6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ödeme emri tebliğinden önce yapılan ödemede vekalet ücreti oranı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2026/586 E. 2026/718 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İcra takibi başlatıldıktan sonra ancak ödeme emri borçluya tebliğ edilmeden önce borçlunun asıl alacağın tamamını haricen ödemesi halinde, bu ödeme takipten önce yapılmış bir ödeme sayılmaz; alacaklı takipte haklı kabul edilir ve borçlu takip tarihine kadar işleyen faiz, icra masrafları ile vekalet ücretinden sorumlu olur. Ancak ödeme emri henüz tebliğ edilmeden ödeme yapıldığından, mahsupta tam vekalet ücreti değil, AAÜT uyarınca 3/4 oranında hesaplanan vekalet ücreti esas alınmalıdır; bu oranın gözetilmemesi nedeniyle fazla hesaplanan bakiye borç üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

Takip sonrası ödeme emri tebliğinden önce yapılan ödemede uygulanacak vekalet ücreti oranı → kısmi kabul

İddia: Davalı vekili, borcun ödeme emri tebliğinden önce ödendiğini, bu nedenle icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu tutulamayacağını, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra takibine başlanılmasından sonra itirazın iptali davası açılmadan önce TBK'nın 100. maddesi uyarınca yapılan kısmi ödemelerin öncelikle takipten önceki işlemiş faiz, takipten ödemeye kadar işleyecek faiz, icra vekalet ücreti, harç ve takip masraflarına mahsup edilmesi gerekir. Takip tarihinden sonra ancak ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan ödeme, takipten önce yapılmış bir ödeme olarak kabul edilemez; alacaklı takipte haklıdır ve borçlu, takip tarihi itibarıyla tespit edilen toplam borç üzerinden icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumludur. Ancak ödeme emri henüz tebliğ edilmeden ödeme yapıldığından, vekalet ücretinin tam değil, AAÜT uyarınca 3/4 oranında hesaplanan miktar üzerinden mahsup edilmesi gerekir. Somut olayda icra takibi 04.09.2024'te başlatılmış, ödeme emri 10.09.2024'te hazırlanmış, 16.09.2024'te tebliğ edilmiş; davalı ise 11.09.2024'te, yani tebliğden önce, asıl alacağın tamamını ödemiştir. Bu durumda takip tarihinden ödeme gününe kadar işleyecek faiz, 3/4 oranında vekalet ücreti ve icra masrafları toplam borca ilave edilip, ödenen tutar bu toplamdan düşülerek bakiye borç hesaplanmalıdır. İlk derece mahkemesinin tam vekalet ücreti esas alarak hesaplama yapması yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

İcra inkar tazminatı talebinin hesaplama hatası nedeniyle yeniden değerlendirilmesi → kabul

İddia: Davacı vekili, kararı yalnızca icra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin hüküm yönünden istinaf ederek müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Bilirkişi rapor ve ek raporunda 3/4 oranında vekalet ücreti takdir edilerek yapılan hesaplamada ödeme tarihi itibarıyla 78.530,49 TL bakiye alacak hesaplanmış olduğu halde, ilk derece mahkemesi tam vekalet ücreti hesabıyla ve talep ile bağlı kalınarak itirazın iptaline karar vermiş, kalan alacağın daima asıl alacak sayılacağı gözetilmeksizin icra inkar tazminatı talebini reddetmiştir. Doğru hesaplamaya göre itiraz süresi içinde borcun ödenmesi halinde AAÜT uyarınca 3/4 oranında vekalet ücretine göre hesaplanan miktara hükmedilmesi gerekirken, fazla alacağa hükmedilerek icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu nedenle itirazın 78.530,49 TL asıl alacak üzerinden kısmen iptaline, fazla istemin reddine ve itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Tahsil harcının hükmedilen miktara dahil edilip edilmediği → ret

İddia: Davalı vekili, ödeme emri kendisine tebliğ edilmeden borcun ödenmesi halinde tahsil harcı alınamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kök ve ek bilirkişi raporunda tahsil harcı hesaplanmamış, hükmedilen miktar içinde tahsil harcı dahil edilmemiştir; bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf sebebinin dayanağı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kalan alacağa faiz işletilmesi talebinin istinaf kapsamı dışında bırakılması → tartışılmadı

Gerekçe: Kalan alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmemiş olmakla birlikte, davacı tarafça karar sadece icra inkar tazminatı ile sınırlı olarak istinaf edildiğinden, faiz başlangıcına ilişkin bu husus istinaf sebebi dışında kaldığından üzerinde durulmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İcra takibi başlatıldıktan sonra ancak ödeme emri tebliğinden önce borçlunun asıl alacağı haricen ödemesi durumunda, mahsupta tam değil 3/4 oranında vekalet ücretinin esas alınması gerektiğine ilişkin tespit yönünden bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali kısmi ödemenin mahsubu (TBK m.100) icra vekalet ücreti oranı (AAÜT) icra inkar tazminatı ödeme emri tebliğinden önce yapılan ödeme tahsil harcı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 100

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO 2026/586

KARAR NO 2026/718

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/12/2025

NUMARASI 2024/731 Esas - 2025/1044 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/04/2026

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili tarafından davalıya yapılan ticari satımların karşılığı olarak davalı tarafından müvekkile ödenmesi gereken 642.950-TL'nin ödenmediği, müvekkilin her türlü ikazına rağmen ödenmeyen ticari alacak sebebiyle müvekkil tarafından 04/09/2024 tarihinde İstanbul Anadolu 14. İcra Dairesinin ... esas numaralı dosyası ile 642.950-TL ödenmeyen bakiye alacağın %48 oranda  ticari temerrüt faizi ile tahsili için 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubuyla tahsili talepli icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından müvekkil şirkete 11.09.2024 tarihinde 642.950- TL ödeme yapıldığı,ödemeyi 13.09.2024 tarihli dilekçe ile icra dosyasına bildirildiği, ödeme emrinin davalıya 16.09.2024 tarihinde tebliğ olunduğu,icra takibine davalı vekili tarafından 17.09.2024 tarihinde dosya borcuna itiraz edildiği, taraflar arasındaki ihtilafın icra takibi açıldıktan sonra ödeme emri borçluya tebliğ olmadan önce asıl alacağın haricen alacaklıya ödenmesi durumunda borçlunun işlemiş faiz, masraf ve vekalet ücretinden sorumlu olup olmayacağı noktasında  olduğu,TBKnın 100.

maddesi hükmü uyarınca alacaklının yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsubunu talep etme hakkı bulunduğunu, davalı şirket tarafından kısmi haricen yapılan 642.950- ödemenin öncelikle faiz, masraf, vekalet ücreti alacağından mahsup edildiğinde 11.09.2024 tarihi itibariyle 101.261,12 TL'lik bakiye asıl alacaklarının kaldığı,emsal nitelikteki mahkeme kararlarında açıkça görüleceği üzere takip günü saat farkıyla yapılan ödemenin dahi takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceği ve borçlunun icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağının kabul edildiği,itirazın 101.261,12- TL'lik bakiye alacak yönünden iptaline,%20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacıya  11.09.2024 tarihinde 642.950-TL tutarında ödeme yapıldığı, halbuki davacı taraf müvekkile haber vermeden, 04.09.2024 tarihinde icra takibi başlattığı,davacının icra takibi başlattığını bilmeden asıl borcunu ödeyen müvekkil şirketin borcun ferilerinden sorumlu olmayacağının açık olduğu,ödeme emri kendisine tebliğ edilmeyen borçlu tarafından dosya borcunun ödenmesi halinde tahsil harcı alınmayacağı, icra dosyasının masraflarından da müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı, davacı, müvekkil şirketten herhangi bir alacağı olmadığı hâlde kötü niyetle icra takibi başlattığı bu nedenle davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece Davalının takip tarihinden sonra 11.09.2024 tarihinde haricen 642.950,02 TL ödeme yaptığı, bu ödeme ile birlikte takibe konu edilen 642.950- TL tutarlı asıl alacağın ödendiği,alınan bilirkişi raporunda; davalının ödeme tarihi olan 11.09.2024 ödeme tarihli kapak hesabı yapılmış olup yapılan kapak hesabına göre davacının takip dayanağı asıl alacağı, faiz ve tüm ferilerinin 721.602,61- TL olduğu, davalının haricen yaptığı ödeme tarihi itibariyle 3/4 vekalet ücreti takdir edildiği  halde 11.09.2024 tarihi itibariyle kalan dosya borcu 78.652,59 TL, tam takdir edildiği takdirde 102.327,24 TL olarak hesaplandığı, İcra vekalet ücretinin ¾ olarak eklenmesi kabul edilirse;

11. 09.2024 ödeme tarihi itibariyle 78.530,49 TL, 09.10.2024 dava tarihi itibariyle 81.422,14 TL bakiye dosya alacağı bulunduğunun tespit edildiğine dair kanaat belirtildiği ,bilirkişi rapor hesabına göre,11.09.2024 ödeme tarihi itibariyle 102.534,24- TL, 09.10.2024 dava tarihi itibariyle 106.309,75- TL bakiye dosya alacağı bulunduğu tespit edildiğinden 101.261,12- TL  itirazının iptaline,şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; Davacı taraf, müvekkil şirket ile arasındaki ticari iş ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalar kapsamında 11.09.2024 tarihinde 642.950- TL ödeme yaptığı,davacı taraf hiçbir şekilde davalı müvekkile haber vermeden, 04.09.2024 tarihinde müvekkil aleyhine İstanbul Anadolu 14. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, Davacının icra takibi başlattığını bilmeden asıl borcunu ödeyen müvekkil şirketin borcun ferilerinden sorumlu olmayacağını,borcunu icra emrinin tebliğinden önce ödediği dikkate alındığında bu borca ilişkin ferilerden sorumlu tutulması hakkaniyete aykırı olacağını, ödeme emri kendisine tebliğ edilmeyen borçlu tarafından dosya borcunun ödenmesi halinde tahsil harcı alınmayacağını icra takibindeki asıl alacağa bağlı ferileri istemekte kötü niyetli olan davacının İcra ve İflas Kanunu’nun anılan hükmü gereği dava konusu meblağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda ödemenin tebliğden sonra yapıldığı tespitinin hatalı olduğunu Mahkeme, davacının talebi doğrultusunda TBK m.

100 hükmünü uygulayarak, müvekkilin ana borç için yaptığı 642.950,02 TL'lik ödemeyi önce faiz, masraf ve vekalet ücretine mahsup ettiğini , ödeme emri tebliğ edilmediği için müvekkil yönünden icra vekalet ücreti ve takip masrafları henüz hukuken talep edilebilir (muaccel) bir borç haline gelmediğini ,tebliğden önce yapılan bu ödeme ile asıl borç sona ermiştir. Asıl borcun sona erdiği bir durumda, İcra takibinin varlığından habersiz yapılan ödemenin, henüz doğmamış veya borçluya bildirilmemiş ferilere (icra vekalet ücreti, tahsil harcı vb.) mahsup edilmesi hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, icra ve masraflara tam hükmedilmesi, tahsil harcı alınmasının alacaklının sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili; kararı sadece sadece icra inkar tazminatı talebimizin reddine ilişkin hükmü yönünden istinaf ettiklerini belirterek müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesin talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itiraza konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak, dava açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşeceğine göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar olmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenen miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yarar yoktur.

(Yargıtay HGK'nın 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli; 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli; 2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları) İcra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle takipten önce ki işlemiş faiz +takipten ödemeye kadar işleyecek  faiz, icra vekalet ücreti, harç ve  takip masraflarına mahsup edilmesi gerekir.

Davalının  takipten sonra  ödeme emri tebliğinden evvel asıl alacağı ödeyerek takibe itiraz ettiği anlaşılmaktadır.İcra takip açıldıktan sonra  hesaba ödeme yapılmış ve takipten evvel işlemiş faiz talep  edilmemiştir."O halde, mahkemece takip günü yapılan ödemenin takipten önce yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceği ve alacaklının takipte haklı olduğu gözetilerek, takip tarihi itibarıyla tespit edilen toplam borç üzerinden borçlunun icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağı kabul edilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, ödeme emrinin tebliğinden önce ödeme yapıldığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmekle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi kabul edilerek mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerekmiştir." (Yargıtay 6 HD nin  2022/895 esas, 2022/1288 karar sayılı ilamı)

Somut olayda icra takibinin 04.09.2024 tarihinde başlatıldığı, borçluya ödeme emrinin tarihinde 10.09.2024 tarihinde hazırlandığı ,16.09.2024 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği , 11.09.2024 tarihinde haricen asıl alacağın tamamının ödendiği anlaşılmaktadır.Bu halde ;takip tarihinden itibaren ödeme gününe kadar işleyecek faiz ,3/4 oranda vekalet ücreti ,icra masraflarının ilave edilerek takip tarihinden sonra yapılan  ödemenin toplam borçtan düşülerek hesaplanması gerekir.Mahkemece tam vekalet ücreti takdir edilmiş ise de henüz ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan ödeme nedeniyle 3/4 vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tam vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde olmamıştır.

Bilirkişi rapor ve ek raporunda3/4 oranda vekalet ücreti takdir edilerek yapılan  hesaplamada ödeme tarihi itibariyle  78.530,49-TL bakiye alacak hesaplandığı  halde tam vekalet ücreti hesabıyla taleple bağlı kalınarak itirazın iptaline ve kalan alacağın daima asıl alacak olacağı  gözetilmeden  icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.Kalan alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmemiş ise de davacı tarafça karar sadece icra inkar tazminatı ile sınırlı olarak istinaf edildiğinden bu kısmın üzerinde durulmamıştır. Davalı vekili tahsil harcı alınamayacağını ileri sürmekte ise de kök ve ek raporda tahsil harcı hesaplanmamış,hükedilen miktar içinde tahsil harcı dahil edilmemiştir.

Açıklanan nedenlerle ; itiraz süresi içinde borcun ödenmesi halinde AAÜT uyarınca 3/4 oranda vekalet ücretine göre hesaplanan miktara hükmedilmesi gerekirken fazla alacağa hükmedilerek icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş,her iki taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından yeniden karar verilerek  itirazın kısmen iptaline ,fazla istemin reddine ,itirazın iptaline karar verilen alacağın %20 si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/731 Esas - 2025/1044 Karar sayılı 11/12/2025 tarihli kararının, HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine davalının itirazının  78.530,49-TLasıl alacak  üzerinden iptaline,

%20 oranda hesaplanan 15.706-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

İlk derece mahkemesine ilişkin olarak;

Alınması gereken 5.364,41-TL karar harcından dava açılırken peşin olarak alınan 1.729,29 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.635,12 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafça yapılan 2.156,89-TL peşin harçların davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,

Davacı tarafından yapılan 15.000-TL bilirkişi ücreti, 365-TL tebliğ gideri olmak üzere toplam 15.365-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 11.830-TL'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,kalanın davacı üzerinde bırkılmasına,

Davacı vekili için takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davanın reddolun kısmı üzerinden davalı lehine takdir olunan 22.730,63-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600-TL arabuluculuk ücretinin 2.772-TL sinin  davalıdan, 828-TL sinin davacıdan alınarak Hazineye ödenmesine,

Davacı tarafından yatırılan 732-TL, davalı tarafından yatırılan 1.729-TL peşin istinaf karar harçlarının yatıran tarafa iadesine,

Davacı tarafından yapılan 415-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında  hesaplanan 320-TL sinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/04/2026

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358816 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.