Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7573 E. 2017/4925 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi kullandırım komisyonu↗ 2006/1 sayılı tebliğ↗ genel kredi ve teminat sözleşmesi↗ erken kapama komisyonu↗ ticari kredi↗ komisyon↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesi gereğince davacının 10/12/2007 tarihinde 336.000 TL kredi kullandığı, kredinin son taksit ödeme tarihinin 10/12/2017 olup davacının 12/12/2014 tarihinde borcun tamamını kapattığı, davalı tarafından kredi kullandırılması sırasında ticari kredi kullanım komisyonu adı altında 3.528,00 TL, borcun kapatılması sırasında erken kapama komisyonu adı altında 8.022,00 TL ve vergi olarak 401,10 TL ücret tahsil edildiği, 16/01/2015 tarihinde ise komisyon adı altında 500.00 TL alındığı, sözleşmede ticari kredi kullanım komisyonu ve erken kapama komisyonu alınacağına dair bir hüküm bulunmadığı, bankaların Merkez Bankası’na gönderdikleri listede hangi ücretleri alacaklarının belirtildiği, davalının bu yönde bir iddiası olmadığı, Merkez Bankası’nın 2006/1 Sayılı Tebliği’nde de bu yönde bir düzenleme olmadığı, anılan tebliğde ticari tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında bir ücret alınacağı belirtilmiş ise de, bu hususun taraflarca sözleşmede kararlaştırılması, miktarlarının ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirli olması gerektiği, sözleşmede bu hususun düzenlenmediği, bu hali ile alınan ücretlerin haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 17.032,52 TL'nin davalıdan tahsiline, dava tarihinden itibaren 12.451,10 TL’ye avans faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari kredi nedeniyle komisyon vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen 10.12.2007 tarihli kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden; mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, komisyon vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6124 E. 2021/5022 K.
Ortak:kredi kullandırım komisyonu · erken kapama komisyonu · ticari kredi · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan genel kredi ve «teminat» sözleşmesi gereğince davacının 10/12/2007 tarihinde 336.000 TL kredi kullandığı, kredinin «son» taksit ödeme tarihinin 10/12/2017 olup davacının 12/12/2014 tarihinde borcun tamamını kapattığı, davalı tarafından kredi kullandırılması sırasında «ticari kredi kullanım komisyonu» adı altında 3.528,00 TL, borcun kapatılması sırasında «erken kapama komisyonu» adı altında 8.022,00 TL ve vergi olarak 401,10 TL ücret tahsil edildiği, 16/01/2015 tarihinde ise komisyon adı altında 500.00 TL alındığı, sözleşmede ticari kredi kullanım komisyonu ve erken kapama komisyonu alınacağına dair bir hüküm bulunmadığı, bankaların Merkez Bankası’na gönderdikleri listede hangi ücretleri alacaklarının belirtildiği, davalının bu yönde bir iddiası olmadığı, Merkez Bankası’nın 2006/1 Sayılı Tebliği’nde de bu yönde bir düzenleme olmadığı, anılan tebliğde ticari tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında bir ücret alınacağı belirtilmiş ise de, bu hususun taraflarca sözleşmede kararlaştırılması, miktarlarının ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirli olması gerektiği, sözleşmede bu hususun düzenlenmediği, bu hali ile alınan ücretlerin haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 17.032,52 TL'nin davalıdan tahsiline, dava tarihinden itibaren 12.451,10 TL’ye «avans faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen 10.12.2007 tarihli «kredi sözleşmesinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden; mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle «komisyon» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» her ne kadar «masraf» alınabileceği belirtilmiş ise de alınabilecek olan masrafın hangi işlemler için ve ne kadar alınabileceği hususunda açık bir hüküm bulunmadığı, davalı bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta da alınan masrafların hangi somut işlem ve masraf için harcandığı konusunda bir açıklama yapılmadığı, TTK'nın 20. maddesi gereğince «tacir» olan bankanın yaptığı iş ve verdiği hizmet nedeniyle uygun bir ücret alma hakkı bulunmakta ise de, bankaların Merkez Bankası'na gönderdikleri listede hangi ücretleri alacaklarının belirtildiği, davalının bu yönde bir iddia ve ispatının bulunmadığı, Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı tebliğinde de bu ücretlerin alınacağına dair bir hüküm bulunmadığı, Tebliğin 83. maddesinde ticari tahsis ve değerlendirme «komisyonu» adı altında bir ücret alınacağı belirtilmiş ise de, bu hususun taraflarca sözleşmede kararlaştırılması miktarlarının ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirli olması gerektiği, dava konusu olayda ise sözleşmede bu hususa hiç değinilmediği, bu durumun kredi kullanan davacının aleyhine bir durum olduğu ve «dürüstlük kurallarına» da aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle davalı banka tarafından komisyon/masraf adı altında alınan paraların haksız olduğu, davalı banka tarafından tahsil edilen «erken kapama komisyonunun» ise «emsal banka uygulamaları» ile uyumlu olup, davacıya iadesi gereken bir tutar bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.028,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu «ticari kredi» nedeniyle «komisyon» gibi adlar altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle, davalı banka tarafından tahsil edilen ticari «kredi kullanım komisyonları» bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davaya konu «ticari kredi kullanım komisyonu» davalı bankanın temel iştigal konularından olan kredi sağlanması hizmeti karşılığında aldığı bir ücret olup, sözleşmede kararlaştırılmış olması kaydıyla bankanın bu ücreti talep edebileceği ilke olarak kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emsal banka uygulaması · ticari işletme · dürüstlük kuralı · genel kredi sözleşmesi · tacir
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» her ne kadar «masraf» alınabileceği belirtilmiş ise de alınabilecek olan masrafın hangi işlemler için ve ne kadar alınabileceği hususunda açık bir hüküm bulunmadığı, davalı bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta da alınan masrafların hangi somut işlem ve masraf için harcandığı konusunda bir açıklama yapılmadığı, TTK'nın 20. maddesi gereğince «tacir» olan bankanın yaptığı iş ve verdiği hizmet nedeniyle uygun bir ücret alma hakkı bulunmakta ise de, bankaların Merkez Bankası'na gönderdikleri listede hangi ücretleri alacaklarının belirtildiği, davalının bu yönde bir iddia ve ispatının bulunmadığı, Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı tebliğinde de bu ücretlerin alınacağına dair bir hüküm bulunmadığı, Tebliğin 83. maddesinde ticari tahsis ve değerlendirme «komisyonu» adı altında bir ücret alınacağı belirtilmiş ise de, bu hususun taraflarca sözleşmede kararlaştırılması miktarlarının ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirli olması gerektiği, dava konusu olayda ise sözleşmede bu hususa hiç değinilmediği, bu durumun kredi kullanan davacının aleyhine bir durum olduğu ve «dürüstlük kurallarına» da aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle davalı banka tarafından komisyon/masraf adı altında alınan paraların haksız olduğu, davalı banka tarafından tahsil edilen «erken kapama komisyonunun» ise «emsal banka uygulamaları» ile uyumlu olup, davacıya iadesi gereken bir tutar bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.028,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 20. maddesine göre, «tacir» olan veya olmayan bir kişiye, «ticari işletmesiyle» ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir.
Bu durumda, bozma ilamında da işaret edildiği üzere, davalı banka tarafından «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin uygun olup olmadığının «emsal banka uygulamaları» araştırılarak belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7573 E. , 2017/4925 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2015 tarih ve 2015/182-2015/927 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 10/12/2007 tarihinde 336.000 TL tutarında 120 ay vadeli kredi kullandığını, 12/12/2014 tarihi itibari ile kredi borcunun tamamını ödediğini, kredi ilk kullanıldığında 3.528 TL ticari kredi kullanım komisyonu adı altında tahsilat yapıldığını, yine 12/12/2014 tarihinde erken kapama komisyonu adı altında 8.022 TL ve yine bu miktarın BSMV’si olarak 401,10 TL tahsil edildiğini, yine komisyon adı altında 16/01/2015 tarihinde 500 TL haksız olarak tahsilat yapıldığını, alınan ücretlerin genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, förmüler sözleşme şeklinde tipik sözleşme imzalatıldığını, yapılan tahsilatın haksız olduğunu ileri sürerek, 12.451,10 TL’nin işlenmiş faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tacir olup ücret alma hakkına sahip olduğunu, alınan ücretlerin sözleşmede kararlaştırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesi gereğince davacının 10/12/2007 tarihinde 336.000 TL kredi kullandığı, kredinin son taksit ödeme tarihinin 10/12/2017 olup davacının 12/12/2014 tarihinde borcun tamamını kapattığı, davalı tarafından kredi kullandırılması sırasında ticari kredi kullanım komisyonu adı altında 3.528,00 TL, borcun kapatılması sırasında erken kapama komisyonu adı altında 8.022,00 TL ve vergi olarak 401,10 TL ücret tahsil edildiği, 16/01/2015 tarihinde ise komisyon adı altında 500.00 TL alındığı, sözleşmede ticari kredi kullanım komisyonu ve erken kapama komisyonu alınacağına dair bir hüküm bulunmadığı, bankaların Merkez Bankası’na gönderdikleri listede hangi ücretleri alacaklarının belirtildiği, davalının bu yönde bir iddiası olmadığı, Merkez Bankası’nın 2006/1 Sayılı Tebliği’nde de bu yönde bir düzenleme olmadığı, anılan tebliğde ticari tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında bir ücret alınacağı belirtilmiş ise de, bu hususun taraflarca sözleşmede kararlaştırılması, miktarlarının ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirli olması gerektiği, sözleşmede bu hususun düzenlenmediği, bu hali ile alınan ücretlerin haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 17.032,52 TL'nin davalıdan tahsiline, dava tarihinden itibaren 12.451,10 TL’ye avans faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari kredi nedeniyle komisyon vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen 10.12.2007 tarihli kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden; mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, komisyon vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/371857100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz