Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4680 E. 2017/3158 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şekil şartı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ muacceliyet↗ ipotek↗ kefalet↗ rücu↗ kefil↗ ihbar↗ ihtar↗ ek tasfiye↗ kredi sözleşmesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ...'ın kullandığı hayvancılık kredisi borcunun, kredinin amacı dışında canlı hayvanları satılıp işletmesinin tasfiye edildiği ve bunun kredi veren bankaca tespit edildiği tarihte herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın muaccel olduğu; diğer davalıların yasanın aradığı şekil şartı eksik olduğundan adi kefalet verdiklerinin kabulü gerektiği ve kredi borçlarının muaccel olmadığı, davacının icra tehdidi ile davaya konu krediyi ödemek zorunda kaldığı gerekçesiyle, davanın ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi borcunu ödeyen ipotek borçlusunun asıl borçlu ve kefillerden rücuan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile kefiller yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemenin de kabulünde olduğu gibi kredi sözleşmesi 27.05.2011 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi öncesinde akdedilmiştir. Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi gereğince, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse,
.../...
kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Dolayısıyla, davaya dayanak olan sözleşmeden kaynaklanan bu uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun uygulanacağı tartışmasızdır. Bu itibarla, mahkemece davanın, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK hükümlerine göre değerlendirilip, davacının davalı asıl borçlu dışındaki müşterek borçlu müteselsil kefillere de kefalet payları oranında rücu etme hakkının olduğu göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kefiller yönünden davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:ipotek · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, yazılı gerekçe ile «kefiller» yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemenin de kabulünde olduğu gibi «kredi sözleşmesi» 27.05.2011 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi öncesinde akdedilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davanın, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK hükümlerine göre değerlendirilip, davacının davalı asıl borçlu dışındaki müşterek borçlu müteselsil kefillere de «kefalet» payları oranında «rücu» etme hakkının olduğu göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile «kefiller» yönünden davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
… vunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ...'ın kullandığı hayvancılık kredisi borcunun, kredinin amacı dışında canlı hayvanları satılıp işletmesinin «tasfiye» edildiği ve bunun kredi veren bankaca tespit edildiği tarihte herhangi bir «ihtar» ve «ihbara» gerek kalmaksızın «muaccel» olduğu; diğer davalıların yasanın aradığı «şekil şartı» eksik olduğundan adi «kefalet» verdiklerinin kabulü gerektiği ve kredi borçlarının muaccel olmadığı, davacının icra tehdidi ile davaya konu krediyi ödemek zorunda kaldığı gerekçesiyle, davanın . …
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4680 E. , 2017/3158 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davad verilen 30/06/2015 tarih ve 2013/289-2015/2818 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'ın 27/05/2011 tarihli genel tarımsal kredi sözleşmesi ilekullandığını, bu krediye müvekkilinin ipotek verip diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, asıl borçlunun temerrüde düşmesi üzerine müvekkilinin 15/04/2013 tarihinde kredi borcunu ödediğini, müvekkiline gerek asıl borçlu gerekse diğer kefillerce hisseleri oranında bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 'nin davalı ...'dan, 17.500’er TL'nin diğer davalılardan yasal faizleriyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ...'ın kullandığı hayvancılık kredisi borcunun, kredinin amacı dışında canlı hayvanları satılıp işletmesinin tasfiye edildiği ve bunun kredi veren bankaca tespit edildiği tarihte herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın muaccel olduğu; diğer davalıların yasanın aradığı şekil şartı eksik olduğundan adi kefalet verdiklerinin kabulü gerektiği ve kredi borçlarının muaccel olmadığı, davacının icra tehdidi ile davaya konu krediyi ödemek zorunda kaldığı gerekçesiyle, davanın ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi borcunu ödeyen ipotek borçlusunun asıl borçlu ve kefillerden rücuan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile kefiller yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemenin de kabulünde olduğu gibi kredi sözleşmesi 27.05.2011 tarihli olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi öncesinde akdedilmiştir. Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi gereğince, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse,
.../...
kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Dolayısıyla, davaya dayanak olan sözleşmeden kaynaklanan bu uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun uygulanacağı tartışmasızdır. Bu itibarla, mahkemece davanın, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK hükümlerine göre değerlendirilip, davacının davalı asıl borçlu dışındaki müşterek borçlu müteselsil kefillere de kefalet payları oranında rücu etme hakkının olduğu göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kefiller yönünden davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359332800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz