İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3339 E. 2017/5815 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
talil↗ menfi tespit davası↗ ön inceleme duruşması↗ tespit davası↗ ihtiyati tedbir↗ ispat yükü↗ tbk 99↗ sebepsiz zenginleşme↗ istirdat↗ menfi tespit↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacının senet bedellerini PTT havalesi yolu ile ödediği, davalının senetleri icraya koyduğu ve 15.300 TL miktarında sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı istirdat isteminden ibarettir. Davacı vekili, taraflar arasındaki satım ilişkisinden kaynaklanan mal bedeline karşılık davalı yana verdiği senetlerin bedellerini PTT havalesi ile ödemesine karşın senetlerin iade edilmemesi, icra takibine konu edilmeleri ve icra hakimliğine yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine takibin devam etmekte olduğunu belirtmek suretiyle davalıya yapılan ödemelerin nedensiz kaldığını ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 15.300 TL'nin istirdatını talep etmiş, bu yöndeki talebini ön inceleme duruşmasında da tekrarlamıştır. Bu durumda, davacının işbu davada söz konusu ödemelerin takip konusu senetlere yönelik olmadığını kabul ettiği ve yaptığı ödemelerin ortada bir borç ilişkisi bulunmaması nedeniyle TBK'nın 77 vd. maddeleri uyarınca davalıdan iadesini talep ettiği açıktır. Nitekim, mahkemece de dava ve uyuşmazlık bu yönde kabul edilmiş, bu çerçevede davacının aleyhine girişilen icra takibine yönelik ihtiyati tedbir istemi, davanın menfi tespit davası olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Ancak, dava ve istemin niteliği bu şekilde belirlenmiş olmasına karşın, mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararda, davacı yan adına PTT havalesi ile davalı yana yapılan ödemelerin takip konusu senetlere hasren yapılmış olduğunun kabulü; HMK'nın 25. ve 26. maddelerine aykırı olduğu gibi havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapılan ödeme niteliğinde bulunması, dava konusu havalelerin takip konusu senetlere ilişkin olmadığı konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmaması gözetildiğinde; davada ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu, davalı defterlerinde taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair herhangi bir kayıt bulunmamasının yahut bizatihi davalı savunmasının yapılan havalelerin niteliğinin talili ve bu suretle davalının ispat yükünü üzerine aldığı anlamına gelmeyecek olması gözden kaçırılmak suretiyle ve nihayet senet bedellerine yönelik icra takibinden kaynaklanan borç henüz ödenmemiş olmasına rağmen bu yöndeki kabulle de çelişki oluşturacak şekilde PTT havalesi ile yapılan ödemelerin takibe konu senetler için yapıldığı gerekçesiyle davacıya iadesine karar verilmesi doğru olmayıp davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · havale · harç · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7882 E. 2017/5148 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · havale · dosya masrafı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetileceği» düzenlenmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2576 E. 2017/4315 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temsilci · ticari işletme · kesin süre · usulden reddi · görevsizlik kararı · havale · dava sebebi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3339 E. , 2017/5815 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/12/2015 tarih ve 2014/251-2015/524 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile yapmış olduğu ticaret neticesinde davalıya senet verdiğini, senet bedellerini ödemesine rağmen alamadığını, davalının bu senetleri icraya koyduğunu, ...İcra Hukuk Mahkemesi’ne yaptıkları itirazın reddedildiğini, davalının mükerrer ödeme nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini belirterek 15.300TL’nin davalıya havale tarihinden itibaren ticari faiz işletilerek davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin... Mahkemeleri olduğunu, davacının takibe karşı itirazının reddedildiğini, taksitle ödemeye dair icra dosyasına taahhütte bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacının senet bedellerini PTT havalesi yolu ile ödediği, davalının senetleri icraya koyduğu ve 15.300 TL miktarında sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı istirdat isteminden ibarettir. Davacı vekili, taraflar arasındaki satım ilişkisinden kaynaklanan mal bedeline karşılık davalı yana verdiği senetlerin bedellerini PTT havalesi ile ödemesine karşın senetlerin iade edilmemesi, icra takibine konu edilmeleri ve icra hakimliğine yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine takibin devam etmekte olduğunu belirtmek suretiyle davalıya yapılan ödemelerin nedensiz kaldığını ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 15.300 TL'nin istirdatını talep etmiş, bu yöndeki talebini ön inceleme duruşmasında da tekrarlamıştır. Bu durumda, davacının işbu davada söz konusu ödemelerin takip konusu senetlere yönelik olmadığını kabul ettiği ve yaptığı ödemelerin ortada bir borç ilişkisi bulunmaması nedeniyle TBK'nın 77 vd.
maddeleri uyarınca davalıdan iadesini talep ettiği açıktır. Nitekim, mahkemece de dava ve uyuşmazlık bu yönde kabul edilmiş, bu çerçevede davacının aleyhine girişilen icra takibine yönelik ihtiyati tedbir istemi, davanın menfi tespit davası olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Ancak, dava ve istemin niteliği bu şekilde belirlenmiş olmasına karşın, mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararda, davacı yan adına PTT havalesi ile davalı yana yapılan ödemelerin takip konusu senetlere hasren yapılmış olduğunun kabulü; HMK'nın 25. ve 26. maddelerine aykırı olduğu gibi havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapılan ödeme niteliğinde bulunması, dava konusu havalelerin takip konusu senetlere ilişkin olmadığı konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmaması gözetildiğinde; davada ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu, davalı defterlerinde taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair herhangi bir kayıt bulunmamasının yahut bizatihi davalı savunmasının yapılan havalelerin niteliğinin talili ve bu suretle davalının ispat yükünü üzerine aldığı anlamına gelmeyecek olması gözden kaçırılmak suretiyle ve nihayet senet bedellerine yönelik icra takibinden kaynaklanan borç henüz ödenmemiş olmasına rağmen bu yöndeki kabulle de çelişki oluşturacak şekilde PTT havalesi ile yapılan ödemelerin takibe konu senetler için yapıldığı gerekçesiyle davacıya iadesine karar verilmesi doğru olmayıp davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/387069900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz