Usuli ret
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/15839 E. 2015/5393 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2014/15839 E. , 2015/5393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2013 gün ve 2010/370-2013/722 sayılı kararı bozan Daire’nin 09/06/2014 gün ve 2014/4279-2014/10887 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5219 sayılı Kanun ile değişik 440/III-1'inci maddesi uyarınca 01.01.2014 tarihinden itibaren karar düzeltme sınırı 11.540,00 TL’ye yükseltilmiştir.
Somut olayda, davacı toplam 11.500 TL'nin tahsili için talepte bulunmuş olup mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 09.06.2014 günlü ilamıyla davacı yararına bozulmuştur. Bu defa davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de dava değerinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca karar düzeltme sınırının altında kaldığı anlaşıldığından karar düzeltme dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10148 E. 2018/2453 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaA.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespiti ile 34.722,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalılar yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5923 E. 2023/5772 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çelişkili davranış yasağı · mücerretlik · sahtelik · bekletici mesele · icazet · karine · müktesep hak · yazılı delil
Benzer bu kararda… çesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda yapılan tüm işlemlerden davacının bilgisi ve «rızası» olduğu tespiti yapılmasına rağmen davalı bankanın kusurlu olarak gösterildiğini, ayrıca ödeme dekontlarının «sahteliği» ya da hükümsüzlüğü yönünde bir tespit olmaksızın belgelenen hukuki durumun aksi yönde kanaat bildirildiğini, dava konusu dekont üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunun davacı beyanı ile de sabit olduğunu, aksinin «yazılı delil» ile ispatlanması gerektiğini, davacı aleyhine olan ve davacı imzasını «taşıyan» belgelere karşı aynı ispat kuvvetini haiz olmayan delillere itibar edildiğini, bu hususun silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, dekontlar üzerinde para dökümü olmamasından hareketle gerçekleşen işlemlerin boş dekont kullanılarak yapıldığı sonucuna ulaşılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ödeme işlemine ilişkin ödeme fişi üzerinde döküm olmak zorunda olmadığını, davacının hesap hareketlerinden haberdar olması ve buna itiraz etmemesinin çeşitli hukuki sonuçları bulunduğunu, dekontlardaki imzaların davacıya ait olması hususuna rağmen, parayı alamadığına ilişkin «mücerret» iddiasından öteye geçmeyen, bu iddiayı destekleyen hiç bir delil ve belge «ibraz» edemeyen, bu güne kadar hesabından yapılan işlmelere hiç bir itirazda bulunmayıp uzun süre sessiz kalıp hesabından yapılan işlemlere «icazet» veren kabul eden ve hesabından yapılan işlemlerin davacı iradesi ve bilgisi dahilinde yapıldığı halde aksine hiç bir delil ve belge ibraz edemeyen davacı yönünden birtakım farazalardan hareketle, tediye fişinde yer alan meblağın davacıya ödenmediği kanaatine varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kendisinin boş olarak imzalayıp verdiği dekontun sonradan üzerinin doldurulduğu iddiası bulunduğunu, bu konuda uzman bir grafologdan herhangi bir rapor alınmadığını, Mahkeme tarafından «bekletici mesele» yapılması gereken ve dosya kapsamında verilen bozma ilamında açıkça belirtilen Adana 2.
… it çekilen tutarın vadeli hesaba yatırılacağına inanarak dekontu imzaladığını ancak parayı almadığını ifade ettiği, her iki iddiasının birbiri ile çelişkili olduğu, «hakkın kötüye kullanılmasının» bir alt ilkesi olan «çelişkili davranış yasağı» çerçevesinde iş bu iddialarının dinlenemeyeceği, bir an için dinlenebilir kabul edilmesi durumunda dahi davacı tarafça banka çalışanının «hile» ve desise ile aldatıldığını ispatlayamadığı gibi, davacının nakit çekim fişini imzaladıktan sonra hesabındaki paranın vadeli hesaba aktarılıp aktarılmadığı hususunu üç ay boyunca kontrol etmemesinin, buna ilişkin hesap cüzdanı vs. bir belge istememesinin hayatın olay akışına uygun olmadığı, bu durumun paranın davacı tarafından alındığına dair fiili «karine» teşkil ettiği, hesaptaki paranın davacıya ödenmiş olduğu olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiş …
… nedeniyle Mahkemenin dava dilekçesiyle davacının bankaya müracaat dilekçesi arasında çelişki bulunduğu gerekçesinin yerinde olmadığı, davacı dilekçe ve beyanlarının «çelişkili davranma yasağı» kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca davacının katılan sıfatıyla yer aldığı dava dışı banka çalışanı hakkında açılan ceza davasının sonucunun be …
Hukuk Dairesinin 2017/804 E., 2018/6653 K. sayılı onama ilamına konu dosyada ceza dosyasının «bekletici mesele» yapılmadığı anlaşılmakla bekletici meseleye ilişkin «ara» karardan dönüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/15839 E. , 2015/5393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2013 gün ve 2010/370-2013/722 sayılı kararı bozan Daire’nin 09/06/2014 gün ve 2014/4279-2014/10887 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5219 sayılı Kanun ile değişik 440/III-1'inci maddesi uyarınca 01.01.2014 tarihinden itibaren karar düzeltme sınırı 11.540,00 TL’ye yükseltilmiştir.
Somut olayda, davacı toplam 11.500 TL'nin tahsili için talepte bulunmuş olup mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 09.06.2014 günlü ilamıyla davacı yararına bozulmuştur. Bu defa davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de dava değerinin yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca karar düzeltme sınırının altında kaldığı anlaşıldığından karar düzeltme dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme dilekçesinin REDDİNE, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 17/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/398302300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz