Kar Payı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8833 E. 2017/6024 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 1 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay sahipliğinin tespiti↗ kar payı alacağı↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ yönetim kurulu üyeliği↗ kâr payı alacağı↗ pay sahipliği↗ kar payı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ derdestlik↗ sebepsiz zenginleşme↗ temlik↗ anonim şirket↗ protokol↗ feragat↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ maddi ve manevi tazminat↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının davasını kanıtlayamadığı, davalıların savunmalarının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı şirketlerdeki hisselerinin diğer davalı şahıslar tarafından haksız ve usulsüz olarak mal edinildiği iddiasına dayalı, kar payı alacağı, davacıya ait hisselerin iadesi, olmadığı takdirde hisselerin bedellerinin tahsili istemlerine ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuyla davanın hukuki sebebinin sebepsiz zenginleşme, haksız fiil veya yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler olabileceği, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğu kabul edildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi gereğince sebepsiz zenginlenmenin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinde davanın açılması gerektiği, davanın haksız fiile dayandığı kabul edildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi uyarınca davacının zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açılmadığı takdirde zamanaşımı süresinin dolacağı, davanın yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı olduğu kabul edilirse de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 309. maddesine göre, ortağın zarara uğradığını öğrendiği tarihten itibaren davanın 2 yıllık sürede açılması gerektiği, hangi sebebe dayanılırsa dayanılsın zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğu bildirilmiştir. Ancak, davadaki istemler davacının davalı şirketlerde pay sahibi olduğu iddiasına dayalı olup, söz konusu hukuki düzenlemelerin uyuşmazlıkta uygulanması mümkün bulunmadığından, davanın zamanaşımına uğradığının kabulü doğru olmamıştır.
3- Davacı ile davalılardan ... arasında görülen boşanma davasına esas olarak düzenlenen “Boşanma Protokolü” başlıklı belge ile boşanma, nafaka ve tazminatlar, eşyalar, mal rejimi ve yargılama giderlerine ilişkin hususlarda anlaşma sağlanmış olup, söz konusu protokol boşanma ve ferilerine yönelik anlaşılan hususlara dair bulunmaktadır. Dolayısıyla adı geçen protokolde yer alan davacı tarafından ödenecek manevi tazminatın gösterilmesinden sonraki, bunun dışında tarafların karşılıklı olarak nafaka ve maddi, manevi tazminat taleplerinin bulunmadığı, bu hususlardaki doğmuş ve doğacak taleplerinden feragat ettikleri, birbirlerinden eşyalar, ziynet eşyaları konusunda talep ve dava haklarından feragat ettikleri, tarafların mal rejimi ve evlilik birliğinden kaynaklanan hiçbir hak ve alacakları bulunmayıp karşılıklı olarak feragat ettiklerine dair beyanların boşanma ve sonuçlarına yönelik ilişkiyi düzenlediği, eldeki davayla ilgi görülemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu suretle; söz konusu boşanma protokolünün derdest dava yönünden feragat etkisini meydana getirdiği değerlendirmesi yerinde görülmemiştir.
4- Davacının, ... ... Şirketi aleyhine, şirkette 11.885.150 adet hissesinin bulunduğunun tespiti talebiyle açtığı ve ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/377 esasına kayıtlı davanın davacının feragati nedeniyle reddedildiği, yine davacının, ... ... İnşaat Ticaret ... Şirketi aleyhine, şirkette 71.650.000 adet hissesinin bulunduğunun tespiti talebiyle açtığı ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/147 esasına kayıtlı davanın davacının feragati nedeniyle reddedildiği, bu kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacının eldeki davaya konu ettiği dava sebebinin feragatle sona eren davadakilerle aynı olduğu, feragatle oluşan kesin hüküm nedeniyle davalılar ... ... Şirketi ile ... ... İnşaat Ticaret Anonim Şirketi hakkında açılan davanın reddine dair mahkeme kararı yerindeyse de bu şirketler yönünden davacının iddia ettiği şirket hisselerinin devredildiği kişilerin tespit edilip bu kişiler hakkında da feragat beyanının sirayetinin tartışılması gerektiği gibi, diğer davalı şirketler yönünden davacının pay sahipliğinin tespiti talebiyle açtığı davaların varlığından söz edilmediğinden davalılar ... ... Anonim
Şirketi ile ... Şirketi dışındaki davalı şirketler yönünden feragat ile sona eren davalardan dolayı davacı ile davalı şirketler arasındaki pay mülkiyetinin aidiyetinin yeniden tartışılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5- Hükme esas alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, davalı şirketlerdeki hisselerin, davalı ...’nun babasının ölümünden sonra miras yoluyla kazanılan hisseler olduğu ve davalı ...’nun davalı şirketlerdeki hisselerinin bir bölümünün davacının davalı şirketlerde yönetim kurulu üyeliği yapabilmesi ve/veya davalı şirketlerdeki kanunen belirlenen ortak sayısının tamamlanabilmesi açısından davacı adına şirket kayıtlarında gösterilmiş olabileceği, dolayısıyla bir “inançlı işlemden” söz edileceği kabul edilmişse de, ileri sürülen inançlı temliği ispata dair dosyada bir delil bulunmamakta olup, bu hususa ilişkin gerekçe ve deliller açıklanmaksızın davacının pay sahipliğinin inançlı temlike dayandığı, dolayısıyla hak sahibi bulunmadığı sonucuna varılması doğru olmamıştır.
6- Davacının davalı şirketlerde pay sahibi olduğu ve davalı şahıslarca haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan işlemlerle paylarının mal edinildiği iddialarının açıklanan hususlar nazara alınmak suretiyle ve davalı şirketlerin genel kurul kararları ile hazirun ... başta olmak üzere tüm defter ve kayıtları, yine Ticaret Sicil kayıtları incelenmek suretiyle açıklığa kavuşturulması, böylece davacının davalı şirketlerdeki pay sahipliğinin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı karar verilmesi de yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14559 E. 2017/282 K.
Ortak:protokol
İncelediğiniz kararda3- Davacı ile davalılardan ... arasında görülen boşanma davasına esas olarak düzenlenen “Boşanma Protokolü” başlıklı belge ile boşanma, nafaka ve tazminatlar, eşyalar, mal rejimi ve «yargılama giderlerine» ilişkin hususlarda anlaşma sağlanmış olup, söz konusu «protokol» boşanma ve ferilerine yönelik anlaşılan hususlara dair bulunmaktadır.
Dolayısıyla adı geçen «protokolde» yer alan davacı tarafından ödenecek manevi tazminatın gösterilmesinden sonraki, bunun dışında tarafların karşılıklı olarak nafaka ve «maddi, manevi tazminat» taleplerinin bulunmadığı, bu hususlardaki doğmuş ve doğacak taleplerinden «feragat» ettikleri, birbirlerinden eşyalar, ziynet eşyaları konusunda talep ve dava haklarından feragat ettikleri, tarafların mal rejimi ve evlilik birliğinden kaynaklanan …
Bu suretle; söz konusu boşanma «protokolünün» «derdest» dava yönünden «feragat» etkisini meydana getirdiği değerlendirmesi yerinde görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın anlaşmalı boşanma «protokolüne» göre açılmış olup boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili bulunduğu, buna istinaden şirket hisselerinin hükmen devir ve tescili isteğine ilişkin olduğu, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak veya «nispi ticari» davalardan olmadığı, 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. bendi gereği aile hukukundan kaynaklandığı ve bu nedenle aile mahkemesinin görevine girdiği, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1/c maddesi uyarınca mahkemenin «görevli» olmasının dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 11.05.2010 tarihli «protokolde» düzenlenen %10 şirket hissesinin protokol uyarınca davalı tarafından devir alınmasına yöneliktir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi ticari dava · limited şirket hisse devri · hisse devri · usulden reddi · limited şirket · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaŞti.ortakları olup «limited şirket hisse devrine» ilişkin hükümler 6102 TTK ‘da düzenlendiğine göre aynı kanunun 4. maddesi uyarınca bu tür davalar ticari dava niteliğinde olup aynı Kanun’un 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesi «görevli» olduğu halde yazılı gerekçelerle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın anlaşmalı boşanma «protokolüne» göre açılmış olup boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili bulunduğu, buna istinaden şirket hisselerinin hükmen devir ve tescili isteğine ilişkin olduğu, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak veya «nispi ticari» davalardan olmadığı, 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. bendi gereği aile hukukundan kaynaklandığı ve bu nedenle aile mahkemesinin görevine girdiği, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1/c maddesi uyarınca mahkemenin «görevli» olmasının dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8833 E. , 2017/6024 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/02/2016 tarih ve 2014/462-2016/182 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31.10.2017 günü hazır bulunan davacı asil ... vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketlerde ortak ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacının önce davalı şirketlere girmesinin engellendiğini, ardından temsil yetkilerinin kaldırıldığını, davacının davalı şirketlerdeki hisselerinin diğer davalı şahıslar tarafından haksız ve usulsüz olarak mal edildiğini, davacının 2007 ve öncesi tarihli davalı şirketlerin genel kurul toplantılarına ilişkin hazirun cetvellerinde pay sahibi olarak yer aldığı halde 2008 ve sonrasında isminin yer almadığını, ortaklıktan kaynaklanan hak ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, davalı şirketlerden kâr payı alacağının tahsilini, davalı şahıslardan ise davalı şirketlerdeki hisselerinin tespiti ile hisselerin iadesini, olmadığı takdirde hisselerin bedellerinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacının daha önce aynı konuda açmış olduğu davalardan feragat ettiğini, feragat nedeniyle söz konusu davaların reddine karar verildiğini, bir kısım davalılar hakkında sahtecilik suçu nedeniyle yapılan şikayetlerden yine davacı tarafça vazgeçildiğini, davalı ... ile yapılan boşanma protokolüyle davacının adı geçen davalıdan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını mahkeme ve vekiller huzurunda beyan ettiğini, davacının davalı şirketlerde hissesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının davasını kanıtlayamadığı, davalıların savunmalarının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı şirketlerdeki hisselerinin diğer davalı şahıslar tarafından haksız ve usulsüz olarak mal edinildiği iddiasına dayalı, kar payı alacağı, davacıya ait hisselerin iadesi, olmadığı takdirde hisselerin bedellerinin tahsili istemlerine ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuyla davanın hukuki sebebinin sebepsiz zenginleşme, haksız fiil veya yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler olabileceği, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğu kabul edildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi gereğince sebepsiz zenginlenmenin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinde davanın açılması gerektiği, davanın haksız fiile dayandığı kabul edildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.
maddesi uyarınca davacının zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açılmadığı takdirde zamanaşımı süresinin dolacağı, davanın yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı olduğu kabul edilirse de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 309. maddesine göre, ortağın zarara uğradığını öğrendiği tarihten itibaren davanın 2 yıllık sürede açılması gerektiği, hangi sebebe dayanılırsa dayanılsın zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğu bildirilmiştir. Ancak, davadaki istemler davacının davalı şirketlerde pay sahibi olduğu iddiasına dayalı olup, söz konusu hukuki düzenlemelerin uyuşmazlıkta uygulanması mümkün bulunmadığından, davanın zamanaşımına uğradığının kabulü doğru olmamıştır.
3- Davacı ile davalılardan ... arasında görülen boşanma davasına esas olarak düzenlenen “Boşanma Protokolü” başlıklı belge ile boşanma, nafaka ve tazminatlar, eşyalar, mal rejimi ve yargılama giderlerine ilişkin hususlarda anlaşma sağlanmış olup, söz konusu protokol boşanma ve ferilerine yönelik anlaşılan hususlara dair bulunmaktadır. Dolayısıyla adı geçen protokolde yer alan davacı tarafından ödenecek manevi tazminatın gösterilmesinden sonraki, bunun dışında tarafların karşılıklı olarak nafaka ve maddi, manevi tazminat taleplerinin bulunmadığı, bu hususlardaki doğmuş ve doğacak taleplerinden feragat ettikleri, birbirlerinden eşyalar, ziynet eşyaları konusunda talep ve dava haklarından feragat ettikleri, tarafların mal rejimi ve evlilik birliğinden kaynaklanan hiçbir hak ve alacakları bulunmayıp karşılıklı olarak feragat ettiklerine dair beyanların boşanma ve sonuçlarına yönelik ilişkiyi düzenlediği, eldeki davayla ilgi görülemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu suretle; söz konusu boşanma protokolünün derdest dava yönünden feragat etkisini meydana getirdiği değerlendirmesi yerinde görülmemiştir.
4- Davacının, ... ... Şirketi aleyhine, şirkette 11.885.150 adet hissesinin bulunduğunun tespiti talebiyle açtığı ve ...
12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/377 esasına kayıtlı davanın davacının feragati nedeniyle reddedildiği, yine davacının, ... ... İnşaat Ticaret ... Şirketi aleyhine, şirkette 71.650.000 adet hissesinin bulunduğunun tespiti talebiyle açtığı ve ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/147 esasına kayıtlı davanın davacının feragati nedeniyle reddedildiği, bu kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacının eldeki davaya konu ettiği dava sebebinin feragatle sona eren davadakilerle aynı olduğu, feragatle oluşan kesin hüküm nedeniyle davalılar ... ... Şirketi ile ... ... İnşaat Ticaret Anonim Şirketi hakkında açılan davanın reddine dair mahkeme kararı yerindeyse de bu şirketler yönünden davacının iddia ettiği şirket hisselerinin devredildiği kişilerin tespit edilip bu kişiler hakkında da feragat beyanının sirayetinin tartışılması gerektiği gibi, diğer davalı şirketler yönünden davacının pay sahipliğinin tespiti talebiyle açtığı davaların varlığından söz edilmediğinden davalılar ...
... Anonim
Şirketi ile ... Şirketi dışındaki davalı şirketler yönünden feragat ile sona eren davalardan dolayı davacı ile davalı şirketler arasındaki pay mülkiyetinin aidiyetinin yeniden tartışılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5- Hükme esas alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, davalı şirketlerdeki hisselerin, davalı ...’nun babasının ölümünden sonra miras yoluyla kazanılan hisseler olduğu ve davalı ...’nun davalı şirketlerdeki hisselerinin bir bölümünün davacının davalı şirketlerde yönetim kurulu üyeliği yapabilmesi ve/veya davalı şirketlerdeki kanunen belirlenen ortak sayısının tamamlanabilmesi açısından davacı adına şirket kayıtlarında gösterilmiş olabileceği, dolayısıyla bir “inançlı işlemden” söz edileceği kabul edilmişse de, ileri sürülen inançlı temliği ispata dair dosyada bir delil bulunmamakta olup, bu hususa ilişkin gerekçe ve deliller açıklanmaksızın davacının pay sahipliğinin inançlı temlike dayandığı, dolayısıyla hak sahibi bulunmadığı sonucuna varılması doğru olmamıştır.
6- Davacının davalı şirketlerde pay sahibi olduğu ve davalı şahıslarca haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan işlemlerle paylarının mal edinildiği iddialarının açıklanan hususlar nazara alınmak suretiyle ve davalı şirketlerin genel kurul kararları ile hazirun ... başta olmak üzere tüm defter ve kayıtları, yine Ticaret Sicil kayıtları incelenmek suretiyle açıklığa kavuşturulması, böylece davacının davalı şirketlerdeki pay sahipliğinin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı karar verilmesi de yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/380558700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz