Yönetim kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/425 E. 2015/5539 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu kararının iptali↗ nisap↗ genel kurul kararının iptali↗ yönetim kurulu kararı↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ana sözleşmesinin 7'nci maddesi değiştirilmek suretiyle yönetim kurulu üyesi sayısının en az dört kişi olacağının kararlaştırıldığı, bu tarihten sonra şirket ana sözleşmenin ilgili maddesinin değiştirildiğinin iddia ve ispat edilmediği, davaya konu genel kurul kararının, anasözleşme ile belirlenen sayıdan eksik bir şekilde yönetim kurulu üyesi seçimini içermesi nedeniyle iptali kabil kararlar arasında bulunduğu, 02.02.2011 tarihli genel kurulun 4'üncü maddesinde alınan kararın anasözleşmenin anılan maddesine aykırılık taşıdığı, asıl davada genel kurul kararının iptali gerekmişse de, uyuşmazlıkla ilgili uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 382'nci maddesi uyarınca, genel kurul kararının geri bıraktırılmasına dair bir karar verilmediği müddetçe iptal edilinceye kadar sonuçlarını doğuracağı, genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulu üyelerinin kendi aralarında toplanarak şirket genel kurul gündem ve tarihini tespit edebilecekleri, bu konuda alınan kararın, toplanma ve karar alma nisaplarına da uygun olması nedeniyle yok hükmünde bulunmadığı, yönetim kurulu kararının iptalini gerektiren başka şartların varlığının da iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davalı şirketin 02.02.2011 tarihli genel kurulunda 4. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin kararın iptaline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, birleşen dava reddolunduğuna göre, davalı yararına vekalet ücretine hükmolunmak gerekirken birleşen davaya yönelik hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde vekalet ücretinin "davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasını gerektirmiş ise de, söz konusu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2429 E. 2010/6726 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralı · sorumluluk davası · iyiniyet
Benzer bu kararda… ise de anılan genel kurulda 6 ncı maddede alınmış bulunan ve davacılar tarafından iptali istenmiş olan kooperatif yöneticileri, muhasebe ve kontrol firması hakkında «sorumluluk davası» açılmaması yönündeki kararla ilgili olarak mahkemece bir değerlendirme yapılmamış, bu husus üzerinde durulmamış, bu karar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.Bu durumda yöneticiler hakkındaki ceza dosyası da incelenerek sorumluluk davası açılmaması yönünde alınmış bulunan kararın yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığının, buna göre iptali gerekip gerekmediğinin tespiti gerekirken, mahkemece anılan kararla ilgili olarak herhangi bir değerlendirmede bulunulmam …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin 26.06.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve iptali istenen kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bulunmadığı, davacılar tarafından açılan davaların ispatlanamadığı sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10566 E. 2018/4297 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/425 E. , 2015/5539 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03/04/2014 tarih ve 2014/9-2014/195 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 02.02.2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı ile davalı şirketin yeni yönetim kurulunun seçimine ilişkin olağanüstü genel kurul kararının yoklukla sakat olduğunu ileri sürerek anılan genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespiti ile iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, birleşen davada da, asıl davada ileri sürüldüğü şekliyle usulsüz seçilen yönetim kurulunun işlem yapamayacağını ileri sürerek yeni yönetim kurulunun 10.03.2011 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılmasına dair kararının hükümsüzlüğünün tespitini, iptalini ve icrasının geri bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ana sözleşmesinin 7'nci maddesi değiştirilmek suretiyle yönetim kurulu üyesi sayısının en az dört kişi olacağının kararlaştırıldığı, bu tarihten sonra şirket ana sözleşmenin ilgili maddesinin değiştirildiğinin iddia ve ispat edilmediği, davaya konu genel kurul kararının, anasözleşme ile belirlenen sayıdan eksik bir şekilde yönetim kurulu üyesi seçimini içermesi nedeniyle iptali kabil kararlar arasında bulunduğu, 02.02.2011 tarihli genel kurulun 4'üncü maddesinde alınan kararın anasözleşmenin anılan maddesine aykırılık taşıdığı, asıl davada genel kurul kararının iptali gerekmişse de, uyuşmazlıkla ilgili uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 382'nci maddesi uyarınca, genel kurul kararının geri bıraktırılmasına dair bir karar verilmediği müddetçe iptal edilinceye kadar sonuçlarını doğuracağı, genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulu üyelerinin kendi aralarında toplanarak şirket genel kurul gündem ve tarihini tespit edebilecekleri, bu konuda alınan kararın, toplanma ve karar alma nisaplarına da uygun olması nedeniyle yok hükmünde bulunmadığı, yönetim kurulu kararının iptalini gerektiren başka şartların varlığının da iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davalı şirketin 02.02.2011 tarihli genel kurulunda 4.
maddesinde yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin kararın iptaline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, birleşen dava reddolunduğuna göre, davalı yararına vekalet ücretine hükmolunmak gerekirken birleşen davaya yönelik hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde vekalet ücretinin "davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasını gerektirmiş ise de, söz konusu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının (B) ile gösterilen bölümündeki birleşen davaya ilişkin hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde yer alan "davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresi çıkarılarak yerine, "davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresi yazılmak suretiyle kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 30,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/398049300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz