Muarazanın men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5053 E. 2017/7600 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muarazanın men'i↗ münhasırlık↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ ilan↗ haksız rekabet↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl davada; davanın kısmen kabulü ile davalının tabelalarında ÖZSÜT ibaresini tescil edilmeyen emtiada kullanması nedeniyle ve davacı yana göndermiş olduğu ihtarnameler nedeniyle haksız rekabetinin ve muarazanın men'ine, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, münhasıran ÖZSÜT ibareli tabelaların toplatılıp silinmesine, mümkün değilse imhasına, kararın ilanına, karşı davada; konusuz unvan değişikliği talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sair taleplerin reddine dair verilen karar davalı - karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı karşı davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4963 E. 2015/12064 K.
Ortak:münhasırlık · ihtarname · yasal faiz · ilan · haksız rekabet · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… kemece, asıl davada; davanın kısmen kabulü ile davalının tabelalarında ÖZSÜT ibaresini tescil edilmeyen emtiada kullanması nedeniyle ve davacı yana göndermiş olduğu «ihtarnameler» nedeniyle «haksız rekabetinin» ve «muarazanın men»'ine, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, «münhasıran» ÖZSÜT ibareli tabelaların toplatılıp silinmesine, mümkün değilse imhasına, kararın «ilanına», karşı davada; konusuz unvan değişikliği talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», sair taleplerin reddine dair verilen karar davalı - karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Benzer bu kararda… tescilinden önce her ne kadar "... ibaresini faturalarda ya da kartvizitlerinde kullanmaları varsa da bu kullanımlarının markasal bir kullanım olmadığı, daha ziyâde «ticaret unvanı» ve işletme adı olarak kullanıldığı, tarafların "..." ibaresini almak ve kullanmakta «kötüniyetli» olmadıkları, markaların sahiplerine ancak tescil edildikleri emtialar için kullanma hakkı verdiği, davalı-karşı davacının dava konusu ibareyi markasal olarak ilk kullanan olduğu, ancak davacı-karşı davalının kötüniyetli marka seçimi ve yatırımından söz edilemeyeceğinden, sınai bir kullanıma dayalı olarak marka yatırımı yaptığından marka ve unvanından "..." ibaresinin çıkarılamayacağı, davalı-karşı davacının tescilli markasını kullanabileceği, ancak markayı tescil edildiğinden farklı ve karşı tarafın markası ile «iltibasa» sebep olacak şekilde "..." ibaresini kaldırarak kullandığı, bu durumun davacı-karşı davalının markasından haksız yararlanma teşkil edeceği, davalı-karşı davacının uzun süre sessiz kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığı gerekçesiyle asıl davada; davanın kısmen kabulü ile davalının tabelalarında ÖZSÜT ibaresini tescil edilmeyen emtiada kullanması nedeniyle ve davacı yana göndermiş olduğu «ihtarnameler» nedeniyle «haksız rekabetinin» ve muarazanın menine, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, «münhasıran» ... ibareli tabelaların toplatılıp silinmesine, mümkün değilse imhasına, kararın «ilanına», karşı davada; konusuz kalan unvan değişikliği talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, asıl davada, davalının "..." ibaresini tescilli olmadığı hangi ürünlerde kullanarak «haksız rekabet» ettiğinin karar yerinde açıkça belirtilmeden «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde "davalının tabelalarında Özsüt ibaresini tescil edilmeyen emtiada kullanması nedeniyle haksız rekabetinin men'ine" dair hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan bu nedenle davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · infaz · ticaret unvanı · kâr kaybı · kötüniyet · iltibas
Benzer bu kararda… tescilinden önce her ne kadar "... ibaresini faturalarda ya da kartvizitlerinde kullanmaları varsa da bu kullanımlarının markasal bir kullanım olmadığı, daha ziyâde «ticaret unvanı» ve işletme adı olarak kullanıldığı, tarafların "..." ibaresini almak ve kullanmakta «kötüniyetli» olmadıkları, markaların sahiplerine ancak tescil edildikleri emtialar için kullanma hakkı verdiği, davalı-karşı davacının dava konusu ibareyi markasal olarak ilk kullanan olduğu, ancak davacı-karşı davalının kötüniyetli marka seçimi ve yatırımından söz edilemeyeceğinden, sınai bir kullanıma dayalı olarak marka yatırımı yaptığından marka ve unvanından "..." ibaresinin çıkarılamayacağı, davalı-karşı davacının tescilli markasını kullanabileceği, ancak markayı tescil edildiğinden farklı ve karşı tarafın markası ile «iltibasa» sebep olacak şekilde "..." ibaresini kaldırarak kullandığı, bu durumun davacı-karşı davalının markasından haksız yararlanma teşkil edeceği, davalı-karşı davacının uzun süre sessiz kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığı gerekçesiyle asıl davada; davanın kısmen kabulü ile davalının tabelalarında ÖZSÜT ibaresini tescil edilmeyen emtiada kullanması nedeniyle ve davacı yana göndermiş olduğu «ihtarnameler» nedeniyle «haksız rekabetinin» ve muarazanın menine, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, «münhasıran» ... ibareli tabelaların toplatılıp silinmesine, mümkün değilse imhasına, kararın «ilanına», karşı davada; konusuz kalan unvan değişikliği talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, asıl davada, davalının "..." ibaresini tescilli olmadığı hangi ürünlerde kullanarak «haksız rekabet» ettiğinin karar yerinde açıkça belirtilmeden «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde "davalının tabelalarında Özsüt ibaresini tescil edilmeyen emtiada kullanması nedeniyle haksız rekabetinin men'ine" dair hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan bu nedenle davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5053 E. , 2017/7600 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30/12/2014 gün ve 2005/566 - 2014/359 sayılı kararı bozan Daire'nin 16/11/2015 gün ve 2015/4963 - 2015/12064 sayılı kararı aleyhinde davalı karşı davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin 1938'den günümüze taşınan "ÖZSÜT" markasına yapılan reklam harcamaları ile markanın büyük bir değer kazandığını, davalının bu ibareyi ambalajlar ve işyeri tabelalarında kullanmaya başladığını, bu kullanımının sonlandırılmasına ilişkin ihtarlara olumsuz cevap verildiğini, davalı şirket adına tescilli "ÖZSÜT PASTANELERİ" ibareli 102486 sayılı markası varsa da müvekkilinin markası parlayana ve müvekkilince davalıya ihtar çekilene kadar bu markayı kullanmadığını, ancak ondan sonra markaya sahip çıkmaya ve tescilli olduğundan farklı bir surette ve müvekkili ile iltibas oluşturacak şekilde kullanma gayreti içerisine girdiğini, işletmesine "ÖZSÜT" tabelaları çekmeye başladığını, müvekkilinin uzun yıllar bu markayı kullanmasına, büyük yatırım yapmasına, markayı maruf hale getirmesine çok uzun müddet ses çıkarmayan davalının müvekkiline ve müvekkilinin franchasing işletmecilerine ihtarlar çekerek "ÖSZÜT" markasının kullanımına son verilmesini istediğini, bu şekilde muaraza çıkardığını, markaya müvekkilince ekonomik bir değer kazandırılmasının ardından ticari faaliyetlerine engel olunmak istenmesinin iyiniyetli sayılamayacağını, davalının sessiz kalmak yoluyla hak kaybına uğradığını, ayrıca 2005 yılı Eylül ayı başlarında davalının kendi işyerlerine müvekkilinin kadim hak sahibi olduğu "ÖZSÜT" markası ile iltibasa sebep olacak şekilde tabelalar asmasının müvekkilinin tanınmışlığından yarar sağlamayı amaçladığını, daha önce bu şekilde kullanımı olmayan davalının davranışının haksız rekabet hali olduğu gibi marka imajı zedelenen müvekkilinin
tazminat talep etme hakkının doğduğunu ileri sürerek davalının, müvekkiline ve müvekkili ile yaptıkları sözleşmeler ile faaliyet gösteren 3. kişilere ihtarnameler keşide etmek suretiyle vaki muarazanın ve haksız rekabetinin men'ine, davalının, müvekkilinin markası ile iltibas oluşturacak şekilde "ÖZSÜT" ibaresini taşıyan tabelaları işyerlerine asmak fiillerinin haksız olduğunun tesbiti ile bu yoldaki haksız rekabetlerinin men'ine, davalının sayılan haksız fiilleri nedeniyle TTK'nın 58-e maddesi uyarınca 15.000,00 TL ve 556 sayılı KHK'nın 64. maddesi uyarınca 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek banka reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkilinin "ÖZSÜT" ibareli markayı devraldığını, geçmişinin 1930'lu yıllara dayandığını, "Bebek Özsüt Pastanesi" belgelerinin 1947 yılına ait olduğunu, markanın 1988 yılında da tescil edildiğini, müvekkilinin öğrendiği andan itibaren davacıya karşı çıktığını, sessiz kalmanın söz konusu olmadığını, davacının "SEFER USTA" markasını kullanırken 2001 yılından sonra İstanbul'da tanınmış Özsüt markasına geçiş yapmak istediğini, önceki marka başvurularında SEFER USTA'yı tercih ederken zamanla ÖZSÜT ibaresini ön plana çıkarmaya çalıştığını, 1988 yılında ticaret/hizmet markası ayrımı bulunmadığını, tescilli emtiasını satabileceğini, bir markanın tek bir sahibi olabileceğini, davacının hakkı olmadığını, müvekkilinin tescilli markası nedeniyle anılan ibareyi kullanabileceğini, bir markanın başkasına ait olduğunu bilen/bilmesi gereken kişinin bu markaya yaptığı yatırıma ve kaybına katlanmak zorunda olduğunu savunup ileri sürerek asıl davanın reddini, karşı davada müvekkili markasına vaki tecavüzünün tespitine ve ÖZSÜT markasını kullanılmasının önlenmesine, marka kapsamında bulunan ÖZSÜT ibarelerinin çıkartılmasına, firmalar arasında ilişki olduğu izlenimi verdiğinden davacının ticaret unvanından iltibasa sebep olan "ÖZSÜT" kök kelimesinin çıkartılarak ticaret sicilinden silinmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi ile 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davada; davanın kısmen kabulü ile davalının tabelalarında ÖZSÜT ibaresini tescil edilmeyen emtiada kullanması nedeniyle ve davacı yana göndermiş olduğu ihtarnameler nedeniyle haksız rekabetinin ve muarazanın men'ine, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, münhasıran ÖZSÜT ibareli tabelaların toplatılıp silinmesine, mümkün değilse imhasına, kararın ilanına, karşı davada; konusuz unvan değişikliği talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sair taleplerin reddine dair verilen karar davalı - karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı karşı davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 4,60 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 26/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/385083400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz