Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7616 E. 2017/6215 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutabakat formu↗ genel işlem koşulu denetimi↗ ekspertiz ücreti↗ sözleşme özgürlüğü↗ kesin hükümsüzlük↗ genel işlem koşulları↗ taksitli ticari kredi↗ sözleşme serbestisi↗ ticari kredi sözleşmesi↗ genel işlem koşulu↗ çerçeve sözleşme↗ ticari kredi↗ mutabakat↗ emredici hüküm↗ ba formu↗ hakkaniyet↗ ipotek↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ komisyon↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ tacir↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, alınan kök ve ek rapor usul ve yasaya uygun bulunduğundan itibar edildiği, davalı banka tarafından, peşin komisyon uygulamalı “Sıfır faizli ... Kredi” şeklinde 2 adet 1.000.000,00 TL'den toplam 2.000.000,00 TL ve yalnızca yıllık %5,25 peşin komisyon oranı ile ticari bir kredi kullandırılmış olduğu, kullandırılmış olan konu ticari kredi tutarlarından da, davacı iade talebi olan tahsilatların dışında, herhangi bir faiz tahakkuk ve tahsilatı yapılmamış olduğu gibi yıllık %5,25 oranında toplam “Kredi Kullandırım Ücreti + Kurumsal İstihbarat Ücreti” açıklamalı komisyon karşılığı banka geliri alınmış olduğu, kredinin tamamen peşin komisyon tahakkuk ve tahsili karşılığı Taksitli Ticari Kredi olduğu kanaatine varılmakla 4822 sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda aranan yasal unsurları taşımadığı, bu işlem ve komisyon oranlarının taraflar arasında serbest irade ile akdedilen mezkur Genel Kredi Sözleşmesi şartlarına, davacı firma tarafından imzalanmış Sözleşme Öncesi Bilgilendirme ve Mutabakat Formu içeriklerine, Türk Ticaret Kanunu’na, Bankacılık Mevzuatı çerçevesinde alınmış komisyon ve ücret ile vergilerinin usul ve yasaya uygun olduğu, ayrıca ticari amaçlı kurulmuş bankanın da ticari faaliyetinin devamı için kullandırmış olduğu krediler karşılığında da bir gelir elde etmiş olması hayatın olağan akışına da aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesi nedeniyle komisyon, dosya ücreti, işlem masrafı, ekspertiz ücreti, ipotek ücreti ve diğer adlar altında yapılan haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş. Mahkemece kredi sözleşmesinde olmayan, bilgilendirme formunda bulunmayan sadece taahhütnamede yer alan oranda kesinti yapılmasını doğru kabul edilmiştir. Ancak taahhütnamede bir oran belirlenmiş olması bu konuda kredi kullananın bilgilendirilmiş olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Mahkemece, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorularak, sözleşmedeki bu boşluğun dürüstlük kuralı ve hakkaniyet esaslarına göre doldurularak, davalı tarafından masraf ve komisyon adı altında kesinti yapılmasının bankacılık teammüllerine uygun olup olmadığı veya kesinti yapılması uygun ise, bu durumda ne miktarda veya oranda olması gerektiği, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için Kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, bankacılık hukukuna vs. ilişkin olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz.
Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir. Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasını engellemez. Bu noktada aranılacak en temel unsurlardan birisi de, genel işlem koşulunu kullanan tarafın, karşı tarafa bu hükmü, değiştirilmesini engelleyecek tarzda ve o niyetle sunmuş olmasıdır. Mamafih, tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Ancak, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna ilişkin kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığını hangi tarafın ispat etmesi gerektiğine ilişkin TBK da açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6502 sayılı TK 5/3 maddesinden yola çıkılarak, önceden ve çok sayıda kullanmak amacıyla hazırlanmış belirli bölümleri boş olan ve sonradan doldurulan sözleşme hükümlerinin kural olarak müzakere edilmemiş olduğu, aksinin sözleşmeyi hazırlayan tarafça ispat edilmesi gerektiği kabul edilmeli, gerektiğinde bu konuda ticari ve e posta yazışmaları, fakslar, sözleşme taslaklı vs. ispat vasıtalarından yararlanılmalıdır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, genel işlem koşullarının üç aşamalı denetime tabi tutulması gerekir. Söz konusu denetim aşamaları; yürürlük (kapsam) denetimi, yorum denetimi ve içerik denetimidir.
Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş olan hükümler, genel işlem koşulu denetimine gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır.
Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.
Yürürlük denetimi kapsamında, genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerden müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmemiş ve onun tarafından kabul edilmemiş olması halinde veya şaşırtıcı hüküm içermesi halinde o hükümler sözleşmeye yazılmamış sayılır. Böyle bir durumda, sözleşmeyi düzenleyen taraf, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler olmasaydı, o sözleşmeyi yapmayacak olduğunu söyleyerek, sözleşmenin geçersiz olduğu ileri süremez.
Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir. Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.
Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa MK m. 1 uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir.
Yukarıda, TBK'nın 20-25. maddelerinde genel işlem koşulu denetimine ilişkin ilkelere yer verilmiş olup, mahkemece, Sözleşmenin 01/07/2012 tarihinden sonra imzalanmış olması halinde 6098 sayılı TBK'nın m. 20 vd'daki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına bir engel olmamakla birlikte, sözleşmenin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve ortaya çıkan boşluğun da doldurularak, varsa davacıdan kesilen fazla masrafların iadesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı gerekçeyle hüküm tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6171 E. 2016/7983 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · ticari kredi · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon», dosya ücreti, işlem «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti ve diğer adlar altında yapılan haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş.
818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu kararda2- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», kobi paket ücreti, üye işyeri «hizmet bedeli» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece «masraf» alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin müzakere edilmemiş olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler yönünden, sözleşmede yer alan hükümlerin, TBK 20 vd. uyarınca «genel işlem koşulu» mahiyetinde olduğu ve müzakere edilmemiş olmakla müşterileri bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · genel işlem şartı · hizmet bedeli · zamanaşımı
Benzer bu kararda2- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», kobi paket ücreti, üye işyeri «hizmet bedeli» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece «masraf» alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin müzakere edilmemiş olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler yönünden, sözleşmede yer alan hükümlerin, TBK 20 vd. uyarınca «genel işlem koşulu» mahiyetinde olduğu ve müzakere edilmemiş olmakla müşterileri bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
… ulunmadığı, davacının bu sözleşmeyi okuyup kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanı olmadığı ve bu haliyle sözleşmede «masraf» alınmasına ilişkin yer alan düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.200,00 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
1- Davalının «zamanaşımı» itirazı hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4676 E. 2017/3160 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Benzer bu kararda818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · rehin sözleşmesi · genel işlem şartı · teamül · rehin · uyuşmazlık konusu · avans faizi
Benzer bu kararda… belirlenerek, sözleşme 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış ise, somut olaya uygulanacak 818 sayılı BK hükümleri çerçevesinde ve ayrıca davaya konu kredi yönünden «emsal banka uygulamaları» araştırılıp «uyuşmazlık konusu» bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair «teamül» bulunup bulunmadığı ve varsa diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı Banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususunda bankacılık …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin olup, bu sözleşmede dosya «masrafı» ve «komisyon» ücreti olarak yazılan hükümlerin yazılmamış sayılacağı, yazılmamış sayılan kalemlerin davalı bankaca tahsil edilmiş olmasının «genel işlem şartına» açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacıdan alınan 3455,00 TL’nin 30/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon» ve dosya «masrafı» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece masraf alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasında birden fazla ticari taşıt kredisi ve «rehin sözleşmesi» imzalandığı, kesintilerin bir kısmının 818 sayılı BK’nın yürürlükte olduğu dönemde, bir kısmının da 6098 sayılı TBK döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8789 E. 2017/7099 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · ticari kredi · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon», dosya ücreti, işlem «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti ve diğer adlar altında yapılan haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş.
818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu kararda1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmeleri» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», «masraflar» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · bankacılık teamülleri · ödeme planı · teamül · ticari dava niteliği · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 20. maddesi uyarınca davalı bankanın muhatabından münasip bir ücret isteyebileceği, taraflar arasında akdedilen kredinin «ticari nitelikte» olduğu, basiretli bir «tacir» gibi davranmak durumunda olan davacının «ödeme planlarına» ve bu planlara uygun olarak yapılan tahsilatın «istirdadını» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… anmış sözleşmeler yönünden mahkemece, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. ad altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorularak, sözleşmedeki bu boşluğun «dürüstlük kuralı» ve «hakkaniyet» esaslarına göre doldurularak, davalı tarafından masraf ve «komisyon» adı altında kesinti yapılmasının «bankacılık teamüllerine» uygun olup olmadığı veya kesinti yapılması uygun ise, bu durumda ne miktarda veya oranda olması gerektiği, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmeleri» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», «masraflar» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/74 E. 2016/8207 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Benzer bu kararda2- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», kobi paket ücreti, üye işyeri «hizmet bedeli» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece «masraf» alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin müzakere edilmemiş olması nedeniyle da...ın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler yönünden, sözleşmede yer alan hükümlerin, TBK 20 vd. uyarınca «genel işlem koşulu» mahiyetinde olduğu ve müzakere edilmemiş olmakla müşterileri bağlamayacağı gerekçesiyle da...ın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · hizmet bedeli · muvafakat · ıslah · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, davacı «tacirin» davalı bankadan farklı tarihlerde ve miktarlarda kullandığı kredilerin kredi tahsisi sırasında zorunlu kesinti olduğuna ve kredi tahsis eden davacının bilgilendirilerek kendisinin «muvafakatı» ve kabulü alındıktan sonra bahse konu kesintilerin yapıldığına dair dosyaya davalı vekili tarafından bir belge sunulmadığı, kesinti yapılmasına olanak veren düzenlemelerin tek taraflı olarak, müzakare edilmeksizin belirlendiği, bu nedenle davacı tacir yönünden batıl nitelikte olup yazılmamış sayılması gerekmekle kendisini bağlayıcı nitelik taşımadığı gerekçesi ile da...ın kabulüne; dava konusu 11.756,00 TL alacağın 10.692,00 TL'sinin dava, bakiyesinin ise; «ıslah» tarihi olan 21/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», kobi paket ücreti, üye işyeri «hizmet bedeli» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece «masraf» alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin müzakere edilmemiş olması nedeniyle da...ın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler yönünden, sözleşmede yer alan hükümlerin, TBK 20 vd. uyarınca «genel işlem koşulu» mahiyetinde olduğu ve müzakere edilmemiş olmakla müşterileri bağlamayacağı gerekçesiyle da...ın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6175 E. 2016/8011 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · hakkaniyet · dürüstlük kuralı · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. ad altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorularak, sözleşmedeki bu boşluğun «dürüstlük kuralı» ve «hakkaniyet» esaslarına göre doldurularak, davalı tarafından masraf ve «komisyon» adı altında kesinti yapılmasının bankacılık teammüllerine uygun olup olmadığı veya kesinti yapılması uygun ise, bu durumda ne miktarda veya oranda olması gerektiği, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu karardaAyrıca, taraflar arasında akdedilen ve «genel işlem koşullarına» tabi tutulamayacak olan önceki tarihli «kredi sözleşmelerinde», davalı banka tarafından kullandırılan krediler dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, sözleşmede miktar ya da oran belirtilmediğinden, kredi kullanımına ilişkin belgeler ekleri ile birlikte getirtilerek, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorularak, sözleşmedeki bu boşluğun «dürüstlük kuralı» ve «hakkaniyet» esaslarına göre doldurularak, davalı tarafından masraf ve «komisyon» adı altında kesinti yapılmasının bankacılık teammüllerine uygun olup olmadığı veya kesinti yapılması uygun ise, bu durumda ne miktarda veya oranda olması gerektiği, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle «eksik inceleme» ve araştırmayla hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem şartı · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı
Benzer bu kararda1- Davalının cevap dilekçesi ile «zamanaşımı def»'inde bulunduğu da anlaşılmakla, mahkemece zamanaşımı def'i hususunda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
… vacının sözleşmeyi müzakere etme, okuyup kullanılan kredi bedeli dışında ayrıca bir borç altına girdiğini tespit edebilme imkanı olmadığı ve bu itibarla, sözleşmede «masraf» alınmasına ilişkin yer alan düzenlemenin «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 2.240,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle dava …
20 vd. uyarınca «genel işlem şartı» olarak değerlendirilmesi ve yazılmamış sayılması gerektiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
-
Haksız tahsil edilen ücretin iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13425 E. 2018/4484 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · ticari kredi · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon», dosya ücreti, işlem «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti ve diğer adlar altında yapılan haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş.
818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Benzer bu karardaMahkemece taraflar arasında imzalanan «kredi sözleşmesinin» «ticari kredi sözleşmesi» niteliğinde olduğu, sözleşmede tüm «komisyonların» müşteriye ait olacağının kararlaştırıldığı, davalı banka tarafından komisyon oranlarının TCMB'na bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de taraflar arasında aktedilen Genel Kredi Sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde sonra 15.10.2012 tarihinde imzalanmış olup kredi sözleşmesinin ticari kredi sözleşmesi mahiyeti taşıması «genel işlem koşullarının» uygulanmasına engel değildir.
818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9150 E. 2016/8220 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · sözleşme özgürlüğü · kesin hükümsüzlük · genel işlem koşulları · sözleşme serbestisi · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin «genel işlem koşulu denetimine» tabi tutulmasını engellemez.
Benzer bu kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», kobi paket ücreti, üye işyeri «hizmet bedeli» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece «masraf» alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin müzakere edilmemiş olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler yönünden, sözleşmede yer alan hükümlerin, TBK 20 vd. uyarınca «genel işlem koşulu» mahiyetinde olduğu ve müzakere edilmemiş olmakla müşterileri bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da «sözleşme serbestisi» ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı «genel işlem koşulları» içermemesi unsuru getirilmiştir.
Bir sözleşme hükmünün «genel işlem koşulları» nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün «genel işlem koşulu» niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · hizmet bedeli
Benzer bu kararda… apsamına göre, bankaların reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak «masrafların» nitelikleri ve sınırlarını serbestçe belirlemesinin mümkün olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde banka tarafından belirlenecek «komisyonun» yanı sıra alınacak masrafların da ödeneceğinin düzenlendiği, bankanın masraf talep edebilmesi için fiilen söz konusu masrafı yapmış olduğunu kanıtlaması gerektiği, belgelemek suretiyle masrafları talep edebileceği, bankaca bütün müşteriler için aynı tip matbu nitelikte sözleşmeler hazırlandığı, alınacak faiz komisyon ve masrafların davacı ile müzakere edildiğini ispatlar nitelikte olmadığı, müzakere olmadığından komisyon niteliğinde olan «kredi tahsis ücretinin» kredinin ilk tahsis edilmesi aşamasında ve bir defaya mahsus olarak alınabileceği, her ödeme için tahsis ücreti talep edilemeyeceği, somut olayda kredinin ilk tahsisinde komisyon ücreti alındığı ve sonradan da bu ücretin alınmaya devam edildiği, kredi tahsis ücretiyle buna bağlı tahakkuk ettirilen BSMV toplamı olan 1.942,50 TL'nin ve KOBİ paket ücreti ve üye iş yeri «hizmet bedeli» adı altında alınan toplam 366,50 TL'nin sözleşmenin müzakere edilmemiş olması nedeniyle genel giderler kapsamında sayılamayacağı, özel bir hizmet karşılığı olduğun …
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «kredi tahsis ücreti», kobi paket ücreti, üye işyeri «hizmet bedeli» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece «masraf» alınmasına ilişkin sözleşme maddelerinin müzakere edilmemiş olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler yönünden, sözleşmede yer alan hükümlerin, TBK 20 vd. uyarınca «genel işlem koşulu» mahiyetinde olduğu ve müzakere edilmemiş olmakla müşterileri bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8375 E. 2018/509 K.
Ortak:genel işlem koşulu denetimi · kesin hükümsüzlük · ticari kredi sözleşmesi · genel işlem koşulu · ticari kredi · emredici hüküm · dürüstlük kuralı · komisyon · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle «komisyon», dosya ücreti, işlem «masrafı», «ekspertiz ücreti», «ipotek» ücreti ve diğer adlar altında yapılan haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş.
Kredi” şeklinde 2 adet 1.000.000,00 TL'den toplam 2.000.000,00 TL ve yalnızca yıllık %5,25 peşin «komisyon» oranı ile ticari bir kredi kullandırılmış olduğu, kullandırılmış olan konu «ticari kredi» tutarlarından da, davacı iade talebi olan tahsilatların dışında, herhangi bir faiz tahakkuk ve tahsilatı yapılmamış olduğu gibi yıllık %5,25 oranında toplam “Kredi …
Mahkemece, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. ad altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorularak, sözleşmedeki bu boşluğun «dürüstlük kuralı» ve «hakkaniyet» esaslarına göre doldurularak, davalı tarafından masraf ve «komisyon» adı altında kesinti yapılmasının bankacılık teammüllerine uygun olup olmadığı veya kesinti yapılması uygun ise, bu durumda ne miktarda veya oranda olması gerektiği, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer bu karardaİçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, «genel işlem koşulu» niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun «emredici» hükmüne açık aykırılık sebebiyle «kesin hükümsüz» sayılması gerekir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «ticari kredi sözleşmesi» nedeniyle davalı banka tarafından tahsil edilen haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan kesintilerin «genel işlem koşulu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre;taraflar arasındaki «kredi sözleşmesinin» «ticari nitelikte» olduğu, davalı bankanın 12/08/2013 tarihinde 1.034,25 TL, 10/08/2012 tarihinde 2.205,00 TL «masraf» ve «komisyon» adı altında davacıdan kesinti yaptığı, davalı bankanın davacıdan toplamda 6.239,25 TL tahsil ettiği, davalı bankanın davacıdan aldığı masraf bedellerine yönelik sunulan herhangi bir dayanak kayıt, «fatura», belge vs. sunamadığı, taraflar arasındaki sözleşmede genel ifadeler kullanılarak davacıdan kesilecek masraf kalemleri ayrıca ve net bir rakam olarak belirlenmediği, karşılıklı müzakere edilmediğinin anlaşıldığı, «genel işlem şartlarının» açık ve anlaşılır olmaması durumunda ilke olarak ekonomik açıdan güçsüz taraf aleyhine «haksız şart» olarak kabul edilmesinin gerektiği, davacıdan alınan masraf bedelinin «genel işlem koşulu» olduğu, kredi sözleşme tarihi itibariyle BK'nın yürürlükte bulunduğu ve davacının talebinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.085,00 TL'nin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · genel işlem şartı · ticari dava niteliği · fatura
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre;taraflar arasındaki «kredi sözleşmesinin» «ticari nitelikte» olduğu, davalı bankanın 12/08/2013 tarihinde 1.034,25 TL, 10/08/2012 tarihinde 2.205,00 TL «masraf» ve «komisyon» adı altında davacıdan kesinti yaptığı, davalı bankanın davacıdan toplamda 6.239,25 TL tahsil ettiği, davalı bankanın davacıdan aldığı masraf bedellerine yönelik sunulan herhangi bir dayanak kayıt, «fatura», belge vs. sunamadığı, taraflar arasındaki sözleşmede genel ifadeler kullanılarak davacıdan kesilecek masraf kalemleri ayrıca ve net bir rakam olarak belirlenmediği, karşılıklı müzakere edilmediğinin anlaşıldığı, «genel işlem şartlarının» açık ve anlaşılır olmaması durumunda ilke olarak ekonomik açıdan güçsüz taraf aleyhine «haksız şart» olarak kabul edilmesinin gerektiği, davacıdan alınan masraf bedelinin «genel işlem koşulu» olduğu, kredi sözleşme tarihi itibariyle BK'nın yürürlükte bulunduğu ve davacının talebinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.085,00 TL'nin …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7616 E. , 2017/6215 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/10/2015 tarih ve 2014/1313-2015/715 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankadan ticari krediler kullanıldığı, sözleşme imzalanırken haksız komisyon, dosya ücreti, işlem masrafı, ekspertiz ücreti, İpotek Ücreti, Kredi Erken kapama ücreti ve diğer adlar altında ücret tahsil edilmiş olduğunu, alınan ücretlerin tamamı net olarak belirlenemediğini, davalı banka sözleşme ve ek sözleşmede yer almadığı halde müşterilerinden tahsil ettiği bu ücretlerin haksız olduğunu ve tüketiciye iade edilmesi gerektiğini iddia ederek şimdilik 5.000,00 TL'nın ödeme tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın sözleşme ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, alınan kök ve ek rapor usul ve yasaya uygun bulunduğundan itibar edildiği, davalı banka tarafından, peşin komisyon uygulamalı “Sıfır faizli ... Kredi” şeklinde 2 adet 1.000.000,00 TL'den toplam 2.000.000,00 TL ve yalnızca yıllık %5,25 peşin komisyon oranı ile ticari bir kredi kullandırılmış olduğu, kullandırılmış olan konu ticari kredi tutarlarından da, davacı iade talebi olan tahsilatların dışında, herhangi bir faiz tahakkuk ve tahsilatı yapılmamış olduğu gibi yıllık %5,25 oranında toplam “Kredi Kullandırım Ücreti + Kurumsal İstihbarat Ücreti” açıklamalı komisyon karşılığı banka geliri alınmış olduğu, kredinin tamamen peşin komisyon tahakkuk ve tahsili karşılığı Taksitli Ticari Kredi olduğu kanaatine varılmakla 4822 sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda aranan yasal unsurları taşımadığı, bu işlem ve komisyon oranlarının taraflar arasında serbest irade ile akdedilen mezkur Genel Kredi Sözleşmesi şartlarına, davacı firma tarafından imzalanmış Sözleşme Öncesi Bilgilendirme ve Mutabakat Formu içeriklerine, Türk Ticaret Kanunu’na, Bankacılık Mevzuatı çerçevesinde alınmış komisyon ve ücret ile vergilerinin usul ve yasaya uygun olduğu, ayrıca ticari amaçlı kurulmuş bankanın da ticari faaliyetinin devamı için kullandırmış olduğu krediler karşılığında da bir gelir elde etmiş olması hayatın olağan akışına da aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesi nedeniyle komisyon, dosya ücreti, işlem masrafı, ekspertiz ücreti, ipotek ücreti ve diğer adlar altında yapılan haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş. Mahkemece kredi sözleşmesinde olmayan, bilgilendirme formunda bulunmayan sadece taahhütnamede yer alan oranda kesinti yapılmasını doğru kabul edilmiştir. Ancak taahhütnamede bir oran belirlenmiş olması bu konuda kredi kullananın bilgilendirilmiş olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Mahkemece, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb.
ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorularak, sözleşmedeki bu boşluğun dürüstlük kuralı ve hakkaniyet esaslarına göre doldurularak, davalı tarafından masraf ve komisyon adı altında kesinti yapılmasının bankacılık teammüllerine uygun olup olmadığı veya kesinti yapılması uygun ise, bu durumda ne miktarda veya oranda olması gerektiği, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için Kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, bankacılık hukukuna vs. ilişkin olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir.
Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz.
Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir. Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasını engellemez. Bu noktada aranılacak en temel unsurlardan birisi de, genel işlem koşulunu kullanan tarafın, karşı tarafa bu hükmü, değiştirilmesini engelleyecek tarzda ve o niyetle sunmuş olmasıdır. Mamafih, tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir.
Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Ancak, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna ilişkin kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığını hangi tarafın ispat etmesi gerektiğine ilişkin TBK da açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6502 sayılı TK 5/3 maddesinden yola çıkılarak, önceden ve çok sayıda kullanmak amacıyla hazırlanmış belirli bölümleri boş olan ve sonradan doldurulan sözleşme hükümlerinin kural olarak müzakere edilmemiş olduğu, aksinin sözleşmeyi hazırlayan tarafça ispat edilmesi gerektiği kabul edilmeli, gerektiğinde bu konuda ticari ve e posta yazışmaları, fakslar, sözleşme taslaklı vs. ispat vasıtalarından yararlanılmalıdır.
Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, genel işlem koşullarının üç aşamalı denetime tabi tutulması gerekir. Söz konusu denetim aşamaları; yürürlük (kapsam) denetimi, yorum denetimi ve içerik denetimidir.
Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş olan hükümler, genel işlem koşulu denetimine gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır.
Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır.
Yürürlük denetimi kapsamında, genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerden müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmemiş ve onun tarafından kabul edilmemiş olması halinde veya şaşırtıcı hüküm içermesi halinde o hükümler sözleşmeye yazılmamış sayılır. Böyle bir durumda, sözleşmeyi düzenleyen taraf, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler olmasaydı, o sözleşmeyi yapmayacak olduğunu söyleyerek, sözleşmenin geçersiz olduğu ileri süremez.
Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir. Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır.
Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.
İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.
Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa MK m. 1 uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir.
Yukarıda, TBK'nın 20-25. maddelerinde genel işlem koşulu denetimine ilişkin ilkelere yer verilmiş olup, mahkemece, Sözleşmenin 01/07/2012 tarihinden sonra imzalanmış olması halinde 6098 sayılı TBK'nın m. 20 vd'daki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına bir engel olmamakla birlikte, sözleşmenin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti halinde, bu hükmün yazılmamış sayılması ve ortaya çıkan boşluğun da doldurularak, varsa davacıdan kesilen fazla masrafların iadesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı gerekçeyle hüküm tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/386912000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz