Müteselsil kefilin ödeme sonrası rücu hakkı ve itirazın iptali
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/863 E. 2024/969 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücu mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Müteselsil kefil, kefalet borcu nedeniyle alacaklıya ödeme yaptığında, TBK 596 uyarınca yaptığı ödeme oranında alacaklının haklarına halef olarak asıl borçluya rücu hakkı kazanır; halefiyet ilişkisi kefil-alacaklı arasında, rücu ilişkisi kefil-borçlu arasındadır. Borçlunun, bu ödemenin kendisi tarafından önceden çekle karşılandığı yönündeki savunması, miktarına göre yazılı ve kesin delille ispatlanmalıdır; salt çek ibrazı veya karşılıksız kalan çeklerin varlığı bu ispatı sağlamaz.
Ele alınan sorunlar
Müteselsil kefilin rücu hakkının hukuki niteliği ve kapsamı → kabul
Gerekçe: Kefilin asıl borçluya rücu hakkının kaynağı TBK 596. maddesidir. Kefil, yaptığı ödeme oranında alacaklının haklarına halef olması sebebiyle rücu hakkı elde etmektedir. Halefiyet ve rücu hakkı, biri diğerinin sonucu olan iki farklı hukuki ilişki doğurur; kanuni halefiyet ilişkisi kefil ile alacaklı arasında, rücu ilişkisi ise kefil ile borçlu arasındadır. Kefil, ödediği borç nispetinde alacaklı durumuna geçerek asıl borçluyu takip edebildiği gibi, ödediği miktarı alacaklının yerine geçerek borçludan talep hakkını elde eder. Bankadan getirtilen bilgilere göre davacının davalı şirketin kredi borcuna karşılık icra takibine konu miktarı ödediği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Çekle önceden ödeme yapıldığı savunmasının ispat yükü → ret
İddia: Davalı, davacıya daha önce çekle yapılan ödemelerin, kredi borcunun davacı tarafça ödenmesine karşılık olduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Çek, bir borç ödeme vasıtasıdır. Daha sonra ödenmek üzere verildiğinin, miktarına göre yazılı ve kesin delil ile ispatı gerekir. Davalı bu savunmasını kanıtlayacak yazılı delil sunmadığı gibi yemin teklif hakkını da kullanmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hak düşürücü süre itirazı → ret
İddia: Davalı vekili, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İcra dosyasında itirazın alacaklıya tebliğine ilişkin belge olmadığından davanın 1 yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yetki itirazı → ret
İddia: Davalı vekili, davalı şirketin merkezinin Çatalca olması nedeniyle mahkemenin yetkisiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Akdin ifa yeri itibariyle mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkar tazminatına hükmedilmesi → ret
Gerekçe: Davacı müteselsil kefilin borcu ödediği nispette asıl borçluya rücu hakkı bulunduğundan, ödenen miktar kadar alacağa itirazın iptaline ve likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Müteselsil kefilin ödeme sonrası rücu hakkının TBK 596 kapsamında halefiyet esasına dayandığı ve borçlunun önceden ödeme yaptığı savunmasının miktarına göre yazılı-kesin delille ispatlanması gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer kefalet-rücu uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ rücu hakkı↗ kanuni halefiyet↗ itirazın iptali↗ icra inkar tazminatı↗ yazılı ve kesin delil↗ hak düşürücü süre↗ yetki itirazı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/863
KARAR NO 2024/969
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/10/2021
NUMARASI 2014/1228 Esas 2021/638 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/06/2024
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı tarafından, 07.04.2011 tarihinde 200.000-TL' bedelli banka kredisi kullanıldığını, müvekkilinin sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu,davalı borcunu ödemediğinden müteselsil kefil sıfatıyla ödediği 36.363,18-TL'lık kısmının, Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe konulduğunu, davalı borçlunun takibe iki adet çekle ödendiği belirtilerek takibe itiraz edildiğini,kredi borcunun 12.12.2011-28.6.2012 tarihleri arasında ödendiğini ,itirazda ise 30.9.2011 ye 31.10.2011 tarihli iki adet 40.000- TL çeklerden bahsedildiğini, çeklerin tarihinin, ilk ödeme tarihinden önceki bir tarih olduğunu, doğmayan borcun ödenmeyeceğini,kaldı ki çeklerin, ... tarafından müvekkiline ciro edildiğini,31.10.2011 keşide tarihli olan da ödenmediğini ve karşılıksız şerhi yazılarak ...'a iade edildiğini, itirazın kötüniyetli olduğunu,itirazın iptali ile , %40''tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davalı şirketin yerleşim yeri itibariyle Çatalca olması sebebiyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, takibin 2012 yılında başlatıldığını, hakdüşürücü süre içinde itirazın iptali davası açılmadığını,ticari hayatın gereği her para alışverişinde yazılı işlem yapılamadığını,borcun, müvekkili tarafından 20.000-TL'lik 30/09/2011 ve 31/10/2011 tarihli iki adet çeki ile davacının şirketine ödendiğini, davacıya yapılan bu ödemelerin kendisinin bankaya ödeme yapmasından önce yapılmasının sebebinin davacının, mali açıdan sıkıntıda olması nedeniyle kendisine verilen çeklere karşılık kredi taksitlerini ödemeyi üstlendiğini, Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe itiraz edildiğini, davacının aynı hukuki sebebe dayanarak İstanbul ...
İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyada yeniden takip başlattığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacının asıl borçlu olduğu genel kredi sözleşmesini davacının müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, davalının borcunu ödemediğinden, davacı tarafından bankaya ödeme yapıldığı, davalının 30/09/2011 tarihli ... ve 31/10/2011 tarihli ... nolu çekler ile ödeme yapıldığı iddia edilmiş ise de, bankanın 05/10/2016 tarihli cevabi yazısı ile bu çeklerin karşılıksız olduğunun bildirildiği,çeklerin ödendiğinin kanıtlanamadığı,kefaletten kaynaklanan ödemeye ilişkin verildiğine dair delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalının, 36.363,18-TL asıl alacağa yaptığı itirazının iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazla istemin reddine,% 20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davalı vekili, davanın açıldığı tarih itibariyle, davalı şirketin merkezi Çatalca olduğu, mahkemenin yetkisiz olduğu, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı, davacının takip konusu yaptığı borç, müvekkil tarafından ... Bank A.Ş. İmsan Sanayi Sitesi Şubesi'nin her biri 20.000-TL'lik, 30.09.2011 ve 31.10.2011 tarihli iki adet çeki ile davacının şirketi olan ... San. Tic. Ltd. Şti.'ne ödendiğini, kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava ; müteselsil kefilin yaptığı ödemenin asıl borçluya rücusu amacıyla başlatılan icra takibine yaptığı itirazın iptaline ilişkindir.Davacı tarafça davalı şirketin , ... Bank ... Sanayi şubesinden 09.05.2011 tarihli ticari kredi sözleşmesindeki kefaleti nedeniyle alacaklı bankaya 36.329,18- TL ödeme yapıldığı ileri sürülerek 06.07.2012 tarihli icra takibinde 36.363,18- TL alacağın davalıdan tahsili talep edilmiştir. Kefilin asıl borçluya rücu hakkının kaynağı TBK nın 596 maddesidir. Kefil, yaptığı ödeme oranında alacaklının haklarına halef olması sebebiyle rücu hakkı elde etmektedir. Böylece halefiyet ve rücu hakkı biri diğerinin sonucu olan iki farklı hukuki ilişki doğmaktadır. Kanuni halefiyet ilişkisi kefil ile alacaklı arasında, rücu ilişkisi ise kefil ile borçlu arasında söz konusu olup,kefil ödediği borç nispetinde alacaklı durumuna geçerek asıl borçluyu takip edebildiği gibi ödediği miktarı alacaklının yerine geçerek borçludan talep hakkını elde edecektir.Mahkemece bankadan getirtilen bilgilere göre davacının davalı şirketin kredi borcuna karşılık icra takibine konu miktarı ödediği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.Davalı şirket ,davacıya daha evvel çek ile yapılan ödemelerin karşılığı olarak kredi borcunun davacı tarafça ödendiği savunulmuştur.Bu hususun ödeme miktarı itibariyle yazılı ve kesin delil ile kanıtlanması gerekir.Çek ,bir borç ödeme vasıtasıdır.Daha sonra ödenmek üzere verildiğinin miktarına göre yazılı,kesin delil ile ispatı gerekir.Davalı bu savunmasını kanıtlayacak yazılı delil sunmadığı gibi,yemin teklif hakkını da kullanmamıştır.
İcra dosyasında itirazın alacaklıya tebliğine ilişkin belge olmadığından davanın 1 yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmadığı,akdin ifa yeri itibariyle mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle ;davacı müteselsil kefilin borcu ödediği nispette asıl borçluya rücu hakkı bulunduğundan ödenen miktar kadar alacağa itirazın iptaline ve likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.483,96-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 620,99-TL harcın mahsubu ile kalan 1.862,97-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/06/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/41147 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi