6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Müteselsil kefaletin TBK 598/3 uyarınca kendiliğinden sona ermesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1466 E. 2024/1359 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalHak düşürücü süreZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Gerçek kişi tarafından verilen müteselsil kefalette, TBK 598/3-4 uyarınca kefalet sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olup mahkemece resen nazara alınır. 6101 sayılı Kanun'un geçiş hükümleri uyarınca TBK'nın yürürlük tarihinden önce başlamış olan bu süre bakımından bir yıllık ek süre tanınmış olsa da, icra takibinin bu sürelerin dolmasından çok sonra başlatılması halinde kefilin sorumluluğu sona ermiş sayılır. Ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun TMSF alacaklarına 20 yıllık zamanaşımı öngören 141. maddesi, geçici 13. madde kapsamında sayılan ayrıcalıklı hükümler arasında yer almadığından, TMSF'ye devredilmemiş bir bankadan temlik alınan alacaklarda bu ayrıcalıklı zamanaşımı süresi uygulanamaz; genel 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.

Ele alınan sorunlar

Müteselsil kefaletin TBK 598/3-4 uyarınca kendiliğinden sona ermesi (hak düşürücü süre) → ret

Gerekçe: TBK 598/3-4 hükmü gereğince gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; 10 yıldan fazla süre için verilmiş olsa bile uzatılmamış veya yenilenmemişse kefil ancak bu 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. 6101 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşecek sona erme ve tasfiyeler TBK hükümlerine tabidir; aynı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca TBK ile ilk defa öngörülen hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi itibariyle dolmuş olması halinde hak sahiplerine TBK'nın yürürlük tarihinden başlayarak bir yıllık ek süre tanınır, bu ek süre TBK'da öngörülen süreden uzun olamaz. Somut olayda genel kredi sözleşmesi 8.5.1997 tarihinde akdedilmiş, hesap 14.10.1998 tarihinde kat edilmiştir. TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce müteselsil kefile başvuru süresi olan 10 yıllık süre dolmuş, 01.07.2013 tarihi itibariyle bir yıllık ek süre de dolmuştur. İcra takibi 18.05.2017 tarihinde başlatıldığından, bu tarihten çok önce kefalet kendiliğinden ortadan kalkmış ve müteselsil kefilin sorumluluğu sona ermiştir. Başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan resen nazara alınır; ilk derece mahkemesinin davayı süre aşımından reddetmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacağın TMSF'ye devredilen bankadan temlik alındığı iddiasına dayalı 20 yıllık zamanaşımı istinaf sebebi → ret

İddia: Davacı vekili, uyuşmazlığa genel hükümler yerine özel hüküm niteliğindeki Bankacılık Kanunu'nun uygulanması gerektiğini, 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinin TMSF alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde 20 yıllık zamanaşımı öngördüğünü, alacağın TMSF tarafından devir ve temlik alındığını, davacı şirketin tüm hissesinin ve kurucu ortağının TMSF'ye ait olduğunu, bu nedenle 5411 sayılı Kanun'un 143/3. maddesi kapsamında TMSF'ye tanınan hak ve yetkilerin davacı tarafından kullanılabileceğini ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: 5411 sayılı Kanun'un 132/8. maddesi gereğince TMSF tarafından devralınmayan bankaların alacakları TMSF alacağı niteliğinde değildir; davacıya alacağı devreden banka TMSF tarafından devralınmadığından TMSF bankası değildir. 5411 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesi, sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan bankalarca (TMSF A.Ş. dahil) belirli tarihten önce kullandırılan kredilere ilişkin olarak 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142 ve 165. madde hükümlerinin uygulanacağını düzenlemekte olup, TMSF alacaklarında zamanaşımını 20 yıl olarak düzenleyen 141. maddeye bu maddede atıf yapılmamıştır. Buna göre davacı banka/fon, maddede sayılan ayrıcalıklardan yararlanacak ise de 141. maddeye açık atıf bulunmadığından genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre uygulanacaktır. Esasen TBK 598/3 gereği kefaletin kendiliğinden sona ermesi hali gerçekleştiğinden, uygulanacak zamanaşımı süresinin incelenmesine de gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kredi sözleşmelerinde gerçek kişi müteselsil kefilin sorumluluğunun TBK 598/3-4 uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre ile sınırlı olduğu ve bu sürenin resen nazara alınması gerektiği ile 5411 sayılı Kanun'un TMSF alacaklarına ilişkin 20 yıllık zamanaşımı ayrıcalığının, geçici 13. madde kapsamında sayılmayan 141. maddeye atıf bulunmaması nedeniyle TMSF'den devralınmayan bankalardan temlik alınan alacaklara uygulanamayacağı hususlarında emsal değer taşımaktadır; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici niteliktedir.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesindeki TMSF alacaklarına ilişkin 20 yıllık zamanaşımı süresi, geçici 13. madde kapsamında sayılan ayrıcalıklı hükümler arasında 141. maddeye atıf bulunmadığından, TMSF tarafından devralınmamış bir bankadan temlik alınan alacaklara uygulanamaz; bu durumda genel 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.
Hak düşürücü süre
Gerçek kişi tarafından verilen müteselsil kefalette, TBK 598/3-4 uyarınca kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; bu süre uzatılmamış veya yeni kefalet verilmemişse kefil ancak bu 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olup mahkemece resen nazara alınır. 6101 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca, TBK ile ilk defa öngörülen hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi itibariyle dolmuş olması halinde hak sahiplerine TBK'nın yürürlük tarihinden itibaren bir yıllık ek süre tanınır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet hak düşürücü süre zamanaşımı genel kredi sözleşmesi itirazın iptali TMSF alacağı temlik

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 598/3TBK 598/4 · 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — 6101 sayılı Kanun 16101 sayılı Kanun 5/26101 sayılı Kanun 6 · 5411 sayılı Kanun — 5411 sayılı Kanun 132/85411 sayılı Kanun 1415411 sayılı Kanun 143/35411 sayılı Kanun geçici 13

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1466

KARAR NO 2024/1359

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/05/2024

NUMARASI 2024/58 Esas - 2024/486 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/09/2024

Hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, borçluya gönderilen ihtarname uyarınca davalı/borçlu'nun kredi sözleşmesinde bildirdiği adresine banka tarafından ihtar yapıldığını, hesaplarının kat edilmesinden ve ihtarname gönderilmesinden sonra ödemenin yapılmaması nedeni ile İstanbul ... İcra Dairesi ... - (...) dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde, takip kaynağının genel kredi sözleşmesi olduğunu, bu sebeple 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu beyan ederek zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davalı ile dava dışı Tasfiye halinde ... A.Ş. Genel kredi sözleşmesi imzaladıklarını, borçlu/davalı'nın borcunu ödememesi sebebiyle dava dışı banka tarafından ihtarname keşide edildiğini, itirazın iptali ile İstanbul ....

İcra Dairesi'nin ... - (...) esas sayılı dosyasında takibin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, kredinin 08/05/1997 tarihli sözleşme uyarınca kullandırıldığı, kefaletin süresiz verildiği, 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünün düzenlendiği, 6101 sayılı kanunun 5.maddesinde ise "TBK nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder.

Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, TBKnda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak TBK'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer aldığını, sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olduğunu yasanın açık hükmü gereği on yıllık hak düşürücü süre kefalet sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle işlemeye başlayacağını , takip tarihinin 23/05/2017 olduğu ,kefaletin sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, gerekçeli kararda kefalet bakımından uygulanacak hükmün TBK olduğu belirtilmişse de; uyuşmazlıkta özel hüküm niteliğindeki Bankacılık Kanunu hükümleri uygulanması gerektiğini, Bankacılık Kanunu'nun 141. Maddesi zamanaşımına ilişkin husus düzenlenmiş olup ilgili madde "Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır" şeklinde düzenlendiğini, dava konusu alacak ... tarafından devir ve temlik alınmakla müvekkili şirkete temlik edildiğini, müvekkili şirketin tüm hissesinin ...'ye ait olduğunu, ayrıca kurucu ortağının da ...olduğunu, Bankacılık Kanunu’nun 143/3 maddesi; "... en az yüzde yirmi hissedar olduğu varlık yönetim şirketleri, ...devraldığı alacaklarla ilgili olarak bu Kanunun 132.

maddesinin sekizinci fıkrası ve 138. maddesinin beşinci fıkrasında ... tanınan hak ve yetkileri kullanır." hükmünü getirdiğini,davanın kefalete ilişkin hakdüşürücü süre nedeniyle reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek davanın reddine ilişkin kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefil hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 598/3. maddesi''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' 598/4. Maddesinde ise ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' şeklinde hükmünü haizdir. 6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesinde ''.......TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye TBK hükümlerine tabidir.'' denilmiştir.

Aynı yasanın 5/2. maddesinde ''TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, TBK'da öngörülen süreden daha uzun olamaz.'' şeklinde, 6. maddesinde ise ''Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tüm bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde; kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin ...AŞ ...

şubesi ile davadışı şirket ve davalı müteselsil kefil tarafından 8.5.1997 tarihinde akdedildiği, hesabın 14.10.1998 tarihinde kat edildiği, İstanbul ... İcra Dairesinin 2017/19862 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, buna göre TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce müteselsil kefile başvuru süresi olan 10 yıllık sürenin dolduğu, 01.07.2013 tarihi itibariyle de 1 yıllık ek sürenin dolduğu, buna göre icra takip tarihi olan 18.05.2017 tarihinden çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, müteselsil kefil olan davalının sorumluluğunun sona erdiği, başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık süre hak düşürücü süre olduğundan,bu sürenin resen nazara alınarak davanın süre aşımından reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

5411 sayılı kanunun 132/8 maddesi gereğince ... tarafından devralınmayan ... bankalarının alacakları ... alacağı niteliğinde değildir. ... Bankası A.Ş. bu kapsamda ... tarafından devralınmadığından ... bankası değildir. 5411 sayılı kanunun geçici 13.maddesi ile “Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (... A.Ş. dahil) 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yeterli teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya......

hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123,134,136,137,138,140,142 ve 165’inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, dahil bankalarınca uygulanır.” denilmiştir. Söz konusu maddede ... alacaklarında zamanaşımının 20 yıl olduğunu düzenleyen 141. maddeye atıf yapılmamıştır. Buna göre davacı banka fonun maddede yazılan ayrıcalıklardan yararlanacak ise de 141.maddeye açık atıf olmadığından genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Esasen, TBK’nın 598/3. maddesi gereği kefaletin kendiliğinden sona ermesi hali gerçekleştiğinden uygulanacak zamanaşımı süresinin de incelenmesine gerek bulunmamaktadır.

Davacı vekilinin; alacağın ... Bankasından temlik alındığından zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesinin müteselsil kefaletin sona erdiğine ilişkin gerekçesinde ve kararında isabetsizlik bulunmayıp, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/37880 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6502 E. 2025/3976 K. · Onandı

Gerçek kişi kefaletinde on yıllık sürenin dolmasıyla kefaletin sona ermesi

Gerekçe özeti

Gerçek kişi tarafından süresiz olarak verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer ve bu süre dolduktan sonra kefil takip edilemez; TBK ile ilk defa öngörülen bu hak düşürücü süre, 6101 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca TBK'nın yürürlüğünden önce kurulmuş kefalet sözleşmelerine de uygulanır. Kefaletin verilmesinden on yıldan uzun süre sonra başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemi reddedilir.

Emsal değeri

TBK 598'deki on yıllık sürenin, Kanun'un yürürlüğünden önce kurulmuş kefalet sözleşmelerine 6101 sayılı Kanun'un 5. maddesi aracılığıyla uygulanacağı yönünden bağlayıcı nitelikte bir onama kararıdır.

Kavramlar: müteselsil kefalet süresiz kefalet hak düşürücü süre kanunun geçmişe etkisi genel kredi sözleşmesi itirazın iptali

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/6502 E.  ,  2025/3976 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/1466 Esas, 2024/1359 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; temlik eden ....Bankası A.Ş. ile dava dışı .....Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi (GKS) akdedildiğini, davalının bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçluya zikredilen GKS kapsamında kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredinin 08.05.1997 tarihli GKS kapsamında kullandırıldığı, kefaletin süresiz verildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598. maddesinin, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünü havi olduğu, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5.maddesinin ise "Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar.

Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmünü içerdiği, somut olayda, kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle TBK yürürlükte değil ise de 6101 sayılı Kanun'un anılan hükmü gereğince 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda yer almayıp TBK'nın 598/3 hükmünde öngörülen, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin hak düşürücü sürenin, Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki sözleşmelere de uygulanacağının açık olduğu, kefaletin 08.05.1997 tarihinde verildiği, dava konusu takibin ise 23.05.2017 tarihinde başlatıldığı gözetildiğinde davalının kefaletinin sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefil hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı ... harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ....'ye iadesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.