İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3447 E. 2015/6103 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli bilirkişi raporu↗ franchise sözleşmesi↗ cari hesap ilişkisi↗ cari hesap alacağı↗ cari hesap↗ ticari faiz↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ denetime elverişlilik↗ iş bölümü↗ tbk 99↗ işlemiş faiz↗ ek tasfiye↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede fiyat farkı ve promosyon uygulamaları nedeniyle davacının uğramış olduğu zararlara hangi tarafın katlanacağı hususunda bir düzenleme olmamakla birlikte, bu hususta taraflar arasında zımni bir anlaşma olduğu, bu anlaşmaya göre söz konusu zararların davalı tarafça karşılanması gerektiği, bu anlaşmadan davalı tarafın tek taraflı olarak dönemeyeceği, zımni anlaşmanın olmaması ihtimalinde dahi söz konusu zararlara davacı tarafın katlanmasının MK'nın. 23/II ve TBK'nın 27. madde hükümlerine aykırı olduğu, bu nedenle davacı lehine 52.922,89 TL, aynı şekilde meyve ve sebze bölümü bakımından 3.185,71 TL, davalının eksik veya yanlış ürün teslim etmesi nedeniyle de 3.724,88 TL alacak hakkı doğduğu, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi çerçevesinde davalının, davacıya toplam 36.410,70 TL borcunun bulunduğu, söz konusu alacaklar nedeniyle davalının temerrüde düştüğü ve 28.7.2011 tarihinden itibaren 6.569,65 TL işlemiş ticari faiz borcu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin 36.410,70 TL cari hesap alacağı, 52.922,89 TL Ekim 2008 -Mayıs 2010 sevkiyat farkı, 3.185,71 TL meyve sebze sevkiyatında günlük fiyat değişimi, 3.724,88 TL eksik ve yanlış ürün tesliminden kaynaklanan bedel, 6.215,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 102.459,95 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarı olan 96.244,18 TL'ne takip tarihinden itibaren değişen oranda avans faizi uygulanmasına, 40.983,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen franchise sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin imzalandığı 25.04.2005 tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılarak bir karar vermek gerekirken, 4721 sayılı TMK'nın 23. maddesinin somut uyuşmazlıkla herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı da nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, dava konusu cari hesap alacağı yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan alacak kalemi hususunda yapılan inceleme ve değerlendirme de yerinde ve denetime elverişli değildir. Bu itibarla, mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar tesisi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11089 E. 2016/6715 K.
Ortak:cari hesap alacağı · cari hesap · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · avans faizi · teslim · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda23/II ve TBK'nın 27. madde hükümlerine aykırı olduğu, bu nedenle davacı lehine 52.922,89 TL, aynı şekilde meyve ve sebze «bölümü» bakımından 3.185,71 TL, davalının eksik veya yanlış ürün «teslim» etmesi nedeniyle de 3.724,88 TL alacak hakkı doğduğu, taraflar arasındaki «cari hesap ilişkisi» çerçevesinde davalının, davacıya toplam 36.410,70 TL borcunun bulunduğu, söz konusu alacaklar nedeniyle davalının «temerrüde» düştüğü ve 28.7.2011 tarihinden itibaren 6.569,65 TL işlemiş «ticari faiz» borcu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin 36.410,70 TL «cari hesap alacağı», 52.922,89 TL Ekim 2008 -Mayıs 2010 sevkiyat farkı, 3.185,71 TL meyve sebze sevkiyatında günlük fiyat değişimi, 3.724,88 TL eksik ve yanlış ürün tesliminden kaynaklanan bedel, 6.215,77 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 102.459,95 TL alacak üzerinden devamına, «asıl alacak» miktarı olan 96.244,18 TL'ne takip tarihinden itibaren değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, 40.983,98 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Öte yandan, dava konusu «cari hesap alacağı» yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan alacak kalemi hususunda yapılan inceleme ve değerlendirme de yerinde ve «denetime elverişli» değildir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «icra inkar tazminatına» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline ve takibin 36.410,70 TL «cari hesap alacağı», 52.922,89 TL Ekim 2008-Mayıs 2010 sevkiyat farkı, 3.185,71 TL meyve sebze sevkiyatında günlük fiyat değişimi, 3.724,88 TL eksik ve yanlış ürün «tesliminden» kaynaklanan bedel, 6.215,77 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 102.459,95 TL alacak üzerinden devamına, «asıl alacak» miktarı olan 96.244,18 TL'ne takip tarihinden itibaren değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, 40.983,98 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2428 E. 2020/562 K.
Ortak:franchise sözleşmesi · cari hesap alacağı · cari hesap · denetime elverişlilik · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda23/II ve TBK'nın 27. madde hükümlerine aykırı olduğu, bu nedenle davacı lehine 52.922,89 TL, aynı şekilde meyve ve sebze «bölümü» bakımından 3.185,71 TL, davalının eksik veya yanlış ürün «teslim» etmesi nedeniyle de 3.724,88 TL alacak hakkı doğduğu, taraflar arasındaki «cari hesap ilişkisi» çerçevesinde davalının, davacıya toplam 36.410,70 TL borcunun bulunduğu, söz konusu alacaklar nedeniyle davalının «temerrüde» düştüğü ve 28.7.2011 tarihinden itibaren 6.569,65 TL işlemiş «ticari faiz» borcu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin 36.410,70 TL «cari hesap alacağı», 52.922,89 TL Ekim 2008 -Mayıs 2010 sevkiyat farkı, 3.185,71 TL meyve sebze sevkiyatında günlük fiyat değişimi, 3.724,88 TL eksik ve yanlış ürün tesliminden kaynaklanan bedel, 6.215,77 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 102.459,95 TL alacak üzerinden devamına, «asıl alacak» miktarı olan 96.244,18 TL'ne takip tarihinden itibaren değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, 40.983,98 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Öte yandan, dava konusu «cari hesap alacağı» yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan alacak kalemi hususunda yapılan inceleme ve değerlendirme de yerinde ve «denetime elverişli» değildir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «icra inkar tazminatına» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer bu kararda… hususunda açıkça anlaşmış olmasalar da, söz konusu fiili uygulama ile zımni bir anlaşmanın var olduğu, davalının söz konusu anlaşmayı tek taraflı olarak değiştirme «yetkisinden» söz edilemeyeceğinden, davacının fiyat farkı veya promosyon uygulaması sonucu oluşan zararlarının 2008 yılı sonrası da davalı tarafından karşılanması gerektiği, davacının sözleşme kapsamında ifalarda davalıya bağımlı olduğu, davacının, davalıdan satın aldığı ürünleri zarar etmek suretiyle satmasının da bu hususun doğurduğu riskler arasında olduğu, davacının ürün için davalıya ödemesi gereken miktarın altında satış yapıp yapmayacağı hususunun bütünüyle davalının kararına bırakılması ve bu zararın tazmin edilmesi hususunun davalının isteğine bağlı kılınmasının, davacının kişi özgürlüğünü ahlaka aykırı derecede sınırladığı, bu haliyle davalının savunduğu şekildeki uygulamanın TMK madde 23/II hükmüne aykırı olduğu, davalının tüketiciye uygun bedelli satış gerçekleştirmek suretiyle Dia felsefesini ve ticari imajını iyileştirme yönünde adımlar attığı ve fakat bunu davacının zararına gerçekleştirdiği, anılan nedenlerle davacı tarafın fiyat farkı ve promosyon uygulamaları sonucu oluşan 52.922,89 TL ve (sebze ve meyve bölümlerinde oluşan) 3.185,71 TL miktarlarındaki zararının davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiği,anılan miktarların davacı tarafça faturalandırılmadığı, davacı tarafın davalıya «fatura» kesebilmesi için davalıdan onay almasının gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının ürünlerin «teslimi» esnasında miktarlarını ve doğru ürün olup olmadıklarını kontrol etmekle yükümlü tutularak kontroller yapılmadan kabul edilen sevkiyatın iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, davalının, davacının sipariş ettiği ürünleri eksik teslim etmesi halinde borcunu gereği gibi «ifa» etmemesinden dolayı eksik ürünler bakımından «temerrüde» düşeceği, taraflar arasındaki münferit satışların yüksek miktarlarda ürünü kapsadığı, davacıya her defasında en az 1100 Euro değerinde veya en az 150 koli ürün sipariş etme yükümlülüğünün getirildiği, davacı taraftan her ürün tesliminde kolileri bir bir açıp saymasını beklemenin ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmadığı, davacının basiretli bir «tacir» gibi farklı bir ürün teslim edildiğinde mümkün olan en kısa süre içerisinde bunu davalıya bildirmesi gerektiği, aynı durumun yanlış ürün tesliminde de geçerli olduğu, yanlış teslim edilen ürün oranının sunulan deliller çerçevesinde sevkiyat miktarına göre azınlıkta kaldığı,bu ihtimalde de davalı ile davacı arasındaki «satış sözleşmesinde» belirlenen satım bedelinin yanlış gönderildiği için iade edilen ürünlerin bedeli düşülerek hesaplanması gerektiği, ancak yanlış ürün gönderildiği bildirilmeksizin yanlış gönderilen ürünlerin tüketiciye satılması halinde ürünlerin zımnen kabul edildiği, bu durumda da satım bedelinin söz konusu ürünler dikkate alınarak tekrar hesaplanması gerektiği, dava konusu olayda davacı yanlış teslim edilen ürünlerin iadesi yolunu seçtiği, sözleşmenin 3.2 maddesinin belirtilen şekilde yorumlanmasının gerektiği, bilirkişi raporunda 36.410,70 TL «cari hesap alacağı», 52.922,89TL Ekim 2018, Mayıs 2010 sevkiyat farkı alacağı, 3.724,88TL eksik ve yanlış ürün tesliminden kaynaklı alacak, 3.185,75TL meyve sebze sevkiyatında günlük fiyat değişiminden kaynaklı alacak, 6.215,77TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 102.459,95TL alacak hesabı yapıldığı, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan %40 oranında «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İstanbul 11.
İcra Dairesinin 2011/25339 esas sayılı icra dosyasına vaki itirazının iptaliyle takibin toplam 102.459,95TL üzerinden devamına, «asıl alacak» miktarı 96.244,18 TL’ye takip tarihinden itibaren değişik oranlarda «avans faizi» uygulanmasına, 40.983,98TL «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
2-) Dava, taraflar arasında akdedilen «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçeyle davacının talep ettiği alacak kalemleri arasındaki «cari hesap alacağı» bakımından da davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap bakiyesi · satış sözleşmesi · ifa · fatura · tacir · yetkisizlik kararı · e-defter
Benzer bu kararda… hususunda açıkça anlaşmış olmasalar da, söz konusu fiili uygulama ile zımni bir anlaşmanın var olduğu, davalının söz konusu anlaşmayı tek taraflı olarak değiştirme «yetkisinden» söz edilemeyeceğinden, davacının fiyat farkı veya promosyon uygulaması sonucu oluşan zararlarının 2008 yılı sonrası da davalı tarafından karşılanması gerektiği, davacının sözleşme kapsamında ifalarda davalıya bağımlı olduğu, davacının, davalıdan satın aldığı ürünleri zarar etmek suretiyle satmasının da bu hususun doğurduğu riskler arasında olduğu, davacının ürün için davalıya ödemesi gereken miktarın altında satış yapıp yapmayacağı hususunun bütünüyle davalının kararına bırakılması ve bu zararın tazmin edilmesi hususunun davalının isteğine bağlı kılınmasının, davacının kişi özgürlüğünü ahlaka aykırı derecede sınırladığı, bu haliyle davalının savunduğu şekildeki uygulamanın TMK madde 23/II hükmüne aykırı olduğu, davalının tüketiciye uygun bedelli satış gerçekleştirmek suretiyle Dia felsefesini ve ticari imajını iyileştirme yönünde adımlar attığı ve fakat bunu davacının zararına gerçekleştirdiği, anılan nedenlerle davacı tarafın fiyat farkı ve promosyon uygulamaları sonucu oluşan 52.922,89 TL ve (sebze ve meyve bölümlerinde oluşan) 3.185,71 TL miktarlarındaki zararının davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiği,anılan miktarların davacı tarafça faturalandırılmadığı, davacı tarafın davalıya «fatura» kesebilmesi için davalıdan onay almasının gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının ürünlerin «teslimi» esnasında miktarlarını ve doğru ürün olup olmadıklarını kontrol etmekle yükümlü tutularak kontroller yapılmadan kabul edilen sevkiyatın iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, davalının, davacının sipariş ettiği ürünleri eksik teslim etmesi halinde borcunu gereği gibi «ifa» etmemesinden dolayı eksik ürünler bakımından «temerrüde» düşeceği, taraflar arasındaki münferit satışların yüksek miktarlarda ürünü kapsadığı, davacıya her defasında en az 1100 Euro değerinde veya en az 150 koli ürün sipariş etme yükümlülüğünün getirildiği, davacı taraftan her ürün tesliminde kolileri bir bir açıp saymasını beklemenin ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmadığı, davacının basiretli bir «tacir» gibi farklı bir ürün teslim edildiğinde mümkün olan en kısa süre içerisinde bunu davalıya bildirmesi gerektiği, aynı durumun yanlış ürün tesliminde de geçerli olduğu, yanlış teslim edilen ürün oranının sunulan deliller çerçevesinde sevkiyat miktarına göre azınlıkta kaldığı,bu ihtimalde de davalı ile davacı arasındaki «satış sözleşmesinde» belirlenen satım bedelinin yanlış gönderildiği için iade edilen ürünlerin bedeli düşülerek hesaplanması gerektiği, ancak yanlış ürün gönderildiği bildirilmeksizin yanlış gönderilen ürünlerin tüketiciye satılması halinde ürünlerin zımnen kabul edildiği, bu durumda da satım bedelinin söz konusu ürünler dikkate alınarak tekrar hesaplanması gerektiği, dava konusu olayda davacı yanlış teslim edilen ürünlerin iadesi yolunu seçtiği, sözleşmenin 3.2 maddesinin belirtilen şekilde yorumlanmasının gerektiği, bilirkişi raporunda 36.410,70 TL «cari hesap alacağı», 52.922,89TL Ekim 2018, Mayıs 2010 sevkiyat farkı alacağı, 3.724,88TL eksik ve yanlış ürün tesliminden kaynaklı alacak, 3.185,75TL meyve sebze sevkiyatında günlük fiyat değişiminden kaynaklı alacak, 6.215,77TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 102.459,95TL alacak hesabı yapıldığı, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan %40 oranında «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İstanbul 11.
Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporları, davacının «defterleri» üzerinde yapılan incelemelere dayalı olup anılan bilirkişi raporlarında davacı defterlerinde yer alan «cari hesap bakiyesinin» hangi kalemlerden oluştuğu, davacı tarafından talep edilen diğer alacak kalemlerini içerip içermediği, «denetime elverişli» ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde somut olarak incelenmediği gibi 6100 sayılı HMK’nın 222/3. maddesi kapsamında davalının defterlerinde davacı lehine cari hesa …
Bu durumda mahkemece, davacının talep ettiği «cari hesap alacağının» hangi alacak kalemlerinden oluştuğunun ve davacı tarafça talep edilen diğer alacak kalemlerini içerip içermediğinin somut ve açık bir biçimde belirlenmesi sonrası yapılacak olan değerlendirmeyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlarda inceleme yapılmaksızın «eksik incelemeyle», davacı «defterleri» esas alınarak hazırlanan ve bu haliyle «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporları hükme esas alınarak cari hesap alacağı yönünden davanın kabulüne dair karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3447 E. , 2015/6103 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/03/2014 tarih ve 2012/142-2014/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 25.05.2005 tarihinde alt-imtiyaz (Franchise) sözleşmesi imzalandığını ve anılan sözleşme uyarınca müvekkilinin işletmesinde satılacak tüm emtianın davalı tarafından toptan olarak müvekkiline temin edilmesinin ve müvekkilinin de emtiaları davalı tarafından tespit edilen şartlar doğrultusunda perakende satışını gerçekleştirmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme süresinin 5 yıl olup, sürenin bitiminde yenilenmediğini, müvekkilinin davalıdan insert/promosyon fiyat farkı alacağı, eksik teslim edilen mallar ve iade edilen mallar dolayısıyla alacağı ile cari hesap alacağının bulunduğunu ve anılan alacak kalemlerinin tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıklarını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının günlük fiyat değişiminden dolayı oluşan farktan bahsettiğini oysa, ticari ilişkilerde şartların iki yönlü olduğunu, daha yüksek fiyata giren ürünün daha az fiyata satılması muhtemel olabileceği gibi , daha ucuza giren bir ürünün daha yüksek fiyatla satılmasının da mümkün olduğunu, 5 yıllık ticari ilişki süresinde davacının bu hususta bir talebinin olmadığını kaldı ki, davacı taraf ile sözleşme ilişkisinin devam ettiği süre içerisinde müvekkili şirkete bildirdiği ve sistemden tespit edilebildiği kadarıyla 25.923,65 TL'lik fiyat farkı ve 18.823,43 TL'lik promosyon indirimi faturasının müvekkili tarafından ödendiğini, davacının sözleşme süresince eksik/fazlalar hususunda herhangi bir fatura düzenlemediğini, cari hesap bakiyesinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede fiyat farkı ve promosyon uygulamaları nedeniyle davacının uğramış olduğu zararlara hangi tarafın katlanacağı hususunda bir düzenleme olmamakla birlikte, bu hususta taraflar arasında zımni bir anlaşma olduğu, bu anlaşmaya göre söz konusu zararların davalı tarafça karşılanması gerektiği, bu anlaşmadan davalı tarafın tek taraflı olarak dönemeyeceği, zımni anlaşmanın olmaması ihtimalinde dahi söz konusu zararlara davacı tarafın katlanmasının MK'nın. 23/II ve TBK'nın 27. madde hükümlerine aykırı olduğu, bu nedenle davacı lehine 52.922,89 TL, aynı şekilde meyve ve sebze bölümü bakımından 3.185,71 TL, davalının eksik veya yanlış ürün teslim etmesi nedeniyle de 3.724,88 TL alacak hakkı doğduğu, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi çerçevesinde davalının, davacıya toplam 36.410,70 TL borcunun bulunduğu, söz konusu alacaklar nedeniyle davalının temerrüde düştüğü ve 28.7.2011 tarihinden itibaren 6.569,65 TL işlemiş ticari faiz borcu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin 36.410,70 TL cari hesap alacağı, 52.922,89 TL Ekim 2008 -Mayıs 2010 sevkiyat farkı, 3.185,71 TL meyve sebze sevkiyatında günlük fiyat değişimi, 3.724,88 TL eksik ve yanlış ürün tesliminden kaynaklanan bedel, 6.215,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 102.459,95 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarı olan 96.244,18 TL'ne takip tarihinden itibaren değişen oranda avans faizi uygulanmasına, 40.983,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen franchise sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmü düzenlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin imzalandığı 25.04.2005 tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılarak bir karar vermek gerekirken, 4721 sayılı TMK'nın 23. maddesinin somut uyuşmazlıkla herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı da nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, dava konusu cari hesap alacağı yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan alacak kalemi hususunda yapılan inceleme ve değerlendirme de yerinde ve denetime elverişli değildir. Bu itibarla, mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar tesisi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/404103000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz