Şirketin feshi | Tasfiye
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4245 E. 2017/6420 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 531↗ infisah↗ denetime elverişli rapor↗ güveni kötüye kullanma↗ esas sözleşme↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ kayyım↗ olağanüstü genel kurul↗ ticari defter kayıtları↗ şirket zararı↗ denetime elverişlilik↗ fesih↗ anonim şirket↗ ticari defter↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin halihazırda ticari faaliyetini sürdürdüğü ve 2012-2014 yılları arasındaki dönemde kârını ve özvarlık değerini arttırdığı, işletme konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesinden söz edilemeyeceği, organ eksikliğinin yapılan genel kurullarda giderildiği, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin faaliyetleri ile şirketin zarara uğratılmış olduğu iddiasına dayalı olarak davalı şirketin 6102 sayılı TTK m. 531 hükmüne göre haklı sebeplerle feshi talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde, ortağı olduğu davalı şirketin gayrifaal olduğunu, şirketin kendisine ait fabrikasından gelen kira geliri dışında başka geliri olmadığını, ticari faaliyet göstermediğini, var olma amacının ortadan kalktığını iddia etmektedir. Bu kapsamda davacı tarafça dosyaya, şirket ve yöneticileri hakkında açılmış çok sayıda dava ve bu davalarda alınan bilirkişi raporları ile kayyım raporu sunulmuştur. Bu belgelerin incelenmesi neticesinde; davalı şirket yöneticilerinin ... Asliye Ceza Mahkemesi 2009/424 esas 2011/614 karar sayılı dosyasında, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılandığı, şirketin alacak ve borç hesaplarında gerçeğe aykırı belgelendirme yaptıkları, muhasebe belgelerinde usulsüzlükle belgeye dayanmayan işlemler yaptıkları, fiktif belgelerle kendilerini şirketten alacaklı duruma getirdikleri, bilançoda mevcut aktif kıymetlerin bir kısmının aslında fiziki olarak var olmadığı tespit edilmiş; ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/130 esas sayılı
dosyasına sunulu bilirkişi raporunda davalı şirkete ait fabrikada gıda üretim faaliyetlerinin devam etmediği, başka bir firmanın mobilya faaliyeti gösterdiği ve mobilya imalatına yönelik makine ve malzemelerin bulunduğu belirlenmiş; yine şirketin olağanüstü genel kurul toplantısını yapması için görevlendirilen kayyım tarafından hazırlanan 18.07.2013 tarihli rapora göre, şirketin gayrifaal olduğu, şirketin kendisine ait fabrikasında aylık kira gelirinden başka bir geliri olmadığı, Maliye'ye ve SGK'ya borcu bulunduğu, şirketin bu şartlarda faaliyette bulunmasının ortaklara hiçbir kazanç sağlamayacağı, şirketin ya sermaye arttırımına gitmesi yada acilen tasfiye edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak işbu dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda; şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmiş ve halihazırda ticari faaliyetine devam ettiği, 2012-2014 yılları arasında kârını ve özvarlık değerini sürekli arttırdığı TTK 529/1-b hükmü anlamında işletme konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi durumunun söz konusu olmadığı yönünde tespitler yapılmıştır.
Davacı tarafça şirketle ilgili diğer dava dosyalarındaki bilirkişi raporlarındaki tespitler ileri sürülerek bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, itirazları karşılanmamıştır. Davacı dava dilekçesinde de aynı iddiaları ileri sürmüş olup, dava dilekçesi ekinde de söz konusu rapor ve tespitlere yer vermiştir. Bu durumda, mahkemece davacı tarafından dosyaya sunulan ve şirket hakkında tespitler içeren bilirkişi raporlarının da incelenmesi ve alınan bilirkişi raporu ile arasındaki çelişkilerin giderilmesi, davalı şirketin esas sözleşmesinde yer alan faaliyetlerine halihazırda devam edip etmediği, şirket fabrikasının kiraya verilip verilmediği ve hesap ve kayıtlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususlarında davacının itirazlarını karşılar şekilde yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli bir rapor alınarak infisah sebebinin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve böylelikle sonuca varılması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurulu toplantıya çağırma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9920 E. 2011/15328 K.
Ortak:infisah · kayyım · fesih · anonim şirket · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · dava sebebi · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… unulan ve şirket hakkında tespitler içeren bilirkişi raporlarının da incelenmesi ve alınan bilirkişi raporu ile arasındaki çelişkilerin giderilmesi, davalı şirketin «esas sözleşmesinde» yer alan faaliyetlerine halihazırda devam edip etmediği, şirket fabrikasının kiraya verilip verilmediği ve hesap ve kayıtlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususlarında davacının itirazlarını karşılar şekilde yeni bir bilirkişi heyetinden «denetime elverişli» bir rapor alınarak «infisah» «sebebinin» oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve böylelikle sonuca varılması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «anonim şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde, ortağı olduğu davalı şirketin gayrifaal olduğunu, şirketin kendisine ait fabrikasından gelen kira geliri dışında başka geliri olmadığını, ticari faaliyet göstermediğini, var olma amacının ortadan kalktığını iddia etmektedir.
… iyetlerinin devam etmediği, başka bir firmanın mobilya faaliyeti gösterdiği ve mobilya imalatına yönelik makine ve malzemelerin bulunduğu belirlenmiş; yine şirketin «olağanüstü genel kurul» toplantısını yapması için «görevlendirilen» «kayyım» tarafından hazırlanan 18.07.2013 tarihli rapora göre, şirketin gayrifaal olduğu, şirketin kendisine ait fabrikasında aylık kira gelirinden başka bir geliri olmadığı, Maliye'ye ve SGK'ya borcu bulunduğu, şirketin bu şartlarda faaliyette bulunmasının ortaklara hiçbir kazanç sağlamayacağı, şirketin ya sermaye arttırımına gitmesi yada acilen «tasfiye» edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Benzer bu karardaOysa «ıslah» dilekçesinde şirketin «iflas» halinde olduğu iddia edilerek şirketin «fesih» ve tasfiyesi talep edildiğine göre «anonim şirketlerin» «infisahı» ve tasfiyesini düzenleyen TTK’nun 434/3. maddesi hükmünde düzenlenen şirket sermayesinin aynı Yasa'nın 324.madde gereğince üçte ikisinin «ziyaı» halinde şirketin «münfesih» olacağı «sebebine» dayandığının kabulü gerekir.
2- Davacılar vekili, dava dilekçesi ve 12.12.2008 tarihli «ıslah» dilekçesi ile 08.10.2008 tarihli genel kurul toplantısından önce tedbiren Özbucak A.Ş.’ ye «kayyım tayin» edilmesine, tayin edilecek kayyım vasıtasıyla şirketin amacını gerçekleştirmesinin imkansız hale gelmesi, yine şirketin «iflas» durumunda olması nedenleri ile «fesih» ve «tasfiye» işlemlerinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyeliğinin» belirli bir süre için seçilmiş olması ve sürenin dolmuş olması tek başına TTK 435. maddesindeki organ yokluğu sonucunu doğurmayacağı, süresi dolan yönetim kurulunun «genel kurulu toplantıya çağırma» «yetki» ve görevi devam ettiği, genel kurulun 8.10.2008 tarihi itibarı ile yapılması sonucu organ yokluğuna ilişkin eksikliğin giderildiği, «ıslah» dilekçesi ile davalı şirketin borç içerisinde olduğu, mali açıdan «iflasın» eşiğine geldiği, şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansız olduğu belirtilerek «şirketin feshinin» talep edildiği ancak şirketin mali durumunun bozulması maksadın gerçekleşmesinin imkansızlığı sonucunu doğurmayacağı, şirketin faaliyetlerine devam ettiği, şirketi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurulu toplantıya çağırma · kayyım tayini · yönetim kurulu üyeliği · münfesihlik · şirketin feshi · ziya · bilirkişi incelemesi · ticaret sicili
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyeliğinin» belirli bir süre için seçilmiş olması ve sürenin dolmuş olması tek başına TTK 435. maddesindeki organ yokluğu sonucunu doğurmayacağı, süresi dolan yönetim kurulunun «genel kurulu toplantıya çağırma» «yetki» ve görevi devam ettiği, genel kurulun 8.10.2008 tarihi itibarı ile yapılması sonucu organ yokluğuna ilişkin eksikliğin giderildiği, «ıslah» dilekçesi ile davalı şirketin borç içerisinde olduğu, mali açıdan «iflasın» eşiğine geldiği, şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansız olduğu belirtilerek «şirketin feshinin» talep edildiği ancak şirketin mali durumunun bozulması maksadın gerçekleşmesinin imkansızlığı sonucunu doğurmayacağı, şirketin faaliyetlerine devam ettiği, şirketi …
… in imkansızlığı sayılamayacağı, ayrıca şirket ana sermayesinin bir bölümünün kayıp edildiği iddia ve ispat edilmediği, iddianın bu yönde dahi olmadığı anlaşılmakla, «ıslah» edilmiş hali ile «bilirkişi incelemesine» gerek görülmeksizin davalı «şirketin feshi» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa «ıslah» dilekçesinde şirketin «iflas» halinde olduğu iddia edilerek şirketin «fesih» ve tasfiyesi talep edildiğine göre «anonim şirketlerin» «infisahı» ve tasfiyesini düzenleyen TTK’nun 434/3. maddesi hükmünde düzenlenen şirket sermayesinin aynı Yasa'nın 324.madde gereğince üçte ikisinin «ziyaı» halinde şirketin «münfesih» olacağı «sebebine» dayandığının kabulü gerekir.
Bu itibarla mahkemece, anasözleşmesi, bilançoları, kâr ve zarar tabloları, «ticaret sicil» dosyası üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılarak şirketin sermayesinin 2/3’nü kaybedip kaybetmediğinin belirlenip sonucuna göre karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4245 E. , 2017/6420 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2015 tarih ve 2014/1405-2015/1177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin altı yıldır genel kurulun toplanmadığını, bu nedenle yönetim kurulu ve denetim kurulunun oluşturulamadığını, organ eksikliğinin olduğunu, son seçilen yönetim kurulunun da şirketi kendi şahsı menfaatleri için kullandığını ileri sürerek şirkete tedbiren kayyum atanarak şirketin fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirkete 2012 yılında mahkeme kararıyla kayyum atandığını ve genel kurul toplantısı yapılarak yönetim kurulu seçiminin yapıldığını, 6102 sayılı TTK'na göre denetçi bulunmasının zorunlu olmadığını, şirketin tasfiyesine gerektiren bir durumun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin halihazırda ticari faaliyetini sürdürdüğü ve 2012-2014 yılları arasındaki dönemde kârını ve özvarlık değerini arttırdığı, işletme konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesinden söz edilemeyeceği, organ eksikliğinin yapılan genel kurullarda giderildiği, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin faaliyetleri ile şirketin zarara uğratılmış olduğu iddiasına dayalı olarak davalı şirketin 6102 sayılı TTK m. 531 hükmüne göre haklı sebeplerle feshi talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davacı vekili dava dilekçesinde, ortağı olduğu davalı şirketin gayrifaal olduğunu, şirketin kendisine ait fabrikasından gelen kira geliri dışında başka geliri olmadığını, ticari faaliyet göstermediğini, var olma amacının ortadan kalktığını iddia etmektedir. Bu kapsamda davacı tarafça dosyaya, şirket ve yöneticileri hakkında açılmış çok sayıda dava ve bu davalarda alınan bilirkişi raporları ile kayyım raporu sunulmuştur. Bu belgelerin incelenmesi neticesinde; davalı şirket yöneticilerinin ... Asliye Ceza Mahkemesi 2009/424 esas 2011/614 karar sayılı dosyasında, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılandığı, şirketin alacak ve borç hesaplarında gerçeğe aykırı belgelendirme yaptıkları, muhasebe belgelerinde usulsüzlükle belgeye dayanmayan işlemler yaptıkları, fiktif belgelerle kendilerini şirketten alacaklı duruma getirdikleri, bilançoda mevcut aktif kıymetlerin bir kısmının aslında fiziki olarak var olmadığı tespit edilmiş;
...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/130 esas sayılı
dosyasına sunulu bilirkişi raporunda davalı şirkete ait fabrikada gıda üretim faaliyetlerinin devam etmediği, başka bir firmanın mobilya faaliyeti gösterdiği ve mobilya imalatına yönelik makine ve malzemelerin bulunduğu belirlenmiş; yine şirketin olağanüstü genel kurul toplantısını yapması için görevlendirilen kayyım tarafından hazırlanan 18.07.2013 tarihli rapora göre, şirketin gayrifaal olduğu, şirketin kendisine ait fabrikasında aylık kira gelirinden başka bir geliri olmadığı, Maliye'ye ve SGK'ya borcu bulunduğu, şirketin bu şartlarda faaliyette bulunmasının ortaklara hiçbir kazanç sağlamayacağı, şirketin ya sermaye arttırımına gitmesi yada acilen tasfiye edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ancak işbu dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda; şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmiş ve halihazırda ticari faaliyetine devam ettiği, 2012-2014 yılları arasında kârını ve özvarlık değerini sürekli arttırdığı TTK 529/1-b hükmü anlamında işletme konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi durumunun söz konusu olmadığı yönünde tespitler yapılmıştır.
Davacı tarafça şirketle ilgili diğer dava dosyalarındaki bilirkişi raporlarındaki tespitler ileri sürülerek bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, itirazları karşılanmamıştır. Davacı dava dilekçesinde de aynı iddiaları ileri sürmüş olup, dava dilekçesi ekinde de söz konusu rapor ve tespitlere yer vermiştir. Bu durumda, mahkemece davacı tarafından dosyaya sunulan ve şirket hakkında tespitler içeren bilirkişi raporlarının da incelenmesi ve alınan bilirkişi raporu ile arasındaki çelişkilerin giderilmesi, davalı şirketin esas sözleşmesinde yer alan faaliyetlerine halihazırda devam edip etmediği, şirket fabrikasının kiraya verilip verilmediği ve hesap ve kayıtlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususlarında davacının itirazlarını karşılar şekilde yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli bir rapor alınarak infisah sebebinin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve böylelikle sonuca varılması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/383846000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz