Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/6421 E. 2017/6991 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zapta karşı tekeffül↗ aaüt↗ rücu hakkı↗ vekalet ücreti takdiri↗ satış sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ hisse devir sözleşmesi↗ rücu↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ kâr dağıtımı↗ havale↗ tacir↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı şirket tarafından ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/72 esas 2007/120 karar sayılı dosyasında davacı Orman Genel Müdürlüğü tarafından davalılar ... ve ... Elektrik Dağıtım Müessesesi aleyhine açılan alacak davasında, mahkemece davanın davalı ... yönünden kabulü ile 530.982,70 TL'nin 23/11/2004 tarihinde 523.083,86 TL'nin 07/12/2004 tarihinden, 272.126,94 TL'nin 13/12/2003 tarihinden itibaren olmak üzere toplam 1.326.193,40 TL'nin tahsil tarihine kadar işleyecek gecikme zammı ve KDV'si ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın husumetten reddine karar verildiği, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2008 tarihli kararıyla düzeltilerek onanarak kesinleştiği, bahsi geçen ilam gereğince davacı tarafından 3 ayrı banka havale dekontu ile 3.185.502,55 TL ödeme yapıldığı, davanın İHDS imza tarihinden önce açıldığı, zararın dağıtım tesisleri ve dağıtım tesislerin işletilmesi faaliyetleri ile ilgili olduğu, İHDS'nin 7.6 maddesi gereği hukuki ve cezai sorumluluğun ...'a ait olduğu anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davacının ödemiş olduğu 3.185.502,55 TL'nin davacının davalıyı davadan önce temerrüte düşürmediğinden bu miktarın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak dava, 3.185.502.55 TL üzerinden kabul edilmiş olmasına rağmen davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 31.920.225,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 97.055.03 TL vekalet ücreti takdiri doğru olmamış, hükmün açıklanan bu sebeple bozulması gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının altıncı bendinde yer alan ''97.055,03'' rakam grubunun hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine ''31.920.225,50'' ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/12/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 29/12/2010 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ...Elektrik Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri devredilerek 29/12/2010 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 29/12/2010 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce 30.05.2008 tarihinde yapılmıştır.Özelleştirme aşamasında ... ... tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ... ...'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ...'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 29/12/2010 tarihi öncesi, 30.05.2008 tarihinde yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/12/2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/836 E. 2018/2689 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaKeza, 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi …
… Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/12/2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden «sebepsiz zenginleşme», davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS’nin imzalanmasından önce davalı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan «menfi tespit» davasında hükmedilen vekalet ücretinden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu, ancak «harç» ve «masrafları» davalıya «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.700,83 TL'nin 15/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · harç · dosya masrafı · menfi tespit · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İHDS’nin imzalanmasından önce davalı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan «menfi tespit» davasında hükmedilen vekalet ücretinden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu, ancak «harç» ve «masrafları» davalıya «rücu hakkı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.700,83 TL'nin 15/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde «harç» ve «masraflar» için davalıya «rücu» edilemeyeceği gerekçesiyle davacının harç ve masraflarına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, «rücuya» konu dava nedeniyle yapılan temyiz «harç» ve «masraflarının» İHDS kapsamında olmadığına dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, «rücu» talebine konu dava nedeniyle yapılan «harç» ve «masraf» ödemelerinden de İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gözetilerek davacının bu talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1734 E. 2019/6686 K.
Ortak:vekalet ücreti · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesi'nin 21/02/2008 tarihli kararıyla düzeltilerek onanarak kesinleştiği, bahsi geçen ilam gereğince davacı tarafından 3 ayrı banka «havale» dekontu ile 3.185.502,55 TL ödeme yapıldığı, davanın İHDS imza tarihinden önce açıldığı, zararın «dağıtım» tesisleri ve dağıtım tesislerin işletilmesi faaliyetleri ile ilgili olduğu, İHDS'nin 7.6 maddesi gereği hukuki ve cezai sorumluluğun ...'a ait olduğu anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davacının ödemiş olduğu 3.185.502,55 TL'nin davacının davalıyı davadan önce «temerrüte» düşürmediğinden bu miktarın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya …
2- Ancak dava, 3.185.502.55 TL üzerinden kabul edilmiş olmasına rağmen davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 31.920.225,50 TL «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken 97.055.03 TL «vekalet ücreti takdiri» doğru olmamış, hükmün açıklanan bu sebeple bozulması gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438 …
… rubunun hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine ''31.920.225,50'' ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/12/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının ödemiş olduğu 3.185.502,55 TL'nin davacının davalıyı davadan önce «temerrüte» düşürmediğinden bu miktarın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce «vekalet ücreti» yönünden düzeltilerek onanmıştır.
… Dairemizce mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen meblağ üzerinden hesaplanıp taktir edilen 97.055,03 TL «vekalet ücretinin» hatalı olduğundan bahisle hüküm fıkrasında geçen 97.055,03 TL’nin 31.920.225,50 TL olarak düzeltilerek hükmün düzeltilmiş bu hali ile onanmasına karar verilmiş ise …
Bu durumda Dairemizce davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanması gerekirken yazılı gerekçeyle «maddi hata» sonucu «vekalet ücreti» yönünden düzeltilerek onanması doğru görülmediğinden davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 07.12.2017 tarih 2016/6421 E.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · avans faizi
Benzer bu karardaDava dilekçesinde 3.185.502,55 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş, mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 3.185.502,55 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda Dairemizce davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanması gerekirken yazılı gerekçeyle «maddi hata» sonucu «vekalet ücreti» yönünden düzeltilerek onanması doğru görülmediğinden davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 07.12.2017 tarih 2016/6421 E.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10769 E. 2017/3803 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı · Alacak
İncelediğiniz karardaKeza, 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi …
… Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/12/2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden «sebepsiz zenginleşme», davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu davada reddedilen kısmın davacı tarafından ödendiği, İHDS'nin 7. maddesi kapsamında «dağıtım» faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığı ve İHDS öncesi dönemin sorumluluğunun davalıya bırakıldığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.474,44 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… nan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca «harç» alınmasına mahal olmadığına,19.06.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 03.09.2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harç · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu davada reddedilen kısmın davacı tarafından ödendiği, İHDS'nin 7. maddesi kapsamında «dağıtım» faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığı ve İHDS öncesi dönemin sorumluluğunun davalıya bırakıldığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.474,44 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… nan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca «harç» alınmasına mahal olmadığına,19.06.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/199 E. 2018/2691 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı · Alacak
İncelediğiniz karardaKeza, 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi …
… Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/12/2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden «sebepsiz zenginleşme», davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer bu kararda… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu dava nedeniyle «üçüncü kişiye» yapılan ödemenin İHDS’nin akdedildiği tarihinden önceki olaylara dayandığı, davacının İHDS’nin 7. maddesi gereğince icra dosyasına ödediği tutarı talep ve dava hakkı bulunduğu, ancak temyiz «harç» ve giderlerinin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.886,24 TL'nin 15.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz · üçüncü kişi · alacak davası · harç
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «rücu» talebine konu dava nedeniyle «üçüncü kişiye» yapılan ödemenin İHDS’nin akdedildiği tarihinden önceki olaylara dayandığı, davacının İHDS’nin 7. maddesi gereğince icra dosyasına ödediği tutarı talep ve dava hakkı bulunduğu, ancak temyiz «harç» ve giderlerinin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.886,24 TL'nin 15.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nin 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesine göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar kesindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1986 E. 2018/2693 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaKeza, 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi …
… Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/12/2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden «sebepsiz zenginleşme», davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer bu kararda… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 28/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «üçüncü kişinin» alacağına karşılık icra dosyasına 290.307,92 TL ödediği ve bu bedel ile 5.000,00 TL temyiz «harç» ve «masraflarından» davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 295.307,92 TL’nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · rücuen tazminat · üçüncü kişi · kâr kaybı · harç · dosya masrafı · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «üçüncü kişinin» alacağına karşılık icra dosyasına 290.307,92 TL ödediği ve bu bedel ile 5.000,00 TL temyiz «harç» ve «masraflarından» davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 295.307,92 TL’nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Rücu hakkı başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin «malvarlığında» meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faize hü …
2- Dava, «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10143 E. 2017/3329 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı · Alacak
İncelediğiniz karardaKeza, 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi …
… Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/12/2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden «sebepsiz zenginleşme», davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer bu kararda… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 28.06.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «kamulaştırma bedeli» olarak 16.000,00 TL ödediği ve bu bedelden davalının İHDS gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000.00 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamulaştırma bedeli · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «dağıtım» tesislerinin işletilmesinden kaynaklandığı ve İHDS’nin imza tarihinden öncesi döneme ait olduğu, davacının «kamulaştırma bedeli» olarak 16.000,00 TL ödediği ve bu bedelden davalının İHDS gereğince sorumlu olduğu, ayrıca davalının dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000.00 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1061 E. 2018/2690 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaKeza, 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi …
… Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/12/2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden «sebepsiz zenginleşme», davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer bu kararda… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 31.08.2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacakla ilgili ihtilafın İHDS’nin imza tarihinden öncesine ait olduğundan, ilamlarda hüküm altına alınan ve icra dosyalarında «üçüncü kişiye» ödenen bedellerden davalı ...'ın sorumlu olduğu, ancak davacı tarafından 24.07.2006 tarihinden önce yapılan karar, temyiz ve onama harçları ile ilgili ödemelerin davalıya «rücu» edilemeyeceği, yine davacı tarafından talep edilen diğer ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 17.392,87 TL'nin ve 17.198.45 TL'nin ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · üçüncü kişi · harç · dosya masrafı · avans faizi
Benzer bu kararda2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının İHDS’den sonra yaptığı temyiz «harç» ve «masraflarına» yönelik talebinin, davacı tarafından yapıldığının ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
… tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacakla ilgili ihtilafın İHDS’nin imza tarihinden öncesine ait olduğundan, ilamlarda hüküm altına alınan ve icra dosyalarında «üçüncü kişiye» ödenen bedellerden davalı ...'ın sorumlu olduğu, ancak davacı tarafından 24.07.2006 tarihinden önce yapılan karar, temyiz ve onama harçları ile ilgili ödemelerin davalıya «rücu» edilemeyeceği, yine davacı tarafından talep edilen diğer ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 17.392,87 TL'nin ve 17.198.45 TL'nin ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/630 Esas sayılı dosyasında davacının 24.10.2007 tarihinde 82,20 TL ve 16.10.2008 tarihinde ise 398,20 TL «harç» ve «masraf» ödemesi yaptığı, yine ...
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/157 esas sayılı dosyasında ise 17.11.2009 tarihinde 411,43 TL «harç» ve «masraf» ödemesi yaptığı, davalının bu ödemelerin kendisi tarafından yapıldığına dair bir savunmasının da olmadığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2579 E. 2018/2704 K.
Ortak:zapta karşı tekeffül · rücu hakkı · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme · tüzel kişilik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaKeza, 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir «tacir» gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve «teslim» aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve «zapta karşı tekeffül» hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi …
… Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/12/2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden «sebepsiz zenginleşme», davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Benzer bu karardaBuna göre, «dağıtım» faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü sırada «üçüncü kişinin» iş kazası nedeniyle malül olması üzerine açılan «rücuya» konu dava nedeniyle diğer davalılarla «müteselsil sorumluluk» gereğince davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin tamamında davalının sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
… yılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmes …
Diğer taraftan 29/05/2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden ,kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · kusur oranı · müteselsil sorumluluk · ticari faiz · üçüncü kişi · kusur
Benzer bu kararda… 7.6 maddesi gereğince meydana gelen olay sebebiyle mahkeme ilamına dayanarak davacı tarafından ödenen bedelden davalının sorumlu olduğu, ancak ilk mahkeme kararında «kusur oranlarının» tespit edildiği ve davalının bu kusur oranına tekabül eden miktar kadar sorumlu olduğu ve davacının rücuen talep edebileceği miktarın 4.034,00 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.034,00 TL'nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Buna göre, «dağıtım» faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü sırada «üçüncü kişinin» iş kazası nedeniyle malül olması üzerine açılan «rücuya» konu dava nedeniyle diğer davalılarla «müteselsil sorumluluk» gereğince davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin tamamında davalının sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca, «dağıtım» faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda «üçüncü kişiler» tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/6421 E. , 2017/6991 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/01/2016 tarih ve 2014/300-2016/33 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.12.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Gülenay Sarıkaya tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/72 esas 2007/120 karar sayılı dosyasının davacı Orman Genel Müdürlüğü tarafından davalılar ... ve ... Elektrik Dağıtım Müessesesi aleyhine açılan alacak davasında, ormanlık alanda izinsiz enerji nakil hattı tesis edildiğinin ilgili orman şeflikleri tarafından protokol uyarınca enerji nakil hattı izni raporu ve bedel hesabı yapıldığını, izin olurları alındığını belirterek 1.326.193,40 TL'nin izin olurlarının düzenlendiği tarihten itibaren gecikme zammı ile birlikte tahsiline yönelik dava açıldığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2008 tarihli kararıyla düzeltilerek onanarak kesinleştiğini, bahsi geçen ilam gereğince müvekkili şirket tarafından 30/05/2008 tarihinde 2.835.128,31 TL'nin Amasya Orman Bölge Müdürlüğü'ne 290.093,10 TL'nin Çevre ve ...Orman İl Müdürlüğüne 60.284,14 TL'nin ...Orman İşletme Müdürlüğünün bildirilen banka hesaplarına yatırıldığını, toplam ödemenin 3.185.502,55 TL olduğunu, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02/04/2004 tarih 2004/22 sayılı kararı ile ...'ın özelleştirme kapsam ve programına alındığı, Özelleştirme İdaresine devredilen KİT'lerin anonim şirkete dönüştürüldüğü, ÖİB kararıyla ...'ın 20 ayrı dağıtım şirketine ayrıldığı, bu kapsamda ...
ve ... arasında 24/07/2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 7. maddesinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığı, ... Elek. Dağ. A.Ş'nin de anonim şirkete dönüştürülen KİT'lerden birisi olup ayrı tüzel kişiliği ve sermayesi olan tamamen özel hukuk hükümlerine tabi bir ticari şirket olduğunu, ana sözleşmeye göre kârlılık ve verimlilik esaslarına göre ticari faaliyette bulunduğunu, 07/06/2010 tarih 2010/35 sayılı karar ile Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı uyarınca ÖİB'ce ...'ın %100 hissesinin ...Elek. Dağ. A.Ş'ye 29/12/2010 tarihli hisse satış sözleşmesiyle satıldığını, ...
ile ... arasında imzalanmış İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1, 7.2, 7,3 maddeleri uyarınca dağıtım tesislerinin mülkiyetinden ve mülkiyetten gayrı ayni haklardan doğan idari ve hukuki ihtilafların ...'a devredildiği, 7.4 maddesine göre dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğun ...'a ait olduğunu ileri sürerek, 3.185.502,55 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ... ile %100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından ...'ın uhdesinde bulunan dağıtım sisteminin işletme hakkına sahip olan dağıtım şirketlerinin blok olarak satış yöntemi ile özelleştirilmesine karar verildiği, ...'ın %100 hissesinin davacı ...Elek. Dağ. A.Ş'ye satışına ilişkin hisse satış sözleşmesinin ÖİB ile davacı arasında imzalandığını, davanın haksız, yersiz ve hukuki dayanaksız olduğunu, öncelikle kesin hüküm ve derdestlik itirazında bulunduklarını, alacağın zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasının mülga 818 sayılı BK'nin 66.
maddesi gereği 1 yıllık zamanaşımı süresinde açılması gerektiğini, özelleştirmenin ÖİB tarafından gerçekleştirildiğinden davanın husumet yönünden reddi gerektiği, Özelleştirme İdaresi ile davacı arasında imzalanan hisse satış sözleşmesinin "Alıcının Taahhütleri" başlıklı 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince, fiili devir aşamasında bilanço çalışmaları yapılarak devre esas bilanço belirlendiğinden dolayısıyla geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden davacının geçmiş yıllara ilişkin olarak müvekkili kurumdan herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, ihale şartnamesinin 22/d maddesinde hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından ayıba karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiil ve/veya hukuki nedene dayanarak idareden veya ...'tan talepte bulunulmayacağını davacının kabul ve taahhüt ettiğini, ...'ın ihale sürecinin tamamlanmasının ardından taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin ayrım çalışmaları başlayarak ve dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak davalı ile ...
arasında dava dosyalarına ilişkin tespit tutanağının imzalandığı ve bu tespit tutanağının her iki şirketin yönetim kurulunun onayından geçmek suretiyle kesinleştiğini, kaldı ki Özelleştirme İdaresi Başkanlığından ...'ın özelleştirilmesi sürecinde ihaleye katılan şirketlere internet ortamında ...'ın tüm dava ve icra dosyalarına ilişkin gerekli bilgileri verdiğini, netice itibariyle devir aşamasında bilanço çalışmaları yapılarak davacı tarafından devre esas mizan düzenlendiği, mizan kayıtları esas alınarak borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin davacı tarafından talepten bulunulmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı şirket tarafından ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/72 esas 2007/120 karar sayılı dosyasında davacı Orman Genel Müdürlüğü tarafından davalılar ... ve ... Elektrik Dağıtım Müessesesi aleyhine açılan alacak davasında, mahkemece davanın davalı ... yönünden kabulü ile 530.982,70 TL'nin 23/11/2004 tarihinde 523.083,86 TL'nin 07/12/2004 tarihinden, 272.126,94 TL'nin 13/12/2003 tarihinden itibaren olmak üzere toplam 1.326.193,40 TL'nin tahsil tarihine kadar işleyecek gecikme zammı ve KDV'si ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın husumetten reddine karar verildiği, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2008 tarihli kararıyla düzeltilerek onanarak kesinleştiği, bahsi geçen ilam gereğince davacı tarafından 3 ayrı banka havale dekontu ile 3.185.502,55 TL ödeme yapıldığı, davanın İHDS imza tarihinden önce açıldığı, zararın dağıtım tesisleri ve dağıtım tesislerin işletilmesi faaliyetleri ile ilgili olduğu, İHDS'nin 7.6 maddesi gereği hukuki ve cezai sorumluluğun ...'a ait olduğu anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davacının ödemiş olduğu 3.185.502,55 TL'nin davacının davalıyı davadan önce temerrüte düşürmediğinden bu miktarın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak dava, 3.185.502.55 TL üzerinden kabul edilmiş olmasına rağmen davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 31.920.225,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 97.055.03 TL vekalet ücreti takdiri doğru olmamış, hükmün açıklanan bu sebeple bozulması gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının altıncı bendinde yer alan ''97.055,03'' rakam grubunun hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine ''31.920.225,50'' ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/12/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır.... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 29/12/2010 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ...Elektrik Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri devredilerek 29/12/2010 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava konusu ödeme, davacıya ait hisselerin tamamının kamuya ait olduğu, 29/12/2010 tarihli hisse satış sözleşmesinden önce 30.05.2008 tarihinde yapılmıştır.Özelleştirme aşamasında ... ... tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları temel alınarak “devre esas” bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirilmiş olup dava konusu ödeme bilançoda yer almaksızın işlemler ikmal edilmek suretiyle ... ...'ın özel sektöre devri gerçekleştirilmiştir.Bu halde, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden, davalı ...'tan geçmiş döneme ilişkin herhangi bir talepte bulunulamaz.
Keza, 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.3 maddesinde de “alıcının, basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle” ...... şirketlerin sözleşme tarihi itibariyle mevcut ve fiziki durumunu bilerek hisseleri devir ve teslim aldığı, şirketler hakkında kendisine verilen bilgilerin gerçek durumu yansıtmadığı veya benzer iddiaları ileri süremeyeceği, hisselerin devrinin gerçekleşmesinin ardından, ayıba ve zapta karşı tekeffül hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuat kapsamında herhangi bir fiili veya hukuki nedene dayanarak talepte bulunamayacağı .....” hükmü karşısında da davalının sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.Diğer taraftan 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkı bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Ayrıca, özelleştirme sürecinde, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanarak tesbit tutanakları düzenlenmiş olup, dava konusu ödemeye ilişkin dava ve icra dosyası bu tutanaklarda yer almamaktadır.Hisselerin tamamının kamuya ait olduğu 29/12/2010 tarihi öncesi, 30.05.2008 tarihinde yapılan ödeme nedeniyle davacının (devir öncesi) 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne istinaden yine hisselerinin tamamı kamuya ait bulunan davalı ...'tan dava konusu alacağı talep etmesi nasıl mümkün değil ise, 29/12/2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tamamen el değiştiren davacının, kendisi tarafından yapılmayan ödemeyi, kesinleşen devre esas bilançolarda yer almaması nedeniyle davalıdan talep etmesi de hukuken mümkün değildir.Aksi düşüncenin kabulü, davacı yönünden sebepsiz zenginleşme, davalı yönünden ise ikinci kez aynı parayı ödeme sonucu doğuracaktır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında bulunmaması nedeniyle 29/12/2010 günlü Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, 29/12/2010 günlü sözleşmeden önce gerçekleşen 30.05.2008 tarihli dava konusu ödemeden dolayı, 29/12/2010 günlü sözleşmenin 9.3 ve 9.4 maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunmadığından yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde düzeltilerek onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/388062100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz