Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/9197 E. 2018/2543 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tediye makbuzu↗ infisah↗ yemin teklifi↗ mevduat hesabı↗ yemin↗ hisse senedi↗ ikrar↗ hisse devri↗ zamanaşımı def'i↗ dürüstlük kuralı↗ mahsup↗ def'i↗ hak düşürücü süre↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ taahhütname↗ cy/cy kaydı↗ zamanaşımı↗ temsil↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın hak düşürücü süre itirazının ve zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ye sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği yemin karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az hisse senedi verildiği, ayrıca davacının duruşmadaki yeminli beyanında bir kısım hisse senetlerini davalı tarafa vererek, davalı taraftan 8.500,00 DM aldığını kabul ve ikrar ettiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve ikrar ettiği miktar ile davacının aldığını beyan ettiği miktarın mahsup edilmesi gerektiği, ... İnşaat Tarım ve San. İşt. Tic. A.Ş'nin unvan değişikliği sonrası ... Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına
karar verildiği gerekçesiyle, davacı tarafın şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kabulüne, 30.677,47 Euro’nun dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizi ile birlikte davalı ... Holding A.Ş. 'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı şirketlerin birleşmesi ve kayda alınması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na kendilerinin verdikleri 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılara ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklemiştir. Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ye sunulan sözkonusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14.09.2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından kayda alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09.05.1999 tarihli tutanakta .... Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği,....'un imzalı ifadesinde, ... Şirketinin Almanya'daki temsilcisinin hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki ... Şirketine götürmesi amacıyla kendisine teslim ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok emsal dosyaya sunulan davalı ... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, ... Grubu şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, böylelikle davalıların haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, davalı şirketlerce SPK'ye yazılan 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar ekindeki listeler dikkate alınarak tespit edilen alacağın tahsiline dair hüküm kurulması gerekirken, yanlış değerlendirme ile davacının şirket ortağı olduğunun kabulü ile söz konusu listedeki miktarlardan hisse senetlerinin nominal bedeli düşülerek eksik tahsil hükmü kurulması hatalı ise de temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmayıp, açıklanan nedenlerle davalılar (birleşerek yeni unvanı ... Holding A.Ş.) vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak davalılar vekili, davacıya tediye makbuzu karşılığı bir kısım ödemeler yapıldığını savunarak, davacının imzası bulunan 27.07.1997 ve 01.03.1998 tarihli tediye makbuzlarını sunmuştur. Davacı yeminli beyanında, davalı tarafça sunulan bu tediye makbuzlarındaki imzaları kabul ederek, bu belgelerdeki imzaların şirket hisse senetleri zaman içerisinde değiştirildiğinden bu değişikliğe ilişkin alındığını, bu belgelere dayalı para almadığını beyan etmiştir. Ayrıca davalı tarafça bu belgelere ilişkin davacıya yemin teklif edilmediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça sunulan ve davacının imzasını inkar etmediği tediye makbuzu başlıklı yazılı belgeler karşısında, belgelerin içerikleri ve davacıya bu belgeler karşılığında ödeme yapılıp yapılmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken icapsız yemin teklifi üzerine davacının
eda ettiği yemine dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6113 E. 2017/6372 K.
Ortak:tediye makbuzu · infisah · yemin · hisse senedi · ikrar · hisse devri · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ye sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, ayrıca davacının duruşmadaki yeminli beyanında bir kısım hisse senetlerini davalı tarafa vererek, davalı taraftan 8.500,00 DM aldığını kabul ve «ikrar» ettiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve ikrar ettiği miktar ile davacının aldığını beyan ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, ...
Davalı tarafça sunulan ve davacının imzasını inkar etmediği «tediye makbuzu» başlıklı yazılı belgeler karşısında, belgelerin içerikleri ve davacıya bu belgeler karşılığında ödeme yapılıp yapılmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken icapsız «yemin teklifi» üzerine davacının eda ettiği yemine dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir.
Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle, davacı tarafın şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kabulüne, 30.677,47 Euro’nun dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek döviz faizi ile birlikte davalı ...
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle, davalılar ..., ... ve ...’nun kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalılar yönünden davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden, davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, davanın kısmen kabulü ile, 236.707,33 TL’nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte davalı ...Ş'den tahsiline karar verilmiştir.
Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası «hisse devri» sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan sözkonusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14.09.2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından «kayda» alındığı, hava yoluyla paraların ... nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09.05.1999 tarihli tutanakta ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · feragat · havale · avans faizi
Benzer bu kararda1-Mahkemece verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş ise de, davacı vekili tarafından verilen 17.05.2017 «havale» tarihli dilekçe ile temyiz isteminden «feragat» edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle, davalılar ..., ... ve ...’nun kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalılar yönünden davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden, davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, davanın kısmen kabulü ile, 236.707,33 TL’nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte davalı ...Ş'den tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, davacı yanın temyiz isteminin «feragat» nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4821 E. 2017/3418 K.
Ortak:infisah · yemin · hisse senedi · ikrar · hisse devri · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · mahsup · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ye sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, ayrıca davacının duruşmadaki yeminli beyanında bir kısım hisse senetlerini davalı tarafa vererek, davalı taraftan 8.500,00 DM aldığını kabul ve «ikrar» ettiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve ikrar ettiği miktar ile davacının aldığını beyan ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, ...
Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle, davacı tarafın şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kabulüne, 30.677,47 Euro’nun dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek döviz faizi ile birlikte davalı ...
Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası «hisse devri» sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ye sunulan sözkonusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14.09.2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından «kayda» alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09.05.1999 tarihli tutanakta .. …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
A.Ş'nin unvan değişikliği sonrası ...Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle, davalılar ..., ... ve ... yönünden davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, davanın kısmen kabulü ile toplam 19.902,78 TL'nin davalı ...Ş'den tahsiline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davalı şirketler hissedarlararası «hisse devri» sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan sözkonusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14.09.2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından «kayda» alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09.05.1999 tarihli tutanakta .. …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · feragat · havale · ıslah
Benzer bu kararda1-Mahkemece verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş ise de, davacı vekili tarafından verilen 17.05.2017 «havale» tarihli dilekçe ile temyiz isteminden «feragat» edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Bu itibarla, davacı yanın temyiz isteminin «feragat» nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak «kaydı» ile geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespiti ve 6.500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiş, bozmadan sonra 27.10.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile 35.943,10 TL'nin tahsili istenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/9197 E. , 2018/2543 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/04/2016 tarih ve 2014/331-2016/315 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.04.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 60.000,00 DM para verdiğini, müvekkiline yatırdığı para karşılığı belge verildiğini, ancak müvekkili davacı tarafın verdiği paraları geri istemesine rağmen davalı tarafça müvekkilinin parasının iade edilmediğini, davalı tarafın Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'ye aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini, davalı şirketlerin yöneticilerinin yargılandıklarını ileri sürerek, müvekkili ile davalılar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinin feshine, müvekkili davacı tarafın davalı tarafa verdiği 30.677,47 Euro 'nun dava tarihinden itibaren döviz faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın hak düşürücü süre itirazının ve zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ye sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği yemin karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az hisse senedi verildiği, ayrıca davacının duruşmadaki yeminli beyanında bir kısım hisse senetlerini davalı tarafa vererek, davalı taraftan 8.500,00 DM aldığını kabul ve ikrar ettiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve ikrar ettiği miktar ile davacının aldığını beyan ettiği miktarın mahsup edilmesi gerektiği, ...
İnşaat Tarım ve San. İşt. Tic. A.Ş'nin unvan değişikliği sonrası ... Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına
karar verildiği gerekçesiyle, davacı tarafın şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kabulüne, 30.677,47 Euro’nun dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizi ile birlikte davalı ... Holding A.Ş. 'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı şirketlerin birleşmesi ve kayda alınması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na kendilerinin verdikleri 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılara ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklemiştir. Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ye sunulan sözkonusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14.09.2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından kayda alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09.05.1999 tarihli tutanakta ....
Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği,....'un imzalı ifadesinde, ... Şirketinin Almanya'daki temsilcisinin hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki ... Şirketine götürmesi amacıyla kendisine teslim ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok emsal dosyaya sunulan davalı ... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, ... Grubu şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, böylelikle davalıların haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, davalı şirketlerce SPK'ye yazılan 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar ekindeki listeler dikkate alınarak tespit edilen alacağın tahsiline dair hüküm kurulması gerekirken, yanlış değerlendirme ile davacının şirket ortağı olduğunun kabulü ile söz konusu listedeki miktarlardan hisse senetlerinin nominal bedeli düşülerek eksik tahsil hükmü kurulması hatalı ise de temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmayıp, açıklanan nedenlerle davalılar (birleşerek yeni unvanı ... Holding A.Ş.) vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak davalılar vekili, davacıya tediye makbuzu karşılığı bir kısım ödemeler yapıldığını savunarak, davacının imzası bulunan 27.07.1997 ve 01.03.1998 tarihli tediye makbuzlarını sunmuştur. Davacı yeminli beyanında, davalı tarafça sunulan bu tediye makbuzlarındaki imzaları kabul ederek, bu belgelerdeki imzaların şirket hisse senetleri zaman içerisinde değiştirildiğinden bu değişikliğe ilişkin alındığını, bu belgelere dayalı para almadığını beyan etmiştir. Ayrıca davalı tarafça bu belgelere ilişkin davacıya yemin teklif edilmediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça sunulan ve davacının imzasını inkar etmediği tediye makbuzu başlıklı yazılı belgeler karşısında, belgelerin içerikleri ve davacıya bu belgeler karşılığında ödeme yapılıp yapılmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken icapsız yemin teklifi üzerine davacının
eda ettiği yemine dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirketler vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirketler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirketler yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/419503200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz