Rücuan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/2720 E. 2017/4923 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amir banka↗ akreditif↗ taşıma senedi↗ sözleşmenin ihlali↗ cmr konvansiyonu↗ konşimento↗ cmr↗ şirket zararı↗ taşıma sözleşmesi↗ taşıyıcı↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında CMR hükümlerine göre uluslararası taşıma sözleşmesi düzenlendiği, taşınan malların dava dışı ... Firmasına teslim edildiği, B/L yerine CMR olan taşıma evrakının akreditif amiri tarafından kabul edilmediği ve amir banka tarafından bankaya iade edildiği, davacının talebi üzerine ikinci bir CMR’nin daha düzenlendiği, davalı taşıyıcının akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen konşimento talimatında CMR’nin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği CMR’de gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı/gönderilen olarak da ithalatçıyı göstermesinin mutat olduğu, davalı taşıyıcının CMR Konvansiyonu 17. maddesi uyarınca tazmin edilmesini gerektirecek türde davacı şirketin zararına sebep olduğu ve kendisine yazılı yükleme talimatlarına aykırı hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, uluslararası karayolu taşıma sözleşmesinin ihlal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında taşıma sözleşmesi düzenlendiği, taşınan emtianın davalı tarafından dava dışı alıcı firma emrine teslim edildiği tartışmasızdır. Uyuşmazlık, davalı taşıyıcı tarafından düzenlenen taşıma belgesinin akreditif ilişkisindeki amir banka adına düzenlenmeyip, doğrudan alıcı firma adına düzenlenmesi ve teslimatın da o firma emrine yapılmasından kaynaklanmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 06.08.2013 tarihli göndereni davacı, alıcısı dava dışı firma olan ilk taşıma senedinden sonra, davacının talebi üzerine aynı tarihli, göndereni davacı, alıcısı amir banka olan ve üzerinde akreditif numarası da belirtilen ikinci bir taşıma senedinin daha düzenlendiği, davalı taşıyıcının akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen yükleme talimatında taşıma senedinin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği taşıma senedinde gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı olarak da ithalatçı dava dışı firmayı göstermesinin mutat uygulama olduğu yönünde görüş belirtilmişse de; davacı tarafından ikinci bir taşıma senedi düzenlenmesi yönünde bir talimatının olmadığı iddia edilmiş, dosya kapsamından da, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzası olan 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise amir banka olarak düzenlendiği ve üzerinde akreditif numarasının yazılı olduğu, yine amir bankaya ibraz edilen belgenin de bu belge olduğu; buna rağmen davalının savunduğu üzere ve bilirkişi raporunda da teslimata dayanak olarak ilk düzenlendiği kabul edilen, 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise dava dışı firma olarak gösterildiği ve belgede davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzasının olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin de imzası olan, akreditif ilişkisi uyarınca dava dışı amir bankaya ibraz edilen ve davalının da kabulünde olan taşıma belgesi yerine, davacının kaşesi ve yetkilisinin imzası olmayan alıcı olarak dava dışı firmanın gösterildiği aynı tarihli diğer taşıma senedinin davacıyı ilzam edeceğinin kabulü ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14232 E. 2014/17134 K.
Ortak:akreditif · taşıma senedi · sözleşmenin ihlali · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · ibraz · teslim · Rücuan tazminat
İncelediğiniz kararda… nda, 06.08.2013 tarihli göndereni davacı, alıcısı dava dışı firma olan ilk taşıma senedinden sonra, davacının talebi üzerine aynı tarihli, göndereni davacı, alıcısı «amir banka» olan ve üzerinde «akreditif» numarası da belirtilen ikinci bir «taşıma senedinin» daha düzenlendiği, davalı «taşıyıcının» akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen yükleme talimatında taşıma senedinin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği taşıma senedinde gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı olarak da ithalatçı dava dışı firmayı göstermesinin mutat uygulama olduğu yönünde görüş belirtilmişse de; davacı tarafından ikinci bir taşıma senedi düzenlenmesi yönünde bir talimatının olmadığı iddia edilmiş, dosya kapsamından da, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzası olan 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise amir banka olarak düzenlendiği ve üzerinde akreditif numarasının yazılı olduğu, yine amir bankaya «ibraz» edilen belgenin de bu belge olduğu; buna rağmen davalının savunduğu üzere ve bilirkişi raporunda da «teslimata» dayanak olarak ilk düzenlendiği kabul edilen, 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise dava dışı firma olarak gösterildiği ve belgede d …
Firmasına «teslim» edildiği, B/L yerine CMR olan taşıma evrakının «akreditif» amiri tarafından kabul edilmediği ve «amir banka» tarafından bankaya iade edildiği, davacının talebi üzerine ikinci bir CMR’nin daha düzenlendiği, davalı «taşıyıcının» akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen «konşimento» talimatında CMR’nin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği CMR’de gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı/gönderilen olarak da ithalatçıyı göstermesinin mutat olduğu, davalı taşıyıcının CMR Konvansiyonu 17. maddesi uyarınca tazmin edilmesini gerektirecek türde davacı «şirketin zararına» sebep olduğu ve kendisine yazılı yükleme talimatlarına aykırı hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı «taşıyıcı» tarafından düzenlenen taşıma belgesinin «akreditif» ilişkisindeki «amir banka» adına düzenlenmeyip, doğrudan alıcı firma adına düzenlenmesi ve «teslimatın» da o firma emrine yapılmasından kaynaklanmaktadır.
Benzer bu kararda… , davacının dava dışı ... isimli şirkete ihraç ettiği ürünlerin Türkiye'den ...'a davalı tarafından taşındığı, davacı ile anılan şirket arasındaki satım akdinin bir «akreditif» işlemine dayalı olduğu, akreditif mektubunda, akreditif bedelinin tahsil edilebilmesi için istenen belgeler arasında taşınan malın ithalatçısına «teslim» edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı, bu durumda taşımaya konu malın doğrudan alıcısına teslim edilmesinin ve teslimi gösterir belgenin akreditif «lehtarı» davacı tarafından kendi bankası aracılığıyla amir bankaya gönderilmesinin gerektiği, akreditif bedelinin bu şekilde tahsil edilebileceği, diğer bir deyişle söz konusu teslim belgesi bankaya «ibraz» edilmeden akreditif bedelinin tahsil edilemeyeceği, akreditif mektubunda malın alıcısı olarak Pantoviç Doo Şirketi gösterilmesine rağmen CMR senedinde amir bankanın alıcı olarak yazıldığı, CMR senedindeki bu «kaydın» akreditif mektubu ile çeliştiği, oysa akreditif şartlarının tarafların «mutabakatı» olmadan değiştirilemeyeceği, somut olayda da böyle bir mutabakat olmadığından akreditif mektubundaki teslim şartının aksine bir işlem yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı «taşıyıcının» taşınan emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gösterilen şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği, ayrıca akreditif sözleşmesi şartları arasında CMR «taşıma senedinin» bankanın onayı ile alıcıya teslim edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi amir bankanın da bu yönde bir ödememe gerekçesi bulunmadığı, dolayısıyla onay …
Bu durumda, basiretli bir «tacir» gibi hareket etmesi gereken davalı «taşıyıcının», gerek CMR hamule senedinde gerekse de «konişmento» talimatında, «akreditifli» olarak satıldığı belirtilmesine rağmen taşınan emtianın doğrudan ihracaatçısına «teslim» edilmesinden kaynaklanan zarardan sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir Her ne kadar mahkemece, akreditif bedelinin tahsili için istenen belgeler arasında taşınan malın ihracatçısına teslim edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı ve bu nedenle taşımaya konu malın doğrudan ihracatçısına tesliminin gerektiği, davalı taşıyıcının taşıdığı emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gözüken ihracaatçı şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği hususları davanın reddine gerekçe olarak gösterilmiş ise de davalı taşıyıcı akreditif ilişkisinin tarafı olmayıp davalı taşıyıcıya düşen yükümlülük, öncelikle «taşıma sözleşmesinin» gereklerini yerine getirmek ve akidi gönderenin talimatlarına uymaktır.
Zira taraflar arasında «taşıma sözleşmesi» düzenlendiği, taşımaya konu emtianın, «akreditifli» olarak satıldığı, CMR hamule senedi üzerinde alıcı olarak Sırbistan'daki akreditif bankasının gösterildiği, yine senet üzerinde akreditif numarasının yazılı bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen «konişmento» talimatında da banka teyidi olmadan «teslimat» yapılmamasının belirtildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konişmento · mutabakat · lehtar · tacir · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… , davacının dava dışı ... isimli şirkete ihraç ettiği ürünlerin Türkiye'den ...'a davalı tarafından taşındığı, davacı ile anılan şirket arasındaki satım akdinin bir «akreditif» işlemine dayalı olduğu, akreditif mektubunda, akreditif bedelinin tahsil edilebilmesi için istenen belgeler arasında taşınan malın ithalatçısına «teslim» edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı, bu durumda taşımaya konu malın doğrudan alıcısına teslim edilmesinin ve teslimi gösterir belgenin akreditif «lehtarı» davacı tarafından kendi bankası aracılığıyla amir bankaya gönderilmesinin gerektiği, akreditif bedelinin bu şekilde tahsil edilebileceği, diğer bir deyişle söz konusu teslim belgesi bankaya «ibraz» edilmeden akreditif bedelinin tahsil edilemeyeceği, akreditif mektubunda malın alıcısı olarak Pantoviç Doo Şirketi gösterilmesine rağmen CMR senedinde amir bankanın alıcı olarak yazıldığı, CMR senedindeki bu «kaydın» akreditif mektubu ile çeliştiği, oysa akreditif şartlarının tarafların «mutabakatı» olmadan değiştirilemeyeceği, somut olayda da böyle bir mutabakat olmadığından akreditif mektubundaki teslim şartının aksine bir işlem yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı «taşıyıcının» taşınan emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gösterilen şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği, ayrıca akreditif sözleşmesi şartları arasında CMR «taşıma senedinin» bankanın onayı ile alıcıya teslim edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi amir bankanın da bu yönde bir ödememe gerekçesi bulunmadığı, dolayısıyla onay …
Bu durumda, basiretli bir «tacir» gibi hareket etmesi gereken davalı «taşıyıcının», gerek CMR hamule senedinde gerekse de «konişmento» talimatında, «akreditifli» olarak satıldığı belirtilmesine rağmen taşınan emtianın doğrudan ihracaatçısına «teslim» edilmesinden kaynaklanan zarardan sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir Her ne kadar mahkemece, akreditif bedelinin tahsili için istenen belgeler arasında taşınan malın ihracatçısına teslim edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı ve bu nedenle taşımaya konu malın doğrudan ihracatçısına tesliminin gerektiği, davalı taşıyıcının taşıdığı emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gözüken ihracaatçı şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği hususları davanın reddine gerekçe olarak gösterilmiş ise de davalı taşıyıcı akreditif ilişkisinin tarafı olmayıp davalı taşıyıcıya düşen yükümlülük, öncelikle «taşıma sözleşmesinin» gereklerini yerine getirmek ve akidi gönderenin talimatlarına uymaktır.
Zira taraflar arasında «taşıma sözleşmesi» düzenlendiği, taşımaya konu emtianın, «akreditifli» olarak satıldığı, CMR hamule senedi üzerinde alıcı olarak Sırbistan'daki akreditif bankasının gösterildiği, yine senet üzerinde akreditif numarasının yazılı bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen «konişmento» talimatında da banka teyidi olmadan «teslimat» yapılmamasının belirtildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6914 E. 2016/3506 K.
Ortak:akreditif · taşıma senedi · taşıyıcı · ibraz · teslim
İncelediğiniz kararda… nda, 06.08.2013 tarihli göndereni davacı, alıcısı dava dışı firma olan ilk taşıma senedinden sonra, davacının talebi üzerine aynı tarihli, göndereni davacı, alıcısı «amir banka» olan ve üzerinde «akreditif» numarası da belirtilen ikinci bir «taşıma senedinin» daha düzenlendiği, davalı «taşıyıcının» akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen yükleme talimatında taşıma senedinin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği taşıma senedinde gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı olarak da ithalatçı dava dışı firmayı göstermesinin mutat uygulama olduğu yönünde görüş belirtilmişse de; davacı tarafından ikinci bir taşıma senedi düzenlenmesi yönünde bir talimatının olmadığı iddia edilmiş, dosya kapsamından da, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzası olan 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise amir banka olarak düzenlendiği ve üzerinde akreditif numarasının yazılı olduğu, yine amir bankaya «ibraz» edilen belgenin de bu belge olduğu; buna rağmen davalının savunduğu üzere ve bilirkişi raporunda da «teslimata» dayanak olarak ilk düzenlendiği kabul edilen, 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise dava dışı firma olarak gösterildiği ve belgede d …
Firmasına «teslim» edildiği, B/L yerine CMR olan taşıma evrakının «akreditif» amiri tarafından kabul edilmediği ve «amir banka» tarafından bankaya iade edildiği, davacının talebi üzerine ikinci bir CMR’nin daha düzenlendiği, davalı «taşıyıcının» akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen «konşimento» talimatında CMR’nin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği CMR’de gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı/gönderilen olarak da ithalatçıyı göstermesinin mutat olduğu, davalı taşıyıcının CMR Konvansiyonu 17. maddesi uyarınca tazmin edilmesini gerektirecek türde davacı «şirketin zararına» sebep olduğu ve kendisine yazılı yükleme talimatlarına aykırı hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı «taşıyıcı» tarafından düzenlenen taşıma belgesinin «akreditif» ilişkisindeki «amir banka» adına düzenlenmeyip, doğrudan alıcı firma adına düzenlenmesi ve «teslimatın» da o firma emrine yapılmasından kaynaklanmaktadır.
Benzer bu karardaŞirketi gösterilmesine rağmen...senedinde amir bankanın alıcı olarak yazıldığı,.. senedindeki bu «kaydın» «akreditif» mektubu ile çeliştiği, oysa akreditif şartlarının tarafların «mutabakatı» olmadan değiştirilemeyeceği, somut olayda da böyle bir mutabakat olmadığından akreditif mektubundaki «teslim» şartının aksine bir işlem yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı «taşıyıcının» taşınan emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gösterilen şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği, ayrıca akreditif sözleşmesi şartları arasında... «taşıma senedinin» bankanın onayı ile alıcıya teslim edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi amir bankanın da bu yönde bir ödememe gerekçesi bulunmadığı, dolayısıyla onay …
… e, davacının dava dışı ... isimli şirkete ihraç ettiği ürünlerin Türkiye'den...'a davalı tarafından taşındığı, davacı ile anılan şirket arasındaki satım akdinin bir «akreditif» işlemine dayalı olduğu, akreditif mektubunda, akreditif bedelinin tahsil edilebilmesi için istenen belgeler arasında taşınan malın ithalatçısına «teslim» edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı, bu durumda taşımaya konu malın doğrudan alıcısına teslim edilmesinin ve teslimi gösterir belgenin akreditif «lehtarı» davacı tarafından kendi bankası aracılığıyla amir bankaya gönderilmesinin gerektiği, akreditif bedelinin bu şekilde tahsil edilebileceği, diğer bir deyişle söz konusu teslim belgesi bankaya «ibraz» edilmeden akreditif bedelinin tahsil edilemeyeceği, akreditif mektubunda malın alıcısı olarak...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · lehtar · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaŞirketi gösterilmesine rağmen...senedinde amir bankanın alıcı olarak yazıldığı,.. senedindeki bu «kaydın» «akreditif» mektubu ile çeliştiği, oysa akreditif şartlarının tarafların «mutabakatı» olmadan değiştirilemeyeceği, somut olayda da böyle bir mutabakat olmadığından akreditif mektubundaki «teslim» şartının aksine bir işlem yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı «taşıyıcının» taşınan emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gösterilen şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği, ayrıca akreditif sözleşmesi şartları arasında... «taşıma senedinin» bankanın onayı ile alıcıya teslim edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi amir bankanın da bu yönde bir ödememe gerekçesi bulunmadığı, dolayısıyla onay …
… e, davacının dava dışı ... isimli şirkete ihraç ettiği ürünlerin Türkiye'den...'a davalı tarafından taşındığı, davacı ile anılan şirket arasındaki satım akdinin bir «akreditif» işlemine dayalı olduğu, akreditif mektubunda, akreditif bedelinin tahsil edilebilmesi için istenen belgeler arasında taşınan malın ithalatçısına «teslim» edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı, bu durumda taşımaya konu malın doğrudan alıcısına teslim edilmesinin ve teslimi gösterir belgenin akreditif «lehtarı» davacı tarafından kendi bankası aracılığıyla amir bankaya gönderilmesinin gerektiği, akreditif bedelinin bu şekilde tahsil edilebileceği, diğer bir deyişle söz konusu teslim belgesi bankaya «ibraz» edilmeden akreditif bedelinin tahsil edilemeyeceği, akreditif mektubunda malın alıcısı olarak...
-
Teslim engelinde taşımacı göndericiden talimat istemek zorundadır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3265 E. 2020/696 K.
Ortak:akreditif
İncelediğiniz karardaFirmasına «teslim» edildiği, B/L yerine CMR olan taşıma evrakının «akreditif» amiri tarafından kabul edilmediği ve «amir banka» tarafından bankaya iade edildiği, davacının talebi üzerine ikinci bir CMR’nin daha düzenlendiği, davalı «taşıyıcının» akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen «konşimento» talimatında CMR’nin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği CMR’de gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı/gönderilen olarak da ithalatçıyı göstermesinin mutat olduğu, davalı taşıyıcının CMR Konvansiyonu 17. maddesi uyarınca tazmin edilmesini gerektirecek türde davacı «şirketin zararına» sebep olduğu ve kendisine yazılı yükleme talimatlarına aykırı hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı «taşıyıcı» tarafından düzenlenen taşıma belgesinin «akreditif» ilişkisindeki «amir banka» adına düzenlenmeyip, doğrudan alıcı firma adına düzenlenmesi ve «teslimatın» da o firma emrine yapılmasından kaynaklanmaktadır.
… nda, 06.08.2013 tarihli göndereni davacı, alıcısı dava dışı firma olan ilk taşıma senedinden sonra, davacının talebi üzerine aynı tarihli, göndereni davacı, alıcısı «amir banka» olan ve üzerinde «akreditif» numarası da belirtilen ikinci bir «taşıma senedinin» daha düzenlendiği, davalı «taşıyıcının» akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen yükleme talimatında taşıma senedinin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği taşıma senedinde gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı olarak da ithalatçı dava dışı firmayı göstermesinin mutat uygulama olduğu yönünde görüş belirtilmişse de; davacı tarafından ikinci bir taşıma senedi düzenlenmesi yönünde bir talimatının olmadığı iddia edilmiş, dosya kapsamından da, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzası olan 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise amir banka olarak düzenlendiği ve üzerinde akreditif numarasının yazılı olduğu, yine amir bankaya «ibraz» edilen belgenin de bu belge olduğu; buna rağmen davalının savunduğu üzere ve bilirkişi raporunda da «teslimata» dayanak olarak ilk düzenlendiği kabul edilen, 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise dava dışı firma olarak gösterildiği ve belgede d …
Benzer bu kararda… - ihracatçının, Fransa'da mukim firmaya sattığı ürünlerin Fransa'ya kara yolu ile taşıması işini davalı şirketin üstlendiğini, satım ilişkisinde ödeme şekli olarak "«akreditif» ödemesi" kararlaştırıldığını, CMR senetlerinde akreditif bankası "alıcı" olarak, ithalatçı/akreditif amiri ise "«ihbarda» bulunulacak kişi" olarak gösterildiğini, davalı - «taşıyıcı», taşımaya ilişkin belgeler kendisine «ibraz» edilmeksizin malları alıcı firmaya «teslim» ettiği, dava konusu taşımalara ilişkin akreditiflerin «amir banka» tarafından reddedildiğini, dolayısıyla taşımalara ilişkin belgelerin de akreditif bankası tarafından muhabir bankaya ve onun tarafından da ihracatçı/davacıya iade edildiğinin tartışmasız olduğunu, taşıyıcı - davalı tesellüme yarar belgelerin ibrazı olmadan malları alıcı-ithalatçıya teslim ettiğini, CMR 15. maddesi kapsamında eşyanın varış yerine ulaşmasından sonra teslim engelinin ortaya çıktığını, her ne kadar CMR 15. ve 21. maddeleri uyarınca «taşıyıcının sorumluluğu» gündeme gelmekte ise de, somut olayın özellikleri ve dosyada mevcut bilhassa bankadan gelen bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu edilen tek bir taşımanın söz konusu olmadığı, Mayıs 2014 ile Eylül 2014 tarihleri arasında 6 adet taşımanın «uyuşmazlık konusu» olduğu, davacı firma ile müşterisi arasında sadece uyuşmazlık konusu taşımalar değil öncesinde de satışlar yapıldığını, gelen banka belgelerine göre, ilk taşımada …
SAS firmasına «teslimini» gerçekleştirdiğini, davacının ilk sorunlu teslimden sonra halen diğer taşımaları devam ettirmesinin davacı tarafından davalıya talimat verilerek taşıma sürecinin teslim engeli ile kesilmesinin engellenip, «akreditif» ödeme şeklinin vadeli ödemeye çevrilmiş olduğu anlamına geldiği, davacı ilk taşıma sırasında akreditifte sorunlar olduğunu, eksik belgeler nedeniyle amir bankanın ödeme yapmadığını öğrenmesine rağmen diğer taşımaları devam ettirerek teslim engelini ortadan kaldıracak şekilde davalı «taşıyıcıda» haklı bir güven oluşturduğunu, böylece davacı akreditif ödeme şeklinden vazgeçerek ödemeyi vadeli ödeme şekline dönüştürdüğünü, hal böyle olunca davacının bu davranışları karşısında teslim engelinin ortadan kalktığını, akreditif ödeme şeklinin vadeli ödeme şekline dönüşmüş olması karşısında teslim edilen malların bedelinin ödenmemesinden CMR 21. maddesi uyarınca davalı «taşıyıcının sorumlu» tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Dava, uluslararası karayolu taşımasında «akreditif» ödeme şeklindeki satışta «taşıyıcının» CMR hükümlerine aykırı davrandığı iddiasıyla taşınan malların bedelinin dava dışı müşteriden tahsil edilememesi nedeniyle oluştuğu iddia olunan zararın davalı taşıyıcıdan tahsili için girişilen «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sorumluluğu
Benzer bu kararda… - ihracatçının, Fransa'da mukim firmaya sattığı ürünlerin Fransa'ya kara yolu ile taşıması işini davalı şirketin üstlendiğini, satım ilişkisinde ödeme şekli olarak "«akreditif» ödemesi" kararlaştırıldığını, CMR senetlerinde akreditif bankası "alıcı" olarak, ithalatçı/akreditif amiri ise "«ihbarda» bulunulacak kişi" olarak gösterildiğini, davalı - «taşıyıcı», taşımaya ilişkin belgeler kendisine «ibraz» edilmeksizin malları alıcı firmaya «teslim» ettiği, dava konusu taşımalara ilişkin akreditiflerin «amir banka» tarafından reddedildiğini, dolayısıyla taşımalara ilişkin belgelerin de akreditif bankası tarafından muhabir bankaya ve onun tarafından da ihracatçı/davacıya iade edildiğinin tartışmasız olduğunu, taşıyıcı - davalı tesellüme yarar belgelerin ibrazı olmadan malları alıcı-ithalatçıya teslim ettiğini, CMR 15. maddesi kapsamında eşyanın varış yerine ulaşmasından sonra teslim engelinin ortaya çıktığını, her ne kadar CMR 15. ve 21. maddeleri uyarınca «taşıyıcının sorumluluğu» gündeme gelmekte ise de, somut olayın özellikleri ve dosyada mevcut bilhassa bankadan gelen bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu edilen tek bir taşımanın söz konusu olmadığı, Mayıs 2014 ile Eylül 2014 tarihleri arasında 6 adet taşımanın «uyuşmazlık konusu» olduğu, davacı firma ile müşterisi arasında sadece uyuşmazlık konusu taşımalar değil öncesinde de satışlar yapıldığını, gelen banka belgelerine göre, ilk taşımada …
SAS firmasına «teslimini» gerçekleştirdiğini, davacının ilk sorunlu teslimden sonra halen diğer taşımaları devam ettirmesinin davacı tarafından davalıya talimat verilerek taşıma sürecinin teslim engeli ile kesilmesinin engellenip, «akreditif» ödeme şeklinin vadeli ödemeye çevrilmiş olduğu anlamına geldiği, davacı ilk taşıma sırasında akreditifte sorunlar olduğunu, eksik belgeler nedeniyle amir bankanın ödeme yapmadığını öğrenmesine rağmen diğer taşımaları devam ettirerek teslim engelini ortadan kaldıracak şekilde davalı «taşıyıcıda» haklı bir güven oluşturduğunu, böylece davacı akreditif ödeme şeklinden vazgeçerek ödemeyi vadeli ödeme şekline dönüştürdüğünü, hal böyle olunca davacının bu davranışları karşısında teslim engelinin ortadan kalktığını, akreditif ödeme şeklinin vadeli ödeme şekline dönüşmüş olması karşısında teslim edilen malların bedelinin ödenmemesinden CMR 21. maddesi uyarınca davalı «taşıyıcının sorumlu» tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/2720 E. , 2017/4923 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2015 tarih ve 2014/524-2015/1041 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin ...'da faal ... firmasına bedeli akreditif ile ödenmek ve CM-CIC Bankasına teslim edilmek üzere 52 510,70 Euro değerinde tekstil ürünü sattığını, ancak davalı taşıyıcının bu ürünleri alıcısı bu banka olan taşıma belgesi haricinde ve davacının bilgisi ve talimatı dışında alıcısı ... olan ikinci bir hamule senedi düzenleyip banka yerine doğrudan alıcı firmaya teslim ettiğini, oysa akreditifli işlemlerde taşıma belgesinin işleme aracılık eden banka adına tanzim edilmesi gerektiğini, davalı taşıyıcının banka adına tanzimli taşıma senedine aykırı hareketinden dolayı davacının ihraç ettiği ürünlerin bedelini tahsil edemediğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,- TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Türkiye-... arası kara yolu taşıma işini gerçekleştirdiğini ve gümrük işlemlerinin tamamlanabilmesi için ...’daki alıcı emrine teslim ettiğini, bu aşamadan sonra akreditif mukabili gerçekleştirilen ihracat işlemlerinde satıcının esasen banka garantisi altında olan mal bedelini alıcıdan tahsil edemediğini öne sürüp taşıyıcıdan zararının tazmin edilmesini isteyemeyeceğini, kaldı ki müvekkilinin üzerine aldığı taşıma işi ile ilgili olarak ...'dakı nihai alıcı adına düzenlediği ilk CMR'den sonra davacının talebi üzerine akreditif şartını yerine getirilebilmesi için banka emrine de CMR düzenlediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında CMR hükümlerine göre uluslararası taşıma sözleşmesi düzenlendiği, taşınan malların dava dışı ... Firmasına teslim edildiği, B/L yerine CMR olan taşıma evrakının akreditif amiri tarafından kabul edilmediği ve amir banka tarafından bankaya iade edildiği, davacının talebi üzerine ikinci bir CMR’nin daha düzenlendiği, davalı taşıyıcının akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen konşimento talimatında CMR’nin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği CMR’de gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı/gönderilen olarak da ithalatçıyı göstermesinin mutat olduğu, davalı taşıyıcının CMR Konvansiyonu 17.
maddesi uyarınca tazmin edilmesini gerektirecek türde davacı şirketin zararına sebep olduğu ve kendisine yazılı yükleme talimatlarına aykırı hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, uluslararası karayolu taşıma sözleşmesinin ihlal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında taşıma sözleşmesi düzenlendiği, taşınan emtianın davalı tarafından dava dışı alıcı firma emrine teslim edildiği tartışmasızdır. Uyuşmazlık, davalı taşıyıcı tarafından düzenlenen taşıma belgesinin akreditif ilişkisindeki amir banka adına düzenlenmeyip, doğrudan alıcı firma adına düzenlenmesi ve teslimatın da o firma emrine yapılmasından kaynaklanmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 06.08.2013 tarihli göndereni davacı, alıcısı dava dışı firma olan ilk taşıma senedinden sonra, davacının talebi üzerine aynı tarihli, göndereni davacı, alıcısı amir banka olan ve üzerinde akreditif numarası da belirtilen ikinci bir taşıma senedinin daha düzenlendiği, davalı taşıyıcının akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen yükleme talimatında taşıma senedinin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği taşıma senedinde gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı olarak da ithalatçı dava dışı firmayı göstermesinin mutat uygulama olduğu yönünde görüş belirtilmişse de;
davacı tarafından ikinci bir taşıma senedi düzenlenmesi yönünde bir talimatının olmadığı iddia edilmiş, dosya kapsamından da, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzası olan 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise amir banka olarak düzenlendiği ve üzerinde akreditif numarasının yazılı olduğu, yine amir bankaya ibraz edilen belgenin de bu belge olduğu; buna rağmen davalının savunduğu üzere ve bilirkişi raporunda da teslimata dayanak olarak ilk düzenlendiği kabul edilen, 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise dava dışı firma olarak gösterildiği ve belgede davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzasının olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin de imzası olan, akreditif ilişkisi uyarınca dava dışı amir bankaya ibraz edilen ve davalının da kabulünde olan taşıma belgesi yerine, davacının kaşesi ve yetkilisinin imzası olmayan alıcı olarak dava dışı firmanın gösterildiği aynı tarihli diğer taşıma senedinin davacıyı ilzam edeceğinin kabulü ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/371854800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz