Menfi tespit | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8452 E. 2015/5593 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
uzman görüşü↗ icazet↗ menfi tespit davası↗ ispat külfeti↗ tasdik kararı↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ tespit davası↗ oy yasağı↗ kötü niyet tazminatı↗ keşideci↗ bono↗ kötü niyet↗ geçersizlik↗ kötüniyet↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının defterlerinde yapılan incelemede açılış tasdiki olmasına rağmen kapanış tasdikinin bulunmadığı yine icra takibine konu davalının alacaklı göründüğü senede ilişkin herhangi bir borçlanma veya daha sonradan ödendiğini gösteren bir kaydın da bulunmadığı dikkate
alındığında senedin düzenlendiği tarih itibariyle davalının müdürü bulunduğu dönemleri de kapsar şekilde bir kaydın olmadığı yine bu senet haricinde davacı defterlerinde daha önceden de davalının 24/12/2009 tarihine kadar şirketten alacaklı olduğuna dair herhangi bir yevmiye kaydının da bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın kendi yöneticiliği sırasında dahi bonoya ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, davalının şirket temsilcisi olması nedeniyle, yasada kendisi ile sözleşme yapma yasağı bulunmamasına rağmen, uygulamada kural olarak temsilcinin kendisi ile sözleşme yapma yasağının bulunduğu ancak istisnai hallerde yapılan sözleşmeye geçerlilik kazandırıldığı, bu durumda ispat külfetinin davacıdan çıkıp davalıya döndüğü, zira yerleşik uygulama uyarınca davalının kendisi ile sözleşme yapmasının geçersiz olup, sözleşmenin yani bononun geçerli olduğunun, yani temsil edilenin (davacının) bu şekilde bir izninin bulunduğu, senedin geçerli bir borç için düzenlendiği ve temsil edilenin (davacının) herhangi bir zarara uğramadığını davalının ispat etmekle yükümlü hale geldiği, davalının bu hususta herhangi bir ispatta bulunamadığı, aksine davacının herhangi bir icazetinin olmadığı, davalı tarafça her ne kadar dosyaya uzman görüşü sunulmuş ise de, uzmanın bononun ... ve ... isimli kişilerin Savcılıktaki beyanlarına atfen maddi bir vakıaya dayandığı şeklindeki beyanına itibar edilmediği gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/498 Esas sayılı dosyasındaki 06/02/2009 düzenleme tarihi, 01/01/2011 ödeme tarihli, keşidecisi ... Ltd. Şti. ve lehtarı ... olan 250.000,00 Euro'luk senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olarak takip yapmış olması nedeniyle asıl alacağın dava tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden belirlenen 512.000,00 TL dava değeri üzerinden takdiren dava tarihi itibari ile % 40'ını oluşturan 204.800,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece davalının kötüniyetli takip yaptığından bahisle davacı lehine tazminata hükmedilmiştir. Menfi tespit davasında dava borçlu lehine hükme bağlandığında borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine inkar tazminatına hükmedileceği İİK'nın 72/5. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu durumda, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davalının yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötüniyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir. Davacı borçlu tarafından davalının kötüniyetli olarak icra takibi yaptığı kanıtlanamamıştır. Bu nedenle mahkemece, yazılı gerekçelerle kötü niyet tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/41 E. 2012/6868 K.
Ortak:tasdik kararı · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının «defterlerinde» yapılan incelemede açılış «tasdiki» olmasına rağmen kapanış tasdikinin bulunmadığı yine icra takibine konu davalının alacaklı göründüğü senede ilişkin herhangi bir borçlanma veya daha sonradan ödendiğini gösteren bir «kaydın» da bulunmadığı dikkate alındığında senedin düzenlendiği tarih itibariyle davalının müdürü bulunduğu dönemleri de kapsar şekilde bir kaydın olmadığı yine bu senet haricinde davacı defterlerinde daha önceden de davalının 24/12/2009 tarihine kadar şirketten alacaklı olduğuna dair herhangi bir yevmiye kaydının da bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın kendi yöneticiliği sırasında dahi «bonoya» ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, davalının şirket «temsilcisi» olması nedeniyle, yasada kendisi ile sözleşme yapma «yasağı» bulunmamasına rağmen, uygulamada kural olarak temsilcinin kendisi ile sözleşme yapma yasağının bulunduğu ancak istisnai hallerde yapılan sözleşmeye geçerlilik kazandırıldığı, bu durumda «ispat külfetinin» davacıdan çıkıp davalıya döndüğü, zira yerleşik uygulama uyarınca davalının kendisi ile sözleşme yapmasının «geçersiz» olup, sözleşmenin yani bononun geçerli olduğunun, yani temsil edilenin (davacının) bu şekilde bir izninin bulunduğu, senedin geçerli bir borç için düzenlendiği ve temsil edilenin (davacının) herhangi bir zarara uğramadığını davalının ispat etmekle yükümlü hale geldiği, davalının bu hususta herhangi bir ispatta bulunamadığı, aksine davacının herhangi bir «icazetinin» olmadığı, davalı tarafça her ne kadar dosyaya «uzman görüşü» sunulmuş ise de, uzmanın bononun ... ve ... isimli kişilerin Savcılıktaki beyanlarına atfen maddi bir vakıaya dayandığı şeklindeki beyanına itibar edilmediği gerek …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, delil olarak dayanılan «taşıma sözleşmelerinde» davalıya atfen atılmış bir imza olmadığı gibi taşıma karşılığı kesilen faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair bir belge de «ibraz» edilmediği, davacının TTK’nun 70.maddesi hükmü gereğince yaptırılması gereken kapanış «tasdiki» olmayan «ticari defterleri» uyarınca 68.012,84 TL alacaklı olduğu, davacının ticari defter ve belgelerine delil olarak dayanabilmesi için defterlerin usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunmasının gerektiği, ancak davacının defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, bu nedenle ticari defter ve belgelerinin delil olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacının davalıya «yemin teklifinde» bulunmayacağını beyan ettiği, bu durumda iddiasını ispatla yükümlü olan davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların «tacir» olması nedeniyle davacının verdiği taşıma hizmetinden doğan alacağının, davalının ise aldığı taşıma hizmetinden doğan borcunun TTK 66 ve devamı maddeleri gereğince «ticari defterlerinde kayıtlı» olması gerekmektedir.
Bu nedenle TTK 80 ve devamı maddeleri uyarınca, davaya konu alacağın var olup olmadığı ve miktarının her iki tarafın «ticari defterleri» üzerinde yapılacak bir incelemeyle açıklığa kavuşturulması gerektiğinden davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla mahkemece bu konuda davalı tarafa gerekli meşruhatı içeren davetiye tebliğ edilerek davalı taraf defterlerinin de «ibrazının» istenmesi ve ibrazı halinde gerekli incelemenin yapılarak davanın sonuçlandırılması gerekirken anılan husus üzerinde durulmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklifi · ticari defter kayıtları · yemin · taşıma sözleşmesi · ticari defter · tacir · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, delil olarak dayanılan «taşıma sözleşmelerinde» davalıya atfen atılmış bir imza olmadığı gibi taşıma karşılığı kesilen faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair bir belge de «ibraz» edilmediği, davacının TTK’nun 70.maddesi hükmü gereğince yaptırılması gereken kapanış «tasdiki» olmayan «ticari defterleri» uyarınca 68.012,84 TL alacaklı olduğu, davacının ticari defter ve belgelerine delil olarak dayanabilmesi için defterlerin usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunmasının gerektiği, ancak davacının defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, bu nedenle ticari defter ve belgelerinin delil olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacının davalıya «yemin teklifinde» bulunmayacağını beyan ettiği, bu durumda iddiasını ispatla yükümlü olan davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların «tacir» olması nedeniyle davacının verdiği taşıma hizmetinden doğan alacağının, davalının ise aldığı taşıma hizmetinden doğan borcunun TTK 66 ve devamı maddeleri gereğince «ticari defterlerinde kayıtlı» olması gerekmektedir.
Bu nedenle TTK 80 ve devamı maddeleri uyarınca, davaya konu alacağın var olup olmadığı ve miktarının her iki tarafın «ticari defterleri» üzerinde yapılacak bir incelemeyle açıklığa kavuşturulması gerektiğinden davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla mahkemece bu konuda davalı tarafa gerekli meşruhatı içeren davetiye tebliğ edilerek davalı taraf defterlerinin de «ibrazının» istenmesi ve ibrazı halinde gerekli incelemenin yapılarak davanın sonuçlandırılması gerekirken anılan husus üzerinde durulmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12596 E. 2014/18367 K.
Ortak:tasdik kararı · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının «defterlerinde» yapılan incelemede açılış «tasdiki» olmasına rağmen kapanış tasdikinin bulunmadığı yine icra takibine konu davalının alacaklı göründüğü senede ilişkin herhangi bir borçlanma veya daha sonradan ödendiğini gösteren bir «kaydın» da bulunmadığı dikkate alındığında senedin düzenlendiği tarih itibariyle davalının müdürü bulunduğu dönemleri de kapsar şekilde bir kaydın olmadığı yine bu senet haricinde davacı defterlerinde daha önceden de davalının 24/12/2009 tarihine kadar şirketten alacaklı olduğuna dair herhangi bir yevmiye kaydının da bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın kendi yöneticiliği sırasında dahi «bonoya» ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, davalının şirket «temsilcisi» olması nedeniyle, yasada kendisi ile sözleşme yapma «yasağı» bulunmamasına rağmen, uygulamada kural olarak temsilcinin kendisi ile sözleşme yapma yasağının bulunduğu ancak istisnai hallerde yapılan sözleşmeye geçerlilik kazandırıldığı, bu durumda «ispat külfetinin» davacıdan çıkıp davalıya döndüğü, zira yerleşik uygulama uyarınca davalının kendisi ile sözleşme yapmasının «geçersiz» olup, sözleşmenin yani bononun geçerli olduğunun, yani temsil edilenin (davacının) bu şekilde bir izninin bulunduğu, senedin geçerli bir borç için düzenlendiği ve temsil edilenin (davacının) herhangi bir zarara uğramadığını davalının ispat etmekle yükümlü hale geldiği, davalının bu hususta herhangi bir ispatta bulunamadığı, aksine davacının herhangi bir «icazetinin» olmadığı, davalı tarafça her ne kadar dosyaya «uzman görüşü» sunulmuş ise de, uzmanın bononun ... ve ... isimli kişilerin Savcılıktaki beyanlarına atfen maddi bir vakıaya dayandığı şeklindeki beyanına itibar edilmediği gerek …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın işletme «defterinin» açılış «tasdikinin» bulunduğu, kapanış tasdikinin bulunmadığı, bu suretle davacının işletme defterinin HMK.nın 222. maddesi uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davalının «ticari defterlerinin» açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, davalının defter kayıtlarına göre davacı şirketin davacı tarafa 0,33 TL borçlu olduğu, davacının …
Ancak; davacının işletme «defteri» tuttuğu ve bu defterin açılış «tasdikinin» bulunduğu, VUK hükümleri gereğince işletme defterleri için sadece açılış onayı yaptırılmasının öngörüldüğü, kapanış onayı yaptırılması yükümlülüğünün getirilmediği …
Bununla birlikte; davalı şirket akdi ilişkiyi kabul etmiş, ödeme olgusunu ileri sürmüş; ödemeyi davalı «defter» kayıtlarına dayanarak ispat etmeye çalışmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin delili · yemin · icra takibine itiraz · taşıma sözleşmesi · ticari defter · eksik inceleme
Benzer bu kararda1- Dava, kargo «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin «yemin deliline» dayanılmış olduğu halde bu husus gözetilmeksizin karar verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın işletme «defterinin» açılış «tasdikinin» bulunduğu, kapanış tasdikinin bulunmadığı, bu suretle davacının işletme defterinin HMK.nın 222. maddesi uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davalının «ticari defterlerinin» açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, davalının defter kayıtlarına göre davacı şirketin davacı tarafa 0,33 TL borçlu olduğu, davacının …
Davalının kendi «ticari defterlerinde» davacıya yapılan ödemeler kayıtlı olsa da dosya içerisinde ödemelerin dayanağı belgeler yer almamaktadır.
-
İtirazın iptali | Takibin devamı | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10749 E. 2010/1689 K.
Ortak:tasdik kararı · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının «defterlerinde» yapılan incelemede açılış «tasdiki» olmasına rağmen kapanış tasdikinin bulunmadığı yine icra takibine konu davalının alacaklı göründüğü senede ilişkin herhangi bir borçlanma veya daha sonradan ödendiğini gösteren bir «kaydın» da bulunmadığı dikkate alındığında senedin düzenlendiği tarih itibariyle davalının müdürü bulunduğu dönemleri de kapsar şekilde bir kaydın olmadığı yine bu senet haricinde davacı defterlerinde daha önceden de davalının 24/12/2009 tarihine kadar şirketten alacaklı olduğuna dair herhangi bir yevmiye kaydının da bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın kendi yöneticiliği sırasında dahi «bonoya» ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, davalının şirket «temsilcisi» olması nedeniyle, yasada kendisi ile sözleşme yapma «yasağı» bulunmamasına rağmen, uygulamada kural olarak temsilcinin kendisi ile sözleşme yapma yasağının bulunduğu ancak istisnai hallerde yapılan sözleşmeye geçerlilik kazandırıldığı, bu durumda «ispat külfetinin» davacıdan çıkıp davalıya döndüğü, zira yerleşik uygulama uyarınca davalının kendisi ile sözleşme yapmasının «geçersiz» olup, sözleşmenin yani bononun geçerli olduğunun, yani temsil edilenin (davacının) bu şekilde bir izninin bulunduğu, senedin geçerli bir borç için düzenlendiği ve temsil edilenin (davacının) herhangi bir zarara uğramadığını davalının ispat etmekle yükümlü hale geldiği, davalının bu hususta herhangi bir ispatta bulunamadığı, aksine davacının herhangi bir «icazetinin» olmadığı, davalı tarafça her ne kadar dosyaya «uzman görüşü» sunulmuş ise de, uzmanın bononun ... ve ... isimli kişilerin Savcılıktaki beyanlarına atfen maddi bir vakıaya dayandığı şeklindeki beyanına itibar edilmediği gerek …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takibin dayanağı olan faturanın davacıya ait «ticari defterlerde kayıtlı» olduğu, ancak bu defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kapanış tasdiki bulunmayan ticari defterin TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulmadığı, bu nedenle defterin sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği, sadece faturaya dayanan iddianın kanıtlanamadığı, «yemin deliline» başvurma hakkı hatırlatılmasına rağmen davacının yemin deliline de başvurmadığı, sadece davacı tarafça düzenlenmiş açık faturaya dayalı olan iddianın kanıtlanamadı …
Ancak davacı vekili, 08.05.2008 tarihli duruşmadaki beyanında ve temyiz dilekçesinde bilirkişi raporunda her ne kadar müvekkiline ait «ticari defterlerin» kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de müvekkiline ait ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin bulunduğunu ileri sürerek, temyiz dilekçesi ekinde İzmir 31.
Noterliği’nin 18.01.2008 tarih ve 01891 ve 01892 yevmiye nolu kapanış «tasdiki» fotokopilerini «ibraz» etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacirler arası uyuşmazlık · tacirler arası dava · yemin delili · ticari defter kayıtları · yemin · ticari defter · tebligat · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takibin dayanağı olan faturanın davacıya ait «ticari defterlerde kayıtlı» olduğu, ancak bu defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kapanış tasdiki bulunmayan ticari defterin TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulmadığı, bu nedenle defterin sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği, sadece faturaya dayanan iddianın kanıtlanamadığı, «yemin deliline» başvurma hakkı hatırlatılmasına rağmen davacının yemin deliline de başvurmadığı, sadece davacı tarafça düzenlenmiş açık faturaya dayalı olan iddianın kanıtlanamadı …
Yine «tacirler arası uyuşmazlıkta» davacı tacir sadece kendi «defterlerine» dayanmış olsa bile, TTK'nun 82. maddesi uyarınca iki tarafın defterleri incelenmeden uyuşmazlık çözümlenemez.
Ancak davacı vekili, 08.05.2008 tarihli duruşmadaki beyanında ve temyiz dilekçesinde bilirkişi raporunda her ne kadar müvekkiline ait «ticari defterlerin» kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de müvekkiline ait ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin bulunduğunu ileri sürerek, temyiz dilekçesi ekinde İzmir 31.
Dava konusu olayda davalı da «tacir» olduğuna göre, duruşmalara gelmese bile, sadece davacı «defterleri» incelenerek karar verilemez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/8452 E. , 2015/5593 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2011/399-2013/333 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/04/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalı asil ... ve davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının ...
3. İcra Müdürlüğü aracılığı ile müvekkili şirkete ödeme emri gönderdiğini, takibin dayanağı olan 06/02/2009 keşide tarihli ve 01/01/2011 vade tarihli 250.000 Euro bedelli bononun keşidecisinin davacı şirket olduğunu, bononun davacı şirketin müdürleri olan ... ve... tarafından imzalandığını, lehdarın da şirket temsilcisi davalı ... olduğunu, ...'nin davacı şirketi temsile yetkili olduğunu, 02/11/2007-23/12/2009 tarihleri arasında davacı şirketi borçlandırıcı gerçek bir işlem gerçekleştirmediğini, davacı şirketin asılsız borç altına sokulmaya çalışıldığını, senet keşide tarihi itibariyle davacı şirket hesaplarına 250.000 Euro'luk bir işlemin kaydedilmediğini, davalı ile belirtilen miktar tutarında bir ticari iş yapılmadığını, TTK'nın 334 maddesine göre şirketi temsile yetkili davalının davacı şirketle işlem yapmasının yasaklandığını, yasağa aykırı olarak yapılan işlemin hükümsüz olduğu ileri sürerek, davalıya borçlu olmadıklarının tespitini ile takibin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu senette üç ayrı imza bulunduğunu, bunlardan birinin şirketin müdür olmayan ortağı ...'e diğer iki imzanın ise müşterek temsil ve ilzama yetkili iki müdür-ortak olan... ile davalı ...'ye ait olduğunu, bu son ikisinin imzasının birlikte atılmadığı sürece davacı şirketin kambiyo taahhüdünde bulunmasının mümkün olmadığını, davalının senedi bu nedenle imzaladığını, TTK'nın 334 maddesini ihlal anlamında bir hareket yapmayı amaçlamadığını, aksine kendisine borçlanan ve borcu senetle vadeye bağlamak isteyen şirketten alacağını alabilmek için geçerli bir bono tanzim etmek amacıyla imzaladığını bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının defterlerinde yapılan incelemede açılış tasdiki olmasına rağmen kapanış tasdikinin bulunmadığı yine icra takibine konu davalının alacaklı göründüğü senede ilişkin herhangi bir borçlanma veya daha sonradan ödendiğini gösteren bir kaydın da bulunmadığı dikkate
alındığında senedin düzenlendiği tarih itibariyle davalının müdürü bulunduğu dönemleri de kapsar şekilde bir kaydın olmadığı yine bu senet haricinde davacı defterlerinde daha önceden de davalının 24/12/2009 tarihine kadar şirketten alacaklı olduğuna dair herhangi bir yevmiye kaydının da bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın kendi yöneticiliği sırasında dahi bonoya ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, davalının şirket temsilcisi olması nedeniyle, yasada kendisi ile sözleşme yapma yasağı bulunmamasına rağmen, uygulamada kural olarak temsilcinin kendisi ile sözleşme yapma yasağının bulunduğu ancak istisnai hallerde yapılan sözleşmeye geçerlilik kazandırıldığı, bu durumda ispat külfetinin davacıdan çıkıp davalıya döndüğü, zira yerleşik uygulama uyarınca davalının kendisi ile sözleşme yapmasının geçersiz olup, sözleşmenin yani bononun geçerli olduğunun, yani temsil edilenin (davacının) bu şekilde bir izninin bulunduğu, senedin geçerli bir borç için düzenlendiği ve temsil edilenin (davacının) herhangi bir zarara uğramadığını davalının ispat etmekle yükümlü hale geldiği, davalının bu hususta herhangi bir ispatta bulunamadığı, aksine davacının herhangi bir icazetinin olmadığı, davalı tarafça her ne kadar dosyaya uzman görüşü sunulmuş ise de, uzmanın bononun ...
ve ... isimli kişilerin Savcılıktaki beyanlarına atfen maddi bir vakıaya dayandığı şeklindeki beyanına itibar edilmediği gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile ...
3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/498 Esas sayılı dosyasındaki 06/02/2009 düzenleme tarihi, 01/01/2011 ödeme tarihli, keşidecisi ... Ltd. Şti. ve lehtarı ... olan 250.000,00 Euro'luk senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olarak takip yapmış olması nedeniyle asıl alacağın dava tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden belirlenen 512.000,00 TL dava değeri üzerinden takdiren dava tarihi itibari ile % 40'ını oluşturan 204.800,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece davalının kötüniyetli takip yaptığından bahisle davacı lehine tazminata hükmedilmiştir. Menfi tespit davasında dava borçlu lehine hükme bağlandığında borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine inkar tazminatına hükmedileceği İİK'nın 72/5. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu durumda, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davalının yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötüniyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir. Davacı borçlu tarafından davalının kötüniyetli olarak icra takibi yaptığı kanıtlanamamıştır. Bu nedenle mahkemece, yazılı gerekçelerle kötü niyet tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/397577900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz