Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10898 E. 2014/16122 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
uyuşmazlık konusu↗ protokol↗ taşıyan↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 42/1-b maddesine dayalı davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflara ait markaların İngilizce ve Türkçe anlamları bakımından benzer olmalarına rağmen üzerinde kullanılacakları ürün tüketicilerinin bilinçli ve dikkatli tüketici vasfında oldukları gerekçesiyle markalar arasındaki benzerliğin iltibas tehlikesine yol açmayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, 556 sayılı KHK’nın 81/-b maddesi gereğince “tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa” marka tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir veya marka tescil edilmiş ise bu durum aynı KHK'nın 42/1-b bendine göre hükümsüzlük nedenidir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, karıştırılma ihtimali aynı zamanda uyuşmazlık konusu işaretler arasındaki benzerlik nedeniyle ortama tüketici nezdinde markaların aynı işletmeye ait ancak farklı markalar olduğu ya da farklı işletmelere ait markalar olmasına rağmen bu işletmeler arasında idari ve ekonomik bağlantı bulunduğu düşüncesine de yol açması halinde bir başka deyişle markaların ilişkilendirme ihtimali bulunması da başvurunun reddi veya hükümsüzlük nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, anılan markaları taşıyan ürünlerin ortalama alıcılarının dikkat düzeyleri yüksek olmalarına rağmen markaları ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere işaretlerin benzerliği nedeniyle karıştırılma ihtimali yaratacağından mahkemenin bu görüşüne itibar edilemez.
Ayrıca, mahkemece davalı marka başvurusunun davacıdan önce yapıldığı hususu da kabul edilmiş ise de, dosyadaki mevcut belgeler itibariyle davacı adına tescilli "..." ibareli marka başvurusunun Madrid Protokolüne göre WIPO nezdinde 24.03.2005 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı vekili tarafından verilen karar düzeltme dilekçesinde davaya konu hükümsüzlüğü istenen 2005/33147 sayılı "..." markasının Türkiye’deki başvuru tarihinin 09.08.2005 olmakla birlikte markanın korunmasının 13.06.2005 tarihinden itibaren başladığı belirtilmekte, ancak dosya içinde mevcut ve TPE’den gelen marka tescil belgesinde ise korumanın 09.08.2005 tarihinden itibaren başladığı yazılıdır.
Bu durumda, her iki tarafın dayandığı markaların uluslararası başvuru ve tescil tarihleri ile varsa davalı markasının rüçhanlı başvuru niteliğinde olup olmadığının TPE'den sorularak, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında taraflara ait hangi markanın başvuruda öncelik hakkına sahip olduğu açıklığa kavuşturulmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03.03.2014 gün, 2013/14665 Esas, 2014/4030 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5940 E. 2023/5526 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · taşıyan · eksik inceleme · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, taraflara ait markaların İngilizce ve Türkçe anlamları bakımından benzer olmalarına rağmen üzerinde kullanılacakları ürün tüketicilerinin bilinçli ve dikkatli tüketici vasfında oldukları gerekçesiyle markalar arasındaki benzerliğin «iltibas» tehlikesine yol açmayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, karıştırılma ihtimali aynı zamanda «uyuşmazlık konusu» işaretler arasındaki benzerlik nedeniyle ortama tüketici nezdinde markaların aynı işletmeye ait ancak farklı markalar olduğu ya da farklı işletmelere ait markalar …
Bu durumda, anılan markaları «taşıyan» ürünlerin ortalama alıcılarının dikkat düzeyleri yüksek olmalarına rağmen markaları ilişkilendirme ihtimali de «dahil» olmak üzere işaretlerin benzerliği nedeniyle karıştırılma ihtimali yaratacağından mahkemenin bu görüşüne itibar edilemez.
Benzer bu kararda… ", 2009/33490 sayı ile "LİDER100?S+Şekil" ibareli markalarının TPE'de müvekkilinin markası ile aynı sınıfta tescil edildiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin markasına «iltibas» oluşturacak derecede benzeyen bu markaların 556 sayılı KHK gereğince tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli markaların «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmesini talep etmiştir.
… da uzun denen tiplerini ya da light ya da normal olarak adlandırılan mamullerini tüketirken dahi sürekli tükettiklerinden farklı olan ürünü almadıkları, bu itibarla «iltibas» sonucu markaları karıştırmalarının söz konusu olamayacağı, davacı yanın "LEADER" ya da LİDER" ibareli markalar üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu da sunulan d …
… maddesi anlamında taraflara ait hangi markanın başvuruda öncelik hakkına sahip olduğu açıklığa kavuşturulmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · delil değerlendirmesi · hükümsüzlüğün tespiti · icazet · usuli kazanılmış hak · direnme kararı · kazanılmış hak · dürüstlük kuralı
Benzer bu kararda… nderilen yazı kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde, 2005-33147 nolu marka ile ilgili olarak Paris Sözleşmesi kapsamında davalının İspanya’da 14.12.2004 tarihinde «rüçhan hakkını» elde ettiğinin tespit edildiği, davalıya ait WIPO'nun 851 646 nolu belge içeriği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi gözetilerek somut olayda her ne kadar davacı ve davalı markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmaktaysa da, davalının tarihsel olarak marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ispat ettiği, ülkemizde ilk marka başvurusunun tarihsel olarak davalı tarafından yapıldığı, ülkemizde belirli bir ticari kapasite ile faaliyet gösterdiği ve ilk marka tercihinden sonra da seri markaları için tescil başvurusunda bulunduğu, tarafların faaliyette bulunduğu alanın dar bir ticari saha olması nedeniyle hükümsüzlük davasının uzun süre sessiz kalınarak açılması halinde bu sahaya yatırım yapan davalının ticari faaliyetlerini «olumsuz» olarak etkileyeceği, davacının uzun süre sessiz kalarak huzurdaki davayı açtığı, davacının uzun süredir var olan kullanıma/tescile sessiz kalmış olması sebebiyle bu duruma zımnen «icazet» verdiğinin kabulü gerektiği, davanın açılış tarihi gözetildiğinde davacı davranışının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağından, davanın 2005/33147 nolu marka yönünden sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» ilkesi gözetildiğinde reddi gerektiği gibi davalının hükümsüzlüğü istenen diğer markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davacıdan önce uluslararası tescil ile …
Bozma ilamına uyulmakla davacı lehine «usuli kazanılmış hak» doğmuştur.
… ", 2009/33490 sayı ile "LİDER100?S+Şekil" ibareli markalarının TPE'de müvekkilinin markası ile aynı sınıfta tescil edildiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin markasına «iltibas» oluşturacak derecede benzeyen bu markaların 556 sayılı KHK gereğince tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli markaların «hükümsüzlüğünün tespitine» karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizin 30.12.2016 tarih, 2016/14844 E. ve 2016/9909 K. sayılı kararı ile bozma kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle «direnme» kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10898 E. , 2014/16122 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/03/2013 gün ve 2012/48-2013/49 sayılı kararı onayan Daire’nin 03/03/2014 gün ve 2013/14665-2014/4030 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü, OHİM ve 2005/33187 sayı ile TPE nezdinde tescilli "..." ibareli markasının bulunduğunu, yapılan araştırmalar sonucu davalı şirketin 2005/33147 sayı ile "...", 2009/33485 sayı ile "...+ŞEKİL", 2009/33490 sayı ile "...+ŞEKİL" ibareli markalarının TPE'de tescil edildiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin markasına iltibas oluşturacak derecede benzeyen bu markaların 556 sayılı KHK'nın 8/4-b ve 42'inci maddeleri uyarınca tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüklerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 42/1-b maddesine dayalı davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflara ait markaların İngilizce ve Türkçe anlamları bakımından benzer olmalarına rağmen üzerinde kullanılacakları ürün tüketicilerinin bilinçli ve dikkatli tüketici vasfında oldukları gerekçesiyle markalar arasındaki benzerliğin iltibas tehlikesine yol açmayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, 556 sayılı KHK’nın 81/-b maddesi gereğince “tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa” marka tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir veya marka tescil edilmiş ise bu durum aynı KHK'nın 42/1-b bendine göre hükümsüzlük nedenidir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, karıştırılma ihtimali aynı zamanda uyuşmazlık konusu işaretler arasındaki benzerlik nedeniyle ortama tüketici nezdinde markaların aynı işletmeye ait ancak farklı markalar olduğu ya da farklı işletmelere ait markalar olmasına rağmen bu işletmeler arasında idari ve ekonomik bağlantı bulunduğu düşüncesine de yol açması halinde bir başka deyişle markaların ilişkilendirme ihtimali bulunması da başvurunun reddi veya hükümsüzlük nedeni olarak kabul edilmiştir.
Bu durumda, anılan markaları taşıyan ürünlerin ortalama alıcılarının dikkat düzeyleri yüksek olmalarına rağmen markaları ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere işaretlerin benzerliği nedeniyle karıştırılma ihtimali yaratacağından mahkemenin bu görüşüne itibar edilemez.
Ayrıca, mahkemece davalı marka başvurusunun davacıdan önce yapıldığı hususu da kabul edilmiş ise de, dosyadaki mevcut belgeler itibariyle davacı adına tescilli "..." ibareli marka başvurusunun Madrid Protokolüne göre WIPO nezdinde 24.03.2005 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı vekili tarafından verilen karar düzeltme dilekçesinde davaya konu hükümsüzlüğü istenen 2005/33147 sayılı "..." markasının Türkiye’deki başvuru tarihinin 09.08.2005 olmakla birlikte markanın korunmasının 13.06.2005 tarihinden itibaren başladığı belirtilmekte, ancak dosya içinde mevcut ve TPE’den gelen marka tescil belgesinde ise korumanın 09.08.2005 tarihinden itibaren başladığı yazılıdır.
Bu durumda, her iki tarafın dayandığı markaların uluslararası başvuru ve tescil tarihleri ile varsa davalı markasının rüçhanlı başvuru niteliğinde olup olmadığının TPE'den sorularak, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında taraflara ait hangi markanın başvuruda öncelik hakkına sahip olduğu açıklığa kavuşturulmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03.03.2014 gün, 2013/14665 Esas, 2014/4030 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 03.03.2014 gün, 2013/14665 Esas, 2014/4030 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 21/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/370227100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz