İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7769 E. 2018/1342 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerçek değer tespiti↗ gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi↗ borcun ifası↗ satış vaadi sözleşmesi↗ ifa imkansızlığı↗ geçersiz sözleşme↗ terditli dava↗ tapu iptali ve tescil↗ haklı sebep↗ emredici hüküm↗ sermaye artırımı↗ kâr mahrumiyeti↗ iyiniyet↗ hakkaniyet↗ ifa↗ tbk 99↗ sebepsiz zenginleşme↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı şirket arasında, davalı gerçek kişiler yararına düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca davacı tarafın davalı şirket adına tapuda kayıtlı gayrimenkulün devrine karşılık asıl edim bedel yerine, dava konusu şirket hisselerini davalı şirkete değil onun gösterdiği üçüncü kişilere devrettiği ancak, hükmen tescil davasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ifa imkansızlığı nedeniyle geçersiz olduğuna hükmedildiği ve kararın temyiz incelemesi neticesinde kesinleştiği, geçersiz olduğu tespit edilen sözleşme uyarınca, davacının edimini yerine getirdiği, davalının ise, yasal imkansızlık nedeniyle yerine getirmediği, getiremediği, bu nedenle BK 112-136 (Eski BK.96-117) m. uyarınca davacının sebepsiz zenginleşme gereği karşı tarafın aldığı edimi iadesini, uğradığı zararın tazminini isteme hakkı doğduğu, ancak, davalı tarafın iyiniyetli
.../...
olduğu, emredici kanun hükmüne aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünden her iki tarafın sorumlu olduğu, sözleşmeden sonra devredilen şirket hisseleri ile ilgili sermaye artırımına gidildiği, şirket hisselerinin aynen iadesinin hakkaniyete uygun düşmediği, davacı tarafın terditli talebi gereği şirket hisselerinin değerini talep edebileceği, faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 112.500,00 TL'nin davalılardan dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça, davalı şirket ile akdedilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca devredilen davalı şirket hisselerinin sözleşmenin geçersizliği nedeniyle iadesi, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise, gerçek değeri tespit edilerek tarafına ödenmesi istemiyle açılan işbu davada mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 818 sayılı BK'nin 61. maddesinde ''Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır. '' hükmü, aynı Yasa'nın 117. maddesinde de ''Borçluya isnat olunamıyan haller münasebetiyle borcun ifası mümkün olmazsa, borç sakıt olur. Karşılıklı taahhütleri havi akitlerde bu suretle beri olan borçlu haksız iktisaplara müteallik hükümlere tevfikan almış olduğu şeyleri iadeye mecbur ve kendisine henüz tediye edilmemiş bulunan şeyi istemek hakkından mahrum olur. Kanun veya akit ile, borcun ifasından evvel bile vukua gelen zararın, alacaklıya tahmil edilmiş olduğu haller bundan müstesnadır.'' düzenlemesi bulunmakta ve benzer hükümler de 6098 sayılı TBK'nin 77 ve 136. maddelerinde yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelindiğinde ise, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 27.07.2009 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin, anılan sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından davalı şirket aleyhine ..... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/611 Esas sayılı dosyasında açılan tapu iptali ve tescil davasında, mahkemece sözleşmenin geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine dair verilen ve Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 30.10.2012 tarih, 2012/8771 E- 2012/12243 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen 26.12.2011 tarihli kararla baştan itibaren geçersiz olduğunun tespit edilmiş olması karşısında ve anılan yasal düzenlemeler uyarınca, geçersiz sözleşme nedeniyle tarafların birbirlerinden aldıklarını iade etmeleri gerekeceğinden ve bu husus mahkemenin de kabulünde olmasına rağmen, davalı tarafın iyiniyetli olduğu, emredici kanun hükmüne aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünden her iki tarafın sorumluluğu bulunduğu, sözleşmeden sonra devredilen şirket hisseleri ile ilgili sermaye arttırımına gidildiği, hisselerin aynen iadesinin hakkaniyete uygun düşmediği, davacının şirket hisselerinin değerini talep edebileceği gerekçesiyle, yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı şirket vekilinin katılma yolu ile temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13810 E. 2014/4185 K.
Ortak:borcun ifası · ifa imkansızlığı · kâr mahrumiyeti · hakkaniyet · ifa · taahhütname · dava sebebi
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı şirket arasında, davalı gerçek kişiler yararına düzenlenen «gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi» uyarınca davacı tarafın davalı şirket adına tapuda kayıtlı gayrimenkulün devrine karşılık asıl edim bedel yerine, dava konusu şirket hisselerini davalı şirkete değil onun gösterdiği üçüncü kişilere devrettiği ancak, hükmen tescil davasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin «ifa imkansızlığı» nedeniyle «geçersiz» olduğuna hükmedildiği ve kararın temyiz incelemesi neticesinde kesinleştiği, geçersiz olduğu tespit edilen sözleşme uyarınca, davacının edimini yerine getirdiği, davalının ise, yasal imkansızlık nedeniyle yerine getirmediği, getiremediği, bu nedenle BK 112-136 (Eski BK.96-117) m. uyarınca davacının «sebepsiz zenginleşme» gereği karşı tarafın aldığı edimi iadesini, uğradığı zararın tazminini isteme hakkı doğduğu, ancak, davalı tarafın «iyiniyetli» .../... olduğu, «emredici» kanun hükmüne aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünden her iki tarafın sorumlu olduğu, sözleşmeden sonra devredilen şirket hisseleri ile ilgili «sermaye artırımına» gidildiği, şirket hisselerinin aynen iadesinin «hakkaniyete» uygun düşmediği, davacı tarafın «terditli» talebi gereği şirket hisselerinin değerini talep edebileceği, faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 112.500,00 TL'nin davalılard …
Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir «sebebe» yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır. '' hükmü, aynı Yasa'nın 117. maddesinde de ''Borçluya isnat olunamıyan haller münasebetiyle «borcun ifası» mümkün olmazsa, borç sakıt olur.
Karşılıklı «taahhütleri» havi akitlerde bu suretle beri olan borçlu haksız iktisaplara müteallik hükümlere tevfikan almış olduğu şeyleri iadeye mecbur ve kendisine henüz tediye edilmemiş bulunan şeyi istemek hakkından «mahrum» olur.
Benzer bu karardaBorcun doğumundan sonra ifasının kendi «kusuru» olmaksızın imkansız hale geldiğini, «ifa imkansızlığına» bir olağanüstü halin veya mücbir «sebebin» neden olduğunu borçlu ispat etmek durumundadır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin mücbir «sebebe» dayalı olarak değil, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda haksız yere feshedildiği, davacının dava konusu isteme dayanak «taşıma sözleşmesinin» feshinden önce herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, fesihten sonra ise ticari faaliyetlerini «terk» ettiği, davacının sözleşmenin feshinde kusurunun bulunmadığı gözetilerek «hakkaniyet indirimi» de yapılmadığı gerekçesiyle, bilirkişi raporu ve «ıslah» beyanı uyarınca davanın kabulü ile 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07.01.2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise, ıslah tarihi olan 10.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karşılıklı «taahhütleri» havi akitlerde bu suretle beri olan borçlu haksız iktisaplara müteallik hükümlere tevfikan almış olduğu şeyleri iadeye mecbur ve kendisine henüz tediye edilmemiş bulunan şeyi istemek hakkından «mahrum» olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet indirimi · müspet zarar · kazanç kaybı · makul süre · illiyet bağı · sözleşmenin feshi · taşıma sözleşmesi · mahsup
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «taşıma sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4020-4021) 2-Ancak, davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile «taşıma sözleşmesi» imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari «makul süreye» tekabül eden net kazanç tutarınca «kazanç kaybının» hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin mücbir «sebebe» dayalı olarak değil, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda haksız yere feshedildiği, davacının dava konusu isteme dayanak «taşıma sözleşmesinin» feshinden önce herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, fesihten sonra ise ticari faaliyetlerini «terk» ettiği, davacının sözleşmenin feshinde kusurunun bulunmadığı gözetilerek «hakkaniyet indirimi» de yapılmadığı gerekçesiyle, bilirkişi raporu ve «ıslah» beyanı uyarınca davanın kabulü ile 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07.01.2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise, ıslah tarihi olan 10.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7769 E. , 2018/1342 K.
"İçtihat Metni"
...
Taraflar arasında görülen davada....ahkemesi’nce verilen 08/02/2016 tarih ve 2014/653-2016/43 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile katılma yoluyla davalı şirket vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20.02.2018 günü hazır bulunan davacı vekili ..... ile davalılar vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 27.07.2009 tarihli gayrimenkul satış vadi sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme uyarınca davalı şirkete ait taşınmaz payının satışının müvekkiline vaat edildiğini, buna karşılık müvekkilinin davalı şirkette bulunan %25 iştirak hisselerini davalı şirketin göstereceği yetkili kişilere devretmeyi vaat ettiğini, diğer davalıların yetkili gösterilmesi ile de devrin gerçekleştiğini, davalı şirketin yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine müvekkili tarafından davalıya ihtarname gönderildiğini ve aleyhine dava açıldığını ancak, mahkemece sözleşmenin ifa imkansızlığı nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, bu nedenle tarafların birbirlerinden aldıklarını iade etmeleri gerektiğini ileri sürerek, hisselerin iadesini, mümkün olmadığı taktirde gerçek değerinin belirlenmesi ile dava tarihinden itibaren faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, satış vadi sözleşmesi uyarınca davacı şirkete devri yapılacak olan taşınmazın devrinin yapılamamasının sebebinin müvekkili olmadığını, bu nedenle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı şirket arasında, davalı gerçek kişiler yararına düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca davacı tarafın davalı şirket adına tapuda kayıtlı gayrimenkulün devrine karşılık asıl edim bedel yerine, dava konusu şirket hisselerini davalı şirkete değil onun gösterdiği üçüncü kişilere devrettiği ancak, hükmen tescil davasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ifa imkansızlığı nedeniyle geçersiz olduğuna hükmedildiği ve kararın temyiz incelemesi neticesinde kesinleştiği, geçersiz olduğu tespit edilen sözleşme uyarınca, davacının edimini yerine getirdiği, davalının ise, yasal imkansızlık nedeniyle yerine getirmediği, getiremediği, bu nedenle BK 112-136 (Eski BK.96-117) m.
uyarınca davacının sebepsiz zenginleşme gereği karşı tarafın aldığı edimi iadesini, uğradığı zararın tazminini isteme hakkı doğduğu, ancak, davalı tarafın iyiniyetli
.../...
olduğu, emredici kanun hükmüne aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünden her iki tarafın sorumlu olduğu, sözleşmeden sonra devredilen şirket hisseleri ile ilgili sermaye artırımına gidildiği, şirket hisselerinin aynen iadesinin hakkaniyete uygun düşmediği, davacı tarafın terditli talebi gereği şirket hisselerinin değerini talep edebileceği, faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 112.500,00 TL'nin davalılardan dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı tarafça, davalı şirket ile akdedilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca devredilen davalı şirket hisselerinin sözleşmenin geçersizliği nedeniyle iadesi, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise, gerçek değeri tespit edilerek tarafına ödenmesi istemiyle açılan işbu davada mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 818 sayılı BK'nin 61. maddesinde ''Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır. '' hükmü, aynı Yasa'nın 117. maddesinde de ''Borçluya isnat olunamıyan haller münasebetiyle borcun ifası mümkün olmazsa, borç sakıt olur. Karşılıklı taahhütleri havi akitlerde bu suretle beri olan borçlu haksız iktisaplara müteallik hükümlere tevfikan almış olduğu şeyleri iadeye mecbur ve kendisine henüz tediye edilmemiş bulunan şeyi istemek hakkından mahrum olur. Kanun veya akit ile, borcun ifasından evvel bile vukua gelen zararın, alacaklıya tahmil edilmiş olduğu haller bundan müstesnadır.'' düzenlemesi bulunmakta ve benzer hükümler de 6098 sayılı TBK'nin 77 ve 136.
maddelerinde yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelindiğinde ise, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 27.07.2009 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin, anılan sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından davalı şirket aleyhine .....
2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/611 Esas sayılı dosyasında açılan tapu iptali ve tescil davasında, mahkemece sözleşmenin geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine dair verilen ve Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 30.10.2012 tarih, 2012/8771 E- 2012/12243 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen 26.12.2011 tarihli kararla baştan itibaren geçersiz olduğunun tespit edilmiş olması karşısında ve anılan yasal düzenlemeler uyarınca, geçersiz sözleşme nedeniyle tarafların birbirlerinden aldıklarını iade etmeleri gerekeceğinden ve bu husus mahkemenin de kabulünde olmasına rağmen, davalı tarafın iyiniyetli olduğu, emredici kanun hükmüne aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünden her iki tarafın sorumluluğu bulunduğu, sözleşmeden sonra devredilen şirket hisseleri ile ilgili sermaye arttırımına gidildiği, hisselerin aynen iadesinin hakkaniyete uygun düşmediği, davacının şirket hisselerinin değerini talep edebileceği gerekçesiyle, yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı şirket vekilinin katılma yolu ile temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 22/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/407119900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz