6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari defterlerin usulsüzlüğü nedeniyle zararın ispatlanamaması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/697 E. 2024/1240 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Alacak, Kredi Sigortası mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Dava açıldıktan sonra, doğrudan icra dosya numarası belirtilmek suretiyle yapılan alacak devri, maddi hukuka ilişkin bir temlik değil, HMK 125 kapsamında dava konusunun (müddeabihin) devridir; bu durumda devralanlar sigortalı sıfatını değil davacı sıfatını kazanır ve aktif husumet ehliyeti yokluğundan ret kararı verilemez. Ayrıca, ticari davalarda ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için TTK/HMK 222 uyarınca kanuna uygun tutulmuş, açılış-kapanış onayları yapılmış ve kayıtların birbirini doğrulaması şarttır; bu şartları taşımayan defterler sahibi lehine delil olamaz ve böyle bir durumda zararını başka usulüne uygun delillerle ispatlayamayan davacının talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

İcra takibi sırasında alacağın devrinin dava konusunun devri (HMK 125) sayılıp sayılmayacağı ve devralanların davacı sıfatı → kısmi kabul

Gerekçe: Uyuşmazlık doğduktan sonra, doğrudan icra dosya numarası zikredilmek suretiyle yapılan devir, dava konusunu devretmeye yönelik bir usul sözleşmesidir. Poliçede sigorta tazminat alacağının ancak sigortacının yazılı onayı ile devredilebileceği kararlaştırılmış olsa da, somut olayda maddi hukuka ilişkin bir alacak devrinden söz edilemez; işlem 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken tipik bir dava konusunun (müddeabihin) devridir. Bu temlikle temlik alan kişiler sigortalı sıfatını değil, davacı sıfatını kazanmıştır. Bu nedenle temlik alan alacaklılar yönünden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddedilmesi doğru değildir; temlik eden davacının da davacı sıfatı, temlik ettiği miktar dışında devam eder.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ticari defterlerin usulsüzlüğü nedeniyle zararın ispatlanamamış olması → ret

İddia: Davalı vekili, bilirkişi raporlarında temerrüt konusunda açık tutarsızlıklar bulunduğunu, davacının kestiği faturaların usulsüz olduğunu ve zararın ispatlanamadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6100 sayılı Kanun'un 222. maddesinin ikinci fıkrası gereğince ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen özellikleri taşımayan ticari defterler, sahibi lehine de delil olarak kabul edilemez. Bozma ilamı üzerine yapılan bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda sigortalı davacının, zararın gerçekleştiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebine ilişkin istinaf başvurusu → ret

İddia: Davacı vekili, alacağın likit olduğunu belirterek, mahkemece hükmedilmeyen icra inkar tazminatının kabul edilen miktar üzerinden %20'den az olmamak üzere hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davanın esastan reddine karar verildiğinden ve koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Dava açıldıktan sonra icra dosya numarası belirtilerek yapılan alacak devrinin maddi hukuka ilişkin bir temlik değil, HMK 125 kapsamında dava konusunun devri sayılacağı ve bu devrin devralanlara sigortalı sıfatı değil davacı sıfatı kazandıracağı yönündeki tespit ile ticari defterlerin usulsüzlüğünün zararın ispatına etkisi konusundaki değerlendirme, benzer sigorta/temlik uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet ehliyeti

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti dava konusunun devri (müddeabihin devri) ticari defterlerin delil niteliği kredi sigortası hasar ihbarı icra inkar tazminatı temlik

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 125HMK 222HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2HMK 356HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/697

KARAR NO 2024/1240

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/05/2018

NUMARASI 2014/426 Esas - 2018/518 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/09/2024

Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. HD tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı ... ile müvekkili arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855-Euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3. kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, ...

Ltd., ... GMBH, ... isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını, yapılan ihracatlar için müvekkilinin banka kredisi kullandığını, riski azaltmak için karın büyük bölümünden feragat ederek yüksek meblağlarla kredi sigortası yaptırdığını,belirterek itirazın iptali ve takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep edilmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, sigortalı davacı şirketin, borçlu 3. kişinin temerrütü halinde sözleşmede kararlaştırılan 30 günlük süre içinde vadesi geçmiş borç bildirimini ve bu bildirimi yapmış olmak kaydıyla orijinal fatura vadesinden itibaren azami 90 günlük süre içinde bulunması gereken müdahale talebini (Hasar İhbarı) süresinde yerine getirmeyerek teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunmadan müdahale talebinde bulunarak zararın ödenmesini isteme hakkı olmadığını, tarafı olmadığı satış sözleşmelerine istinaden talepte bulunduğunu, %20 peşin tahsilat yapmadan ihracat satışı yaptığını, basiretli tacir gibi davranmadığını, temerrüte düşen kişilere mal sattığını, yurt dışında ve farklı ülkelerde yerleşik alıcılara Tükçe olarak teslim notu şeklinde belge imzalamalarının inandırıcı olmadığını, alıcılarla danışıklı şekilde müvekkilini aldatma çabası içinde olduğunu, davacının süresinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunduğu kanaatine varılsa dahi müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak müdahale tarihinden 5 aylık bekleme süresi dolduktan sonra doğacağından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, poliçe şartlarındaki yasal düzenlemeye aykırı şartın hukuki sonuç doğurmayacağı, salt temerrütün geç bildirimi olgusu dikkate alınarak rizikonun teminat dışı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68-Euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

1-Davacı vekili,alacak likit olmasına karşın mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmediğini belirterek davanın kısmen kabulüne dair kararın kaldırılarak kabulüne, kabul edilen miktar yönünden müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili, davacı tarafa harç eksikliği tamamlattırılmadan yapılan yargılamanın usule aykırı olduğunu, eksik incelemeyle verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının taleplerinin sigorta kapsamı içerisinde olmadığını ve teminat dışı olduğunu, davacının iddia ettiği satışlarla ilgili kararlaştırılmış vadeleri ispatlayamadığını, bilirkişi raporlarında temerrüt konusunda açık tutarsızlıklar olduğunu, davacının kestiği faturaların usulsüz olduğunu, mahkemenin TTK 1446. maddeyi tatbikinin hatalı olduğunu, tazminat hesabının doğru olmadığını, davacının 5 aylık bekleme müddetine riayet etmediğini, müvekkilinin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE VE SÜREÇ

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde bozma ilamına uyularak; 2021/1355 esas, 2022/762 karar sayılı ve 25.05.2022 tarihli karar ile; "Alacağı temlik alanların temlik yasağı nedeniyle aktif husumet yokluğundan reddine, davacının alıcı ... firmasına adına düzenlediği, 21.06.2012 tarihli faturada mal teslim alındığında %20'si ön ödeme yapılacağı yazılıdır. Malın 2.7.2012 tarihinde alıcısı tarafından teslim alındığı halde, ön ödemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır.

2. 7.2012 tarihinde ön ödeme yapılmadığı halde akabinde 12.7.2012 tarihinde, 21.7.2012 tarihinde yaptığı satışlar bakımından yapılan incelemede; ...'nın A.7.1.6. ve A.7.1.7. maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi bildiriminde veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yahut ödeme güçlüğü içine düşmüş olduğunu bildiği alıcılara yapacağı sevkıyatın teminat dışında kaldığının düzenlendiği, somut olayda, aynı firmaya yapılan 21.06.2012 tarihli ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı proforma fatura ve asıl faturada belirtildiği, ancak, ön ödeme tutarı ... firmasınca ödenmediği ve davalının durumdan haberdar edilmediği, bu bakımdan, davacının söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin ...

uyarınca teminat kapsamında kalmadığının kabulü gerektiğinden dava konusu edilen 5 faturadan ...'a satılan son iki fatura (12.7.2012, 21.7.2012 tarihli) teminat kapsamında kalmadığından hesaplamaya dahil edilmemiştir. Sigorta teminatı kapsamında kalan faturalar bakımından teminat kapsamında kalan miktarlar, 8.4.2014 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanmış olup (ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan miktarın dökümü); ... adına düzenlenen 49.993,60-Euro bedelli faturanın 41.634,24-Eurosu, ... adına 30.376,40-Euronun 24.338,76-Eurosu, ... adına 22.243,20-Euronun 17.018,88-Eurosu olmak üzere toplam (41.634,24+ 24.338,76+ 17.018,88= 82.991,88-Euro) davacının talep edebileceği tazminat olarak davacı lehine hükmedilmiş, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

Taraf vekillerinin Dairemiz kararını temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2022/6199 esas, 2024/2486 karar sayılı 18.01.2024 tarihli ilamı ile "Bölge Adliye Mahkemesince alacağı temlik alan davacılar bakımından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.

25. 07.2019 tarihli alacağın devri sözleşmesinde "İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu alacak''ın belirtildiği görülmektedir. Uyuşmazlık doğduktan sonra, doğrudan icra dosya numarası zikredilmek suretiyle yapılan devrin doğrudan “dava konusunu” devretmeye yönelik bir usul sözleşmesi olduğuna dair hiçbir tereddüt bulunmamaktadır.Ne var ki davaya konu sigorta poliçesinde sigortalının, sigortacıya karşı sahip olduğu tazminat alacağını ancak sigortacının yazılı onayı ile bir başkasına devredebileceği kararlaştırılmıştır. Ancak, somut olayda poliçede belirtildiği şekilde sigorta tazminat alacağının tahsili talebine ilişkin bir hal söz konusu olmayıp taraflar arasında sigorta tazminatının tahsili için davacı tarafından başlatılan icra takibine konu meblağın bir kısmı, tazminat alacağı dava konusu hâline geldikten sonra bizzat icra dosya numarası belirtilmek sureti ile temlik alan kişilere devredilmiştir.

Bu durumda maddi hukuka ilişkin bir devirden söz edilemez. Bu işlem 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken tipik bir “dava konusunun/ müddeabihin” devrinden ibarettir. Bu temlikle temlik alan kişiler sigortalı değil, davacı sıfatını kazanmıştır. Bu nedenle temlik alan alacaklılar yönünden davanın aktif husumet ehliyetinin yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.6100 sayılı Kanun'un 222. maddesinin ikinci fıkrası gereğince ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

Belirtilen bu özellikleri taşımayan ticari defterler sahibi lehine de delil olarak kabul edilemez. Dairemiz bozma ilamında dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulması üzerine yapılan bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterleri incelenmiş ve defterlerin usulüne uygun olmadığı tespit edilmiştir.

Bu durumda sigortalı davacının, zararın gerçekleştiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir." denilmiştir. Usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyularak "temlik eden davacının ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığı belirlendiğinden, davacı zararın gerçekleştiğini ispatlayamadığından temlik alan davacılar bakımından da davanın reddine, dava değeri temlikten daha fazla olup, davacı temlik edenin davacı sıfatı devam ettiğinden temlik eden davacının temlik ettiği nispette temlik alan ile birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 353(1)b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/426 Esas 2018/518 Karar sayılı ve 10/05/2018 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "İspatlanamayan davanın reddine, Koşulları olmadığından icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 427,60-TL karar harcının, davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 4.845,70-TL ile icra veznesine yatırılan 2.019,50-TL olmak üzere toplam 6.865,20-TL'den mahsubu ile fazla olan 6.437,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ve temlik alan davacılara iadesine, Davacı tarafça yapılan yargı giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 2.400-TL yargı giderinin davacı ve temlik alan davacılardan müştereken alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 63.373,12-TL nispi vekalet ücretinin (37.472-TL'sinden temlik alan davacı ...

Ltd. Şti.; 21,637,80-TL'sinden temlik alan davacı ... ile temlik eden davacı müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla) davacılardan alınarak davalıya verilmesine Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçları iade edilmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Davacılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 343,03-TL yargı giderinin davacı ve temlik alan davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Davalı vekili için takdir olunan 5.100-TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, HMK.'nun 356. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliğiyle karar verildi.18/09/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/40758 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6631 E. 2025/1528 K. · Onandı

Bozmaya uyularak kurulan hükme yönelik temyiz itirazları

Gerekçe özeti

Bölge adliye mahkemesi bozma kararına uyup hükmünü HMK 373/3 uyarınca uyulan bozma gereğince kurmuşsa, bu hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmez. Kredi sigortası tazminatına dayalı itirazın iptali davasında, sigortalının ticari defterleri kanuna uygun tutulmamışsa zararın gerçekleştiği ispatlanamamış sayılır ve dava, alacağı temlik alan davacılar bakımından da reddedilir.

Emsal değeri

Bozma kararına uyularak kurulan hükme karşı yapılan temyizde itirazların dinlenmeyeceği ve kredi sigortasında zararın ispatının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlere bağlı olduğu yönünden emsal değeri taşır; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Kavramlar: kredi sigortası itirazın iptali alacağın temliki ticari defterlerin usulüne uygun tutulması zararın ispatı bozmaya uyma

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/6631 E.  ,  2025/1528 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/697 Esas, 2024/1240 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855,00 euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3. kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, ....Ltd.,....Services ....

isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını ileri sürerek icra takibine itirazın iptali ve takibin devamına, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, temlik eden davacının ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığının belirlendiği, davacının zararın gerçekleştiğini ispatlayamadığı, bu nedenle temlik alan davacılar bakımından da davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kredi sigorta sözleşmesinden kaynaklanan sigorta tazminatının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

V. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 05.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.