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği, bu nedenle davacının isteyebileceği miktarın 13.443,30 TL olduğu, ayrıca bakiye karar harcı ve onama harcı olarak 634,64 TL talep edebileceği g …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ecrimisil · zamanaşımı
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi dava tarihinin 21/02/2008 olduğu, geriye doğru 5 yıllık «ecrimisil» istenebileceği, ...
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan hesaplamada talep aşılır şekilde 01/01/2002'de «ecrimisil» hesabına başlanıldığı, davacının sadece İHDS’nin yapıldığı 24/07/2006 tarihine kadar dönemi isteyebileceği, ayrıca davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği, bu nedenle davacının isteyebileceği miktarın 13.443,30 TL olduğu, ayrıca bakiye karar harcı ve onama harcı olarak 634,64 TL talep edebileceği g …
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davacının «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği, ayrıca «rücuya» konu davada «zamanaşımı» itirazında bulunmayarak fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Baki Kuru, 2001, s.3541-3542) Somut olayda, davalı tarafça davayı «ihbar» etmeyen davacının «kusuru» ileri sürülüp ispatlanmamasına ve «rücuya» konu davanın «ecrimisil» davası olup, taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi kapsamında kalmasına ve anılan sözleşmenin 7.2 maddesinin uygulama yeri bulunmamasına göre, davanın ihbar edilmemesi nedeniyle icra «harç» «masrafları» ve faiz yönünden «rücu alacağından» indirim yapılması doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/198 E. , 2018/2700 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/06/2016 tarih ve 2015/448-2016/319 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS)” akdedildiğini, anılan sözleşmenin üçüncü kişilerin hak iddialarını düzenleyen 7. maddesinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını, anılan sözleşmeden önce dağıtım faaliyetlerin davalı tarafından yürütüldüğü sırada haksız kesilen kaçak elektrik kullanım cezası nedeniyle müvekkili aleyhine açılan istirdat davasının kabulüne karar verildiğini ve davaya istinaden müvekkilinin icra dosyasına toplam 43.420,29 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek bu meblağın ve 982,80 TL temyiz harç ve masrafının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini ve İHDS hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, ayrıca davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın İHDS’den önce meydana gelen olay nedeniyle oluştuğu, davacının İHDS gereğince davayı davalıya ihbar etmediği, bu nedenle ilamda yazılı asıl alacak miktarını, karar tarihine kadar olan işlemiş avans faizini, vekalet ücretini ve yargılama giderleri olmak üzere toplamı 32.158,13 TL ile toplam 982,80 TL temyiz harç ve masraflarını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 33.100,93 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak tarafın, davayı üçüncü kişiye ihbar etmemiş olması, üçüncü kişiye karşı olan rücu hakkının düşmesini gerektirmez. Yalnız, kendisine karşı rücu davası açılan üçüncü kişi (davalı), davacının birinci davayı iyi takip etmediği için(yani kusuru nedeniyle) kaybettiğini ispat ederek, kendisine karşı açılan rücu davasının kısmen veya tamamen reddini sağlayabilir. Yani, davayı ihbar etmemiş olan taraf, her türlü kusurundan sorumludur.
Davayı ihbar etmeyen tarafın kusuru nedeniyle davayı kaybettiğini ispat yükü (külfeti), üçüncü kişiye düşer. (Bkz. Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. Baki Kuru, 2001, s.3541-3542) Somut olayda, davalı tarafça davayı ihbar etmeyen davacının kusuru ileri sürülüp ispatlanmamasına ve rücuya konu davanın taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi kapsamında kalmasına ve anılan sözleşmenin 7.2 maddesinin uygulama yeri bulunmamasına göre, davanın ihbar edilmemesi nedeniyle icra harç masrafları ve faiz yönünden rücu alacağından indirim yapılması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.695,62 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.
... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 28/05/2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı .... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri devredilerek 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce yapılmıştır.
Özelleştirme aşamasında ...tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ...'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.
Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ...'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 28/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.
Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 28/05/2013 tarihi öncesi yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 28/05/2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 28/05/2013 günlü Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, 28/05/2016 günlü sözleşmeden önce gerçekleşen dava konusu ödemeden dolayı, 28/05/2013 sözleşmenin 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunmadığından dava reddedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin davalının temyiz isteminin reddi ve yazılı gerekçe ile kararın davacı temyizi doğrultusunda bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/420383300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz