6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Borçlu olmadığının tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8217 E. 2015/5185 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defterine kayıt bilirkişi ücreti hazirun cetveli ortaklık sözleşmesi karine hisse senedi pay defteri kesin süre kâr kaybı ortaklık ilişkisi bilirkişi incelemesi dosya masrafı temsil kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 163 · HMK — HMK 94HMK 324 · SPK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; bozma kararında açıklanan şekilde araştırma ve değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu, nitekim temsil olunan hissselerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, pay defterindeki kayıtlar lehine olan kişi bakımından karine niteliği taşıması nedeniyle pay defteri ile hazirun cetvelinde yer alan kayıtların farklılık gösterip göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, davacının şirketlere pay seenedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiylemi ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınıp alınmadığı, ortaklığın primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararının bulunup bulunmadığı, ortaklık sözleşmesinde bağlam hükmü ön görülüp ön görülmediği konularının bilirkişi incelemesi yapılarak çözülebileceği, bilirkişiden

yeniden rapor alınması için bilirkişi ücreti yatırılması hususunda davacıya kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 324/1-2-3'üncü maddesinin hükmü uyarınca bilirkişi masrafının delil ikamesi avansı olduğu, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması haline dayanılan o delilden vazgeçilmiş sayılacağı, 6100 sayılı Yasa'nın 325 maddesi hükmünün üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen dava ve işlerde uygulanabilir olduğu, somut olayda uygulanamayacağı kanaatine varıldığı, bilirkişi masrafı yatırılmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları ortaklık ilişkisinin geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1 - Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, dosyadaki diğer delillerin de ortaklık ilişkisinin geçerli olarak kurulup kurulmadığını tespite elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmının belirlenmesi ise hakime bırakılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 163. (HMK 94. md.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir.

Kesin süre verilmesinin temel amacı, tarafların davayı uzatıcı ve hükmü geciktirici tutum ve davranışlarını önlemektir. Hak kaybına yol açmak gibi ağır hukuki sonuçlar doğuran kesin süre kurumunun hakim tarafından dikkatli, duyarlı bir şekilde kullanılması gereklidir. (HGK'nın 28.04.2010 gün, 2010/2-221/241 E.K.)

Somut olayda; mahkemece, 25.04.2013 tarihli oturumda, davacı tarafın bilirkişi ücretini bir aylık kesin sürede yatırmasına karar verilerek duruşma 18.07.2013 gününe ertelenmiş, davacı taraf kesin süreden sonra fakat sonraki duruşma tarihinden önce 10.06.2013 tarihinde bilirkişi ücretini yatırmıştır. Bu durumda, bilirkişi ücretinin kesin süreden sonra yatırılmasının yargılamayı uzatmadığı, verilen kesin mehlin amacına ulaştığı apaçık ortada olduğundan, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2 - Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10811 E. 2015/7507 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Usuli işlem

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13617 E. 2014/1566 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10922 E. 2014/16630 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

5 benzer karar daha
  • Usuli işlem

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15850 E. 2014/1577 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Usuli işlem

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15827 E. 2014/1576 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Usuli işlem

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15819 E. 2014/1571 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13622 E. 2014/1568 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7970 E. 2014/10199 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/8217 E.  ,  2015/5185 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21/11/2013 tarih ve 2013/152-2013/870 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/04/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... arafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinden yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile toplam (84.363,16) Euro tahsil edildiğini, daha sonra müvekkillerine bu paranın geri ödenmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalıların Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'ya aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiklerini, bu konuda davalı ... ve diğer yöneticiler hakkında verilen ceza kararının kesinleştiğini, şirket defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını ve bu konuda da anılan yöneticiler hakkında mahkumiyet kararı verilip kesinleştiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketlerle ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitini, şimdilik (84.363,16) Euro karşılığı (150.056,75) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; bozma kararında açıklanan şekilde araştırma ve değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu, nitekim temsil olunan hissselerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, pay defterindeki kayıtlar lehine olan kişi bakımından karine niteliği taşıması nedeniyle pay defteri ile hazirun cetvelinde yer alan kayıtların farklılık gösterip göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, davacının şirketlere pay seenedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiylemi ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınıp alınmadığı, ortaklığın primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararının bulunup bulunmadığı, ortaklık sözleşmesinde bağlam hükmü ön görülüp ön görülmediği konularının bilirkişi incelemesi yapılarak çözülebileceği, bilirkişiden

yeniden rapor alınması için bilirkişi ücreti yatırılması hususunda davacıya kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 324/1-2-3'üncü maddesinin hükmü uyarınca bilirkişi masrafının delil ikamesi avansı olduğu, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması haline dayanılan o delilden vazgeçilmiş sayılacağı, 6100 sayılı Yasa'nın 325 maddesi hükmünün üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen dava ve işlerde uygulanabilir olduğu, somut olayda uygulanamayacağı kanaatine varıldığı, bilirkişi masrafı yatırılmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları ortaklık ilişkisinin geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1 - Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, dosyadaki diğer delillerin de ortaklık ilişkisinin geçerli olarak kurulup kurulmadığını tespite elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmının belirlenmesi ise hakime bırakılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 163. (HMK 94. md.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir.

Kesin süre verilmesinin temel amacı, tarafların davayı uzatıcı ve hükmü geciktirici tutum ve davranışlarını önlemektir. Hak kaybına yol açmak gibi ağır hukuki sonuçlar doğuran kesin süre kurumunun hakim tarafından dikkatli, duyarlı bir şekilde kullanılması gereklidir. (HGK'nın 28.04.2010 gün, 2010/2-221/241 E.K.)

Somut olayda; mahkemece, 25.04.2013 tarihli oturumda, davacı tarafın bilirkişi ücretini bir aylık kesin sürede yatırmasına karar verilerek duruşma 18.07.2013 gününe ertelenmiş, davacı taraf kesin süreden sonra fakat sonraki duruşma tarihinden önce 10.06.2013 tarihinde bilirkişi ücretini yatırmıştır. Bu durumda, bilirkişi ücretinin kesin süreden sonra yatırılmasının yargılamayı uzatmadığı, verilen kesin mehlin amacına ulaştığı apaçık ortada olduğundan, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2 - Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/398133500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.