6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rücuan tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/2720 E. 2017/4923 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amir banka akreditif taşıma senedi sözleşmenin ihlali cmr konvansiyonu konşimento cmr şirket zararı taşıma sözleşmesi taşıyıcı ibraz teslim

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında CMR hükümlerine göre uluslararası taşıma sözleşmesi düzenlendiği, taşınan malların dava dışı ... Firmasına teslim edildiği, B/L yerine CMR olan taşıma evrakının akreditif amiri tarafından kabul edilmediği ve amir banka tarafından bankaya iade edildiği, davacının talebi üzerine ikinci bir CMR’nin daha düzenlendiği, davalı taşıyıcının akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen konşimento talimatında CMR’nin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği CMR’de gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı/gönderilen olarak da ithalatçıyı göstermesinin mutat olduğu, davalı taşıyıcının CMR Konvansiyonu 17. maddesi uyarınca tazmin edilmesini gerektirecek türde davacı şirketin zararına sebep olduğu ve kendisine yazılı yükleme talimatlarına aykırı hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, uluslararası karayolu taşıma sözleşmesinin ihlal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında taşıma sözleşmesi düzenlendiği, taşınan emtianın davalı tarafından dava dışı alıcı firma emrine teslim edildiği tartışmasızdır. Uyuşmazlık, davalı taşıyıcı tarafından düzenlenen taşıma belgesinin akreditif ilişkisindeki amir banka adına düzenlenmeyip, doğrudan alıcı firma adına düzenlenmesi ve teslimatın da o firma emrine yapılmasından kaynaklanmaktadır.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 06.08.2013 tarihli göndereni davacı, alıcısı dava dışı firma olan ilk taşıma senedinden sonra, davacının talebi üzerine aynı tarihli, göndereni davacı, alıcısı amir banka olan ve üzerinde akreditif numarası da belirtilen ikinci bir taşıma senedinin daha düzenlendiği, davalı taşıyıcının akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen yükleme talimatında taşıma senedinin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği taşıma senedinde gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı olarak da ithalatçı dava dışı firmayı göstermesinin mutat uygulama olduğu yönünde görüş belirtilmişse de; davacı tarafından ikinci bir taşıma senedi düzenlenmesi yönünde bir talimatının olmadığı iddia edilmiş, dosya kapsamından da, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzası olan 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise amir banka olarak düzenlendiği ve üzerinde akreditif numarasının yazılı olduğu, yine amir bankaya ibraz edilen belgenin de bu belge olduğu; buna rağmen davalının savunduğu üzere ve bilirkişi raporunda da teslimata dayanak olarak ilk düzenlendiği kabul edilen, 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise dava dışı firma olarak gösterildiği ve belgede davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzasının olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin de imzası olan, akreditif ilişkisi uyarınca dava dışı amir bankaya ibraz edilen ve davalının da kabulünde olan taşıma belgesi yerine, davacının kaşesi ve yetkilisinin imzası olmayan alıcı olarak dava dışı firmanın gösterildiği aynı tarihli diğer taşıma senedinin davacıyı ilzam edeceğinin kabulü ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Rücuan tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14232 E. 2014/17134 K.

    Ortak: · Rücuan tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6914 E. 2016/3506 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Teslim engelinde taşımacı göndericiden talimat istemek zorundadır

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3265 E. 2020/696 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/2720 E.  ,  2017/4923 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... ...

7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2015 tarih ve 2014/524-2015/1041 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı şirketin ...'da faal ... firmasına bedeli akreditif ile ödenmek ve CM-CIC Bankasına teslim edilmek üzere 52 510,70 Euro değerinde tekstil ürünü sattığını, ancak davalı taşıyıcının bu ürünleri alıcısı bu banka olan taşıma belgesi haricinde ve davacının bilgisi ve talimatı dışında alıcısı ... olan ikinci bir hamule senedi düzenleyip banka yerine doğrudan alıcı firmaya teslim ettiğini, oysa akreditifli işlemlerde taşıma belgesinin işleme aracılık eden banka adına tanzim edilmesi gerektiğini, davalı taşıyıcının banka adına tanzimli taşıma senedine aykırı hareketinden dolayı davacının ihraç ettiği ürünlerin bedelini tahsil edemediğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,- TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin Türkiye-... arası kara yolu taşıma işini gerçekleştirdiğini ve gümrük işlemlerinin tamamlanabilmesi için ...’daki alıcı emrine teslim ettiğini, bu aşamadan sonra akreditif mukabili gerçekleştirilen ihracat işlemlerinde satıcının esasen banka garantisi altında olan mal bedelini alıcıdan tahsil edemediğini öne sürüp taşıyıcıdan zararının tazmin edilmesini isteyemeyeceğini, kaldı ki müvekkilinin üzerine aldığı taşıma işi ile ilgili olarak ...'dakı nihai alıcı adına düzenlediği ilk CMR'den sonra davacının talebi üzerine akreditif şartını yerine getirilebilmesi için banka emrine de CMR düzenlediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında CMR hükümlerine göre uluslararası taşıma sözleşmesi düzenlendiği, taşınan malların dava dışı ... Firmasına teslim edildiği, B/L yerine CMR olan taşıma evrakının akreditif amiri tarafından kabul edilmediği ve amir banka tarafından bankaya iade edildiği, davacının talebi üzerine ikinci bir CMR’nin daha düzenlendiği, davalı taşıyıcının akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen konşimento talimatında CMR’nin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği CMR’de gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı/gönderilen olarak da ithalatçıyı göstermesinin mutat olduğu, davalı taşıyıcının CMR Konvansiyonu 17.

maddesi uyarınca tazmin edilmesini gerektirecek türde davacı şirketin zararına sebep olduğu ve kendisine yazılı yükleme talimatlarına aykırı hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, uluslararası karayolu taşıma sözleşmesinin ihlal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında taşıma sözleşmesi düzenlendiği, taşınan emtianın davalı tarafından dava dışı alıcı firma emrine teslim edildiği tartışmasızdır. Uyuşmazlık, davalı taşıyıcı tarafından düzenlenen taşıma belgesinin akreditif ilişkisindeki amir banka adına düzenlenmeyip, doğrudan alıcı firma adına düzenlenmesi ve teslimatın da o firma emrine yapılmasından kaynaklanmaktadır.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 06.08.2013 tarihli göndereni davacı, alıcısı dava dışı firma olan ilk taşıma senedinden sonra, davacının talebi üzerine aynı tarihli, göndereni davacı, alıcısı amir banka olan ve üzerinde akreditif numarası da belirtilen ikinci bir taşıma senedinin daha düzenlendiği, davalı taşıyıcının akreditif mukabili ödeme şekli ile gerçekleştirilen ihracatta akreditif ilişkisinin tarafı olmadığı, akreditif şartlarından haberdar olmasının beklenemeyeceği, taşıyıcıya verilen yükleme talimatında taşıma senedinin kimin adına düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmediği sürece davalı taşıyıcının düzenlediği taşıma senedinde gönderici olarak davacı ihracatçıyı, alıcı olarak da ithalatçı dava dışı firmayı göstermesinin mutat uygulama olduğu yönünde görüş belirtilmişse de;

davacı tarafından ikinci bir taşıma senedi düzenlenmesi yönünde bir talimatının olmadığı iddia edilmiş, dosya kapsamından da, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzası olan 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise amir banka olarak düzenlendiği ve üzerinde akreditif numarasının yazılı olduğu, yine amir bankaya ibraz edilen belgenin de bu belge olduğu; buna rağmen davalının savunduğu üzere ve bilirkişi raporunda da teslimata dayanak olarak ilk düzenlendiği kabul edilen, 06.08.2013 tarihli taşıma belgesinde gönderenin davacı, alıcının ise dava dışı firma olarak gösterildiği ve belgede davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin imzasının olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacı şirketin kaşesi ve yetkilisinin de imzası olan, akreditif ilişkisi uyarınca dava dışı amir bankaya ibraz edilen ve davalının da kabulünde olan taşıma belgesi yerine, davacının kaşesi ve yetkilisinin imzası olmayan alıcı olarak dava dışı firmanın gösterildiği aynı tarihli diğer taşıma senedinin davacıyı ilzam edeceğinin kabulü ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/371854800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.