Müstahsil makbuzuna dayalı alacakta takas defi ve dava değerinin kesinleşmesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/341 E. 2024/1226 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Ticari defterlerde kayıtlı ve borçludan sadır olduğu imza incelemesiyle belirlenen bir müstahsil makbuzuna (borç belgesine) dayalı alacak, likit ve belirlenebilir kabul edilerek icra inkar tazminatına konu olabilir. İtirazın iptali davasında, dava değerinin ve kapsamının (örn. işlemiş faiz isteğinin dahil olup olmadığı) taraflarca istinaf edilmeyen kısmı itibarıyla kesinleştiği hallerde, mahkemenin bu kesinleşmiş kapsamı aşarak var olmayan bir fazla istemi reddetmesi hatalıdır. Ayrıca, icra takibinden önce doğmuş ve karşı tarafa ait olduğu belirlenen alacaklar, kendisine karşı açılan davada takas defi olarak ileri sürülebilir; bu tür bir defi haklı bulunduğunda asıl alacaktan mahsup edilmesi gerekir.
Ele alınan sorunlar
Makbuzdaki imzanın davalıya ait olup olmadığı ve alacağın ispatı → ret
İddia: Davalı, üzümleri davacıdan almadığını, çiftçilik kaydı bulunmayan davacının hangi üzümleri sattığının belirlenemediğini, makbuzun stokları dengelemek amacıyla aile bireyleri arasında düzenlendiğini ve cevabını ıslah ederek makbuzdaki imzayı inkar ettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının takibine esas makbuz davalıdan sadır olup onun ticari defterinde kayıtlı borç belgesidir. Davalı belgedeki imzayı inkar etmiş ancak yapılan imza incelemesi (Adli Tıp Kurumu raporu) sonucunda imzanın davalıya ait olduğu belirlenmiştir. Müstahsil makbuzu davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğuna ve bedeli ödenmediğine göre, davalının ödeme iddiası da bulunmadığından, işletme kayıtlarına alınan ve ödenmeyen davacı alacağından davalının sorumlu tutulması yerindedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Dava değerinin ve fazla istem redinin kesinleşmiş olması → kabul
Gerekçe: İcra takibi asıl alacak ve işlemiş faiz ile birlikte daha yüksek bir tutar üzerinden başlatılmış olsa da, itirazın iptali davası 73.500-TL dava değeri üzerinden açılmıştır. Yargılama süresinde davacı vekili işlemiş faiz isteğinin de dava edildiği hususunda istinaf yoluna başvurmamış; icra takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve icra inkar tazminatı isteğiyle sınırlı istinaf etmiştir. Davalı vekili de bu yönde bir istinaf sebebi ileri sürmemiştir. Bu haliyle davanın asıl alacak ile sınırlı olarak açıldığı ve dava değerinin 73.500-TL olduğu hususu taraflar bakımından kesinleşmiştir. Bu kesinleşmeye rağmen ilk derece gerekçesinde işlemiş faiz isteğinin yerinde olmadığı belirtilerek, reddedilecek fazla bir istek bulunmadığı halde fazla istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalının takas defi (davacıya ait abonelik ödemeleri) → kısmi kabul
İddia: Davalı, davacının kredi taksitleri ile bir kısım aboneliklerin bedellerini kendisinin ödediğini belirterek bu tutarların alacaktan takas ve mahsubunu talep etmiştir.
Gerekçe: Bilirkişi raporunda her bir abonelik için davalının yaptığı ödemeler toplamının 8.741,65-TL olduğu hesaplanmış, ilgili kurumlara yazılan yazılar sonucu bildirilen ödemelerin yapıldığı aboneliklerin davacıya ait olduğu belirlenmiştir. Ancak iki internet aboneliğinden birinin davacıya ait olduğu belirlenemediğinden, bu abonelik nedeniyle yapılan 2.371,50-TL'nin davacı yararına bir ödeme olarak kabulü mümkün değildir. Diğer aboneliklerin davacı adına olduğu ve icra takip tarihinden evvel doğan bu alacakların, kendisine karşı açılan davada defi olarak ileri sürülmesi mümkün olduğundan, ilk derece mahkemesinin takas isteğini haklı bulmayarak reddetmesi doğru bulunmamıştır. Davacı davalıdan alacak talebinde haklı ise de, davalının davacıya ait abonelikler nedeniyle icra takibinden evvel davacı adına yaptığı ödemelerin takasını talep etmesi de haklıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkar tazminatı talebi → ret
İddia: Davalı, borcu bulunmadığı için icra takibine itiraz ettiğini, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Alacak, davalının ticari defterlerinde kayıtlı bir belgeye dayalı olup likit ve belirlenebilir olduğundan, itirazın iptaline karar verilen kısım üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, istinaf edilmeyen hususların (dava değeri/kapsamı) taraflar bakımından kesinleştiğine ve icra takibinden önce doğmuş, karşı tarafa ait olduğu belirlenen alacakların takas defi olarak ileri sürülebileceğine ilişkin tespitleri, benzer itirazın iptali davalarında yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müstahsil makbuzu↗ itirazın iptali↗ takas defi↗ icra inkar tazminatı↗ imza incelemesi↗ dava değerinin kesinleşmesi↗ likit alacak↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/341
KARAR NO 2024/1226
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/11/2023
NUMARASI 2023/384 Esas - 2023/943 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/09/2024
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalının ... San. Tic.işletmesi üzerinden şarap üretimi ve pazarlaması hususunda ticari faaliyet gösterdiğini, müvekkilinden 03.08.2011 tarihinde 25.000 kg ... türü üzüm ve 25.000 kg siyah kuru üzüm satın aldığını ve aldığı bu mahsül karşılığında ... sıra nolu kendi işletmesine ait müstahsil makbuzunu düzenleyerek müvekkiline teslim ettiğini, müstahsil makbuzunun gerçek usulde vergi mükellefi olmayan zirai üretim yapan firmalardan alınan mallara yönelik Vergi Usul Kanununa istinaden düzenlenmesi gereken ve fatura niteliği taşıyan ticari bir vesika olduğunu, bu belgenin ürünün alıcı tarafından teslim alındığını ortaya koyduğunu, davalı tarafından makbuz bedelinin ödenmediğini, bu bedelin tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, haksız itirazın iptali ile müvekkili lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, dava konusu işin ticari alım satıma ilişkin olduğunu, müvekkilinin makbuzda belirtilen üzümleri davacıdan almadığını, davacının çiftçi olmadığını, davacının müvekkiline teslim ettiğini ileri sürdüğü üzümleri üretmiş veya birinden almış olması gerektiğini, müstahsil makbuzunun gerçek bir borca dayanmadığını, şarap üretiminde kullanılan üzümler için çiftçilerden yeterince müstahsil makbuzu alınmadığı zaman aile fertleri arasında üzüm veya meyve teslimatı yapılmış gibi müstahsil makbuzları düzenlenerek defterlere işlendiğini, bunun defter stoklarını dengelemek amacıyla sanki bireyler tarafından teslim edilmiş gibi kaydedilerek stopajlarının yatırıldığını, ödeme emrine işletilen faizin fahiş olduğunu, takip tarihine kadar faiz talep edilemeyeceğini, takip tarihinden sonra da yasal faiz işletilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatını kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesi ile davacının kredi taksitleri ile bir kısım aboneliklerin bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini belirterek bu alacaklarının alacaktan takas ve mahsubunu istemiştir.
ISLAH
Davalı vekili ,10.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile cevap dilekçesini kısmen ıslah ederek müstahsil makbuzunda ki imzayı sehven kabul ettiklerini belirterek imza itirazında bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı tarafça davacının çiftçi olmadığı, vergi dairesine sunulmak ve defter stoklarını dengelemek için aile bireyleri arasında düzenlendiğinin savunulduğu, müstahsil makbuzu tarımsal ürünlerin alımı sırasında tüccar tarafından düzenlendiği ve fatura yerine geçtiği, müstahsil makbuzunun davalı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, her ne kadar davalı tarafından anılan makbuzun stokları dengelemek amacıyla düzenlendiği iddia edilmiş ise de davalının kendi hileli hareketine dayanarak hak talep edemeyeceği, davalı tarafından makbuzda yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığı iddia edilmiş ise de yapılan imza incelemesinde müstahsil makbuzundaki imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından takas savunmasına ilişkin iddia edilen ödemelerin davacı yararına yapıldığına ilişkin delil bulunmadığı, davacının anılan makbuz sebebiyle alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, aksini yazılı delil veya kesin delil ile ispat edebileceği, davacının davasını ispatladığının kabulü gerektiği, işlemiş faiz yönünden davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 73.500-TL asıl alacak üzerinden takipteki diğer şartlarla devamına, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; Şarköy Ziraat Odasından verilen bilgiye göre davacının çiftçilik kaydı olmadığının bildirildiğini, çiftçilik kaydı olmayan, davacının hangi üzümleri müvekkile sattığının belirlenemediğini, müvekkil tarafından davacı için, davacının abone olduğu ..., ..., ..., ... gibi kurumlara ödeme yapıldığını, müvekkil bu aboneliklerle ilgili davacı için olan ödemeleri ... Bankası Sultangazi şubesinden yaptığını, ... Bankası'ndan gelen cevap doğrultusunda bilirkişi, 1. ek raporunda "fatura ödemeleri" bölümünde, bu ödemelerin 8.741,65-TL olduğunun hesapladığını, mahkemece bu kurumlara yazılıp verilen cevaplarda aboneliklerin davacı ...’a ait olduğunun bildirildiğini, müvekkilin borçlu olduğu kanaatine varılırken, bu ödemelerin müvekkilin borcu ile mahsup edilmesi gerektiğini davacının, müvekkilinin yeğeni olup makbuzun düzenlenme sebebini açıkladığını, müvekkil şarap ürettikten sonra üzümü vergi dairesine bildirmek zorunda olduğunu, çiftçi bu üzüm için müstahsil makbuzu vermediğinde, aile fertleri bu eksik müstahsil makbuzu için kendi aralarında mal alıp satmış gibi makbuzu düzenleyerek defterlere işlediğini, burada devletin vergi kaybı olmadığını, 2011 yılında aile şirketlerinin ortak muhasebecisi ...
davacı adına müstahsil makbuzu düzenleyip müvekkilin defterine işlediğini, mahkemece icra inkar tazminatına da hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilin borcu olmadığı için dosyaya itiraz ettiğini, davaya itiraz edilirken, takip tarihine kadar işletilen faize de itiraz edildiğini, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, fakat hangi oran ve kısım bakımından kabule, hangisi bakımından redde karar verildiği belirtilmediğini, müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava ;ticari satımdan kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul BAM 46. HD nin 2022/3356 Esas, 2023/74 Karar sayılı ilamı ile; "Davalı, davacının üzüm yetiştirmediğini, kendisinden üzüm satın almadığını, yeğeni olan davacının dayandığı makbuzun ticari kayıtların düzenlenmesi bakımından gerçek olmayan şekilde tanzim edildiğini savunmuş, cevabını ıslah ederek belgedeki imzayı da inkar etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce bilirkişi raporuna dayanılarak davacının alacağının kabulüne ve asıl alacak üzerinden takibin devamına, inkar tazminatının reddine karar verilmiş ise de; Davacının takibine esas makbuzu, davalıdan sadır ve onun ticari defterinde kayıtlı borç belgesidir.
Ödediğini beyan etmeyen davalı tarafından belgedeki imza inkar edilmiş ancak imzanın davalıya ait olduğu anlaşılmıştır. Dosyadaki taraf iddia ve savunmalarına göre; davacının takibini dayandırdığı ... Denetleme Sanayi işletmesinin ve davalının adının yer aldığı makbuzda, 25 bin kilo Cabarnet Shvignon türü üzüm ve 25 bin kilo siyah üzümün işletmeye 03/08/2011 tarihinde teslim alındığı anlaşılmakla ve müzakere sırasında temin edilen tarafların tacir kayıtlarından salt şirketlerinin ortakları olmayıp Yönetim Kurulu üyelikleri de yaptıkları, emeklerini bizzat şirketlerinin ticaretine özgüledikleri, şirketleri ile taraflar arasında ekonomik ve iktisadi bütünlük bulunduğu anlaşılmakla, davayı görmeye görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu" gerekçesi ile Gaziosmanpaşa 3.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/447 esas, 2022/254 karar, 19/04/2022 tarihli kararı kaldırılmış ,kaldırma kararı gereği dosya kararı veren İstanbul Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmiştir. Davacı tarafça; icra takibinin 73.500-TL asıl alacak, işlemiş faiz ile birlikte 112.253-TL üzerinden icra takibi başlatılmış ise de; icra takibine itiraz üzerine davacı tarafça açılan itirazın iptali davasında 73.500-TL dava değeri gösterilerek dava açılmıştır. Bu halde mahkemenin sonuç itibariyle icra takibinde tutar gözetilerek işlemiş faiz isteğini dava edip etmediğini sorarak talep varsa eksik harcı ikmal etmesi gerekirdi. Ne var ki bu hususun üzerinde durulmamış, Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesince gösterilen dava değeri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, fazla istemin reddine karar verilmemiştir.
Yargılama süresinde ve gerekçeli karara karşı davacı vekili; istinaf işlemiş faiz isteğini de dava ettiği hususunda istinaf kanun yoluna başvurmamış, icra takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve icra inkar tazminatı isteği ile sınırlı olarak kararı istinaf etmiştir. Davalı vekili de bu yönde bir istinaf sebebi ileri sürmemiştir. Bu halde,elde ki itirazın iptali davasının asıl alacak ile sınırlı olarak açıldığı ve dava değerinin 73.500-TL olduğu hususu taraflar bakımından kesinleşmiştir. İstinafa konu kararda ise dava değerinin 73.500-TL asıl alacak miktarı olduğu hususu kesinleşmesine rağmen;gerekçede işlemiş faiz isteğinin yerinde olmadığı belirtilerek,red edilen fazla istek olmadığı halde, fazla istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı müstahsil makbuzunun gerçek bir satışa ilişkin olmadığını yargılama sırasında savunmuş; cevap dilekçesinin kısmen ıslahı yoluyla makbuzda ki imzayı inkar etmiştir. Bu kapsamda yöntemince imza incelemesi yapılmış, makbuzdaki imzanın davalıya ait olduğu Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmiştir. Müstahsil makbuzunun davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ,bedeli ödenmediğine göre davalının ödeme iddiası da olmadığından davalı işletme kayıtlarına aldığı ve ödenmeyen davacı alacağından sorumlu tutulması yerindedir. Ancak ; davalı taraf süresinde verilen cevaba cevap dilekçesinde; davacının kredi borçlarının ve bir kısım abonelikler için ödemeler yaptığını ileri sürerek banka kayıtlarına dayanarak bu ödemelerin varsa borçtan mahsubunu talep etmiştir.Bilirkişi raporunda her bir abonelik için davalının yaptığı ödemeler toplamının 8.741,65-TL olduğu hesaplanmıştır.
Bilirkişi raporundan sonra ilgili kurumlara yazılar yazılarak bildirilen ödemelerin yapıldığı aboneliklerin davacıya ait olduğu belirlenmiştir.Ancak iki adet internet aboneliklerinden ...177 nolu aboneliğin davacıya ait olduğu belirlenememiştir. Bu abonelik nedeniyle ödeme toplamı olan 2.371,50-TL'nin davacı yararına bir ödeme olarak kabulü mümkün değildir. Diğer aboneliklerin ise davacı adına olduğu,icra takip tarihinden evvel doğan bu alacakları ,kendisine karşı açılan davada defi olarak ileri sürülmesi mümkün olduğu halde; takas isteği haklı bulunmadığı nedeniyle davalının takas defiinin reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davacı davalıdan alacak talebinde haklı ise de davalının davacıya ait abonelikler nedeniyle eldeki icra takibinden evvel davacı adına yaptığı ödemelerin takasını talep etmesi de haklı bulunmuştur.Davalı vekilinin diğer istinaf nedenleri yerinde değil ise de takas defiinin reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılmasına yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulü ile ödemeler toplamı (8.741,65 -2.371,50= 6.370,15-TL ) nin asıl alacak tutarından mahsubuyla bakiye 67.129,85-TL asıl alacak bakımından itirazın kısmen iptaline, fazla istemin reddine , alacak davalının ticari defterlerinde kayıtlı bir belgeye dayalı olup likit ve belirlenebilir olduğundan , itirazın iptaline karar verilen kısım üzerinden %20 oranda icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davacının takipte kötüniyeti kanıtlanamadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine, takip tarihinden itibaren değişen oranlarda (talep gibi ) avans faizi işletilmesine, fazla istemin takas defii kabul edilerek reddine karar verilmiştir .
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/384 Esas - 2023/943 Karar 28/11/2023 tarihli kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; Davanın kısmen kabulüne; davalının Gaziosmanpaşa ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında yaptığı itirazın 67.129,85-TL asıl alacak bakımından iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 13.425,97-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının koşulları olmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 4.585,64-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine peşin yatırılan 693,93-TL'nin mahsubu ile kalan 3.891,71-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 721,63-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 450-TL bilirkişi ücreti ve 504,88-TL posta masrafı olmak üzere toplam 954,88-TL'nin davanın kabulü oranında hesaplanan 860-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 449-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 45-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 6.370,15-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Davalı tarafından yatırılan 1.256-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 107-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 96-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 200-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 20-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
13/09/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/40185 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi