Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/16160 E. 2015/5653 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 25.06.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/16160 E. , 2015/5653 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/09/2013 gün ve 2012/226-2013/183 sayılı kararı onayan Daire’nin 25/06/2014 gün ve 2014/1192-2014/12140 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibareli 3, 8, 14 ve 21.sınıf ürünleri içeren 1994/155519, 1994/155518, 2007/65206, 2010/12852 sayılı sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, "..." ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, unvan ve markasını Türkiye'de ve dünyanın birçok ülkesinde kullandığını, Türkiye'de tescil kapsamında olmayan ürünler için de markayı kullanarak 556 sayılı KHK'nın 8/3.maddesi kapsamında korunması gereken bir hukuki durum kazandığını, davalının kötüniyetli biçimde "..." ibareli 9. sınıf ürünleri içeren 07.07.2003/17532 sayılı markayı adına tescil ettirdiğini, davalının kötüniyetle tescil ettirdiği markasının müvekkilinin önceye dayalı hak sahibi olduğu tanınmışlık vasfı bulunan tescilsiz ve tescilli markaları ile iltibasa sebebiyet vereceğini ve markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar vereceğini, bu nedenle hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiğini;
öte yandan davalının adına tescil ettirdiği markayı son beş yıllık zaman zarfında ciddî ve temel işlevine uygun biçimde tescilli olduğu anılan ürünler için kullanmamış olması sebebiyle 556 sayılı KHK’nın 14 ve 42/1-c maddesi hükümleri uyarınca hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürerek ederek, davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 25.06.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 22/04/2015 tarihinde oyçokluğla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, 556 sayılı KHK'nın 42/a-b ile 14. maddelerine dayalı olarak marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Dosya kapsamı uyarınca, davacı yabancı şirketin 19. yüzyılın ortalarından günümüze değin sürekli faaliyette bulunduğu, özellikle mücevher ve değerli taşlar alanında dünyaca meşhur bir unvanın ve pek çok ülkede tescilli markaların sahibi olduğu, davacı markalarının 1994 yılından bu yana Türkiye'de de tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Davalının markası kapsamındaki 9. sınıf ürünlerin, davacının markasının tescilli olduğu sınıf mallarla benzer nitelikte olduğu da açık olup davalı yanın markasının tescil başvurusunda bulunduğu sırada bu durumu bilmediğini ileri sürmesi mümkün değildir. ... halde, iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumda olan kişinin ayrıca kötüniyetinin ispatına gerek bulunmadığı da gözetilerek, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile davanın reddine dair onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği kanısında olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk kararına katılamıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/400831200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz