Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17037 E. 2015/4775 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari teamül↗ teamül↗ eş rızası↗ infaz↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ fatura↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, 18.03.2009 tarihli faturada konu olarak, "isim hakkı kullanım bedeli" göstermek suretiyle, davalı tarafça davacıya bir sınai hakkın kullanımı için lisans verildiği, her ne kadar taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut değil ise de, taraflar arasındaki hukuki ilişki, fiili kullanım ve tarafların beyanlarına göre fatura konusu olan "isim hakkı kullanım bedeli"nin, davacı adına tescilli "..." markasının kullanımına ilişkin bir izin olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir marka lisans sözleşmesi bulunmadığı, bu nedenle davalı şirketin, 556 sayılı KHK'nın 21. maddesi anlamında bir "lisans alan" olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalının davacıya
yaptığı 23.350 TL'lik ödeme ve faturadaki açıklama karşısında davalının davacıya ait markayı, ticari teamüller de dikkate alındığında, 1 yıl süre ile kullanmasına rıza gösterdiği biçiminde kabul edilmesinin gerektiği, ülkemizde ve ... ilinde ticari teamüller gereğince marka lisansının büyük çoğunlukla 1 yıl süreli olarak verilmekte olduğu dikkate alındığında, davalı tarafından yapılan ödemenin fatura tarihinden itibaren 1 yıllık süreyi kapsadığı, bu sürenin bitiminden itibaren yani 18.02.2010 tarihinden itibaren dava tarihine kadar geçen 1 yıla yakın dönem için davacının talep hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıya ait işyerinde davacıya ait "..." markasının izinsiz olarak kullanılması nedeniyle davalının eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 18.03.2010-02.03.2011 tarihleri arası dönemi kapsayacak şekilde dava tarihine kadarki izinsiz kullanım nedeniyle 22.000 TL maddi tazminat ve 2.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmün ilanına dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.05.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Her ne kadar, işbu davanın kabulüne ilişkin temyize konu kararın verildiği tarihten sonra davaya konu markanın hükümsüzlüğü için dava açıldığı anlaşılmakta ise de, 556 sayılı KHK'nın 44/1. maddesi uyarınca markanın hükümsüzlük kararının sonuçları geçmişe etkilidir. Ayrıca, aynı maddenin 2. fıkrası (a) bendi uyarınca da markanın hükümsüz sayılmasından önce tecavüz nedeniyle verilen kesinleşmiş ve infaz edilmiş kararlar hükümsüzlüğün geriye dönük sonuçlarından etkilenmez. Bu durumda, somut uyuşmazlıkta dava konusu marka hakkına tecavüze ilişkin dava henüz kesinleşmeden hükümsüzlük davası açılmış bulunduğuna göre, öncelikle hükümsüzlüğe ilişkin davanın sonucu beklenilmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 30.05.2014 gün ve 2013/4103-2014/10174 karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17037 E. , 2015/4775 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/12/2012 gün ve 2011/27-2012/303 sayılı kararı onayan Daire’nin 30/05/2014 gün ve 2013/4103-2014/10174 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, "...” markasının 31.03.2009 tarihinden itibaren müvekkili adına ... nezdinde tescilli olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan mutabakat gereği "..." markasının isim hakkının müvekkili şirkete ait bulunduğunu, bu konuda müvekkili şirket tarafından davalıya kesilen 18.02.2009 tarihli 23.350 TL bedelli faturanın da bu hususu ispatladığını, davalının söz konusu bedeli ödemesine karşın sözleşme süresinin bitiminden sonra markayı izinsiz olarak kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olduğunu ileri sürerek, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, müvekkilinin uğradığı zararlar nedeniyle 22.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın ihtarname tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, verilecek kararın ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 18.02.2009 tarihinde sicile kaydolduğunu ve ortaklarından ...'nun aynı zamanda davacı şirketin de hakim ortağı olduğunu, müvekkilinin 18.03.2009 tarihinde isim hakkı kullanım bedeli olarak davacıya 23.350 TL ödediğini, ancak 11.03.2010 tarihinde davacının, taraflar arasındaki mutabakata aykırı hareket ederek "..." markasının müvekkili tarafından kullanımının tecavüz oluşturduğunu iddia ederek bunun durdurulmasını istediğini, müvekkilinin kullandığı "..." markasının, davacının markasından farklı olduğunu, taraflar arasında mutabakata dair herhangi bir belge bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 18.03.2009 tarihli faturada konu olarak, "isim hakkı kullanım bedeli" göstermek suretiyle, davalı tarafça davacıya bir sınai hakkın kullanımı için lisans verildiği, her ne kadar taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut değil ise de, taraflar arasındaki hukuki ilişki, fiili kullanım ve tarafların beyanlarına göre fatura konusu olan "isim hakkı kullanım bedeli"nin, davacı adına tescilli "..." markasının kullanımına ilişkin bir izin olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir marka lisans sözleşmesi bulunmadığı, bu nedenle davalı şirketin, 556 sayılı KHK'nın 21. maddesi anlamında bir "lisans alan" olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalının davacıya
yaptığı 23.350 TL'lik ödeme ve faturadaki açıklama karşısında davalının davacıya ait markayı, ticari teamüller de dikkate alındığında, 1 yıl süre ile kullanmasına rıza gösterdiği biçiminde kabul edilmesinin gerektiği, ülkemizde ve ... ilinde ticari teamüller gereğince marka lisansının büyük çoğunlukla 1 yıl süreli olarak verilmekte olduğu dikkate alındığında, davalı tarafından yapılan ödemenin fatura tarihinden itibaren 1 yıllık süreyi kapsadığı, bu sürenin bitiminden itibaren yani 18.02.2010 tarihinden itibaren dava tarihine kadar geçen 1 yıla yakın dönem için davacının talep hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıya ait işyerinde davacıya ait "..." markasının izinsiz olarak kullanılması nedeniyle davalının eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 18.03.2010-02.03.2011 tarihleri arası dönemi kapsayacak şekilde dava tarihine kadarki izinsiz kullanım nedeniyle 22.000 TL maddi tazminat ve 2.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmün ilanına dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.05.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Her ne kadar, işbu davanın kabulüne ilişkin temyize konu kararın verildiği tarihten sonra davaya konu markanın hükümsüzlüğü için dava açıldığı anlaşılmakta ise de, 556 sayılı KHK'nın 44/1. maddesi uyarınca markanın hükümsüzlük kararının sonuçları geçmişe etkilidir. Ayrıca, aynı maddenin 2. fıkrası (a) bendi uyarınca da markanın hükümsüz sayılmasından önce tecavüz nedeniyle verilen kesinleşmiş ve infaz edilmiş kararlar hükümsüzlüğün geriye dönük sonuçlarından etkilenmez. Bu durumda, somut uyuşmazlıkta dava konusu marka hakkına tecavüze ilişkin dava henüz kesinleşmeden hükümsüzlük davası açılmış bulunduğuna göre, öncelikle hükümsüzlüğe ilişkin davanın sonucu beklenilmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 30.05.2014 gün ve 2013/4103-2014/10174 karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemiz 30.05.2014 gün ve 2013/4103-2014/10174 sayılı onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 07/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/401625000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz