Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/6310 E. 2018/359 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil tespiti↗ bozma sonrası karar↗ ikrar↗ reeskont faizi↗ bilirkişi incelemesi↗ geçersizlik↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı eser sahibinin .... Noterliği aracılığı ile keşide ettirdiği 12.09.2005 tarih 49219 yevmiye nolu cayma bildiriminin geçersiz olduğunun İstanbul 1 nolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 06.12.2007 tarih 2005/471 E. ve 2007/306 K. sayılı kararı ile hüküm altına alındığı, kararın kesinleştiği, davalı şirket defterlerinde yapılan inceleme sonucunda dava konusu Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu ve İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı adlı eserlerden
davalı şirketin 10.625,54 TL net kâr elde ettiği gerekçesiyle FSEK 70/3 fıkrası uyarınca elde edilmiş olunan net kârın 31.01.2006 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizini aşmayacak şekilde değişen oranlarda reeskont faizi ile davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, Yargıtay bozma ilamında kesinleşmiş olan hususlar yönünde yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının mali haklarına sahip olduğu eserlerin davalı şirket tarafından yayınlanması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen ilk karar Dairemizin 14.04.2014 tarih 2014-127 E. 2014-7331 K. sayılı ilamı ile “… davalının dava konusu eserlerin satışından elde ettiği net kârın tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İstanbul Yayıncılar Birliği’nin bu tür kitaplarda yayınevi kâr marjının %20 olduğu yönündeki cevabı nazara alınarak satılan kitaplardan elde edilen hasılatın üzerinden %20 kâr hesabı ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru olmamış …” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davalı şirket defterlerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi hükme dayanak teşkil etmiş olup, davalı şirket kârlılık oranının 0.0742 olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Ancak, daha önce delil tespiti istemi üzerine 31.03.2011 tarihinde bilirkişi heyetince hazırlanan ve davalı tarafa tebliğ edilmiş olan rapora karşı davalı yanın itirazlarını ileri sürdüğü 23.06.2011 tarihli dilekçesinde “… müvekkil şirketin kayıtlarındaki gerçek kâr oranına (%5.42) göre hesaplanan miktarın dikkate alınmasını …” şeklindeki beyanının ikrar mahiyetinde olduğunun kabulü ile tazminat hesabı yapılması gerekirken mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/127 E. 2014/7331 K.
Ortak:reeskont faizi · geçersizlik · Tazminat
İncelediğiniz karardaNoterliği aracılığı ile keşide ettirdiği 12.09.2005 tarih 49219 yevmiye nolu cayma bildiriminin «geçersiz» olduğunun İstanbul 1 nolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 06.12.2007 tarih 2005/471 E. ve 2007/306 K. sayılı kararı ile hüküm altına alındığı, kararın kesinleştiği, davalı şirket «defterlerinde» yapılan inceleme sonucunda dava konusu Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu ve İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı adlı eserlerden davalı şirketin 10.625,54 TL net kâr elde ettiği gerekçesiyle FSEK 70/3 fıkrası uyarınca elde edilmiş olunan net kârın 31.01.2006 tarihinden itibaren yürütülecek «avans faizini» aşmayacak şekilde değişen oranlarda «reeskont faizi» ile davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, Yargıtay bozma ilamında kesinleşmiş olan hususlar yönünde yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ile davacı arasında dava konusu eserleri de kapsar şekilde 16.12.2007 tarihine kadar geçerli yayın sözleşmesinin bulunduğu, davalı eser sahibinin cayma bildiriminin «geçersiz» olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit hale geldiği, dava konusu eserler için yayınevi karının ortalama %20 olduğu, davalı şirket ile davalı arasında bir sözleşme bulunmadığından ihlalin «haksız fiile» dayandığı, FSEK'in 54'üncü maddesi uyarınca davalının «iyiniyetli» olduğu varsayılsa dahi yayın hakkını kazanamadığı, bu nedenle davalı şirketin sorumlu olduğu, davacının «ıslah» dilekçesi ile FSEK'in 70/3'üncü maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunduğu, davalı şirketin iki eserin yayınından toplam 35.800,33 TL kâr elde ettiği gerekçesiy …
A.N." isimli kitaba ilişkin olarak 5.691.95 TL'nin «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davalı İ..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · vekalet ücreti takdiri · iyiniyet · maktu vekalet ücreti · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · haksız fiil · ıslah
Benzer bu kararda… ile davacı arasında dava konusu eserleri de kapsar şekilde 16.12.2007 tarihine kadar geçerli yayın sözleşmesinin bulunduğu, davalı eser sahibinin cayma bildiriminin «geçersiz» olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit hale geldiği, dava konusu eserler için yayınevi karının ortalama %20 olduğu, davalı şirket ile davalı arasında bir sözleşme bulunmadığından ihlalin «haksız fiile» dayandığı, FSEK'in 54'üncü maddesi uyarınca davalının «iyiniyetli» olduğu varsayılsa dahi yayın hakkını kazanamadığı, bu nedenle davalı şirketin sorumlu olduğu, davacının «ıslah» dilekçesi ile FSEK'in 70/3'üncü maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunduğu, davalı şirketin iki eserin yayınından toplam 35.800,33 TL kâr elde ettiği gerekçesiy …
3-Kabule göre de, davanın reddedilen kısmı üzerinden mümeyyiz davalı yararına «nispi vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken «maktu vekalet ücretine» hükmolunması doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
O.. hakkında telif ücretine ilişkin açılan «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Davacı, «ıslah» dilekçesi ile seçimlik hakkını kullanarak tazminat taleplerini 5846 sayılı Kanun'un 70/3. maddesi uyarınca, davalının elde ettiği kârın ödenmesine dayandırmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1651 E. 2018/4266 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tefrik · davanın konusu · tazminat davası · maddi tazminat
Benzer bu karardaDosya kapsamından, birleşen 2014/219 Esas sayılı dava dosyası ile ... tarafından ... aleyhine bahsi geçen «dava konusu» kitaplar için eser sahipliğinin tespiti ve manevi «tazminat davası» açıldığı ve bu davanın işbu dava dosyasından «tefrik» edilerek başka bir esasa kaydedildiği anlaşılmaktadır.
… ların mali haklarım devraldıkları eserleri kullanması nedeniyle, davacı şirketlerin mali haklarına tecavüzde bulunduğu, çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiği, «dava konusu» olayla ilgili manevi tazminat talep etmelerinin hukuken mümkün olmadığı, birleşen davada ise davacı ...’un dava konusu yayınların eser sahibi olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline, tecavüzün menine, eserlerin çoğaltılmış nüshalarının toplatılmasına, imhasına, manevi tazminat isteminin reddine; birleşen davanın ise reddine …
1- Asıl davada davacıların mali hak devir sözleşmesi yaptıkları dava dışı ...’in «dava konusu» kitaplar üzerinde eser sahibi olduğu iddiasıyla davalı aleyhine FSEK m.
Asıl davada davalı tarafından ise, piyasaya sunulan kitapların eser sahibinin ... olduğu ve bu kişinin verdiği izin ile «dava konusu» kitapların basıldığı savunulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/6310 E. , 2018/359 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16/03/2016 tarih ve 2015/121-2016/36 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen 16.12.1997 tarihli sözleşme ile davalı tarafından yazılan üç adet eserin çoğaltma, yayma ve mali haklarının 16.12.2007 tarihine kadar müvekkiline devredildiğini, davalının 12.09.2005 tarihli ihtarname ile cayma hakkını kullandığını bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilince caymanın geçersizliğinin tespiti/iptali davası açıldığını, davalı yayınevinin yazar ile davacı arasındaki sözleşmeyi bildiği halde sözleşme yaparak "Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfusu" ve "İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı" adlı eserleri yayınladığını, buna göre kitapların müvekkilince basılması halinde 20.750,00 TL kâr kaybının bulunduğunu, davalının da 13.200,00 TL kazanç elde edeceğini ileri sürerek FSEK'in 70/2'nci maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan müteselsilen, 70/3'üncü maddesi uyarınca 6.000,00 TL'nin davalı şirketten, sözleşmenin 6.4.3'üncü maddesi uyarınca 3.000,00 TL'nin davalı yazardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 23.05.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile de seçimlik haklarını kullanıp FSEK'in 70/3'üncü maddesi uyarınca davalıların elde ettiği kâr olan 77.618,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş ve davalı ... hakkında açılan davayı takip etmediklerini bildirmiştir.
Davalılar vekili, cayma hakkı ile ilgili açılan davanın derdest olduğunu, bu nedenle davanın erken açıldığını, cayma hakkının kullanılması nedeniyle tazminat istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı eser sahibinin .... Noterliği aracılığı ile keşide ettirdiği 12.09.2005 tarih 49219 yevmiye nolu cayma bildiriminin geçersiz olduğunun İstanbul 1 nolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 06.12.2007 tarih 2005/471 E. ve 2007/306 K. sayılı kararı ile hüküm altına alındığı, kararın kesinleştiği, davalı şirket defterlerinde yapılan inceleme sonucunda dava konusu Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu ve İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı adlı eserlerden
davalı şirketin 10.625,54 TL net kâr elde ettiği gerekçesiyle FSEK 70/3 fıkrası uyarınca elde edilmiş olunan net kârın 31.01.2006 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizini aşmayacak şekilde değişen oranlarda reeskont faizi ile davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, Yargıtay bozma ilamında kesinleşmiş olan hususlar yönünde yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının mali haklarına sahip olduğu eserlerin davalı şirket tarafından yayınlanması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen ilk karar Dairemizin 14.04.2014 tarih 2014-127 E. 2014-7331 K. sayılı ilamı ile “… davalının dava konusu eserlerin satışından elde ettiği net kârın tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İstanbul Yayıncılar Birliği’nin bu tür kitaplarda yayınevi kâr marjının %20 olduğu yönündeki cevabı nazara alınarak satılan kitaplardan elde edilen hasılatın üzerinden %20 kâr hesabı ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru olmamış …” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davalı şirket defterlerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi hükme dayanak teşkil etmiş olup, davalı şirket kârlılık oranının 0.0742 olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.
Ancak, daha önce delil tespiti istemi üzerine 31.03.2011 tarihinde bilirkişi heyetince hazırlanan ve davalı tarafa tebliğ edilmiş olan rapora karşı davalı yanın itirazlarını ileri sürdüğü 23.06.2011 tarihli dilekçesinde “… müvekkil şirketin kayıtlarındaki gerçek kâr oranına (%5.42) göre hesaplanan miktarın dikkate alınmasını …” şeklindeki beyanının ikrar mahiyetinde olduğunun kabulü ile tazminat hesabı yapılması gerekirken mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/405878900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz